Ferihan Karasu'dan Tarihi Uyarı:
Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Ahi Enstitüsü tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen 'Anadolu'nun Ahisiyiz, Türkiye'nin Ailesiyiz' projesi, Başkent'te çok konuşulacak bir oturuma ev sahipliği yaptı. 'Ahiyiz, Aileyiz Buluşması' kapsamında düzenlenen 'Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Esnaf ve Sanatkârın Rolü' başlıklı oturumda konuşan İstanbul Tekel ve Gazete Bayileri Odası Başkanı Ferihan Karasu, tarihten günümüze kadının toplumdaki yerini sorgulayan zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
Haberin Özeti
- • İstanbul Tekel ve Gazete Bayileri Odası Başkanı Ferihan Karasu, erkek egemen yapıda 8 dönem rakipsiz seçilerek kadının güvenilirliğini vurguladı.
- • Karasu, Türkiye'de 2002-2009 arası kadın cinayetlerinin %1400 arttığını ve her dakikada bir kadının şiddet gördüğünü açıkladı.
- • Tarihteki Bacıyan-ı Rum gibi kadını yücelten medeniyetten, 6284 sayılı kanuna rağmen kırmızı rujdan tahrik olan anlayışa gelindiğini sorguladı.
Erkek Egemen Teşkilatta Bir Kadın Lider: "Sekiz Dönemdir Rakipsizim"
Konuşmasına kendi başarı hikâyesiyle başlayan Karasu, %90’ı erkeklerden oluşan bir esnaf yapısında 8 dönemdir oda başkanlığı yaptığını hatırlatarak, "Erkeklerin oyuyla, her defasında rakipsiz seçiliyorum. Bu, esnafın kadına olan güveninin bir nişanesidir" dedi. Pandemi döneminde rol model olan kadınların hayatlarını kitaplaştıran Karasu, moderatörlüğünü Fehmi Çalmuk’un üstlendiği oturumda, şiddet konusundaki uzmanlığını ve çarpıcı verileri paylaştı.
"Vatan,
Üstünde Yaşayan İnsanla Kıymetlidir"
Bir vatansever olarak kadını, erkeği ve çocuğu ayırmadan "insan davası" güttüğünü belirten Karasu, 2002-2009 yılları arasında Türkiye’de kadın cinayetlerinin %1400 arttığını vurgulayarak şu acı gerçeği paylaştı:
"Şu an Türkiye'de dakikada bir kadın şiddet görüyor. Biz burada 10 dakika konuşurken, dışarıda 5 kadın şiddete maruz kalıyor. Bu kabul edilemez bir tablodur."
Tarihten Günü
ze Kadın: Bacıyan-ı Rum’dan Günümüz Türkiyesi’ne
Karasu, Anadolu’nun kadim kültüründe kadının her zaman en ön safta olduğunu hatırlatarak çarpıcı bir tarihsel perspektif sundu:
Selçuklu ve Ahilik: "Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı, dünyanın ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum’u (Anadolu Bacıları) kurdu. Avrupa medeniyetinden asırlarca önce kadını örgütleyen bir kültüre sahibiz."
Hacı Bektaş-ı Veli ve Pir Sultan: "Hacı Bektaş 'Kadınlarınızı okutun' derken, Pir Sultan Abdal şiirinde kadını adeta 'kıble' mertebesine koyuyordu. Bu, kadına bakıştaki nezaketin zirvesidir."
Cumhuriyet Devrimi: "Atatürk, Türk kadınının cephedeki mücadelesini gördüğü için haklarını teslim etti. Biz seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce aldık."
Yasalar Var Ama Uygulama Aksıyor: "6284 Can Simidimizdir"
Kadını koruyan yasal düzenlemelere de değinen Ferihan Karasu, 6284 sayılı kanunun hayati önem taşıdığını ancak uygulama noktasında sorunlar yaşandığını ifade etti. Ayşe Paşalı örneğini hatırlatan Karasu, "Karakola giden kadına 'Eşindir, sever de döver de' denildiği an, yasalar işlemiyor demektir. Kutsal aile yapısı ancak eşitlikle mümkündür; şiddet gören kadını o şiddetin içine hapsetmek aileyi kutsal yapmaz," dedi.
Salonu Düşündüren O Zor Sorular
Konuşmasının sonunda toplumsal dönüşüme dikkat çeken Karasu, katılımcılara ve protokole şu can alıcı soruları yöneltti:
"Bacıyan-ı Rum’dan, 'Kadının çalışması caiz değildir' anlayışına nasıl geldik?"
"Kadını kıblesine koyan ozan kültüründen, 'Hamile kadın sokağa çıkamaz' diyen anlayışa nasıl evrildik?"
"Atatürk’ün faziletine güvendiği kadınlardan, kırmızı ruju tahrik unsuru sayıp ceza indirimi alan erkeklerin olduğu bir topluma nasıl ulaştık?"
Ferihan Karasu, Anadolu’nun gerçek ruhunun kadını baş tacı etmek olduğunu belirterek, esnaf ve sanatkârın bu ahlaki dönüşümde en büyük "sigorta" olması gerektiğini vurguladı.