<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Esnaf Haber TV</title>
      <link>https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Türkiye ve dünya gündeminden haberler ve son dakika gelişmeleri takip etmek, editör ve yazarların gündeme dair kaleme aldıkları güncel köşe yazılarını ve analizlerini okumak için, doğru adrestesin.</description>
      <category>Newspaper - Eko-Öykü</category>
      <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 13:11:27 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.esnafhabertv.com/rss/haberler/eko-oyku/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz']]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/garsonluktan-zeki-bey-sirketler-grubu-baskanligina-hayrullah-turker-hayrullah-ahde-vefasi-olmayanin-imani-olmaz/77894/</link>
            <description><![CDATA[Garsonluktan savunma sanayiine uzanan bu devasa başarı öyküsünü Hayrullah Türker, Esnafhabertv.com’a anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/garsonluktan-zeki-bey-sirketler-grubu-baskanligina-hayrullah-turker-hayrullah-ahde-vefasi-olmayanin-imani-olmaz/77894/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 09:46:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Esnafhabertv.com: Hayrullah Bey, sizi tanıyalım. Hayrullah Türker kimdir?</strong></p><p data-path-to-node='5'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Efendim ben 1964 yılında Sinop Boyabat&#39;ta bir esnaf çocuğu olarak dünyaya geldim. Dört kuşaktır Ankara&#39;da ticaretle uğraşıyoruz. Tabii maceramız bayağı uzun. Bu 61 yıllık yaşamda, asıl mesleğimiz lokantacılıkla başladık. Benim dedem işte Ankara&#39;nın o en eski ve en lezzetli yemeklerini yapan Mengenli ustaları tarafından yetiştirilmiş. Daha sonrasında da dedem iki tane oğlunu aşçı yapmış. Sonrasında da kendi lokantalarımızı kurmuşuz. Ben bu lokanta işinde üçüncü kuşağım, dördüncü kuşakta görmüştü. Fakat bu arada lokantacılığın yanında da tabii farklı sektörlerde görev aldık, bir iş yaptık. Hala da devam ediyoruz. Benden sonraki kuşak esnaflıkta beşinci kuşak oluyor.</p><p data-path-to-node='6'><strong>Esnafhabertv.com: Esnaflık sizin için bir aile geleneği. Ticari hayata çocuk yaşlarda nasıl adım attınız?</strong></p><p data-path-to-node='7'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Tabii ki... Ben Ankara Necatibey İlkokulu&#39;ndan mezunum. Biz ilkokula giderken beslenme çantamıza yemek koymak için dedemden amcamdan alırdık. O arada amcam bunu görünce derdi ki, 'Hak etmediniz sofraya oturmayın.' Biz esnaflığı ve ticareti amcamızdan öğrendik ve bize bir iş yapmadan, bir işi bitirmeden asla yemek yedirmezdi. 'Yemeyin derdi, işinizi görün, ondan sonra oturun yiyin' derdi. Ben ilkokul 4. sınıfa giderken ayakkabılara demir çakarak başladım ticarete, esnaflığa. Bir lokantamız vardı orada. Yine babam, amcam bir aileydik ama ben de kendi özgür paramı kazanmak istiyordum. Amcamın o sözleri beni biraz itiyordu. Yani öğrencisin, çocuksun, top oynayacaksın... Mesela ben bugüne kadar böyle mahallede çok rahatlıkla top oynamış değilim. Oynayamadık. Çünkü biz sorumluluk ve görev bilincini esnaf çocuğu olduğumuz için bize oradan verdiler. Hemen çantamızı, kitabımızı, defterimizi eve koyup hemen annem bizi 'Doğru lokantaya gidin. Lokantada çalışacaksınız. Ondan sonracıma babanıza amcanıza yardım edin' diye gönderirdi. Hani tabiri caizse çekirdekten esnaflığa başladık.</p><p data-path-to-node='8'>Ayakkabılara demir çaktıktan sonra altı defa tezgahımı zabıtalar aldı. Yedincisinde gidip zabıtadan o limon sandıklarını ters çevirip tezgah yapıyorduk ona. Çivi demir koyuyorduk. Çok küçük çocuk olduğum için veli olmadan vermiyorlardı. Daha 12 yaşındaki bir çocuğa zabıtada çocuk diye vermiyordu tezgahlarımızı. Hatta yalvara yalvara amcama dedim 'Şu tezgahımı bir kurtar benim' dedim. Amcam dedi ki 'Bu iş senin işin. Taksi tutarsan seninle birlikte gideriz' dedi. Biz Bentderesi&#39;nden Akköprü&#39;ye taksiyle gittik. Oradaki tezgahlarımızın cezasını ödedik. Zabıta ceza kesiyordu, aldık geldik. Sonrasında da o işi bıraktım.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: Sonra gazoz satma dönemi mi başladı?</strong></p><p data-path-to-node='10'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Sonra gazoz satma işine geldik. Gazoz satmak için de sermayeyi rahmetli dedemden aldım. Dedem beş kasa bana o zaman —şimdi o marka yoktur zaten de reklam olmasın— 'Meyko' diye bir gazoz vardı, Meyko&#39;nun gazozu vardı. İşte kolası vardı, meyve suyu vardı. Onlardan beş kasa aldım. Onları efendime söyleyeyim Ulus&#39;ta heykelin önünde kovayla sattım. Hatta bunu örnekleştirebiliriz. Bugün büyük iş adamlığı olan arkadaşlarımız ta esnaflıktan arkadaşlarımdır. Bir iki tane isim verebiliririm. Mesela geçen gün bir taziyede gelen Yakupoğulları&#39;nın sahibi arkadaşım da benimle birlikte orada su satmış. Efendime söyleyeyim bizim tesislerde Recep vardır; ben mısır satarken o öbür tarafta bardak satıyordu halin önünde. Biz gerçekten hani ticarete çok küçük yaşta başladık. Annemizden, babamızdan, ustalarımızdan iş sorumluluğunun ne olduğunu onlardan öğrendik. Dolayısıyla ortaokul lise hayatımıza devam ederken hep çalıştık.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: İlk ustanız dedeniz Mehmet Türkeş&#39;ten bahseder misiniz?</strong></p><p data-path-to-node='12'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Dedem Mehmet Türkeş, Çanakkale Savaşı&#39;nı da görmüş. Atatürk&#39;ü gördüğünü, Çanakkale Savaşı&#39;nı gördüğünü size de şahitlik ettiğinizi çok iyi biliyorum. Çünkü onların da bir videosunu bundan çok uzun yıllar önce sizin bir televizyonda bölge müdürü olduğunuz zamanında çekmiştiniz hatırlıyorum. Bana Beykoz deri fabrikasında, ayakkabı fabrikasında çalıştığını o zaman da anlatmıştı size. Atatürk&#39;ü gördüğünü ve Çanakkale Savaşı&#39;nın 7 yıl falan sürdüğünü anlatmıştı. Tabii o dönemin insanları bambaşkaydı, onlar çok çalışkan insanlardı. Mehmet Türkeş 1950&#39;li yıllarda Ankara&#39;ya gelir. Üç kardeşten bir tanesi bu gurbette para kazanma görevini üstlenir. Diğer iki tanesi de köyde bizim Anadolu&#39;da dediğimiz reçberlik yaparlar; tarımla, tarlayla, hayvancılıkla uğraşırlar. Ankara&#39;da kazandıklarını köye gönderirler, orada birkaç tane daha hayvanımız olsun diye. Biz de 4 kuşaktır falan bu birlikteliği, beraberliği devam ettiriyoruz.</p><p data-path-to-node='13'><strong>Esnafhabertv.com: Ofisinizde sakladığınız o meşhur örs ve çekiçten bahsedelim mi?</strong></p><p data-path-to-node='14'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Ayakkabının kösele olması lazım buraya demir çakabilmek için şöyle alırdık. Tabii bende de böyle biraz solaklık vardı. Şuraya bir demir çakardık. Alırdık. Buradan demir çakardık. Şu yana bir demir çakardık böyle. Sonra bunu çıkartırdık. Şöyle alırdık. Şöyle... Buraya da tersten yaptığımızda buraya da bu şekilde çiviyle böyle demir çakardık. Efendim ben bunu ilk 1975-76 yılıydı, ilk para kazandım. Örsüm ve çekicim... O günden bugüne bunları saklıyorum. Yaklaşık 50 yıl olmuş herhalde. 50 yıldır bunları saklıyorum ve bunları hatıra olarak bırakıyorum.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: Bir de işçi hakları ve misafirperverlik üzerine dedenizden kalan nasihatler var...</strong></p><p data-path-to-node='16'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Rahmetli dedemin bana özellikle nasihati vardı; 'Oğlum çalıştırdığınız işçinin alın teri kurumadan yevmiyesini verin' derdi. Gözü kalmasın. Ve gelen her insana da sofra serin yani izzet ikramda bulunun. Ben yaklaşık bu geleneği, bu sofra kurma geleneğini 40 yıldır devam ettiririm. Normal bir ofisim var burada ama benim her zaman mutfağımda misafirime ikram edeceğim yemeğim vardır. Lokantacılığı bıraktık tabii ama bu her zaman vardır bende. İsterseniz biraz sonra size eski gelenekten çorba da ikram edebiliriz.</p><p data-path-to-node='17'><strong>Esnafhabertv.com: 1990 yılında Altındağ Belediyesi ile yaşadığınız bir ruhsat süreci olmuştu, o dönemden bahseder misiniz?</strong></p><p data-path-to-node='18'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Hiç unutmuyorum dükkan açtık, müracaat ettik. Tabii babayla soy ismimiz farklı olduğu için, bizim de soyismin orijinali Türkeş olduğu için bize o günün küşat müdürü tam 45 gün sonraya randevu verdi. Şart vermedi. Sonrasında ben tabii o zaman çok iyi hatırlıyorum CHP belediyesi vardı. Ali Rıza Koç diye bir belediye başkanı vardı. O 45 gün bekledikten sonra yine bana ruhsatımı vermediler. Sonra ben bir tane akrabam Çankaya ilçe başkanlığı yapmış bir akrabama gittim dedim ki, 'Dayı bize bu küşatı vermiyorlar.' Dayının oradaki tavrı benim hayatımda dönüm noktası olmuştur. 'Bana ne kardeşim senin küşatından, senin küşatınla mı uğraşacağım?' dedi. 8 tane masa var, sekiz tane de aile var; bunu nasıl yaparız diye çaresiz kaldığım noktada, 'Git nasıl çözüyorsan çöz' dedi. Tabii mayamızda da biraz siyasete yatkınlık varmış. O tarih itibariyle ben siyasete de girdim. Siyasete girdikten sonra da tabii bazı kapılar açıldı, bazı kapılar kapandı. Dostlar, arkadaşlar edindim ama hiçbir zaman siyaseti amaç olarak değil de araç olarak kullandım. Amacım olmadı. Güzel dostlar kazandık. Hala o günden tanıdığımız arkadaşlarımla yaklaşık abartmasız bir 40 yıllık dostluğum devam ediyordur.</p><p data-path-to-node='19'><strong>Esnafhabertv.com: Soyadı değişikliğinizin o meşhur ve biraz da trajik hikyesi nedir?</strong></p><p data-path-to-node='20'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Soyadı değişikliğinin hikyesi biraz komik biraz da trajedi. 1964 doğumluyum dedim ya; 1984 yılında Kasım ayında askere giderken eskiden askerlik şubelerine giderdin, sülüslerin hazırlanırdı. Bana 3 gün mühlet verdiler. Hatta ben Yukarı Ayrancı&#39;da bir süpermarketimiz vardı, orayı kapattım. Gece saat 11&#39;de eski terminalden Adana Osmaniye 39. Piyade Tümeni&#39;ne gittik. Herkes zarflarını veriyor. Orada eskiden yazıcılar dolduruyordu sülüsleri. Benim 'Türkeş' olan 'Ş' harfini 'R' gibi yazmış. Oradaki okuyan yazıcı da 'Hayrullah Türker' dedi; ben de 'Benim' dedim. Türkeş demeye cesaretimiz yok, sırada 700-800 kişi var. Sonrasında ben de 'Böyle olsa ne olur' dedim. Cahiliz ya, hukuku bilmiyoruz.</p><p data-path-to-node='21'>Sonrasında bir gün Ankara&#39;daki eve polisler gelmiş, 'Asker kaçağı oğlunuz var' demişler. Babam demiş ki 'Benim oğlum 10 aydır asker.' Ben o sırada Ankara&#39;da Merkez Komutanlığı askeriydim, inzibat olarak yapıyordum askerliği. Sonra karakola gittim. Orada başkomiser Necip Gültekin diye Bolulu bir abimiz vardı. Oğlu da arkadaşımdı, hala görüşürüz. Dedim 'Ne yapacağız Necip abi?' Dedi ki 'Sen Hayrullah Türker&#39;im diyorsun ama kayıtlarda Hayrullah Türkeş var, o asker kaçağı. Sen bu devletin yatağında yatmışsın, yemeğini yemişsin. Devlet senden yediğin ekmeğin parasını alır, askerliğini de saymaz. Bir de dolandırıcılıktan hapse atar.' Ne yapmamız lazım? Yıldırım Bölge&#39;deki askeri savcılığa müracaat ettim. Orada mahkeme kararıyla Türkeş olan soyadımı Türker olarak değiştirmek zorunda kaldım. Allah da nasip etti, Alparslan Türkeş&#39;in partisi Milliyetçi Hareket Partisi&#39;nde de siyaset yaptım.</p><p data-path-to-node='22'><strong>Esnafhabertv.com: Ahilik geleneği sizin başarı yolculuğunuzda nerede duruyor?</strong></p><p data-path-to-node='23'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Ahilik geleneği bir defa ahlaki bir durumdur. Ustasından aldığı eğitimi başka kuşaklara taşıma sanatıdır. Biz büyüklerimizden gördüğümüzü çocuklarımıza ve torunlarımıza aktarmaya gayret ediyoruz. Mesela ahilik geleneğinde bir ustanın yanında çırak lafa giremez. Benim büyüklerim 'Bir aileyi çok iyi tanımak istiyorsan çocukların fotoğrafını iyi çekin' derdi. Eğer o çocuk annenin babanın sözünü kesip devreye giriyorsa o ailede gelenek görenek fazla yürümüyor demektir. Biz büyüklerimizin yanında kimsenin lafını bölmedik. Edep, terbiye, ahlak bunlar çok önemli. Bir de büyüklerimden şunu öğrendim; 'Ahdi vefası olmayan adamın imanı olmaz.' Bunu hep düşünürüm. Geldiğimiz sokaklardan, o yaşadığımız yerlerden kimlere dokunamadık diye geri dönüş yapıp gönüllerini almaya, helallik almaya hep dikkat etmişimdir.</p><p data-path-to-node='24'><strong>Esnafhabertv.com: 2025 yılı 'Başarı Hikyeleri' ödülünü almak sizin için ne ifade ediyor?</strong></p><p data-path-to-node='25'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Bu benim için çok önemli, şerefli ve onurlu bir görevdir. Beni seçtikleri için komiteye, yönetim kuruluna, başta bu organizasyonda büyük emeği geçen Sayın gazeteci Fehmi Çalmuk Beyefendi&#39;ye ve emeğe geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Onlar layık görmüşler. Bizden sonraki gelecek nesillere bir şeyler aktarabildiysek ne mutlu.</p><p data-path-to-node='26'><strong>Esnafhabertv.com: Hayek Şirketler Grubu&#39;ndan ve gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?</strong></p><p data-path-to-node='27'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Ben Hayek Şirketler Grubu başkanıyım. 2026 yılı itibarıyla artık yönetim kurulundan ayrılıp bunu kardeşlerime ve evlatlarıma devrettim. 1997 yılında Zeki Bey Şirketler Grubu&#39;nu kurdum. 2002&#39;de Hayzeki&#39;yi kurdum. Çeba markası dahil yaklaşık 10-11 tane marka kurduk. Su arıtma sistemleri ve Hayzek terliklerini toplumumuza kazandırdık. 61 yaşımıza girince 'Artık gençler bayrağı siz elinize alın' dedik. Benden 7 yaş küçük kardeşim, oğullarım ve yeğenlerimle birlikte bu süreç devam edecek. Bana da 'Artık sen dinlen' dediler.</p><p data-path-to-node='28'><strong>Esnafhabertv.com: Bir rol model olarak çocuklara ve gençlere tavsiyeniz nedir?</strong></p><p data-path-to-node='29'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Ben çocuklara doğru yatırım yapılmasını tavsiye ederim. Para her şekilde kazanılabilir ama iyi eğitimli çocuklar yetiştirmek lazım. Benim üç tane çocuğum var; üçü de üniversite mezunu. Bir tanesi doktor, diğerleri iş adamı. 'Bir lisan, bir insan' felsefesiyle çocuklara iyi eğitim vermek gerekiyor. Biz gurbet çocuklarıyız, tutunabilmek için mücadele ettik. Bu vatan için, bayrak için üretmeye, istihdam sağlamaya çalıştık. Zaman zaman 300-500 insana ekmek verdik. Yaklaşık 60-70 tane ülke gezdim. Vatanına, bayrağına bağlı çocuklar yetiştirilirse geleceğe daha umutla bakılır.</p><p data-path-to-node='30'><strong>Esnafhabertv.com: Ofisinizdeki o özel hatıraları bizimle paylaşır mısınız?</strong></p><p data-path-to-node='31'><strong>Hayrullah Türker:</strong> Tabii... Mesela şu gördüğünüz terlikler 14 yıl fabrika işlettim, bunların her bir modelini geliştirmek 9 ayımı almıştı. 67&#39;ye yakın modelimiz vardı ve her biri patentlidir. 20 yıl önce tasarladığımız plaj çantası, İtalya&#39;dan getirdiğimiz ham maddelerle yapıldı. Şu daktiloyu askerde kullanmıştım. Hesap makinesi, hesap makineleri... Şu mesela benim eşimin rahmetli Döndü teyzesinin hediyesidir, 70 yıllıktır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/garsonluktan-zeki-bey-sirketle_1770193999_KmUX0n.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/garsonluktan-zeki-bey-sirketle_1770193999_KmUX0n.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çıraklıktan Dünya Markasına: Avni Ongurlar ve Hafız Mustafa 1864’ün Ahilik Yolculuğu]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/cirakliktan-dunya-markasina-avni-ongurlar-ve-hafiz-mustafa-1864-un-ahilik-yolculugu/77818/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği tarafından "Başarı Hikayesi" ödülüne layık görülen Avni Ongurlar, sadece bir gıda devinin yöneticisi değil, aynı zamanda tekstil sektöründe Avrupa’yı fethetmiş bir iş insanı. Ongurlar’ın başarısının temelinde, çocuk yaştaki tekstil çıraklığı ve bu işi uluslararası boyuta taşıma azmi yatıyor. Avni Ongurlar "Ustalar Konuşuyor" programına konuştu]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/cirakliktan-dunya-markasina-avni-ongurlar-ve-hafiz-mustafa-1864-un-ahilik-yolculugu/77818/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:52:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Tekstil Çıraklığından Avrupa&#39;da Ticaret Elçiliğine</strong></p><p data-path-to-node='5'>1954 Eskişehir doğumlu olan Avni Ongurlar, kökleri Konya Karamanoğlu ve Makedonya&#39;ya uzanan 'Evladı Fatihan' bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. Ticaretle henüz 7 yaşındayken dedesinin Sümerbank mağazasında tanışan Ongurlar, bu süreci şu sözlerle aktarıyor:</p><p data-path-to-node='5'><strong>'Ticarette çok küçük yaşta dedemin kurduğu mağazalarda çalıştım. Çıraklıktan başladık, kalfa olduk, tezgahtar olduk. 