- Haberler
- Çevre-Tarım
- Hayroletti !Kendi Tereyağında Kavrulurken İtalya'ya Avuç Açmak!
Hayroletti !Kendi Tereyağında Kavrulurken İtalya'ya Avuç Açmak!
Anadolu İzlenimleri internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Oluklu'nun gündeme taşıdığı çarpıcı habere göre Türkiye süt ve süt ürünleri piyasasında eşine az rastlanır bir 'yerli üretim vs. ithalat' çelişkisi yaşanıyor. Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim rakamlarına ulaşıldığı bir dönemde, Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) İtalya'dan tereyağı ithal etme kararı sektörde infiale yol açtı.
Türkiye süt piyasası, ekonomi kitaplarına "yönetim beceriksizliği" olarak geçecek bir çelişkiyle çalkalanıyor. Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim rakamlarına ulaşılmışken, depolar tereyağı doluyken ve sanayici "bizde mal var" derken; Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) rotayı İtalya’ya çevirmesi, yerli üreticiye vurulan bir "ithalat sopası" olarak nitelendiriliyor.
Üretim Zirvede, Akıl Nerede? 108 Bin Ton Yetmiyor mu?
Hükümet her fırsatta "yerli ve milli üretim" vurgusu yaparken, rakamlar bu söylemi yalanlayan bir bürokrasiyi işaret ediyor. 2025 yılında 108 bin ton üretim yaparak altın çağını yaşayan Türk süt sektörü, kendi ihtiyacını karşılayacak güçteyken neden İtalyan çiftçisinin yüzü güldürülüyor? 2026’nın ilk aylarında ithalat rakamları sıfıra yakınken, aniden bin tonluk ithalat yetkisinin çıkarılması, "Planlı üretim mi yapılıyor, yoksa günübirlik kararlarla üretici mi cezalandırılıyor?" sorusunu akıllara getiriyor.
ESK: Piyasanın Hakemi mi, Yoksa Tekelci Tüccarı mı?
Süreçteki en tehlikeli viraj, ESK’nın piyasada kurduğu mutlak "tekel". Sektörün gerçek paydaşı olan sanayicinin ithalat taleplerini "piyasa dengesi" gerekçesiyle reddeden kurum, Ocak ayında çıkardığı talimatla tüm yetkiyi kendisine bağladı.
Hammaddeye Engel: Sanayici kaliteli ürün için hammadde bulamazken,
Rafa Müdahale: İtalya’dan gelen bin ton yağ, sanayiye değil doğrudan market raflarına indirilerek piyasadaki yerli ürünün fiyatı suni olarak baskılanıyor.
Ucuz Rafın Bedelini Besici Ödeyecek: Süt Hayvancılığı İdam Sehpasına mı Çıkıyor?
Bürokrasinin "tüketiciye ucuz ürün sunuyoruz" ambalajıyla pazarladığı bu ithalat hamlesi, aslında yerli süt hayvancılığının altına dinamit koyuyor. İthal yağ piyasaya girdiğinde, süt sanayisindeki "yağ değeri" düşecek. Bu düşüş, halihazırda maliyetler altında ezilen besicinin sattığı çiğ süt fiyatlarına doğrudan "indirim" olarak yansıyacak. Yani markette üç-beş kuruş ucuz tereyağı yiyen tüketicinin faturası, ahırdaki üreticiye kesilecek.
Sonuç: İthalat Sopasıyla Üretim Şahlanmaz!
Aksaray’da imha edilen 4,2 ton bozuk gıda skandalı, piyasadaki denetim boşluğunu gösterirken; öte yanda tertemiz yerli üretimin ithalatla baltalanması, gıda güvenliğini de üretimi de tehlikeye atıyor. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey İtalyan tereyağı değil; üreticinin emeğini koruyan, ithalatı bir çözüm değil "mağlubiyet" olarak gören akılcı bir tarım stratejisidir. Yerli üreticiyi kendi pazarında "öksüz" bırakan bu kararlar, orta vadede rafların daha da pahalanmasına ve hayvancılığın bitişine kapı aralayacaktır.