17-18 yaşlarında İstanbul&#39;a göç ettim ve tekstil işine devam ettim. Rusya ve Fransızlarla çalışırken krizler olunca Türkiye&#39;deki tekstil işini noktaladım ve yurt dışına taşıdım. Fransa ve Belçika&#39;da 14 sene şirketim vardı; dürüst çalışarak başarılı oldum.'</strong></p><strong>Hafız Mustafa 1864 ile Geleneksel Tatların Küresel Vizyonu</strong><p data-path-to-node='8'>Tekstil sektöründeki tecrübesini tarihi bir mirası devralarak gıda sektörüne taşıyan Ongurlar, Hafız Mustafa 1864 markasını nasıl ayağa kaldırdığını şu sözlerle ifade ediyor:</p><p data-path-to-node='8'><strong>'Hafız Mustafa 1864&#39;ü devraldıktan sonra 6 kişiyle başladım. Kalite düşmüştü; sıfırdan başladım ve üzerine baklavayı, lokumu, pastayı ve muhallebiyi koydum. İddia ediyorum; benim kullandığım fıstığı dünyada kullanan yoktur. En iyi tereyağını kullanırım. Markamızı dünyaya tanıtıyoruz. Türk bayrağı rengindeki çantalarımızdan ambalajlarımıza kadar en kaliteli malzemeyi kullanıyoruz.'</strong></p><strong>Londra&#39;dan Amerika&#39;ya: Yurt Dışı Faaliyetleri ve Teknoloji Hamlesi</strong><p data-path-to-node='11'>Hafız Mustafa 1864, bugün sadece Türkiye&#39;de değil, dünyanın en stratejik noktalarında Türk lezzetlerini temsil ediyor. Ongurlar, yurt dışı operasyonlarını şu detaylarla paylaşıyor:</p><p data-path-to-node='11'>'<strong>Oğullarım Emre ve Eren&#39;i yanıma aldım. Yurt dışında Londra&#39;da mağazamız ve fabrikamız var. Orada da çok ciddi çalışıyoruz; 5 dükkanımız oldu. Gelenlerin çoğu turist. Online sistemimizle iki günde Amerika&#39;ya, bir günde Almanya, İtalya ve Fransa&#39;ya teslimat yapıyoruz. Dünyanın her yerine ulaşıyoruz.'</strong></p><strong>Tekstil Serüveni: Çıraklıktan Avrupa Şirketler Grubuna</strong><p data-path-to-node='5'>Avni Ongurlar&#39;ın tekstil ile olan bağı, dedesinin Eskişehir&#39;deki Sümerbank mağazasında henüz 7-8 yaşındayken attığı adımlarla başladı. Bu süreç, sadece bir ticaret başlangıcı değil, bir hayat okuluydu:</p><p data-path-to-node='6,0,0'><strong>Çıraklık ve Kalfalık Dönemi:</strong> Dedesinin yanında başladığı tekstil işinde ustalardan el alarak; kalfa ve tezgahtar oldu. Emek sarf ederek işin her kademesini mutfağında öğrendi.</p><p data-path-to-node='6,1,0'><strong>İstanbul ve İhracat Dönemi:</strong> Üniversite eğitiminin ardından İstanbul&#39;a göç ederek tekstil işini buraya taşıdı. Rusya pazarıyla yoğun bir ticaret yürüttü.</p><p data-path-to-node='6,2,0'><strong>Avrupa&#39;da 14 Yıllık Başarı:</strong> Türkiye&#39;de yaşanan ekonomik krizler nedeniyle tekstil işini yurt dışına kaydırdı. <strong>Fransa ve Belçika&#39;da 14 yıl boyunca</strong> kendi şirketini yönetti. Fransızlarla ve diğer Avrupalılarla tekstil ticareti yaparak rüştünü uluslararası arenada ispatladı. Dürüst çalışma prensibiyle Avrupa pazarında başarılı olduktan sonra İstanbul&#39;a dönerek gıda sektöründeki büyük hamlesini yaptı.</p><strong>Hafız Mustafa Ailesinde Yeni Nesil: Emre ve Eren Ongurlar</strong><p data-path-to-node='8'>Avni Ongurlar, tekstil ve restoran işletmeciliğinden gelen tecrübesini sadece bir marka devralarak değil, çocuklarını da aynı 'Ahilik' disipliniyle yetiştirerek taçlandırdı. Oğulları <strong>Emre ve Eren Ongurlar</strong>, bugün markanın küresel operasyonlarının merkezinde yer alıyor:</p><p data-path-to-node='9,0,0'><strong>Çocukluktan Gelen Tecrübe:</strong> Oğulları daha ilkokula bile gitmeden babalarının Eskişehir&#39;deki restoranında çalışmaya başladılar. Ticaretin tozunu yutarak büyüyen yeni nesil, tekstil döneminde de babalarına aktif olarak yardım ettiler.</p><p data-path-to-node='9,1,0'><strong>İş Bölümü ve Uzmanlık:</strong> Bugün Hafız Mustafa 1864&#39;ün yönetiminde tam bir görev dağılımı hakim. Oğullarından biri; <strong>baklava, lokum, muhallebi ve pasta</strong> üretiminin yapıldığı devasa fabrikanın başında imalatı yönetiyor. Diğer oğlu ise markanın vitrini olan <strong>mağazaların yönetiminden ve operasyonlarından</strong> sorumlu.</p><p data-path-to-node='9,2,0'><strong>Küresel Temsil:</strong> Babalarından aldıkları 'feyiz' ve 'Ahilik terbiyesi' ile Londra, Dubai ve yakında Amerika&#39;da açılacak olan şubelerin yönetiminde, babalarının en büyük destekçileri ve markanın gelecekteki teminatları olarak görev yapıyorlar.</p>'<strong>Torunlarımı da Aynı İlhamla Yetiştiriyorum'</strong><p data-path-to-node='11'>Avni Ongurlar, usta-çırak ilişkisinin sadece iş yerinde değil, aile içinde de devam etmesi gerektiğine inanıyor. Kendi ustalarından aldığı terbiyeyi çocuklarına aktardığı gibi, şimdi de torunlarını aynı yöntemle hazırlıyor:</p><p data-path-to-node='11'><strong>'Kendi torunlarım var. Torunlarımı da aynı şekilde yetiştiriyorum. Bizden aldıkları tecrübeyle, bizden aldıkları ilhamla, bizden aldıkları feyizle; bizim ustalarımızdan nasıl feyiz aldıysak aynı şekilde devam ettiriyorlar ve bu işte başarımızı sürdürüyoruz.'</strong></p><strong>Ahilik Geleneği: Emekçi Kardeşliği ve Usta-Çırak Kültürü</strong><p data-path-to-node='14'>Avni Ongurlar, başarısının temel sırrının çocuklukta aldığı 'Ahilik Terbiyesi' olduğunu vurguluyor. Yanında çalışan herkesi birer 'emekçi kardeş' olarak gören Ongurlar, geleneği şu şekilde yaşatıyor:</p><p data-path-to-node='14'><strong>Yanımızda çalışan emekçi kardeşlerimiz, bizim aldığımız Ahilik terbiyesiyle kendilerine yön verdiler. Aynı sistemle çalışıyoruz. Kendi torunlarımı da aynı şekilde yetiştiriyorum; biz ustalarımızdan nasıl feyiz aldıysak, onlar da bizden aynı ilhamı alıyorlar. Tek işimiz bu; ciddiyetimiz ve yoğunluğumuz gıda üzerine. Örnek olabilirsem ne mutlu bana.'</strong></p><strong>Eğitime Ahice Bir Armağan: İş Garantili Hafız Mustafa Okulu</strong><p data-path-to-node='17'>Kazancını lüks yerine topluma değer katacak projelere, özellikle de eğitime yatıran Ongurlar, Eskişehir&#39;de ailesi adına yaptırdığı okulun ardından İstanbul&#39;da dünyada eşi benzeri az görülen bir projeye imza atıyor:x</p><p data-path-to-node='17'><strong>'Eskişehir&#39;e ailemin armağanı olarak Hacı Hatice Ongurlar Ortaokulu&#39;nu yaptık. Şimdi ise İstanbul Kağıthane&#39;de Sayın Valimiz Davut Gül&#39;ün desteğiyle </strong><strong>Hafız Mustafa 1864</strong><strong> isminde bir okul yapıyoruz. Bu okul ortaokul olacak ve </strong><strong>iş garantili</strong><strong> olacak. Burada yetiştirdiğimiz ustaları, tezgahtarları Dubai, Londra ve Amerika&#39;daki şubelerimize göndereceğiz. Devletime böyle bir katkı sağladığım için çok mutluyum.'</strong></p><strong>Dünya Ahilerinden Takdir: 'Estağfurullah, Çok Değerli Ustalarımız Var'</strong><p data-path-to-node='20'>Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği&#39;nin kendisine tevcih ettiği ödülden duyduğu mahcubiyeti ve mutluluğu şu sözlerle dile getirdi:</p><p data-path-to-node='20'><strong>'Dünya Ahilik ödülüne layık görüldüğümü duyunca; estağfurullah, bizden çok daha değerli ahi abilerimiz, ustalarımız var dedim. Ama çok mutlu oldum. Bu mutluluk ailemin ve yanımda çalışan emekçi kardeşlerimin mutluluğudur. Bütün Ahi Evran abilerimize, ustalarımıza başarılar diliyorum.'</strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cirakliktan-dunya-markasina-av_1769168219_jSmuV0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çıraklıktan Dünya Markasına: Avni Ongurlar ve Hafız Mustafa 1864’ün Ahilik Yolculuğu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/cirakliktan-dunya-markasina-av_1769168219_jSmuV0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yunus Bakışgan... Babamın Nasihatı var; 'Müşteri tok kalksın, gönlü hoş kalksın']]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/yunus-bakisgan-babamin-nasihati-var-musteri-tok-kalksin-gonlu-hos-kalksin/77684/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği - Ahi Enstitüsü tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi kapsamında ödül alan Halil Usta’nın Fırınlı Et Lokantası’nın genç temsilcisi Yunus Bakışgan, Esnafhabertv.com’a özel açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/yunus-bakisgan-babamin-nasihati-var-musteri-tok-kalksin-gonlu-hos-kalksin/77684/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 17:23:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-path-to-node='4'>Gaziantep&#39;in ticaret hafızasında 96 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Halil Usta&#39;nın mirasını devralan 3. kuşak temsilci Yunus Bakışgan (35), babası Halil Usta&#39;dan devraldıkları sancağı kardeşi Abdullah Bakışgan ile birlikte gururla taşıyor.</p><p><strong>Deden babaya, babadan oğula bir asırlık serüven</strong></p><p data-path-to-node='6'>Aslen Gaziantepli olduklarını ve mesleğin nesiller boyu aktarıldığını belirten Yunus Bakışgan, 'Biz 3. kuşağız abi. Dedemden babama, babamdan bize... 2014 yılından itibaren biz burada babamla beraber çalışıyorduk. 2020 yılında babamız, ustamız aramızdan ayrıldı. 2020&#39;den beri biz iki kardeş olarak burayı işletiyoruz' dedi. Babası Halil Usta&#39;nın yokluğuyla ilgili duygularını dile getiren Bakışgan, 'Anlatılmaz abi o ya. Yani baba sevgisi, baba eksikliği çok ayrı bir şey yani. Onun ifadesi yok' şeklinde konuştu.</p><strong>Eğitimden esnaflığa geçiş süreci</strong><p data-path-to-node='8'>Mesleğe başlama sürecine değinen Bakışgan, ortaokulu bitirdikten sonra tamamen iş hayatına atıldığını ifade etti. Çocukluk yıllarında okuldan çıktıktan sonra sürekli dükkana geldiğini söyleyen Yunus Usta, 'Okuma isteği bende de yoktu, kardeşimde de yoktu. Esnaflık içinde büyüdük, esnaf olarak yetiştik. Pişman da değilim okumadığım için' dedi. Ailenin kökeninin kasaplığa dayandığını belirten Bakışgan, İbrahimli bölgesine 2011 yılında lokanta sektörüyle giriş yaptıklarını, dedesinin ve büyük dedesinin de kasap olduğunu hatırlattı.</p><strong>Lahmacunla başlayan fırınlı et lokantası yolculuğu</strong><p data-path-to-node='10'>İşletmenin kuruluş amacını anlatan Yunus Bakışgan, 'Esas mesleğimiz kasap olduğu için ilk giriş amacımız sadece lahmacun üzerineydi. Mahalle fırınlarından çok aşırı şekilde bıkmıştık, müşterilerden şikayet alıyorduk. Bundan dolayı fırınlı et lokantasına girdik. Sonradan müşterilerimizin yönlendirmesiyle kebaba da girdik, Beyran&#39;a da girdik. Ama bizi öne çıkaran ürünümüz lahmacundur' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Babadan kalan altın nasihatler</strong></p><p data-path-to-node='12'>Mesleğin püf noktalarını babasından aldığı öğütlerle açıklayan Bakışgan, 'İşini severek yapmak en önemlisi. İşimize aşkla bağlıyız. Babamızın bize çok büyük bir nasihati var; &#39;Müşteri tok kalksın, gönlü hoş kalksın.&#39; Aile kültürümüzde bu işin hilesi olmaz. Elin temiz, gönlün temiz olacak. Usta eli değmeyen yemek eksik kalır' dedi.</p><p><strong>Dünya ahileri ödülü ve gelecek nesiller</strong></p><p data-path-to-node='14'>Dünya Ahileri Ödülü&#39;ne layık görülmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Bakışgan, 'Bu bizim için bir sorumluluk, aile adına gurur, gelecek nesillere bir mirastır. Babamızdan aldığımız emaneti bu bayrakta sürdürmeye ve bizden sonraki nesillere de teslim edeceğiz inşallah' diyerek hedeflerini paylaştı.</p><strong>Herkes fenerbahçeli, biz ekmek sporluyuz</strong><p data-path-to-node='16'>Ailedeki futbol çekişmesine de değinen Yunus Bakışgan, 'Biz dört kardeşiz. En büyük abim ve Abdullah abim koyu Fenerbahçelidir. Ben maçı sevemedim bir türlü, ısınamadım. Benle babam Ekmek Sporluyuz abi. Biz ekmeğimizdeyiz, işimizdeyiz' diyerek sözlerini esprili bir şekilde tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yunus-bakisgan-babamin-nasihat_1767882229_vw54Wl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yunus Bakışgan... Babamın Nasihatı var; 'Müşteri tok kalksın, gönlü hoş kalksın' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yunus-bakisgan-babamin-nasihat_1767882229_vw54Wl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Abdullah Bakışgan...İşçiliğini bilmediğin işin ustalığını yapamazsın !]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/abdullah-bakisgan-isciligini-bilmedigin-isin-ustaligini-yapamazsin/77681/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği - Ahi Enstitüsü tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi kapsamında "3. Nesil Mesleğini Yaşatanlar" kategorisinde ödül alan Abdullah Bakışgan,  "ustalar konuşuyor" programına meslek hayatına dair samimi açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/abdullah-bakisgan-isciligini-bilmedigin-isin-ustaligini-yapamazsin/77681/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 13:44:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-path-to-node='5'>aziantep ticaret hayatında 1930&#39;lu yıllardan bu yana sönmeyen bir fırın ateşinin ve sarsılmaz bir esnaf ahlakının temsilcisi olan Abdullah Bakışgan, <strong>'3. Nesil Mesleğini Yaşatanlar'</strong> kategorisinde aldığı ödülün ardından <strong>Esnafhabertv.com</strong>&#39;a özel açıklamalarda bulundu. Bakışgan, ödülün kendisinden ziyade bu yolu açan atalarına ait olduğunu vurguladı.</p><p><strong>'Bu ödülü aramızdan ayrılan atalarımız adına alıyoruz'</strong></p><p data-path-to-node='7'>Aldığı ödülün manevi yükünün çok büyük olduğunu ifade eden Abdullah Bakışgan, bu anlamlı organizasyon için emeği geçenlere teşekkür ederek şu açıklamalarda bulundu:</p><p data-path-to-node='7'><strong>'Allah razı olsun bu organizasyonda bizi layık görenlerden. Allah herkesin işini rast getirsin. Biz bu ödülü aslında şahsım adına değil; aramızdan ayrılan Ökgeç dedem, babamız, ustamız ve atalarımız adına alacağız. İnşallah onların istediği gibi bir evlat olmuşumdur. Bundan yana hiçbir şüphem, herhangi bir sıkıntım yok. Atalarımızın 1930&#39;lu, 35&#39;li yıllardan beri yaşattığı bu ismi bugün evlatları olarak sürdürdüğümüz için çok iyi ve gururluyuz.'</strong></p><strong>İlkokul yıllarından bugüne esnaflık hayatı</strong><p data-path-to-node='6'>İşletmeyi kardeşiyle birlikte devralan 39 yaşındaki Abdullah Bakışgan, mesleğe çok küçük yaşlarda başladığını belirterek, 1930-35&#39;li yıllardan beri üç kuşaktır bu işi sürdürdüklerini ifade etti. 1987 doğumlu olduğunu ve ilkokul 3. sınıftan beri dükkanda olduğunu dile getiren Bakışgan, 'İçerimde okuma hissi hiçbir zaman olmadı. Ustalarım, atalarım ve büyüklerimden izlediğim iş hayatının, ticaret hayatının okumaktan daha iyi olacağını düşündüm' diyerek 2000 yılından beri fiilen, toplamda ise 30 yıldır esnaflık hayatının içinde olduğunu vurguladı.</p><strong>İşçiliğini bilmediğin işin ustalığını yapamazsın</strong><p data-path-to-node='8'>Başarının yolunun işin temelinden geçmek olduğunu söyleyen Bakışgan, 'Birincisi işini seveceksin, işinin işçiliğini bileceksin. İşinin işçiliğini bildiğin zaman her işin üstesinden bir şekilde gelirsin' dedi. Atalarından öğrendiği en büyük dersin 'İşçiliğini bilmediğin işin ustalığını yapamazsın' sözü olduğunu hatırlatan Bakışgan, esnafın yüreğinin büyük olması gerektiğini ve müşteriyi en güzel şekilde ağırlayıp memnun ederek göndermek zorunda olduklarını belirtti. Bakışgan ayrıca, Ahiliğin evvel zamanda uygulanan ahlakı şimdiki nesle öğretmek olduğunu dile getirdi.</p><p><strong>Yeni nesil ve iş ahlakı sorunu</strong></p><p data-path-to-node='10'>Günümüzde yaşanan en büyük zorluğun yetişen nesil olduğunu ifade eden Bakışgan, 2000 yılından sonraki nesilde iş ahlakının zayıfladığını savundu. Elinde telefon ve bilgisayarla büyüyen çocukların işi sevmediğini belirten Bakışgan, 'Büyüklerimiz bize bir şeyi anlattığında hemen aklımıza alırdık. Bu neslin en büyük sorunu iş sevmedikleri için bizim üzerimize düşen onlara öğretmek ve eğitmek' dedi. Atasından kalan 'Alırsan altın bilezik, almazsan sen bilirsin' sözüne sadık kalarak o altın bileziği aldığını söyleyen Bakışgan, kendi çocuklarının da esnaflığı sürdürmesini istediğini ancak hazır gıdaya dönüş ve insanla uğraşmanın ağırlaşması nedeniyle endişeli olduğunu sözlerine ekledi.</p><strong>Fenerbahçe ve Antepspor tutkusu</strong><p data-path-to-node='12'>Sosyal hayatındaki tercihlerine de değinen Abdullah Bakışgan, iyi bir Fenerbahçeli olduğunu ve bunu hiçbir zaman inkar etmediğini belirtti. 'Her yer sarı lacivert' diyen Bakışgan, aynı zamanda iyi bir Antepsporlu olduğunu ancak renklerin kendisi için öncelikli olduğunu, her iki takımın da gönlünde eşit ama farklı yer tuttuğunu ifade etti.</p><strong>Atalardan kalan emanet ve vefa</strong><p data-path-to-node='14'>Konuşmasının sonunda vefa vurgusu yapan Bakışgan, alacağı ödülü aramızdan ayrılan dedesi Ökkeş ve babası Halil Usta adına alacağını kaydetti. Babasının vefatının üzerinden 6 yıl geçtiğini ve eksikliğinin bitmeyeceğini söyleyen Bakışgan, 'Ben o insanın elinin altında yetiştim, üzerimde inanılmaz emekleri var. Atamdan aldığım annem bize emanettir, ölene kadar arkasındayım' diyerek emanete en güzel şekilde sahip çıkacağını vurguladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/abdullah-bakisgan-isciligini-b_1767872739_SXQjWU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Abdullah Bakışgan...İşçiliğini bilmediğin işin ustalığını yapamazsın ! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/abdullah-bakisgan-isciligini-b_1767872739_SXQjWU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Edirne’nin Yarım Asırlık Çınarına “Dünya Ahisi” Onuru: Süpürgeci Hamdi Usta’nın Son Nidası]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/edirne-nin-yarim-asirlik-cinarina-dunya-ahisi-onuru-supurgeci-hamdi-usta-nin-son-nidasi/77663/</link>
            <description><![CDATA[Edirne’de bir zamanlar 300 dükkanla şehri ayağa kaldıran süpürgecilik mesleğinin son temsilcilerinden 77 yaşındaki Hamdi Gaspar, "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi kapsamında “Unutulmaya Yüz Tutmuş Meslekler” kategorisinde ödüle layık görüldü.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/edirne-nin-yarim-asirlik-cinarina-dunya-ahisi-onuru-supurgeci-hamdi-usta-nin-son-nidasi/77663/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 17:17:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-path-to-node='5'>Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği - Ahi Enstitüsü tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen <strong>'Anadolu&#39;nun Ahisiyiz, Türkiye&#39;nin Ailesiyiz'</strong> projesi, yok olmaya yüz tutan zanaatları ve o zanaatlara ömrünü vakfeden ustaları ödüllendirdi. Edirne&#39;nin geleneksel el sanatlarından biri olan süpürge imalatını 15 yaşından bu yana, tam 62 yıldır sürdüren <strong>Hamdi Gaspar</strong>, aldığı Dünya Ahileri Ödülü ile mesleğinin son çığlığını tüm Türkiye&#39;ye duyurdu.</p><p><strong>'15 Yaşında Tanıdım, Bir Daha Bırakamadım'</strong> 1949 doğumlu olan ve ömrünün yarım asırdan fazlasını süpürge tellerine can vererek geçiren Hamdi Gaspar, mesleğe başladığı ilk günkü heyecanını korurken, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:</p><p data-path-to-node='6'><strong>'Ben bu işi 15 yaşında tanıdım, o gün bugün devam etmekteyim. Eskiden Edirne&#39;de 250-300 tane süpürge dükkanı vardı, şimdi toplasan 10 kişi kaldık. Tam kapasite üreten ise ancak 3-4 arkadaşız. 50 yılı aşkın süredir ticaretini yapıyoruz ama maddi manevi bedeli çok ağır oldu. Ancak alışık olduğumuz için, sevdiğimiz için bırakamadık.'</strong></p><p data-path-to-node='8'><strong>'Teknoloji Bizi Bitirdi, Genç Nesil Yetişmedi'</strong> Süpürgenin hem bir tarım ürünü hem de bir zanaat olduğunu vurgulayan Gaspar, hammadde üretiminden atölyeye kadar her aşamada yaşanan tıkanıklığa dikkat çekti:</p><p data-path-to-node='8'><strong>'Teknoloji bizi bitirdi, kullanım alanları azaldı. Eskiden her eve giren süpürge, şimdi sadece kırsal kesimde, köylerde kaldı. Bu süpürgenin hammaddesi tarım ürünüdür. Eskiden 20-30 dönüm ekerdim; işçi vardı, toplayan vardı. Şimdi tarladan ürünü toplayacak çiftçi kalmadı, dükkanda çalışacak genç nesil yetişmedi. Şu an ben burada işçiden daha fazla çalışıyorum çünkü arkadan gelen yok. Bu meslek artık son demlerini yaşıyor.'</strong></p><p data-path-to-node='10'><strong>'Birlik Beraberlik Olsa Burada Olmazdık'</strong> Hamdi Usta, mesleğin sadece ekonomik değil, örgütsel sorunlarla da boğuştuğunu belirtti. Aracılar yüzünden kar marjlarının düştüğünü ve birliktelik eksikliğinin zanaatı yalnızlaştırdığını ifade eden usta; 'Süpürgelerimizi pazarlamakta güçlük çekiyoruz, birebir satamıyoruz. Aracı girince kazancımız düşüyor. Mesleğimizi temsil eden kurumlar arasında bir birlik beraberlik yok. Eğer bu birliktelik sağlansaydı, üretimde ve iş yerlerimizde bu durumda olmazdık' diyerek sitemini dile getirdi.</p><p data-path-to-node='11'><strong>Son Değerlerin Muhafızı</strong> Hamdi Gaspar&#39;ın aldığı bu ödül, sadece bir zanaatın ödüllendirilmesi değil; aynı zamanda Edirne&#39;nin kültürel mirasının, alın terinin ve Ahilik geleneğinin sabırla yoğrulmuş 62 yıllık emeğine duyulan bir saygı duruşu niteliği taşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/edirne-nin-yarim-asirlik-cinar_1767709037_wmuElt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Edirne’nin Yarım Asırlık Çınarına “Dünya Ahisi” Onuru: Süpürgeci Hamdi Usta’nın Son Nidası ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/edirne-nin-yarim-asirlik-cinar_1767709037_wmuElt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sazın Telinden Suyun Yoluna Bir Ömür: 2025 Dünya Ahisi Bahri İlhan]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/sazin-telinden-suyun-yoluna-bir-omur-2025-dunya-ahisi-bahri-ilhan/77586/</link>
            <description><![CDATA[1943 yılının eylül ayında Keskin’in bozkırında başlayan bu hikaye, Türk halk müziğine "Bir yiğit gurbete gitse", "Entarisi morumuş" ve "Suna" gibi ölümsüz eserler bırakan gizli bir dehanın, aynı zamanda nasırlı elleriyle rızık peşinde koşan bir zanaatkarın destanıdır. Şöhretin en parlak ışıklarından Suudi Arabistan’ın zindanlarına, seyyar sebze arabalarından su tesisatı dükkanına uzanan bu çileli ömrün sahibi Bahri İlhan, 2025 yılında Dünya esnaf ve sanatkarlar derneği tarafından "Dünya ahisi" seçilerek hayatının en büyük onuruna ulaştı. İşte Bahri İlhan’ın kendi ağzından, her cümlesi ibret dolu o muazzam hayat hikayesi.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/sazin-telinden-suyun-yoluna-bir-omur-2025-dunya-ahisi-bahri-ilhan/77586/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 15:00:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Bir Yiğit Gurbete Gitse: 2025 Dünya Ahisi Bahri İlhan Anlatıyor</strong></p><strong>Köyde öküz gütmekten kalaycı çıraklığına ilk adımlar</strong><p data-path-to-node='4'><strong>Soru: Bahri amca, hikayen tam olarak nerede ve nasıl bir çocuklukla başladı?</strong></p><p data-path-to-node='5'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Ben 1943 yılının 9. ayının 20&#39;sinde dünyaya geldim. Kırıkkale Keskin&#39;in Efendi köyünde doğmuşum. 8 yaşlarına kadar o köyde davar güttüm, öküz güttüm. Hayatın çilesini daha o yaşta toprağın içinde öğrendik. Sonra gün geldi, dayılarım şehre taşındılar Keskin&#39;e; bizi de aldılar, getirdiler. Keskin&#39;de dayım beni götürdü, bir kalaycı dükkanına çırak verdi. Bir müddet çalıştım orada. Ama bir gün bir yanlışlık yaptık, usta bizi dükkandan kovdu. Gittim çarşıda bir havuz vardı, dibine oturdum, epey bir saat kadar ağladım. Sonra geri geldim ustaya, &#39;Affet&#39; dedim. Usta bana baktı, &#39;Aferin&#39; dedi ve işi geri aldı. İlk zanaat terbiyesini orada öğrendik.'</p><strong>Terzilikten demirciliğe ve sobacılığa geçiş: 'İğneyle kuyu kazılmaz'</strong><p data-path-to-node='7'><strong>Soru: Ankara&#39;ya göçünce neden bu kadar çok meslek değiştirdin? Demircilik ve sobacılık hayatına nasıl girdi?</strong></p><p data-path-to-node='8'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Keskin&#39;den Ankara Aktaş Mahallesi&#39;ne geldik. İlk işimiz terzi dükkanına çırak girmek oldu. Orada bir 5 sene kadar çalıştım. Terzi lisanıyla söylersek; &#39;kol korfa&#39; cebi noktasına kadar geldim; yani ceketin kolunu, yakasını takmayı öğrendim. Ama baktım ki çok zor geliyor bana. Kendi kendime dedim ki: &#39;Ya bu ince iğneyle kuyu kazılmaz.&#39; Bıraktım terziliği, demirci dükkanına girdim. Ankara&#39;da o zamanlar at arabaları vardı, araba yapan ustanın yanında 6 ay çalıştım. Onların yanında örs dövdük, demir büktük. Sonra Yozgatlı bir demirci ustasına geçtim. O zaman inşaat aletleri çekiçle, keserle, kazmayla yapılırdı; biz gece gündüz onları yapardık. İşte bu demir işinden sonra sobacı dükkanına geçtim. Orada sobacı, bu kuzine sobaları meşhurdu o zaman. Ustam Bulgaristan muhaciriydi.'</p><p><strong>Sobacı dükkanından müzik dünyasına ilk adım: Kavalın bağlamayla buluşması</strong></p><p data-path-to-node='10'><strong>Soru: Peki, o sobacı dükkanından müzik piyasasına girişin nasıl oldu?</strong></p><p data-path-to-node='11'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'İşte her şey o sobacı dükkanında başladı. Ben orada çalışırken ustamın oğlu bağlama çalıyordu. Ben de zaten köyde öküz güderken kaval çalmayı öğrenmiştim, yanımda kavalım vardı. Baktım o bağlama çalıyor, bir gün kavalımı çıkardım, ben de ona eşlik ettim. Dinledi, &#39;Yahu sen ne güzel çalıyorsun&#39; dedi. Biraz müzik öğrenince ben kavalımı daha da ilerlettim. Sonra o arkadaşla beraber düğün salonlarında müzik yapmaya başladık. Önümüzde bir solist, arkada biz... Derken kavalcı olarak ismim duyulmaya başladı. Nurettin Çamlıdağ ile tanıştım, bana &#39;Benim türküleri bir çal bakalım&#39; dedi. Çaldım, hayran kaldı. &#39;Yarın Ulus&#39;ta buluşalım&#39; dedi. Yenimahalle&#39;ye gittik. Orada Ali Ekber Çiçek, bir iki tane başka bağlamacı... Onlarla meşk yaptık. Sonra turneye çıktık. Buradan bu Ege tarafına bir ay kadar turne gezdik. Oradan geldikten sonra benim ismim müzik camiasında duyuldu. Kaval o zaman çok bulunmazdı, pek nadirdi. İsmim duyulmuş derken ben Yıldıray Çınar&#39;la tanıştım. Yıldıray Çınar&#39;la turneye gittik. Oradan geldikten sonra bu sefer Bedia Akartürk&#39;le tanıştık. İsim gittikçe yayıldı. Bedia Akartürk&#39;le yine turnelere gittik. Konya&#39;da uzun bir müddet her sene yazın Bedia Akartürk&#39;le beraber çalışırdık.'</p><strong>Orhan Gencebay duası ve burun ameliyatı: 'Ya Rabbi bana bir beste ver'</strong><p data-path-to-node='13'><strong>Soru: İstanbul yılları ve o meşhur besteleriniz nasıl ortaya çıktı?</strong></p><p data-path-to-node='14'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'İstanbul&#39;a taşınmıştım çünkü en iyi para orada kazanılıyordu. Her plaktan 300 lira alıyordum. O ara Orhan Gencebay yeni zamanı, bir beste yapmış meşhur olmuş. Ben de dedim ki: &#39;Ya Rabbim, bana da bir beste yapma ihsan et.&#39; Kadına kıza aşık olmakla yapılanın manası kalmaz, bana hakiki bir aşk ver de beste yapayım dedim. Sabahlara kadar bağlama çaldım ve &#39;Bir Yiğit Gurbete Gitse&#39; türküsünü yaptım. Besteyi yapınca Şençalar şirketinin sahibi geldi, &#39;Hemen plak yapalım&#39; dedi. Ben dedim ki: &#39;Ya benim plak yapacak sesim de yok, burnumda kemik var, nefes alamıyorum.&#39; Adam tuttu beni Esnaf Hastanesine götürdü, ameliyat ettirdi. O kemiği aldırdık, plağı öyle okuduk. Ama ben adını yanlış koydum. &#39;Bağrıma Basarım Taşlar&#39; dedim, başkaları okurken &#39;Bir Yiğit Gurbete Gitse&#39; dediler. Herkesin plağı sattı, benimki satmadı. Tabii bir hikmeti var bunun.'</p><p><strong>Radyo imtihanındaki beyaz yalan: 'Babama ait dedim ama türkü benimdi'</strong></p><p data-path-to-node='16'><strong>Soru: Türkülerinizin neden anonim veya başkasına ait olduğu sanılıyor?</strong></p><p data-path-to-node='17'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Bir de baktım radyodan imtihan açıldı. Radyoya alacaklar. Bir arkadaş bana dedi ki, &#39;La dilekçe yazmış şuraya imza at.&#39; Ne yapacağım? &#39;Radyo imtihanına gideceğiz&#39; dedi. &#39;La oğlum ben gidiyorum da ne yapayım? Bağlama çalmasını da bilmem.&#39; Yani o iyi bağlama çalanlara göre ben diyorum bağlama çalmasını bilmem. Neyse imza attık. Günü geldi radyoya gittik imtihana. Ulan kapıdan bir girdim, İstanbul Radyosu&#39;nun içinde en az 100 kişi var yani tahminen. Ama bütün radyodaki müzisyenler beni tanıyorlar çünkü plaklarda, sahnelerde karşılaşıyoruz. Dedim ki: &#39;La oğlum buranın arka kapısı nerede?&#39; &#39;Ne yapacaksın?&#39; dedi. &#39;Kaçacağım lan&#39; dedim. Beni kimin gözü görür bu kadar bağlamacı arasında? &#39;Sen kazanmazsan kimse kazanmaz&#39; dediler. Ve imtihana girdik. &#39;Bir Yiğit Gurbete Gitse&#39;yi Nida Tüfekçi, Yozgatlı Nida Tüfekçi beni imtihan ediyor. Birkaç kişi daha var da ama bana dediler ki: &#39;Sakın ha radyo imtihanına girince bu türküyü ben beste yaptım deme. Bu türküyü çalmazlar, radyo kabul etmez.&#39; Beste kabul etmiyorlarmış o zaman. &#39;Ne diyeceğim?&#39; dedim. &#39;Babamdan aldım, dedemden aldım de&#39; dediler. Nida Hoca &#39;Nereden aldın bu türküyü?&#39; dedi. &#39;Babamdan aldım&#39; dedim ve bu türküyü kayıt ettiler. İmtihanı kazanmış mıyım? On beş gün sonra dediler ki, &#39;Gel sana kaset (plak) yapacağız.&#39; Gittim, &#39;Bir Yiğit Gurbete Gitse&#39; türküsünü okudum. İstanbul Radyosu&#39;nda bir tane &#39;Engininden de yükseğine çık otur, aklına geldikçe salavat getir&#39; diye bir uzun hava bozlak okudum. Ondan sonra Hacı Taşan&#39;ın &#39;Bugün Ayın Işığı&#39;, &#39;Elinde Bal Kaşığı&#39; türküsünü okudum. Üç tane parçadan bir şey yaptılar. Geldim sonra dedim ki: &#39;La bunlar beni babalarının hayrına çağırmadılar. Şimdi yine benden beste isteyecekler.&#39; Keskinliyim ya; Hacı Taşan da meşhur zaten. Hacı Taşan, Neşet Ertaş; o havalinin şivesi... &#39;Entarisi Morumuş&#39;un sözü de müziği de benim. Ama &#39;Sunayı da Deli Gönül Sunayı&#39;, &#39;Bir Yiğit Gurbete Gitse&#39; türkülerinin sözleri Karacaoğlan, müziği benim. Okuyan olmayınca telif olmaz ki. Ancak plak yapacaklar. Eskisi gibi plak işi kalmadı, o imkanlar geçti. Şimdi eğer birisi bana sormadan okursa cezasını çeker; sorar ederse para vererek izin alır.'</p><strong>Manevi dönüşüm ve ekonomik çöküş: 'Müzisyenliğin ahlakı beni sıktı'</strong><p data-path-to-node='19'><strong>Soru: Şöhretin zirvesindeyken neden her şeyi bırakıp 'rızkımı başka yerden ver' dediniz?</strong></p><p data-path-to-node='20'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'İstanbul&#39;da çok para kazanıyordum ama o müzik camiasının içindeki ahlak yapısı beni epey bir sıkıntıya soktu evlat. İki sene boyunca ellerimi açtım yalvardım; &#39;Ya Rabbim beni bu işten kurtar, dağdaki çobanın rızkını veren Sensin, bana başka rızık ver&#39; dedim. Bir günde 10 tane plak çalıyordum; 3.000 lira. Acayip bir para... E tabii biz orayı bırakınca evde sıkıntıya girdik. O paradan da pek hayır görmüyorduk. Derken biz o işi bıraktık.'</p><p data-path-to-node='21'><strong>Soru: Pişmanlık var mı hiç?</strong></p><p data-path-to-node='22'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Ne pişmanlığı? Bu hayatı bırakmanın... Yani o hayatın sevilecek bir tarafı yok ki ya, mümkün değil ki seveyim o mesleği. Hiçbir pişmanlığım yok. Dünyanın en mutlu insanlarından biriyim ya. O iş kötü bir iş. Öyle bir kötü iş ki, yani tarifi ancak içine girersen anlaşılır. Şimdi insan, affedersin lağım çukuruna düşünce, çıkınca yanında insanlar olsa senin o lağımdan çıkan halinle yanında durur mu? O iş öyle bir iş. Bu kadar kötü. İnsan, bozulan bir şeyin pis kokusunu duyar ama yaptığı işlerin manevi kokusunu yaşarken görmediği için bırakamıyor.'</p><strong>Arabistan zindanları ve seyyar satıcılık yılları</strong><p data-path-to-node='24'><strong>Soru: Kabe&#39;yi görme hayaliyle gidip hapse düşmeniz ve sonrasındaki seyyar satıcılık günleri...</strong></p><p data-path-to-node='25'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Derken biz o işi bıraktık. Çeşitli mesleklerle uğraştık. Ondan sonra benim bir akrabam dediler ki: &#39;Ya bir Arap gelmiş, Arapla beraber Suudi Arabistan&#39;a gidecekler.&#39; Bende bir hac, umre aşkı tutuştu. Gittim hemen, &#39;Beni de götür&#39; dedim. &#39;Ne iş yaparsın?&#39; dediler. &#39;Demirciyim&#39; dedim. O arada, &#39;Ya sen hiç demircide çalıştın mı?&#39; dediler. &#39;Ya çalıştım, yaparım&#39; dedim; derdim illa gitmek ya... Sonra akrabam olduğu için mecbur kabul etti. Baktım 9-10 kişi olduk. Sordum birisine, &#39;Ben elektrikçiyim&#39; dedi. Ama dedi, &#39;Ben aynı zamanda su tesisatçısıyım.&#39; Onu duyunca dedim ki: &#39;La ben demirci değilim, ben su tesisatçısıyım.&#39; Çünkü banyo kazanı tamiri falan yapardım, musluk değiştirirdik, batarya değiştirirdik; o kadarım var ya... Tamam, olduk su tesisatçısı. Suudi Arabistan&#39;a gittik. Riyad&#39;da, Riyad&#39;ın dışında bir adamın işinde çalışıyoruz. 9-10 kişi varız, şehrin dışında bir mukavele yaptık. İşte çeşitli imkanlar ama orada adam götürdü bizi inşaata. İnşaatta çalışıyoruz, inşaatta yatıyoruz; perin perişanız. Derken bir gün canım sıkıldı, ben isyan ettim. Sonra mahkemeye gittik. Mahkemede hakim, &#39;İşiniz tamam, bırak bunları&#39; dedi. O da, &#39;Gelin sizi götüreceğim&#39; dedi; götürdü bizi, rica etti, hapse attırdı. Dokuz gün hapiste yattım. Bir gün rüyamda bir Arap dedi ki: &#39;Ya bıtrak tarlası...&#39; Tarlada bıtırak (dikenli bitki) var, yalın ayak böyle düşünüyorum. Dedi ki: &#39;Ya ne düşünüyorsun?&#39; Dedim: &#39;Ya görmüyor musun, bıtırak var, nasıl geçeceğim?&#39; Elimden tuttu, karşıya geçirdi. Sabahleyin kalkınca arkadaşıma dedim ki: &#39;La bugün işimiz tamam.&#39; Sonra bir baktım arkadaş aspiratörü çalıştırıyor böyle kış günü. Yukarıdan, üst taraf karakol, aşağısı nezaret; bir başçavuş yukarıdan dedi ki: &#39;İş-hara (sıcaklık) hareketi çok mu, sıcak mı içerisi?&#39; Ben o arada dedim ki: &#39;Ya işte 9 gündür yatıyoruz burada hapisiz, hiç suçumuz yok.&#39; Arkadaş söyledi, sonra başçavuş aldı bizi yukarı götürdü. Binbaşı dedi ki: &#39;Hl siz içeride misiniz?&#39; &#39;Evet&#39; dedik. Sonra dedi ki: &#39;Gidin şu kefilinizi alın gelin.&#39; Gittik, kefil dedi ki, &#39;Ya o da yüzbaşı.&#39; &#39;Enes şurta&#39; (polis) dedi, &#39;Yürüyün hadi gidin.&#39; Neyse biz geldik. Sonra binbaşı iki tane askerle arkadaşı gönderdi, &#39;Yaka paça alın gelin&#39; demiş. Adam geldi. Binbaşı dedi ki: &#39;Bunları memleketlerine gönder. Burada bu adamlar üç günden fazla yatar da ölürlerse bunun hesabını benden sorarlar. Bunların hiçbir suçu yok.&#39; Kefil dedi ki, &#39;Yarın götüreceğim.&#39; Binbaşı, &#39;Eğer yarın gelmezsen bunları uçakla göndereceğim, parasını senden alırım&#39; deyince geldi ve bizi bindirdi, Türkiye&#39;ye geldik. Türkiye&#39;ye geldikten sonra su tesisatı için oradan bir pafta almıştım. Geldim burada bir su tesisatı dükkanı açtım.'</p><p><strong>Ayakkabıcılık ticareti ve kumpas hikayesi</strong></p><p data-path-to-node='27'><strong>Soru: Bir de ayakkabıcılık ticaretiniz var. Birisi tarafından tuzağa düşürülmeniz nasıl oldu?</strong></p><p data-path-to-node='28'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Ameliyat olunca çağırdı, &#39;Gel sana bir dükkan açalım&#39; dedi. Ülker Bisküvi fabrikasında çalışıyorduk, o da bizim şefimizdi. &#39;Gel beraber iş yapalım&#39; dedi. Ben de babamdan Kırıkkale&#39;den kalan bir evimiz var, onu satacağım, beraber iş yapacağız. Ben satamadım, o para buldu, başladı o işe. Bir müddet sonra ameliyattan sonra beni ziyarete geldi. Dedi ki: &#39;Ya gel, benim Hacı Doğan&#39;da ayakkabı mağazam var, bir uğra.&#39; Uğradım, &#39;Sen burada çalış, sen kabiliyetlisin, öğrenirsin bu işi&#39; dedi. Ayakkabıcı dükkanında çalışmaya başladım. Aradan bir iki ay geçti, &#39;Sen bu işi benden daha iyi biliyorsun, sen dükkan açsana&#39; dedi. &#39;Benim param yok arkadaş, nasıl dükkan açacağım?&#39; dedim. &#39;Ben senin ayakkabını halledeceğim&#39; dedi. Geldim Sincan&#39;da Çarşı Camii vardı, girişinde Rafi Dayı&#39;nın dükkanları vardı. Birini tuttum. O da geldi yere baktı, &#39;Burası sapa ama sen yaparsın&#39; dedi. Bana ayakkabı verdi, ayakkabıcılık yapıyoruz. Ama bu sefer dükkanın asıl sahibi geldi, &#39;Paramızı ver ya arkadaş&#39; dedi. Biz altın bozdurduk, şimdi altın yükseliyor. Dedim ki: &#39;Ya ben nasıl vereyim bu parayı sana? Sen bilmiyor musun?&#39; &#39;Aydan aya vereyim&#39; dediysem de yok, &#39;Altın vereceksin&#39; dediler. Konya&#39;ya gittim, Abdullah Büyük diye bir hoca efendi vardı, ona sordum. &#39;Ben para aldıydım, şimdi altın istiyorlar&#39; dedim. O da beni azarladı, &#39;Faiz olur&#39; diye. Geldim, neyse bir müddet sonra onlara &#39;Ortak olun&#39; dedim. &#39;Bir sene sonra burayı boşaltırken siz karışmayın işime, hem ortak olun hem de ben sizin borcunuzu ödeyeyim ama işime karışmayın&#39; dedim. Neticede işime karıştılar. Ben de bir müddet sonra dedim: &#39;Arkadaş, siz benim işime karışıyorsunuz.&#39; &#39;Karışırız&#39; dediler. Ceketimi aldım, çıktım.'</p><p><strong>Konya macerası ve seyyar satıcılık</strong></p><p data-path-to-node='30'><strong>Soru: Dükkanı terk ettikten sonra Konya maceranız nasıl başladı ve orada ne işler yaptınız?</strong></p><p data-path-to-node='31'><strong>Bahri İlhan:</strong> 'Epey bir sıkıntı çektim ama bir arkadaş beni Ramazan günü yanına çağırdı. Dedi ki: &#39;Bahri abi al şunu, benim zekatım.&#39; 14.000 lira mı ne para verdi. Onu alınca borçlarımı hallettim, doğru Konya&#39;ya gittim. Konya&#39;da &#39;Ne iş yapacaksın?&#39; dediler. &#39;Ayakkabı boyacılığı yaparım&#39; dedim. Dediler ki: &#39;Ayakkabı boyacılığıyla karnını doyuramazsın.&#39; &#39;Burada sebzecilik yap&#39; dediler. Üç tekerlekli araba hallettim, sokaklarda sebze satıyorum. Mide kanamasından yattım ve oradan geldiler, benim eşyalarımı aldılar Ankara&#39;ya; evimi geri getirdiler. Su tesisatı dükkanıyla çalışırken çocukları da peyderpey, bebeler büyüdükçe yanıma aldım. Onlar da bu işi öğrendiler. Hayat böyle devam ederken, şu anda bulunduğumuz dükkan benim eski dükkanımdı. Bundan evvel başka yerde bir dükkanım da vardı. Çocuklar meslek sahibi oldular, biz de emekli olduk.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sazin-telinden-suyun-yoluna-bi_1766921785_tXKAUp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sazın Telinden Suyun Yoluna Bir Ömür: 2025 Dünya Ahisi Bahri İlhan ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sazin-telinden-suyun-yoluna-bi_1766921785_tXKAUp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ankara'nın Oto Sanatkarları Çanakkele Şehitliği'nde]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/ankara-nin-oto-sanatkarlari-canakkele-sehitligi-nde/77043/</link>
            <description><![CDATA[Ankara Oto Sanatkârları Esnaf Odası'na bağlı 300 esnaf, Çanakkale Şehitlikleri'nde ecdadının izini sürdü. Başkan Mustafa Arslanoğlu, cephede şehit düşen büyük dedesinin ismini görünce hüzünlü anlar yaşadı ve "Onlara layık nesiller olmalıyız" mesajını verdi.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/ankara-nin-oto-sanatkarlari-canakkele-sehitligi-nde/77043/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 11:43:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ankara&#39;nın ticaret hayatına yön veren Oto Sanatkrları Esnaf Odası, tarihi bir vefa görevini yerine getirerek 300 esnafla birlikte Çanakkale Şehitlikleri&#39;ne çıkarma yaptı. Vatan savunmasının destanlaştığı bu topraklarda atalarını minnetle anan esnaflar, birlik ve beraberlik mesajı verdi.</p>'CANLARINI VEREN TÜM ŞEHİTLERİMİZİ MİNNETLE ANIYORUZ'<p>Oda Başkanı <strong>Mustafa Arslanoğlu</strong>, ziyaretin önemini vurgulayan konuşmasında şunları kaydetti:</p><p><strong>'Dedelerimize, bu vatan için canlarını veren tüm şehitlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Bu anlamlı yolculuğa katılan, ecdadına sahip çıkan tüm esnaf kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.'</strong></p><p>Başkan Arslanoğlu, vatan topraklarının hangi zorluklarla kazanıldığını, özellikle genç nesillere aktarmanın milli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.</p>ŞEHİTLİKTE DUYGULANDIRAN AN<p>Ziyaret sırasında duygusal anlar yaşandı. Şehitlik defterlerinde inceleme yapan Başkan Mustafa Arslanoğlu, cephede er olarak savaşırken şehit olan **'Büyük Dedesi Hüseyinoğlu Ahmet'**in ismini görünce hüzne boğuldu.</p><p>Arslanoğlu, duygularını dile getirirken ecdada bağlılık mesajını yineledi:</p><p><strong>'Allah bize onlara layık nesiller olmayı, bu mukaddes topraklarda can veren tüm şehitlerimizi Peygamber Efendimize komşu olmayı nasip eylesin.'</strong></p><p>300 esnafın katıldığı bu organizasyon, Ankara Oto Sanatkrları camiasının sadece mesleki dayanışma değil, aynı zamanda milli ve manevi değerlere olan bağlılığını da gözler önüne serdi. Ziyaret, dua ve hatıra fotoğraflarıyla son buldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ankara-nin-oto-sanatkarlari-ca_1761641629_oikhvt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ankara'nın Oto Sanatkarları Çanakkele Şehitliği'nde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/ankara-nin-oto-sanatkarlari-ca_1761641629_oikhvt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Rus E-Ticaretinin Kozmetikteki Başarı Hikayesi...Nurullah Ceyhun Tekin]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/rus-e-ticaretinin-kozmetikteki-basari-hikayesi-nurullah-ceyhun-tekin/76446/</link>
            <description><![CDATA[Rusya'nın hızla büyüyen e-ticaret pazarında, özellikle güzellik kategorisinde, Batılı markaların çekilmesiyle oluşan boşluk, Türk girişimciler için altın bir fırsata dönüştü. Rus analitik servisi MPSTATS'ın verilerine göre 2024 yılında 261 milyar rubleyi aşan bir hacme ulaşan bu pazarın parlayan yıldızlarından biri ise genç Türk kozmetik satıcısı Nurullah Ceyhun Tekin. 27 yaşındaki Tekin, adeta bir dijital fetihle, Rusya'nın en büyük pazaryerlerinden Ozon'da güzellik kategorisindeki en başarılı genç Türk girişimcilerinden biri haline geldi.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/rus-e-ticaretinin-kozmetikteki-basari-hikayesi-nurullah-ceyhun-tekin/76446/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 11:01:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Rusya&#39;nın E-Ticaret Pazarındaki Yeni Dinamikler: Fırsatlar ve Türk Rüzgarı</strong><p>Rusya&#39;da milyonlarca insanın internet üzerinden alışverişe yönelmesi, Türk girişimciler için benzersiz bir kapı açtı. Pazaryerleri, on milyonlarca aktif çevrimiçi alıcıya ulaşma, satışları artırma ve güzellik sektöründeki konumlarını güçlendirme imkanı sunuyor. Batılı markaların çekilmesiyle birlikte, kalitesiyle bilinen Türk ürünleri Rusya&#39;da giderek daha fazla ilgi görüyor ve bu durum pazardaki Türk markalarına olan talebi artırıyor.</p><strong>Cesur Bir Girişim: Nurullah Ceyhun Tekin&#39;in Ozon Yolculuğu</strong><p>Kendi işini kurma hayaliyle yola çıkan Nurullah Ceyhun Tekin, 2022 yılında Rus e-ticaret pazarına girmeye karar verdi. Bu cesur adımın arkasında, kadınlar için popüler olan kozmetik ürünlerine yönelik derinlemesine bir inceleme yatıyordu. Ozon&#39;un Türkiye&#39;de ofis açmasının ardından platforma katıldığını belirten Tekin, 'Teslimat, gümrük işlemleri ve fiyatlandırma gibi konularda Ozon&#39;un kendine özgü satış stratejisi dikkatimi çekti. Ozon satıcıya rehberlik eden bir platform. Ayrıca her zaman Ozon ekibiyle iletişim kurup destek alabildim' dedi.</p><p>Öğrencilik yıllarında kadın giyim mağazalarında ve çeşitli e-ticaret şirketlerinde edindiği deneyimleri harmanlayan Tekin, kendi işini kurmak için risk aldı ve bu yönde doğru bir adım attı. Rus pazaryerinde mağaza açmak için yaptığı yatırımın 1-2 ayda geri döndüğünü belirten Tekin, sürekli yüksek satış hacmine ulaşmanın ise 1,5–2 yıllık yoğun bir çalışmayı gerektirdiğini ifade etti. Sonuç olarak, gelirinde tam <strong>%300&#39;lük</strong> etkileyici bir artış yakaladı.</p><strong>Rus Tüketicinin Kalbini Kazanmanın Sırları: Yerel Tercihler ve Veri Analizi</strong><p>Tekin, Rus güzellik pazarının Türk pazaryerlerinden farklı olduğunu vurguluyor. Ürün kartlarının tasarımı, mevsimsellik ve tüketici tercihlerine dikkat etmek bu pazarda başarının anahtarı. Tekin, tecrübelerini şöyle aktarıyor: 'Örneğin Türkiye&#39;de genellikle ürünün farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarıyla yetinilirken, Rusya&#39;da müşteriler ana dilde bilgi içeren açıklamalar ve isimler görmek istiyor. Bu konuda çeşitli grafik uygulamaları ve yapay zekdan yararlandım.' Ayrıca, ürün kartlarını düzenlerken ve yeni ürün seçerken kadın müşterilerden gelen yorum ve mesajlara dikkat etmesinin, satışları artırmada önemli bir rol oynadığını belirtiyor.</p><p>Rusya&#39;nın soğuk iklimi, güzellik ürünlerindeki tercihlere de yön veriyor. Nemlendirici kremler yıl boyunca yoğun ilgi görürken, yazın güneş kremleri ön plana çıkıyor. Tekin, 'Soğuk havalarda farklı markalardan nemlendirici ürünler sunduk ve bu ürünleri satış listesinde üst sıralara taşıdık' diyor. Rus müşterilerin tercihlerini anlamada Ozon&#39;un analiz bölümü ile TikTok ve Instagram gibi sosyal medya uygulamalarının da etkili olduğunu ifade ediyor. Tüketicilerin en çok dikkat ettiği iki nokta ise ürünün orijinalliği ve son kullanma tarihi. Tekin, 'Rus tüketici bilinçli ve sorgulayıcı. Ürünle ilgili tüm bilgileri bilmek istiyorlar. Bu yüzden ürün kartlarının eksiksiz ve doğru olması çok önemli' şeklinde uyarıyor. Tekin&#39;in hedefleri arasında Rusça öğrenmek ve pazarı yerinde gözlemlemek de bulunuyor.</p><strong>Yeni Girişimcilere Altın Değerinde Tavsiyeler: Uzmanlaşma ve Sabır</strong><p>Sıfırdan başladığı bu yolculukta edindiği önemli ipuçlarını paylaşan Tekin, Rus pazaryerine girmek isteyenlere şu tavsiyelerde bulunuyor: 'Öncelikle hangi ürün kategorisine odaklanacaklarını netleştirmeliler. Her şeyi satan bir mağaza güven vermez. Tek bir kategoriye odaklanıp azimli ve sabırlı şekilde çalışmaları gerekiyor.'</p><p>Tekin, işe büyük sermayeler olmadan başlamış. Reklama harcama yapmadan önce 'yorum ve puan' stratejisiyle güven kazanmış. Satışlardan gelen krla reklam harcamalarını artırmış. 'Elbette satılmayan ürünler de oldu. Bunun nedeni ya fiyatlama hatalarıydı ya da benzer ürünlerin yerel pazarda daha ucuza bulunmasıydı. Mevcut ürünleri kopyalamak yerine niş alanlar bulup yeni ürünler getirmek gerek' diyerek öğrenme sürecinin önemini vurguluyor.</p><p>Başarısızlıklardan kaçınmanın yolunun pazaryeri araçlarını ve lojistiği doğru kullanmaktan geçtiğini belirten Tekin, Ozon&#39;un lojistik partneri Ase-Unitrade gibi firmaların siparişleri hızlıca toplayıp Rusya&#39;ya göndermelerindeki rolünü örnek gösterdi. Ayrıca Ozon&#39;un analiz bölümünde tıklama ve sepete ekleme oranlarını sürekli takip ettiğini, eğer ürün görüntüleniyor ama satın alınmıyorsa fiyatı gözden geçirip reklam başlattığını aktardı. Ozon Premium aboneliğinin de gelişmiş analiz, öncelikli destek ve rakip ürünlerin önerilmemesi gibi avantajlar sunduğunu belirten Tekin, 'Premium mağaza etiketi güven sağlıyor. Müşteri bazen fiyatı yüksek olsa da bizi tercih edebiliyor' ifadelerini kullandı. Tekin&#39;in yeni başlayanlara en büyük önerisi ise özetle: 'Kararlı olun, çok çalışın, hatalardan ders çıkarın ve uzmanlaşın.'</p><strong>Ozon Global Turkey: Küresel Ticaretin Yeni Kapısı mı?</strong><p>Nurullah Ceyhun Tekin, Ozon Global Turkey&#39;in sadece Rusya için değil, küresel pazar için de çok önemli bir platform olabileceğine inanıyor: 'Dünyada pek çok e-ticaret platformu var, ama bu kadar yeni girişimciyi destekleyen başka bir sistem bilmiyorum.'</p><p>Rusya&#39;nın en büyük e-ticaret platformu Ozon&#39;un sınır ötesi satış birimi olan Ozon Global, Türk satıcılara olan artan ilgiyi görerek 2022 yılının Ağustos ayında İstanbul&#39;da ofis açmıştı. 2024 yılı başında açıklanan verilere göre, Ozon Global üzerindeki Türk satıcıların cirosu bir önceki yıla göre %43 arttı, Türkiye&#39;den verilen siparişler ise 1,5 katına çıktı. Türkçe müşteri hizmetleri, reklam araçları, büyük lojistik firmalarla ortaklıklar hem maliyetleri düşürüyor hem de pazara giriş süreçlerini kolaylaştırıyor. Ayrıca 2025 Mayıs ayında, Rus müşterilerin uygun fiyatlı ürün talebine yanıt olarak Türkiye&#39;den Rusya&#39;ya gönderim ücretleri yaklaşık %20 oranında düşürüldü.</p><p>Nurullah Tekin&#39;in başarı hikayesi, şans eseri değil, stratejik bir yaklaşımın ve azimli çalışmanın sonucu. Onun deneyimi, pazaryerleri üzerinden Rus pazarına girmenin düşük yatırımlarla bile mümkün olduğunu gösteriyor. Dar uzmanlık, yorum yönetimi, yerel tercihlere uyum ve veri analizi, bu başarıyı getiren temel faktörler olarak öne çıkıyor. Ozon Global ve benzeri platformlar her türden desteği sağlasa da, son sözü girişimcinin azmi ve kararlılığı söylüyor. Tekin&#39;in hikayesi, bu büyüyen pazarda Türk girişimcilerin önündeki potansiyeli gözler önüne seren çarpıcı bir örnek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/rus-e-ticaretinin-kozmetikteki_1753171265_kbXBe6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Rus E-Ticaretinin Kozmetikteki Başarı Hikayesi...Nurullah Ceyhun Tekin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/rus-e-ticaretinin-kozmetikteki_1753171265_kbXBe6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İstanbul Gecelerinin Efsanesi: Gaskonyalılar]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/istanbul-gecelerinin-efsanesi-gaskonyalilar/76282/</link>
            <description><![CDATA[Çingenin çocuklarından sahnenin yıldızlarına uzanan bir serüven... İstanbul’un unutulmaz taverna kültürünün ardında, Arnavut kökenli bir ailenin izleri saklı.

İstanbul’un 20. yüzyıl ortasında şekillenen gece hayatında bir isim vardı ki, yalnızca bir meyhane değil; bir ruh, bir sahne, bir hikâye oldu: Gaskonyalılar.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/istanbul-gecelerinin-efsanesi-gaskonyalilar/76282/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 17:04:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-start='545' data-end='1100'>Aslen Makedonya&#39;dan göç eden ve Bakırköy&#39;e yerleşen Vasil ile Vasiliki Çinga çifti, 1940&#39;lı yılların başında Eminönü Balık Hali&#39;ndeki bir sur tonozunun altında mütevazı bir balık meyhanesi açtı. Mekn, kısa sürede esnaftan sanatçılara, gazetecilerden yazarlara uzanan geniş bir müdavim kitlesine ulaştı. İçlerinden biri de, ünlü tarihçi Reşad Ekrem Koçu&#39;ydu. Koçu&#39;nun meyhanenin sokağında karşılaştığı, ellerinde tahta kılıçlarla oynayan ve 'Biz Gaskonyalılar!' diye haykıran üç küçük çocuk, bu esrarengiz meknın maskotları, ardından da çalışanları oldu.</p><p data-start='1102' data-end='1281'>İşte bu çocuklardan biri olan <strong data-start='1132' data-end='1146'>Toma Çinga</strong>, meyhaneye 'Gaskonyalılar' adını verdi. Roman kahramanlarını andıran yaşamları, sadece sofralara değil, belleklere de damgasını vurdu</p><p><strong data-start='1292' data-end='1334'>Toma ve Ancelo: İki Kardeş, İki Yıldız</strong></p><p data-start='1336' data-end='1781'>Vasil ve Vasiliki&#39;nin vefatının ardından, aile işletmesinin bayrağını Toma ve kardeşi Vangel devraldı. Ancak bu devir, aynı zamanda bir rekabetin başlangıcıydı. Toma artık 'Gaskonyalı Toma' olarak anılıyor, Vangel ise 'Ancelo' adını benimsiyordu. 1957&#39;de Beyoğlu&#39;nda açılan yeni tavernada birlikte yola çıktılar. Ama ortaklık kısa sürdü. Vangel kendi yoluna gitti; Yeşilköy&#39;de sahil lokali açtı ve Gaskonyalılıktan vazgeçip sadece 'Ancelo' oldu.</p><p data-start='1783' data-end='2115'>Toma ise Beyoğlu&#39;ndaki meyhaneyi 'sosyete meyhanesi' kimliğiyle zirveye taşıdı. Öyle ki, öğle saatlerinde dört kap yemek sadece beş liraydı. Hem esnafa hem de şıklara hitap edebilen ender meknlardandı. Onlar sadece işletmeci değil, gecenin gerçek yıldızlarıydı. Masalar arası dolaşır, şiir okur, şarkılar söyler, şovlar yaparlardı. <strong data-start='2126' data-end='2163'>Sahnenin Dışında da Sahne Onlardı</strong></p><p data-start='2165' data-end='2597'>Gaskonyalılar, her geceyi bir tiyatroya çeviren atmosferiyle İstanbul&#39;un eğlence tarihinde kendine özgü bir yer edindi. Küçük orkestra, gitarist, şarkıcı, striptizci… Ama en çok Toma ve Ancelo... Onlarsız geceler eksik sayılırdı. Toma yıllar içinde Bebek&#39;ten Çeşme&#39;ye, İzmir&#39;den Yunanistan&#39;a dek Gaskonyalı adını taşıyan meknlar açtı. 1983&#39;te döndüğü İstanbul&#39;da, 'Nerede vre İstanbul!' diyerek Atina&#39;daki yalnızlığını anlatıyordu.</p><p data-start='2599' data-end='2799'>Ancelo ise Yeşilköy&#39;den Şişli&#39;ye, Ataköy&#39;den Ankara&#39;ya kadar pek çok meknda sahneye çıktı. Özellikle 'Alo Alo Ancelo' ilanlarıyla bir dönemin efsanesine dönüştü. Son yıllarında soluğu Etiler&#39;de aldı. <strong data-start='2810' data-end='2852'>Üç Silahşörler&#39;den İstanbul Gecelerine</strong></p><p data-start='2854' data-end='3133'>Ünlü Fransız romanı <strong data-start='2874' data-end='2892'>Üç Silahşörler</strong>in kahramanlarını andıran bu iki kardeş, İstanbul&#39;un taverna kültürüne sadece isimlerini değil, ruhlarını da kattılar. Gaskonyalılar, artık meknları yaşamasa da, adı her rakı sohbetinde, her eski İstanbul anısında yankılanmaya devam ediyor</p><p data-start='2854' data-end='3133'>Haber; Agos yazarı  Güven Bayar&#39;ın derlemesinden hazırlanmıştır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/istanbul-gecelerinin-efsanesi-_1750860256_HyNaYJ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İstanbul Gecelerinin Efsanesi: Gaskonyalılar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/istanbul-gecelerinin-efsanesi-_1750860256_HyNaYJ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bolu'da Esnaf Dayanışması Abdülkadir Ustayı Duygulandırdı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/bolu-da-esnaf-dayanismasi-abdulkadir-ustayi-duygulandirdi/76220/</link>
            <description><![CDATA[Bolu Büyükcami Mahallesi'nde 55 yıldır konfeksiyonculuk yapan Abdülkadir Bağatır, meslek hayatını noktalarken dostlarının sürpriziyle karşılaştı. Bolu Terziler Esnaf Odası ve Türkiye Terziler Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Federasyonu Denetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz'ın öncülüğünde düzenlenen anlamlı törenle, Abdülkadir Usta plaket ve pastayla emekliliğe uğurlandı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/bolu-da-esnaf-dayanismasi-abdulkadir-ustayi-duygulandirdi/76220/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 11:05:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-sourcepos='7:1-7:618'>Sürpriz karşısında duygulanarak gözyaşlarına hakim olamayan Abdülkadir Bağatır, üzerinde <strong>'Emeklilik günlerin huzur, mutluluk, sağlık dolu olsun'</strong> yazan pastayı Mehmet Yılmaz ile birlikte kesti. Yılmaz, Abdülkadir Ustaya oda adına plaket takdim ederken yaptığı konuşmada şunları söyledi: 'Abdülkadir Bağatır ustamız yapmakta olduğu meslek hayatını noktalayarak emekli olmuş ve bu güzel mutluluğunda bizler de yanındaydık. Yılların Usta Çınarı Abdülkadir abiye; Bolu&#39;ya ve bizlere kattığı değerler için teşekkür eder, emeklilik hayatında ailesi ve tüm sevdikleriyle beraber mutlu bir ömür geçirmesini temenni ederiz.'</p><p data-sourcepos='9:1-9:190'>Törenin sonunda Abdülkadir Usta, esnaf dostlarıyla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Bu samimi dayanışma örneği, Bolu esnafının ahde vefa ve birlikteliğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bolu-da-esnaf-dayanismasi-abdu_1749888347_hAamxP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bolu'da Esnaf Dayanışması Abdülkadir Ustayı Duygulandırdı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bolu-da-esnaf-dayanismasi-abdu_1749888347_hAamxP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Londra'da Bir Kebapçıdan "Komünist" Devrim: Menüde Marx'tan Deniz Gezmiş'e Kadar Efsaneler!]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/londra-da-bir-kebapcidan-komunist-devrim-menude-marx-tan-deniz-gezmis-e-kadar-efsaneler/76062/</link>
            <description><![CDATA[ Londra'nın güneydoğusundaki Deptford ana caddesinde, 1,5 metrekarelik küçük bir dükkan, sıra dışı konseptiyle dikkat çekiyor: 'The Komünist Kebab'. Bir yıl önce hizmet vermeye başlayan bu kebapçı, menüsüne Lenin'den Che Guevara'ya, Karl Marx'tan Martin Luther King'e kadar pek çok sosyalist devrimcinin adını taşıyarak adeta bir gıda devrimi başlatmayı hedefliyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/londra-da-bir-kebapcidan-komunist-devrim-menude-marx-tan-deniz-gezmis-e-kadar-efsaneler/76062/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 23 May 2025 10:06:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p data-sourcepos='5:1-5:177'><strong>Çocukluğu Türkiye&#39;de Geçen Armağan İpek, Londra&#39;da Açtığı Kebapçıyla Sosyalist Değerleri ve Mizahı Bir Araya Getiriyor; Kazancının Bir Kısmını İhtiyaç Sahiplerine Dağıtıyor.</strong></p><p data-sourcepos='7:1-7:446'>Londra&#39;nın Deptford bölgesinde 'The Komünist Kebab' adında dikkat çekici bir kebapçı açan Armağan İpek, mekanının ve isminin ardındaki felsefeyi anlattı. Çocukluğunun Türkiye&#39;de geçtiğini ve 16 yaşında sosyalist derneklerle tanıştığını belirten İpek, Martin Luther King&#39;in de dediği gibi, bir gün komünizmin geleceği, herkesin haklarını kaybetmeden adil bir şekilde çalışacağı ve haklarını eşit olarak paylaşacağı hayalini kurduğunu dile getirdi.</p><strong>Menüden Bazı 'Devrimci' Seçimler:</strong><p data-sourcepos='37:1-37:93'>The Komünist Kebab&#39;da sunulan menüler, yaratıcılıkları ve anlamlı isimleriyle dikkat çekiyor:</p><strong>Martin Luther King Menüsü:</strong> Kuzu Döner Kebap + Salata + Baharatlı Pilav/Patates Kızartması (12 £)<strong>Marx Menüsü:</strong> Kuzu Şiş (2skw) + Salata + Baharatlı Pilav/Patates Kızartması (14 £)<strong>Lenin Menüsü:</strong> Tavuk Eti + Salata + Baharatlı Pilav/Patates Kızartması (12 £)<strong>Che Guevara Menüsü:</strong> Tavuk Kanatları (8 parça) + Salata + Baharatlı Pilav/Patates Kızartması (11 £)<strong>Deniz Yusuf İnan Menü:</strong> Izgara Levrek + Salata + Baharatlı Pilav/Patates Kızartması (12 £)<strong>Komünist Aile Paketi Menüsü:</strong> (4-5 kişilik) Karışık Izgaralar + Salata + Baharatlı Pilav + Patates Kızartması (55 £)<strong>Mahir Çayan Menü (Vejetaryen):</strong> Falafel + Hellim + Humus + Salata + Gobit ekmeği (9 £)<p data-sourcepos='47:1-47:56'><strong>Adres:</strong> 492 New Cross Road, Deptford, Londra SE14 6TJ</p><strong>'Herkes Komünist Doğdu, Dinler Eşitliği Öğütler'</strong><p data-sourcepos='13:1-13:578'>İpek, kendi felsefesini şöyle açıklıyor: 'Bana göre herkes komünist olarak doğdu, doğduklarında hepsi çıplak ve eşitti ama sosyal statüleri nedeniyle ayrılmışlardı. Dinler de insanlara herkese eşit olmayı, komşunuz açken yatağa girmemeyi ve elinizdekini paylaşmayı öğütlüyor. Bencil ve adaletsiz olun diyen bir din duydunuz mu? Ama zamanla bencil politikacılar dinleri insanları bölmek ve ayrımcılık yaratmak için kullandılar ve bunu başardılar. Biz dinlere ve insanların inançlarına karşı değiliz, insanlar mutluysa kimin umurunda? Biz sadece dini suistimal edenlere karşıyız.'</p><strong>'Komünist İsmiyle Mizah ve Farkındalık'</strong><p data-sourcepos='19:1-19:538'>Kebapçıya 'Komünist' ismini verme sürecini anlatan Armağan İpek, 'Açacağımız yere ne isim vereceğimizi düşünürken beynimde bir ışık yandı. &#39;Komünist&#39; neden olmasın dedim. Şu ana kadar komünist adını taşıyan hiçbir ayakkabıcı, kasap, fırıncı, market, kebapçı yok. Sanırım insanlar komünistin yelesinden bile korktukları için uzak duruyorlardı. Bu ismi vererek isminin bile uzak durulması gereken bir şey olduğunu yansıttığım için <strong>işimize mizah katmak ve insanlara komünist isminin korkulacak bir şey olmadığını göstermek</strong> istedim' dedi.</p><strong>Evsizlere Yardım Eli: 'Daha Eşitlikçi Bir Dünya İçin Elimizden Geleni Yapıyoruz'</strong><p data-sourcepos='25:1-25:371'>İpek, kebapçının sadece ticari bir işletme olmadığını, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk misyonu taşıdığını vurguladı. Kapitalist sistemin gereği olarak az kazanmayı ancak <strong>kazancının bir kısmını öncelikle evsizlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmayı</strong> hedeflediklerini belirten Armağan İpek, 'Bu arada burada patron yok' diyerek kendi yönetim anlayışlarını ortaya koydu.</p><p data-sourcepos='27:1-27:378'>Fiyatları düşük tutmak istediklerini ancak artan maliyetler nedeniyle kaliteden ödün veremediklerini dile getiren İpek, yapıcı eleştiriye açık olduklarını ve kendilerini geliştirmek için kullanacaklarını söyledi. Armağan İpek, 'Bu vesileyle hepinize selam ve sevgilerimi sunuyor, yaşanabilir bir dünya hayaliyle hepinizi Komünist Kebab&#39;a bekliyorum' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/londra-da-bir-kebapcidan-komun_1747983835_j2YIGn.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Londra'da Bir Kebapçıdan "Komünist" Devrim: Menüde Marx'tan Deniz Gezmiş'e Kadar Efsaneler! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/londra-da-bir-kebapcidan-komun_1747983835_j2YIGn.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Liginde Kardeş Rekabeti Kavgaya Döndü]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/dunya-liginde-kardes-rekabeti-kavgaya-dondu/75824/</link>
            <description><![CDATA[Dünya spor giyim devleri Adidas ve Puma'nın ardındaki hikâye, sadece iş dünyasının değil, aynı zamanda insan psikolojisinin ve aile bağlarının kırılganlığının da çarpıcı bir örneği. Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Herzogenaurach kentinde başlayan bu öykü, iki kardeşin mutfakta başlayan üretim ortaklığının, küresel markalara ve derin bir düşmanlığa dönüşmesini anlatıyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/dunya-liginde-kardes-rekabeti-kavgaya-dondu/75824/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 26 Apr 2025 08:35:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Adidas ve Puma&#39;yı Kuran Kardeşlerin 60 Yıllık Kavgası Bir Şehri İkiye Böldü</strong><br>Bavyera&#39;daki Herzogenaurach kenti, Adidas ve Puma&#39;nın kurucusu olan Dassler kardeşlerin bitmek bilmeyen rekabetiyle yıllarca ikiye bölündü. İki markanın rekabeti, fabrikalardan marketlere, evliliklerden mezarlıklara kadar her alana yayıldı.</p><p><strong data-start='69' data-end='134'>Dünya Gazetesi&#39;nden Kerim Ülker&#39;in kaleme aldığı habere göre;</strong> Adidas ve Puma&#39;nın kurucuları olan Dassler kardeşlerin kavgası, sadece bir aile içi mesele değil, aynı zamanda bir kenti ortadan ikiye bölen bir rekabet hikyesine dönüşüyor. Almanya&#39;nın Herzogenaurach kasabasında başlayan bu efsanevi ayrılık, kardeşliğin düşmanlığa, iş ortaklığının küresel rakipliğe evrildiği dramatik bir süreci gözler önüne seriyor.</p><p><strong>Ayakkabı Üretimine Mutfağın Köşesinde Başladılar</strong><br>yüzyıl sonunda Almanya&#39;da dünyaya gelen Adolf (Adi) ve Rudolf (Rudi) Dassler kardeşler, annelerinin çamaşırhanesinin bir köşesinde ayakkabı üretmeye başladı. 1924&#39;te 'Gebrüder Dassler Schuhfabrik' adıyla şirket kuran kardeşler, sessiz mizacıyla bilinen Adi üretimi üstlenirken, daha dışa dönük olan Rudi satış ve pazarlamadan sorumlu oldu.</p><p><strong>Jesse Owens ve Olimpiyat Zaferi</strong><br>Dassler kardeşler, 1936 Berlin Olimpiyatları&#39;nda Jesse Owens&#39;a ayakkabı sağlayarak uluslararası başarıya ulaştı. Owens&#39;ın 4 altın madalya kazanması, ayakkabıların performansını dünyaya gösterdi. Ancak bu büyük başarı, kardeşler arasındaki farklılıkların da belirginleşmesine neden oldu.</p><p><strong>İkinci Dünya Savaşı İhbarla Bölünmeye Yol Açtı</strong><br>İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusuna bot üreten kardeşlerin ilişkisi, savaşın sonlarına doğru iyice bozuldu. Rudolf&#39;un Amerikan askerleri tarafından tutuklanması üzerine, Adolf&#39;un kardeşini ihbar ettiği iddiaları gerginliği zirveye taşıdı. 1948 yılında iş ve aile bağları tamamen koptu.</p><p><strong>Adidas ve Puma Doğdu, Şehir İkiye Bölündü</strong><br>Ayrılığın ardından Adolf 'Adi' ve 'Dassler' kelimelerinden Adidas markasını kurarken, Rudolf kısa sürede 'Puma' markasını yarattı. İki fabrika da Aurach Nehri&#39;nin karşı kıyılarına kuruldu. Bu ayrılık sadece şirketleri değil, tüm kenti de ikiye böldü. Herzogenaurach&#39;ta Puma çalışanları Adidas marketlerine adım atmazken, iki şirketin çalışanları arasında evlilikler bile yasaklandı.</p><p><strong>Ayrı Mezarlıkta Bile Uzaklar</strong><br>Kardeşler, hayatlarının sonuna kadar birbirleriyle konuşmadı. Rudi 1974&#39;te, Adi ise 1978&#39;de hayatını kaybetti. Aynı mezarlığa defnedilseler de mezarları birbirinden oldukça uzakta yer aldı. Aralarındaki düşmanlık, 2009 yılına kadar sürdü.</p><p><strong>60 Yıllık Rekabet Bir Dostluk Maçıyla Sona Erdi</strong><br>2009 yılında Adidas ve Puma çalışanları, yıllar süren düşmanlığı sonlandırmak için sembolik bir adım attı. Yeşil sahalarda düzenlenen dostluk maçıyla, Dassler kardeşlerin bıraktığı mirasın acı tarafı sembolik olarak kapatıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dunya-liginde-kardes-rekabeti-_1745647270_mz5lZL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Liginde Kardeş Rekabeti Kavgaya Döndü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dunya-liginde-kardes-rekabeti-_1745647270_mz5lZL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mermerden Klarnete Uzanan Ahilik Yolculuğu: Özdemir Kardeşlere Dünya Ahilik Ödülü]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/mermerden-klarnete-uzanan-ahilik-yolculugu-ozdemir-kardeslere-dunya-ahilik-odulu/75783/</link>
            <description><![CDATA[Dede mesleğini üçüncü kuşakta yaşatan Özdemir kardeşler, unutulmaya yüz tutmuş bir sanatın izinde ilerliyor. Ordu’nun kültürel mirası, Ahilik ruhuyla geleceğe taşınıyor.2010 yılında Ordu’da “Yılın Ahisi” seçilen ve mermerden klarnet yapımıyla tanınan merhum Ahmet Özdemir’in torunları, aynı geleneği başarıyla sürdürüyor. Klarnet ustalığını kuşaktan kuşağa yaşatan Özdemir kardeşler, Ankara’da 12 Nisan 2025’te düzenlenen törende ödüllerini aldı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/mermerden-klarnete-uzanan-ahilik-yolculugu-ozdemir-kardeslere-dunya-ahilik-odulu/75783/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 13:36:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p class='' data-start='419' data-end='858'>İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü&#39;nün destekleriyle yürütülen 'Toplumsal Dayanışma, Kalkınmanın Desteklenmesinde Esnaf ve Sanatkarların Rolü' projesi kapsamında, Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği ile Ahi Enstitüsü tarafından verilen <strong data-start='679' data-end='704'>Dünya Ahilik Ödülleri</strong> bu yıl da sahiplerini buldu. Altı ayrı kategoride 15 esnaf ve sanatkara verilen ödüller, <strong data-start='794' data-end='843'>12 Nisan 2025&#39;te Ankara&#39;da düzenlenen törenle</strong> takdim edildi.</p><p class='' data-start='860' data-end='1195'>Ordu&#39;dan ödüle layık görülen isimler ise, el emeğini sanatla buluşturan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir geleneği sürdüren <strong data-start='983' data-end='1023'>Erman, Eren ve Ege Özdemir kardeşler</strong> oldu. Özdemir kardeşler, merhum dedeleri <strong data-start='1065' data-end='1085'>Ahmet Özdemir&#39;in</strong> izinden giderek, Türkiye&#39;de ve dünyada benzeri olmayan 'mermerden klarnet' üretimiyle bu ödüle layık görüldü.</p><strong data-start='1206' data-end='1249'>Ahilik Geleneğinin Yaşayan Temsilcileri</strong><p class='' data-start='1251' data-end='1645'>Özdemir kardeşler, 2010 yılında Ordu&#39;da 'Yılın Ahisi' seçilen ve sanatıyla hafızalarda yer edinen klarnet ustası Ahmet Özdemir&#39;in torunları. Üçüncü kuşak olarak dede mesleğini yaşatan kardeşler, taş ve mermerden klarnet yapımı gibi oldukça özgün bir zanaatı başarıyla sürdürüyor. Ürettikleri klarnetler yalnızca Türkiye&#39;de değil, Avrupa&#39;dan Uzak Doğu&#39;ya kadar geniş bir coğrafyada ilgi görüyor.</p><p class='' data-start='1647' data-end='2089'>Ordu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, bu başarıyı taçlandırmak adına TESK Otel&#39;de bir kahvaltı programı düzenledi. Programda konuşan Ordu ESOB Başkanı <strong data-start='1803' data-end='1822'>Erdoğan Akyürek</strong>, 'Rahmetli Ahmet Özdemir&#39;in sanat mirasını yaşatmak, torunları için olduğu kadar Ordu için de büyük bir değer. Onların başarısı, Ordu&#39;nun kültürel mirasının dünyaya tanıtılması açısından çok kıymetli. Dünya Ahilik Ödülü ile bu ustalık resmen tescillenmiş oldu' dedi.</p><strong data-start='2100' data-end='2169'>'Sadece Türkiye Değil, Dünya Bizim Yaptığımız Klarneti Konuşuyor'</strong><p class='' data-start='2171' data-end='2642'>Ödül töreninin ardından duygularını paylaşan <strong data-start='2216' data-end='2233'>Erman Özdemir</strong>, 'Dedemiz, hem sanatı hem de ahlakıyla bize örnek oldu. Biz de kardeşlerimle birlikte onun izinden giderek sadece bir zanaat değil, bir kültür yaşatıyoruz. Ahi Evran&#39;ın ilkelerine sadık kalarak mesleğimizi icra ediyoruz. Bu ödül, sadece bize değil, Ordu&#39;ya ve onun sanatsal geçmişine verilmiş bir ödüldür. Bugün dünyada mermerden klarneti sadece biz üretiyoruz. Bu büyük bir sorumluluk ve onur' diye konuştu.</p><strong data-start='2653' data-end='2694'>Klarnetin Ezgileri Ahiliğe Yankı Oldu</strong><p class='' data-start='2696' data-end='2967'>Program sonunda ise <strong data-start='2716' data-end='2731'>Ege Özdemir</strong>, el yapımı klarnetiyle 'Ordu&#39;nun Dereleri' ve 'Hekimoğlu' türkülerini seslendirdi. Katılımcılar tarafından büyük ilgiyle dinlenen performans, Özdemir ailesinin sadece zanaatta değil, müzikte de iz bıraktığını bir kez daha ortaya koydu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mermerden-klarnete-uzanan-ahil_1744886218_aVfKZ2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mermerden Klarnete Uzanan Ahilik Yolculuğu: Özdemir Kardeşlere Dünya Ahilik Ödülü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mermerden-klarnete-uzanan-ahil_1744886218_aVfKZ2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kadınlara Mesleki Eğitimle Güçlü Bir Gelecek]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/kadinlara-mesleki-egitimle-guclu-bir-gelecek/74589/</link>
            <description><![CDATA[Güzellik ve bakım sektörüne yön veren isimlerden biri olan usta öğretici Serpil Karakoç, verdiği manikür ve pedikür eğitimleriyle kadınların hem mesleki hem de kişisel gelişimine katkı sağlıyor. Karakoç, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle yalnızca teknik bilgi aktarmıyor, aynı zamanda katılımcılarına özgüven ve hayatlarına yeni bir yön kazandırıyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/kadinlara-mesleki-egitimle-guclu-bir-gelecek/74589/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 30 Nov 2024 11:47:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Eğitimlerde Teknik ve Özgüven Bir Arada</strong><p>Karakoç&#39;un liderliğinde düzenlenen eğitimler, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı çalışmaları da içeriyor. Ticari Hayat Gazetesi&#39;nden Sibel Bay&#39;ın haberine göreEğitimler hijyen, sterilizasyon ve kullanılan malzemelerin özellikleri gibi temel bilgilerle başlıyor, ardından katılımcılara manikür, pedikür ve protez tırnak uygulamaları öğretiliyor.</p><p>&ldquo;Katılımcıların ihtiyaçlarına göre eğitimleri şekillendiriyoruz. Kendine uygulama yapmak isteyenlere pratik odaklı bir yaklaşım, profesyonel olmak isteyenlere ise kapsamlı bir eğitim sunuyoruz.&rdquo;</p><strong>&ldquo;Hijyen, Bu İşin Vazgeçilmezidir&rdquo;</strong><p>Manikür ve pedikür uygulamalarında hijyenin kritik önemine dikkat çeken Karakoç, her işlem sonrası kullanılan aletlerin sterilize edilmesi gerektiğini vurguluyor:</p><p>&ldquo;Hijyen, manikür ve pedikürde en önemli unsurdur. Temiz aletler ve hijyenik bir ortam hem müşterinin sağlığını korur hem de güvenilir bir hizmet sunar.&rdquo;</p><strong>Kadınların Gücüne Güç Katıyor</strong><p>Eğitimlerin kadınlar üzerindeki etkisini vurgulayan Karakoç, başlangıçta çekingen olan birçok kadının süreç ilerledikçe özgüven kazandığını belirtiyor:</p><p>&ldquo;Eğitimlere katılan kadınlar, önce &lsquo;Yapabilir miyim?&#39; diye tereddüt ediyor. Ancak eğitim sonunda, profesyonel uygulamalar yapabilecek seviyeye geliyorlar. Bu dönüşüm benim için en büyük motivasyon.&rdquo;</p><strong>Güzellik Sektöründe Yeni Trendler</strong><p>Son yıllarda doğal ürünler ve minimal tasarımların öne çıktığını ifade eden Karakoç, sektördeki trendleri şu sözlerle açıklıyor:</p><p>&ldquo;Organik ürünlerin kullanımı ve kişiye özel tırnak tasarımları hızla popülerleşiyor. Nail art gibi yaratıcı uygulamalar da büyük ilgi görüyor. Teknolojik yeniliklerle uygulamalar artık daha pratik hale geldi.&rdquo;</p><strong>Eğitimlere Katılmak İçin Fırsat</strong><p>Karakoç&#39;un eğitimlerine katılmak isteyenler, Ankara Kuaförler Odası aracılığıyla başvuruda bulunabiliyor. Ön bilgiye sahip olmanın gerekmediğini belirten Karakoç, &ldquo;Bizim için katılımcıların öğrenme isteği önemli. Eğitim sürecinde tüm gerekli bilgi ve becerileri kazandırıyoruz&rdquo; diyor.</p><strong>Kadınların Ekonomik Bağımsızlığına Açılan Kapı</strong><p>Serpil Karakoç&#39;un eğitimleri, kadınlara yalnızca bir meslek kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda onların ekonomik bağımsızlıklarına da katkıda bulunuyor. Bu eğitimler, kadınların iş hayatına daha aktif katılmalarını sağlarken kişisel gelişimlerine de değer katıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kadinlara-mesleki-egitimle-guc_1732956449_gBdWbr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kadınlara Mesleki Eğitimle Güçlü Bir Gelecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kadinlara-mesleki-egitimle-guc_1732956449_gBdWbr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan G20'de Gazze mesajı: Kalıcı ateşkes sağlanmalı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-g20-de-gazze-mesaji-kalici-ateskes-saglanmali/74498/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brezilya'da katıldığı G20 zirvesinde Gazze'deki kıtlık riskinin "felaket" düzeyine ulaştığına dikkat çekti. Erdoğan, "Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında bir kez daha derhal ve kalıcı ateşkesin sağlanması çağrısında bulunuyorum" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-g20-de-gazze-mesaji-kalici-ateskes-saglanmali/74498/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 21:14:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Zirvesi&#39;nde Sosyal Kapsayıcılık ile Açlık ve Yoksullukla Mücadele Oturumu&#39;na katıldı.</p><p>&quot;Gazze&#39;de kıtlık riski uluslararası sınıflandırmalara göre &#39;felaket&#39; düzeyine ulaşmıştır&quot; diyen Erdoğan, &quot;Gazze nüfusunun yüzde 96&#39;sı, diğer bir ifadeyle 2 milyondan fazla insan sağlıklı gıda ve suya erişemiyor&quot; diye konuştu.</p><p>Gazze&#39;ye Türkiye olarak, bölgeye 86 bin tondan fazla yardımda bulunulduğunu ve Lübnan&#39;a yardımların ise 1300 tonu aştığına dikkat çeken Erdoğan, &quot;Gazze&#39;de yaşanan insani felaket karşısında bir kez daha derhal ve kalıcı ateşkesin sağlanması çağrısında bulunuyorum&quot; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-dan-g20-_1731953663_RPIfr2.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan G20'de Gazze mesajı: Kalıcı ateşkes sağlanmalı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-dan-g20-_1731953663_RPIfr2.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çalmuk: Vergi Yükü Esnafın Belini Büküyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/calmuk-vergi-yuku-esnafin-belini-bukuyor/74288/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Esnaf ve Sanatkâr Derneği (Ahi Enstitüsü) Başkanı aynı  zamanda esnafhabertv.com genel yönetiminiz Fehmi Çalmuk Ticari Hayat Gazetesi'nden   Sibel Bay'ın sorularını cevapladı.   Çalmuk, “Toplumsal Dayanışma, Kalkınmanın Desteklenmesi ve İstihdamın Artırılmasında Esnaf ve Sanatkârların Rolü” başlıklı proje hakkında bilgi verirken Dünya Esnaf Sanatkarlar Derneği'nin misyonunu, vizyonunu anlattı. Ekonomik kriz karşısında mücadele eden esnaf sanatkarın durumu ve önerilerini gündeme getirdi. 
Ticari Hayat Gazetesi'nde yer alan röportajı okurlarımıza yayınlıyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/calmuk-vergi-yuku-esnafin-belini-bukuyor/74288/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 25 Sep 2024 07:52:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya Esnaf ve Sanatk&acirc;r Derneği (Ahi Enstitüsü) 2020 yılında, esnaf ve sanatk&acirc;rların sorunlarını akademik temelde çözmek, projelendirmek ve kamuoyuna sunmak amacıyla kuruldu. Derneğin başkanı gazeteci/yazar Fehmi Çalmuk, yaklaşık 30 yıllık tecrübesiyle birçok esnaf kuruluşunda danışmanlık yapmış bir isim olarak, derneğin kuruluş motivasyonunu şu sözlerle ifade etti:</p><p>&ldquo;Meslek odaları üyelerinden aidat topluyordu, ancak sorunları bilimsel temellere dayalı olarak çözmüyorlardı. Dünya Esnaf ve Sanatk&acirc;r Derneği, bu eksikliği gidermek, esnaf ve sanatk&acirc;rların sorunlarına akademik bir bakış açısıyla çözüm sunmak için kuruldu.&rdquo;</p><p>Çalmuk, derneğin pandemi döneminde esnafın yaşadığı sıkıntılara dair Türkiye&#39;de ilk kamuoyu araştırmasını yapan ve çözüm önerileri sunan tek sivil toplum kuruluşu olduğunu da vurguladı. Pandemi sürecinde ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında esnaf ve sanatk&acirc;rların karşı karşıya kaldığı sorunları  &ldquo;Afetin Esnafları&rdquo; başlığıyla detaylı raporlarla ortaya koyduklarını belirten Çalmuk, bu çalışmaları ahiensitusu, esnafhabertv ve Hürses Gazetesi aracılığıyla geniş kitlelere duyurduklarını da ekledi.</p><strong>&ldquo;&lsquo;Türkiye&#39;nin Ahisiyiz Dört Bir Koldan Türkiye&#39;yiz&#39; Projesi ile Esnafı Buluşturduk&rdquo;</strong><p>Dünya Esnaf ve Sanatk&acirc;r Derneği Başkanı Fehmi Çalmuk, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ile bugüne kadar Türkiye genelinde şu 5 projeyi başarıyla hayata geçirdiklerini belirtti.</p><p>Sorun Varsa Çözüm Var Türkiye&#39;nin Esnaf Sanatk&acirc;rı Var</p><p>Anadolu&#39;nun Ahisiyiz Dört Bir Koldan Türkiye&#39;yiz</p><p>Anadolu&#39;nun Ahisiyiz Üreten Türkiye&#39;nin Hizmetindeyiz</p><p>Kadın Erkek Ahını Ne Defi Türkiye&#39;nin Birliği Üretim İstihdam Seferberliği</p><p>Ahinin Töresi Afet Bilinci Güvenli Millet Güvenli Devlet</p><p>Çalmuk, bu projeyle esnaf ve sanatk&acirc;rlar arasında dayanışmanın güçlendirildiğini ve bölgesel farklılıklara rağmen esnafların ortak sorunlarına yönelik çözümler üretilmesinin sağlandığını ifade etti.</p> <strong>Toplumsal Dayanışma ve Kalkınma için Yeni Proje</strong><p> Çalmuk, &ldquo;Toplumsal Dayanışma, Kalkınmanın Desteklenmesi ve İstihdamın Artırılmasında Esnaf ve Sanatk&acirc;rların Rolü&rdquo; başlıklı yeni bir projeye başladıklarını duyurdu. Bu proje kapsamında çevrimiçi toplantılar gerçekleştirerek, özellikle 6 Şubat depreminin ardından esnaf ve sanatk&acirc;rların yaşadığı sorunlara eğildiklerini belirten Çalmuk, esnaf ve sanatk&acirc;r odaları başta olmak üzere, bölgedeki küçük işletmelerin yeniden ayağa kalkabilmesi için yapılacak çalışmaları masaya yatıracaklarını sözlerine ekledi.</p><strong>Dünya Ahileri Ödülleri ile Başarı Hik&acirc;yeleri Taçlanacak</strong><p>Projeyle birlikte dünyada bir ilk olan &ldquo;Dünya Ahileri Ödülleri&rdquo;nin verileceğini açıklayan Çalmuk, bu ödüllerin unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin ve geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti. Ayrıca, üç nesildir aynı mesleği sürdüren esnaf ailelerinin destekleneceğini ve bu süreçte sosyal medyayı ve dijital dünyayı aktif olarak kullanan esnafların da ödüllendirileceğini ifade etti. Bu projelerle hem geleneksel değerlerin korunması hem de esnafların dijitalleşme süreçlerine entegre olmalarının hedeflendiği vurgulandı.</p><strong>&ldquo;Esnaf ve Sanatk&acirc;rlar için Ekonomik Destek Şart&rdquo;</strong><p>Esnaf ve sanatk&acirc;rların pandemi sonrası ekonomideki dalgalanmalarla birlikte büyük bir mali yük altında olduğuna dikkat çeken Fehmi Çalmuk, özellikle vergi yükünün esnafı zorladığını ifade etti.</p><p>&ldquo;Esnaf ve sanatk&acirc;rlar pandemi sonrasında bir de ekonomik krizle karşılaştı. Kredi projeleri mevcut olsa da krediye erişemeyen ya da kredi ödemekte zorlanan esnaf çok fazla. Özellikle ağır vergi yükü, esnafın mali durumunu daha da kötüleştiriyor&rdquo; diyen Çalmuk, bu anlamda esnaf ve sanatk&acirc;rlar lehine yeni ekonomik adımların atılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, büyükşehirlerin dışındaki şehirlerde ekonominin bel kemiğini oluşturan esnafın desteklenmesine yönelik daha fazla girişim yapılması gerektiğini belirtti.</p><p>Çalmuk, esnafın en büyük taleplerinden birinin de vergi yüklerinin hafifletilmesi olduğunu belirterek, &ldquo;Vergi yükü halen esnafın belini büküyor. Bu yükten kurtulmaları için daha fazla mali destek şart. Hükümet ve Maliye Bakanlığı bu konuda esnaf teşkilatlarının taleplerini dikkate almalı.&rdquo; dedi.</p><strong>Perakende Yasası Acil Çıkarılmalı</strong><p>Fehmi Çalmuk, esnafın rekabet gücünü zayıflatan en büyük sorunlardan birinin, zincir marketlerin geniş çaplı ürün yelpazesi sunduğunu ve esnafın alanını daralttığını ifade ederek şunları söyledi:</p><p>&ldquo;Üç harfli marketler dediğimiz büyük zincir marketler, kırtasiyeden züccaciyeye, iç çamaşırından hırdavat malzemesine kadar her şeyi satıyor. Bu durum küçük esnafı neredeyse dükk&acirc;nını kapatma noktasına getiriyor&rdquo;</p><p>Çalmuk, ek olarak esnafın daha fazla ayakta kalabilmesi için perakende yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı. Bu yasa kapsamında büyük marketlerin çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve hafta içi belirli saatlerde kapanmalarının esnafa önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.</p><strong>Dijital Dönüşüm ve E-Ticaret Desteği</strong><p>Esnafın dijital dönüşüme ayak uydurmakta zorlandığını belirten Fehmi Çalmuk, e-ticaretin giderek yaygınlaştığı günümüzde, esnafın dijitalleşme süreçlerinde büyük eksiklikler yaşadığını ifade etti. &ldquo;Birçok esnaf, maliyetler nedeniyle web sitesi bile kuramıyor, ürünlerini internet üzerinden pazarlayamıyor&rdquo; diyen Çalmuk, bu durumun esnafı zorladığını söyledi.</p><p>Dijital dönüşümün sağlanması için Ticaret Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı&#39;na büyük sorumluluk düştüğünü belirten Çalmuk, dijital pazarlama teknikleri ve online ödeme sistemleri konusunda esnafa eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayarak şu sözlere yer verdi:</p><p>&ldquo;Esnaf ve Sanatk&acirc;rlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri de bu süreçte önemli bir role sahip. Kooperatifler, üyelerinin e-ticaret yapabilmeleri için finansman desteği sağlamalı ve bu alanda yeni fırsatlar sunmalı.&rdquo;</p><strong>Çıraklık Eğitimi ve İnsan Kaynağı Sorunu Devam Ediyor</strong><p>Esnaf ve sanatk&acirc;rların bir diğer önemli sorunlarından biri de insan kaynağı eksikliği. Çıraklık eğitimi konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade eden Fehmi Çalmuk, esnafın çırak bulamamasının temel nedenlerinden birinin 8 yıllık temel eğitim süresinin uzunluğu olduğunu belirtti. &ldquo;Çocuklar mezun olduktan sonra çıraklık yaşını geçmiş oluyorlar. Tamirci, berber gibi birçok esnaf çırak bulamamaktan şik&acirc;yetçi&rdquo; diyen Çalmuk, bu sorun çözülmediği takdirde birçok meslek kolunun gelecekte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı.</p><p>Çıraklık eğitiminin yaygınlaştırılması ve çırakların sigorta ve diğer desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Çalmuk, bu alanda daha fazla yatırım yapılmasının esnafın yükünü hafifleteceğini ifade etti. Ayrıca, çıraklık eğitim merkezlerinin çoğaltılması ve gençlerin erken yaşlarda yönlendirilmesi gerektiğini savundu.</p><strong>Esnaf Sicili Alarm Veriyor</strong><p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat&#39;ın TESKOMB dergisinde yer alan açıklamalarına dikkat çeken Fehmi Çalmuk, esnaf sicil kayıtlarının alarm verdiğini belirtti. 2023 yılı itibariyle 288 bin esnafın tescil işlemi yapıldığını ancak 225 bin esnafın iş yerini kapattığını ifade eden Çalmuk, &ldquo;Bu durum, esnafın ayakta kalmakta ne kadar zorlandığını gösteriyor&rdquo; dedi. 2024&#39;ün ilk altı ayında ise 125 bin esnafın sicil tescili yaptırdığını, buna karşın 55 bin esnafın iş yerini kapattığını belirten Çalmuk, &ldquo;Bir esnaf iş yeri açarken, bir diğer esnaf ise dükk&acirc;nını kapatıyor. Bu, esnafın ekonomik krizle nasıl mücadele ettiğinin bir göstergesi&rdquo; diye konuştu.</p><strong>Türk Devletleri Esnaf Birliği Hedefi</strong><p>Dünya Esnaf ve Sanatk&acirc;r Derneği&#39;nin uzun vadeli hedefleri arasında Türk Devletleri Teşkilatı&#39;na bağlı bir Türk Devletleri Esnaf Birliği kurmak olduğunu belirten Çalmuk, bu konuda çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Çalmuk, &ldquo;Bu yıl ilk defa Dünya Ahileri Ödülleri&#39;ni vereceğiz. Her ülkeden dünya ahilerini bularak onları Türkiye&#39;de ödüllendirmeyi planlıyoruz.&rdquo; dedi. Bu ödüllerin, Ahilik kültürünü canlandırmak ve esnaf dayanışmasını artırmak için önemli bir adım olduğunu vurguladı.</p><p>Fehmi Çalmuk, son olarak esnaf ve sanatk&acirc;rların ekonomik krizlere karşı ayakta kalabilmeleri, dijital dönüşüm süreçlerine adapte olabilmeleri ve çıraklık sistemini yeniden canlandırabilmeleri için hem kamu kurumları hem de sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/calmuk-vergi-yuku-esnafin-bele_1727239940_HNK26I.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çalmuk: Vergi Yükü Esnafın Belini Büküyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/calmuk-vergi-yuku-esnafin-bele_1727239940_HNK26I.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye Japon Mutfağına Özendi]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/turkiye-japon-mutfagina-ozendi/74244/</link>
            <description><![CDATA[Son yıllarda Türkiye’de Japon mutfağına olan ilgi giderek artıyor. Sushi, ramen gibi Uzakdoğu lezzetleri hem büyük şehirlerde hem de Anadolu’da geniş bir kitle tarafından tercih edilmeye başlandı. Bu eğilim, Türk mutfağının yerini Japon mutfağına bırakabileceği tartışmalarını gündeme getiriyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/turkiye-japon-mutfagina-ozendi/74244/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 14 Sep 2024 08:26:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Japon Restoran Zinciri 70&#39;i Aştı</strong><p>SushiCo, Japon mutfağının Türkiye&#39;deki en önemli temsilcilerinden biri haline geldi. 1997 yılında Selim Yalın ve ortakları tarafından kurulan SushiCo, 70&#39;ten fazla şubesiyle ülke genelinde hizmet veriyor. Şirketin doğrudan işlettiği 10 restoranın yanı sıra, franchise modeliyle çalışan pek çok şubesi bulunuyor. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerin yanı sıra Gaziantep, Eskişehir, Mersin gibi illerde de şubeleri var.</p><strong>&lsquo;Japon Mutfağı İyi Niyet Elçisi&#39; Nedir?</strong><p>SushiCo Kurucu Ortağı Selim Yalın, Japon mutfağının Türkiye&#39;de tanınmasına ve yayılmasına yaptığı katkılardan dolayı Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı tarafından &ldquo;Japon Mutfağı İyi Niyet Elçisi&rdquo; unvanına layık görüldü. Bu unvan, Japon mutfağını dünyaya tanıtan ve bu kültürün yayılmasına katkı sağlayan kişilere veriliyor. Yalın, Japonya ile Türkiye arasındaki kültürel ve gastronomik iş birliğini güçlendirme konusundaki rolüyle bu prestijli unvana sahip oldu.</p><strong>Hedef: Anadolu&#39;nun Her Köşesine Yayılmak</strong><p>Selim Yalın, Japon mutfağının yalnızca büyük şehirlerde değil, Anadolu&#39;nun pek çok kentinde de ilgi gördüğünü belirterek, &ldquo;Hedefimiz Japon mutfağını Türkiye&#39;nin her köşesine yaymak&rdquo; dedi. Diyarbakır, Kayseri gibi illerde yeni şubeler açmayı planladıklarını belirten Yalın, Trabzon ve Samsun gibi şehirlerden de yoğun talep aldıklarını ifade etti.</p><strong>SushiCo: Türkiye&#39;nin Yerli Markası</strong><p>SushiCo&#39;nun yerli bir marka olduğunun altını çizen Yalın, markalarının adının yabancı sanıldığını, ancak SushiCo&#39;nun tamamen Türkiye&#39;de yaratıldığını söyledi. Uzakdoğu mutfağına uygun isim arayışında olduklarını ve &ldquo;SushiCo&rdquo;nun bu mutfağı en iyi yansıtan isimlerden biri olduğuna karar verdiklerini belirtti.</p><strong>SushiCo&#39;nun Başarısı</strong><p>SushiCo, 27 yıl önce küçük bir dükkanda başlayan yolculuğunu bugün çoğu franchise olan 70&#39;ten fazla şubeye ulaştırdı. Ekonomim Gazetesi&#39;inden Vahap Munyar&#39;ın yazısına göre Yalın, restoranlarının büyük çoğunluğunun franchise modeliyle çalıştığını ve bu nedenle toplam ciro konusunda net rakam vermekten kaçındığını belirtti. Ancak SushiCo&#39;nun başarısının arkasındaki en büyük etkenin, Japon mutfağını Türk halkına sevdirmek ve bu mutfağı Anadolu&#39;nun her köşesine ulaştırmak olduğuna dikkat çekti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-japon-mutfagina-ozendi_1726292114_ziRr3k.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye Japon Mutfağına Özendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turkiye-japon-mutfagina-ozendi_1726292114_ziRr3k.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Emeklilik Hayalini Çikolataya Dönüştüren Kadın]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/emeklilik-hayalini-cikolataya-donusturen-kadin/74216/</link>
            <description><![CDATA[Hayat, ne zaman ne getireceği bilinmeyen, sürprizlerle dolu bir yolculuktur. Bunu en iyi, kariyerini tamamlayıp yeni bir başlangıç yapan Dicle Sarıfakıoğlu’nun öyküsü anlatıyor. Finans sektöründe 29 yıl süren bir serüvenin ardından emekli olan Sarıfakıoğlu, kendine bambaşka bir yol çizdi ve bugün çikolata dünyasında iz bırakıyor. İşte bu ilham verici öykünün detayları…]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/emeklilik-hayalini-cikolataya-donusturen-kadin/74216/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 10:57:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Başarıya Giden Yol: </strong></p><p>Emeklilik, çoğu zaman dinlenmek ve geri çekilmek olarak görülür, ancak Dicle Sarıfakıoğlu için bu dönem, yeni bir hayatın kapılarını aralamak anlamına geliyordu. Finans dünyasının karmaşasından uzaklaşıp, kendini bir başka alanda keşfetmeye karar verdi. Pandeminin ilk dönemlerinde, sosyal yaşamın kısıtlandığı günlerde, kendine yeni bir hedef belirledi: Çince öğrenmek. Ankara Üniversitesi mezunu olan Sarıfakıoğlu, bu hedefe ulaşmak için büyük bir azimle çalıştı ve dünyanın en zorlu dillerinden birinde yetkinlik kazandı.</p><strong>Yeni Bir Başlangıç: </strong><p>Çince öğrenmenin ardından, dış ticaret alanına adım attı. 2021 yılında DS Supply Solutions Danışmanlığı&#39;nı kurarak, çeşitli ülkelerle bağlantılar kurdu ve işbirlikleri gerçekleştirdi. Vietnam, Çin, Mısır gibi ülkelerle olan bu ilişkiler, ona yeni fırsatlar sundu. Ancak Sarıfakıoğlu&#39;nun asıl hedefi, çikolata dünyasına girmekteydi. Solagron firmasının Cryo Freeze Drying teknolojisi ile tanıştı ve çikolata üretme sürecine başladı. Çikolata yapımı için gerekli eğitimi aldı, Ar-Ge çalışmalarıyla mükemmeliyeti hedefledi.</p><strong>St. Chocco&#39;nun Doğuşu:</strong><p>Çikolata yolculuğunda, Belçika çikolatasıyla buluşturduğu meyvelerle St. Chocco markasını yarattı. Kendi ürününü ortaya koyarken, sadece bir çikolata değil, aynı zamanda kadın istihdamını destekleyen ve girişimci ruhu teşvik eden bir girişim oluşturdu. &ldquo;Her bankacının gönlünde üretim olduğunu düşünürüm,&rdquo; diyor Sarıfakıoğlu ve çikolata üretme arzusunun ardında yatan motivasyonun, hem kendi kızlarına hem de topluma örnek olma isteği olduğunu belirtiyor.</p><strong>Kadın İstihdamına Katkı:</strong><p>Sarıfakıoğlu, Women Up projesinden aldığı hibe ile iş hayatına kazandırdığı kadının mutluluğunu paylaşıyor. Kadın girişimcilere ilham vermek ve istihdam yaratmak onun için en büyük gururlardan biri. St. Chocco markası, alışılmışın dışında bir sunumla 200 gramlık premium kutularda piyasaya sunuluyor. Çilek, mango ve daha fazlasını içeren ürünleri, hem evde hem de özel günlerde bir hediye alternatifi olarak öne çıkıyor.</p><strong>Uluslararası Hedefler:</strong><p>Yurt içinde dört şehirde ve online satış noktalarında yer alan St. Chocco, şimdi uluslararası pazarlara açılmayı hedefliyor. ABD&#39;nin büyük market zincirlerinden aldığı siparişle ihracata adım atan Sarıfakıoğlu, e-ticaret ile dünya çapında daha büyük bir pazar hedefliyor.</p><p>Ekonomi Gazetesi&#39;nden Mustafa Kemal Çolak&#39;ın yazısına göre, bu ilham verici öykü, emekliliğin yeni başlangıçlar için bir fırsat olabileceğini ve azimle çalışarak büyük hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/emeklilik-hayalini-cikolataya-_1725523466_rmuPiD.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Emeklilik Hayalini Çikolataya Dönüştüren Kadın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/emeklilik-hayalini-cikolataya-_1725523466_rmuPiD.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İş Arayanların Yeni Nesil Talepleri :]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/is-arayanlarin-yeni-nesil-talepleri-eve-yakin-klimali-ve-sakal-tirasi-yok/74184/</link>
            <description><![CDATA[Ekonomim Gazetesi'nden Vahap Munyar'ın aktardığına göre, 2017'de kurulan “24 Saatte İş” şirketi, iş arayanların beklentileri ve iş değiştirme dinamikleri konusunda oldukça dikkat çekici veriler sunuyor. Şirketin kurucuları Mert Yıldız ve Gizem Yasa, iş dünyasının nabzını tutmak ve istihdam süreçlerini daha etkin yönetebilmek için bir anket düzenlemiş. Sonuçlar mı? Oldukça ilginç!]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/is-arayanlarin-yeni-nesil-talepleri-eve-yakin-klimali-ve-sakal-tirasi-yok/74184/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 10:18:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>&quot;Yaptığımız iş başvuruları bir anlamda uzay boşluğuna gidiyor,&quot; diyen iş arayanların ortak şikayetleri üzerine Yıldız ve Yasa, sektöre meydan okurcasına bir kararla ortaya çıkmış: &quot;Tamam o zaman, biz de 24 saat içinde yanıt verelim.&quot; İşte &quot;24 Saatte İş&quot; tam da bu şekilde hayat bulmuş. Fakat bu yeni nesil şirket, bununla yetinmemiş. TÜBİTAK&#39;tan hibe desteği alan ve yapay zeka temelli bir yazılımı devreye sokarak, iş başvurusu yapanların 45 saniyelik videolarıyla karakter analizleri yapmaya başlamışlar. Evet, doğru duydunuz, 45 saniye! Bu süre zarfında adayların işe uygun olup olmadıkları belli oranda tespit ediliyor ve en doğru şirketlere yönlendiriliyor. Yıldız, bu sistemin &quot;işe yerleştirme sanatının zirvesi&quot; olduğunu iddia ediyor!</p>Veriler Konuşuyor: &quot;İş Arayanlar Yerinde Durmuyor!&quot;<p>Mert Yıldız, şirketin 7 yıllık performansına dair rakamları paylaşıyor: &quot;7 yılda toplam 220 bin şirket bizimle eleman bulmak için çalıştı. İş başvurusu toplamı da 7 yılda 4.5 milyonu buldu. 7 yılda 618 bin kişinin işe yerleşmesine vesile olduk.&quot; Yani, &quot;24 Saatte İş&quot;, sadece bir iş arama platformu değil, aynı zamanda bir iş bulma garantisi gibi çalışıyor.</p><p>Gizem Yasa ise şu anki durumu özetliyor: &quot;Çoğu KOBİ ölçeğinde şirketler bizimle çalışıyor. Yeme-içme, perakende, lojistik, çağrı merkezleri, oteller, fabrikalar... Ayda 45-50 bin yeni başvuru geliyor ve bunların yüzde 20&#39;si işsiz.&quot; Görünen o ki, iş bulma konusunda &quot;24 Saatte İş&quot; ekibi harıl harıl çalışıyor!</p><strong>Yeni Nesil İş Arayanların Beklentileri: Klimalı Ortam ve Sakal Tıraşı Yok!</strong>Peki ya iş arayanların talepleri? Onlar da bir o kadar ilginç ve talepkar. Mert Yıldız anlatıyor: &quot;Çalışacağım yer evime yakın olsun. Ortam klimalı olsun. Üniforma gibi iş kıyafeti giymek istemem ve sakal tıraşı baskısı da olmasın. Hafta sonu çalışmayı düşünmem ve günlük çalışma saatleri fazla uzun olmasın. Eğer servis yoksa, yol parasını da ödesinler.&quot; Yani, yeni nesil iş arayanlar, konforlarından ve özgürlüklerinden ödün vermek istemiyorlar.<strong>İş Değiştirme Hızı Şaşırtıyor: &quot;Akıllı Telefon Parası Biriktiğinde İş Bırakıyorlar!&quot;</strong><p>İş değiştirme sıklığına bakacak olursak, gençlerin ne kadar hareketli olduğu hemen anlaşılıyor. Mert Yıldız&#39;ın paylaştığı verilere göre, &quot;7 yıl önce ortalama iş değiştirme süresi 6 aydı, şimdi ise bu süre 1.5 aya inmiş durumda.&quot; Bu değişim hızını yorumlayan Yıldız, şirketlere de bir tavsiyede bulunuyor: &quot;Beğendiğiniz personeli hemen alın, düşünmeye vaktiniz yok.&quot; Çünkü bu dönemin gençleri, biraz para biriktirip bir akıllı telefon alınca işi bırakmaya dahi meyilli!</p><p>Ve işte en şaşırtıcı detaylardan biri daha: Yıldız ve Yasa&#39;nın aktardığına göre, iş arayanların büyük çoğunluğu, İŞKUR&#39;u es geçmiş durumda. Özellikle 30 yaş altındaki gençler, İŞKUR üzerinden iş bulabileceğine pek ihtimal vermiyor. 30 yaş üzerindekiler ise, &quot;Devlet bana iş bulsun&quot; düşüncesiyle biraz daha sabırlı davranıyorlar.</p><strong>Yurt Dışı Macerası: Meksika&#39;da da &quot;24 Saatte İş&quot; Rüzgarı!</strong><p>&quot;24 Saatte İş&quot; yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmamış. 2021 yılında Meksika&#39;ya da açılan şirket, orada da büyük bir ilgiyle karşılanmış. Yıldız, &quot;Meksika&#39;da aldığımız iş başvuruları 380 bine ulaştı,&quot; diye gururla açıklıyor. Anlaşılan, &quot;24 Saatte İş&quot; espri anlayışı ve hızlı işleyişiyle Meksika&#39;da da iş dünyasını kasıp kavurmuş</p><strong>iş Arayanlar Ne İstiyor, Neden İstiyor?</strong><p>Toparlayacak olursak, &quot;24 Saatte İş&quot; ekibi, iş arayanların beklenti ve taleplerini en iyi şekilde analiz eden bir platform olmanın yanı sıra, değişen iş dünyasına hızlı ve esnek çözümler sunarak fark yaratıyor. Gençler eve yakın, klimalı ve rahat bir iş isterken, iş değiştirme oranları da her geçen gün artıyor. Anlaşılan o ki, iş dünyası da bu yeni nesil taleplere ayak uydurmak zorunda!</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/is-arayanlarin-yeni-nesil-tale_1724570288_gCWc0o.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İş Arayanların Yeni Nesil Talepleri : ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/is-arayanlarin-yeni-nesil-tale_1724570288_gCWc0o.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çantacı Semra' Mesleğinin Son Ustalarından Biri]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/cantaci-semra-mesleginin-son-ustalarindan-biri/74165/</link>
            <description><![CDATA[Esen Pasajı’nda küçük bir dükkanda 15 yıldır tek başına çalışan ve 'Çantacı Semra' olarak tanınan Semra Aktaş, "Benden Sonra Artık Yok" Diyen 'Çantacı Semra' Mesleğinin Son Ustalarından Biri....mesleğini sürdürecek birini bulamamanın hüznünü yaşıyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/cantaci-semra-mesleginin-son-ustalarindan-biri/74165/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 22 Aug 2024 11:39:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Terzilik ve tamirat işlerine gençlerin ilgisinin kalmadığını dile getiren Aktaş, &quot;Benden sonra artık yok,&quot; diyerek mesleğin yavaş yavaş kaybolduğunu belirtiyor. Gençlerin bu zanaata çırak olarak girmek istemediğini vurgulayan Aktaş, yılların verdiği yorgunlukla artık ellerinin tutmadığını ifade ediyor.</p><p>Mesleğini severek yaptığını ve el emeğinin değerini bilen bir usta olduğunu söyleyen Aktaş, &quot;İnşallah benden sonra gelen olur, gelecekse ben elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım,&quot; diyerek hala umudunu koruduğunu belirtiyor. Terzilik mesleğinin dışarıdan göründüğünden çok daha zor olduğunu, ilmek ilmek dokuyarak yaptığı işlere büyük özen gösterdiğini anlatıyor. &quot;Eli ayağı tuttuğu sürece&quot; bu işi yapmaya devam edeceğini söyleyen Aktaş, emekliliği ise aklından bile geçirmiyor.</p><p>Terziliğe olan ilgisinin çocuk yaşta başladığını anlatan Aktaş, annesinden gizli un çuvalı dikerek yeteneğini keşfettiğini gülerek anımsıyor. Ablalarından gördüklerini çizime dökerek yeteneğini geliştiren Aktaş, bugüne kadar yaptığı işlerde müşteri memnuniyetine ve güvene her zaman öncelik verdiğini vurguluyor. Müşterisini memnun etmeyeceğine inandığı işlerden para almanın etik olmadığını belirten Aktaş, işini her zaman dürüstlükle yaptığını dile getiriyor.</p><p>Röportaj sırasında ardı ardına gelen müşterilerin yoğunluğunun sebebi sorulduğunda ise &quot;Galiba çenemden kaynaklı,&quot; diyerek gülüyor ve insanlarla iyi diyaloglar kurduğunu belirtiyor.</p><p>halkınsesi ön adım gazetesinin haberine göre Her gün önünden geçilen ama belki fark edilmeyen Esen Pasajı&#39;ndaki bu küçük dükkanda, &#39;Meşhur Terzi&#39; Semra Aktaş, yılların tecrübesini ve becerisini sergileyerek sevdiği mesleğini sürdürmeye devam ediyor. Şehrin renklerinden biri olan Aktaş, &quot;Tek çanta tamircisi&quot; olarak büyük bir gayretle mesleğine sahip çıkıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cantaci-semra-mesleginin-son-u_1724315975_Jxo1me.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çantacı Semra' Mesleğinin Son Ustalarından Biri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/cantaci-semra-mesleginin-son-u_1724315975_Jxo1me.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Son Kalaycı Ustalarından Hasan Haykır’ın Çığlığı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/son-kalayci-ustalarindan-hasan-haykir-in-cigligi/74141/</link>
            <description><![CDATA[Kalaycılık gibi zanaatların modernleşen dünyada giderek unutulmaya başlaması, yerel ekonomilerdeki değişimin ve geleneksel ustalıkların gözden kaçmasına neden oluyor. Haykır, son kalan birkaç kalaycı ustasından biri olarak, mesleğin yaşaması için çırak yetiştirmenin zorunluluğunu vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/son-kalayci-ustalarindan-hasan-haykir-in-cigligi/74141/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 18:42:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Osmancık TV&#39;nin haberine göre</strong>, ilçede babasından devraldığı kalaycılık mesleğini sürdüren son ustalardan biri olan Hasan Haykır, küçük yaşlardan beri bu işi yaptığını belirtti. Haykır, şehir içi ve dışından gelen müşterilerine bakır ürünlerin imalatını, tamirini ve kalaylama işlemlerini gerçekleştirdiğini ifade etti. Ancak çırak bulmakta büyük zorluk çektiğini vurgulayan Haykır, mesleğin kaybolmaya yüz tuttuğunu ve bu geleneksel zanaatin son temsilcilerinden biri olduğunu dile getirdi.</p><p>Haykır, &ldquo;Rahmetli babam, &#39;okuyan okuyacak, okumayan benim mesleğimi yapacak&#39; derdi. Ben de bu mesleği seçtim ve hiç pişman olmadım. Allah çalışanın karşılığını verir&rdquo; diyerek mesleğine olan bağlılığını belirtti.</p><p>İlkokul yıllarından beri Osmanlı&#39;dan günümüze kadar süregelen bakır işleme ve kalaylama işini yürüten Hasan Haykır, Osmancık&#39;taki atölyesinde kazan, bakraç ve semaver gibi geleneksel bakır ürünleri imal ediyor. Aynı zamanda, bu ürünlerin tamir ve kalaylama işlemlerini de yapıyor. Genellikle şehir içi, köyler ve zaman zaman şehir dışından gelen müşterilere hizmet sunan Haykır, ustalıkla işlediği bakır ürünleriyle çevresinde tanınan bir isim.</p><p>Ancak Haykır, yıllardır severek yaptığı bu işin geleceği konusunda endişeli. &ldquo;Çırak bulmakta büyük zorluk çekiyorum. Bizler artık son ustalarız. Benim ardımdan bu mesleği sürdürecek kimse kalmayacak gibi görünüyor. Ne yazık ki, kalaycılık da diğer birçok geleneksel meslek gibi kaybolmaya yüz tutuyor&rdquo; diyerek mesleğin yok olma tehlikesine dikkat çekti.</p><p>Kalaycılık gibi zanaatların modernleşen dünyada giderek unutulmaya başlaması, yerel ekonomilerdeki değişimin ve geleneksel ustalıkların gözden kaçmasına neden oluyor. Haykır, son kalan birkaç kalaycı ustasından biri olarak, mesleğin yaşaması için çırak yetiştirmenin zorunluluğunu vurguluyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/son-kalayci-ustalarindan-hasan_1724312117_PSZFEj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Son Kalaycı Ustalarından Hasan Haykır’ın Çığlığı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/son-kalayci-ustalarindan-hasan_1724312117_PSZFEj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[80 Ülkede Aslanlar gibi  Schafer Markasını Satıyorlar]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/80-ulkede-aslanlar-gibi-schafer-markasini-satiyorlar/74100/</link>
            <description><![CDATA[Aslan Ailesi’nin başarı hikayesi, ticaretteki azim ve kararlılığın, aile bağlarının ve yerli üretime verilen değerin bir yansımasıdır. Tuncay Aslan’ın liderliğinde başlayan bu yolculuk, bugün Murat Aslan’ın önderliğinde yeni hedeflerle devam ediyor. Schafer, Türkiye’den çıkıp dünyaya açılan bir marka olma yolunda hızla ilerliyor ve bu başarı hikayesi, tüm sanayiciler için ilham verici bir örnek teşkil ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/80-ulkede-aslanlar-gibi-schafer-markasini-satiyorlar/74100/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Mon, 12 Aug 2024 09:16:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tuncay Aslan, 1959 yılında Ardahan&#39;da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi&#39;nden mezun olduktan sonra, ticaret hayatına adım atmak için İstanbul&#39;un tarihi ticaret merkezi Tahtakale&#39;yi seçti. 1980 yılında kurduğu Aslan Ticaret, onun hayallerinin başlangıcı oldu. Başlangıçta küçük bir işletme olarak yola çıkan Aslan Ticaret, zamanla büyüyerek İSTOÇ Ticaret Merkezi&#39;nde yerini aldı. Züccaciye ürünleri ticaretine ağırlık veren Aslan, işini adım adım genişletti. Hikayeyi Ekonomim gazetesinden Vayap Munyar kaleme aldı.</p><strong>Bir Markanın Doğuşu: Schafer ile Buluşma</strong><p>2003-2004 yıllarında, Tuncay Aslan hayatını değiştirecek bir karar aldı ve Alman markası Schafer&#39;in Türkiye haklarını devraldı. O dönemde sadece 8-10 ürünle pazarda yer bulan Schafer, Aslan&#39;ın liderliğinde büyümeye başladı. Her ne kadar marka Alman kökenli olsa da, Tuncay Aslan bu ürünlerin çoğunu Türkiye&#39;de ürettirmeye başladı ve Schafer&#39;i bir nevi yerli bir marka haline getirdi.</p><strong>Aile İşi ve Gelecek Planları</strong><p>2009 yılı, Tuncay Aslan için önemli bir dönüm noktasıydı. Oğlu Murat Aslan ve kızları Elif ile Burcu&#39;yu karşısına alarak onlara geleceğe dair planlarını açtı:</p><p>&quot;Çocuklar, aile işimizi devam ettirir misiniz? Yoksa kendinize başka bir yol mu çizersiniz? Eğer benimle çalışmaya devam edecekseniz, Schafer&#39;in 82 ülkedeki haklarını da üstleneceğim.&quot;</p><p>Bu teklif, sadece iş dünyası için değil, aile bağları için de bir sınav niteliğindeydi. Üç çocuk da babalarına destek olma kararı aldı ve aile işini büyütmek için omuz omuza verme sözü verdiler.</p><strong>Schafer&#39;in Yükselişi</strong><p>Bu karardan sonra, Schafer markası Aslan ailesinin liderliğinde büyük bir hızla büyüdü. 2013 yılında Koç Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun olan Murat Aslan, Schafer&#39;e katıldı ve markanın perakende sektörüne yönelmesini sağladı. İlk Schafer mağazası 2013 yılında açıldı. Günümüzde Türkiye genelinde 30&#39;u aşkın ilde 70 mağazaları bulunuyor ve Schafer, 2 bin 800 farklı ürün çeşidiyle ev tekstilinden pişirme gereçlerine, elektrikli ev aletlerinden aksesuarlara kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.</p><strong>Yerli Üretim ve İhracat Vizyonu</strong><p>Murat Aslan, Schafer&#39;in başarısını yalnızca iç pazarda değil, aynı zamanda yurtdışında da genişletme hedefiyle devam ettiriyor. Schafer&#39;in ürünlerinin yüzde 80&#39;i Türkiye&#39;de üretiliyor. Bu, Aslan ailesinin yerli üretime verdiği önemi ve ülkeye kattıkları değeri gözler önüne seriyor.</p><strong>Geleceğe Yatırım: Amerika Pazarı ve Yeni Hedefler</strong><p>Murat Aslan&#39;ın liderliğinde Schafer, Amerika pazarına da adım atmaya hazırlanıyor. Burcu Aslan&#39;ın Miami&#39;ye yerleşmesiyle birlikte, Schafer Home markası altında Amerikan pazarına özel ev tekstili ürünleri ürettirdiler ve yakın zamanda e-ticaret platformları üzerinden bu pazara giriş yapmayı planlıyorlar.</p><strong>E-Ticaretin Gücü ve Gelecek Stratejileri</strong><p>E-ticaretin hızla büyüdüğü bir dönemde, Schafer de bu alandaki payını artırmayı başardı. Bugün, şirketin cirosunun yüzde 27&#39;si e-ticaretten sağlanıyor ve bu oran hızla büyüyor. Murat Aslan, e-ihracatta da büyük bir potansiyele sahip olduklarını vurguluyor.</p><strong>Zorluklar ve Çözüm Üretme Sanatı</strong><p>Sanayici olarak, karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek, başarı yolunda kritik bir rol oynar. Murat Aslan, piyasada artan ekonomik zorluklar ve konkordato taleplerinin yansımalarını değerlendirirken, çözüm üretmenin önemini vurguluyor:</p><p><strong>&quot;Patron mızmızlanmaz. Ya çözüm üretir, ya şirketi kapatır.&quot;</strong></p><p>Bu söz, iş dünyasında karşılaşılan zorluklar karşısında pes etmeden çözüm arayışında olmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/80-ulkede-aslanlar-gibi-schafe_1723443388_R1UKHv.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 80 Ülkede Aslanlar gibi  Schafer Markasını Satıyorlar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/80-ulkede-aslanlar-gibi-schafe_1723443388_R1UKHv.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz'ın Çığlığı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/istesob-baskani-faik-yilmaz-in-cigligi/74049/</link>
            <description><![CDATA[Günümüzde bazı mesleklerin adını bile duymuyoruz. Teknolojinin ilerlemesi ve sanayinin gelişmesi gibi birçok etken, yeni mesleklerin doğmasını sağlarken bazı mesleklerin de yok olmasına sebep oluyor. Türkiye’nin dört bir yanında halen ayakta kalmaya çalışan ustalar bulunuyor, ancak işi devam ettirecek çırak bulunamıyor. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) tarafından bakanlıkça onaylanmış 123 mesleğin unutulmaya yüz tuttuğu belirtiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/istesob-baskani-faik-yilmaz-in-cigligi/74049/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Mon, 05 Aug 2024 15:19:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ &ldquo;Çırak Bulmak Artık İmkansız&rdquo;<p>Hürriyet gazetesinden Özge Esen&#39;e konuşan İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Faik Yılmaz, &ldquo;Ticaret Bakanlığı öncülüğünde yapılan çalışma ile Türkiye&#39;de 11 ana meslek dalında 123 farklı mesleğin yok olmuş veya yok olmak üzere olduğu tespit edildi. Teknolojik imkanların gelişmesi birçok insanın hayatını kolaylaştırırken, birçok mesleğin yok olmasına neden oldu. Nalbantlık, çerçilik, debbağlık, kalaycılık gibi bir zamanlar hayatımızda önemli yeri olan meslekler bugün büyükşehirlerde tamamen yok oldu, Anadolu&#39;da ise birkaç temsilcisi kaldı&rdquo; değerlendirmesini yaptı.</p>İşte Yok Olma Tehlikesi Altındaki Meslekler<p>NALBANT: Örste döverek biçimlendirilen demir aletlerini hayvanların tırnaklarına çakan kişilere denir. Günümüzde koşu atlarının dışında nallanacak hayvan kalmadığı için de nalbantlık tarihe karıştı.</p><p>URGANCI: Keten, kenevir, pamuk gibi dokuma maddelerinden yapılan ince halatlara urgan denirdi. Ancak şimdilerde bu mesleği devam ettirecek kimse bulunamıyor.</p><p>LOSTRACILIK (AYAKKABI BOYACILIĞI): Lostra, ayakkabı bakımı ve onarımı ile ilgilenen bir meslek kolu ve iş yeridir. Günümüzde pratik temizlik ve parlatma malzemelerinin üretilmesiyle bu meslek de unutuldu.</p><p>KALAFATÇI: Tahtalar arasındaki aralıklara katran dökerek su sızıntısını önleyen zanaatkarlara denirdi. Gemilerin demirden yapılmaya başlanmasıyla bu mesleğe ihtiyaç azaldı.</p><p>Zamanın Tozlu Raflarında Kalan Diğer Meslekler</p><p>CİLTÇİLİK: Kitapların dağılmasını engellemek amacıyla yazılı eserlere kaplama yapan kişilere denir. Günümüzde kitaplar makinelerle basılıyor.</p><p>ÇERÇİLİK: Eşek veya at üstünde taşıdıkları iğneden ipliğe birçok tuhafiye ürününü, sokak sokak dolaşıp vatandaşa malı karşılığında satan kişilere denirdi. Ulaşım imkanlarının artmasıyla, çerçilik yok olan mesleklerden oldu.</p><p>ARZUHALCİLİK: Osmanlı döneminde padişaha veya sadrazama taleplerini iletmek isteyenler, arzuhallerini belirli kalıplarla pek çok terim ve deyim ile yazan arzuhalcilere başvururdu. Ama günümüzde daktilonun yerini bilgisayar aldı.</p><p><strong>&ldquo;Gençler Talep Göstermiyor&rdquo;</strong></p><p>İSTESOB Başkanı Yılmaz, son ustaların da iş yerlerini kapatmaya başladığını anlattı: &ldquo;Geleneksel mesleklerimizin en önemli mek&acirc;nı yakın zamana kadar Kapalıçarşı ve etrafındaki hanlar idi. Ama artan kiralar ve maliyetler nedeniyle son ustalar iş yerlerini kapattı, bir kısmı da şehir merkezinden uzakta ara sokaklara dağıldı. Bu mesleklerin eskiden olduğu gibi bir çatı altında toplanması gerekiyor. Üretim yapan meslekler için butik sanayi tesisleri, perakende satış yapan esnaflar için Kapalıçarşı tarzında yeni yerler yapılmalı. Kaybolan mesleklerin yaşayan son ustaları, gönüllü olarak eğitim vermeye hazır. Ama gençlerden talep yok. Açılan sınıflar öğrenci olmadığı için kapanıyor. Ustalar kendi çocuklarını bile mesleklerini öğretemediğinden şik&acirc;yet ediyor.&rdquo;</p><p><strong>&ldquo;Gelecekte Hangi Meslekler Unutulacak?&rdquo;</strong></p><p>Yılmaz, &ldquo;Yapay zek&acirc; teknolojisinin gelişmesiyle artık geleneksel mesleklerin yanında modern mesleklerin varlığı da tehlikede. Nitelikli işgücüne ihtiyaç azalabilir. İnsanların yaptığı işleri makineler yapmaya başlayabilir. İnsanların meslek seçimi de önemli. Gençler masa başı işleri tercih ediyor&rdquo; dedi.</p><p><strong>&ldquo;Destekler Hayata Geçmeli&rdquo;</strong></p><p>Yılmaz, mesleklere verilen destekleri de şöyle anlattı: &ldquo;Ticaret Bakanlığı, 2018 yılında Geleneksel, Kültürel veya Sanatsal Değeri Olan Kaybolmaya Yüz Tutmuş Meslekler listesini oluşturdu. AVM&#39;lerde toplam satış alanının yüzde 5&#39;i esnafa, binde 3&#39;ü kaybolmaya yüz tutmuş meslek sahiplerine kiralanması gerekiyor. Esnafa dükkanı rayiç bedel üzerinden kiralayabiliyorken, kaybolmaya yüz tutmuş meslek sahipleri ise rayiç bedelin 4&#39;te 1&#39;i üzerinden kiralama yapabiliyor.</p><p>Gelir Vergisi Kanunu&#39;nda yapılan düzenleme ile Geleneksel, Kültürel veya Sanatsal Değeri Olan Kaybolmaya Yüz Tutmuş meslek kollarına vergi muafiyeti getirildi. Ayrıca Esnaf Vergi Muafiyet Belgesi sahibi esnaf ve sanatk&acirc;rlar yüzde 100 faiz indirim imk&acirc;nı ile kredi kullanabilmektedir.</p><p>2022&#39;de ise KOSGEB Yaşayan Kültür Mirası İşletmeler Destek Programını başlattı. Bu ve benzeri desteklerin tekrar hayata geçmesini istiyoruz.&rdquo;</p><p><strong>&ldquo;1000 Usta Yetiştirildi&rdquo;</strong></p><p>Anadolu Sigorta&#39;nın kaybolmaya yüz tutan mesleklere ve yerel değerlere dikkat çekmek için başlattığı &ldquo;Bir Usta Bin Usta&rdquo; sosyal sorumluluk projesi de bu konuda yapılan önemli adımlardan biri. 2019 yıl sonu itibariyle 10. yılını tamamlayan proje ile 44 ilde 50 farklı mesleki kurs açıldı ve yaklaşık bin usta adayının yetiştirilmesi sağlandı. Yaş aralığı 15-55 arasında olan ve farklı meslek gruplarından kursu başarı ile tamamlayan tüm kursiyerler, katılım belgesi ile 2012 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı&#39;ndan onaylı kurs bitirme sertifikası almaya hak kazandı. Ayrıca, kurslara katılan usta adaylarına yeni iş olanakları sağlandı. Böylelikle kaybolma tehlikesinde olan 50 farklı mesleğe yaklaşık bin usta adayı yetiştirildi.</p><p>&ldquo;Bir Usta Bin Usta&rdquo; projesi, Çorum&#39;un Kargı ilçesinde üretilen dokumalarla tasarlanan özel kreasyonun İtalyan moda dünyasına tanıtıldığı &ldquo;ÇOROME&rdquo; organizasyonuna verdiği destekle uluslararası arenada tanıtılırken birçok ulusal ve uluslararası ödüle de layık görüldü.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/istesob-baskani-faik-yilmaz-in_1722860379_gapyXY.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz'ın Çığlığı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/istesob-baskani-faik-yilmaz-in_1722860379_gapyXY.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bak şu Çorumlu'nun Yaptıklarına]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/bak-su-corumlu-nun-yaptiklarina/74044/</link>
            <description><![CDATA[Çorum’da 1947 yılında temelleri atılmış olan tekstil sektörünün önce isimlerinden Bilsar’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Bil’s markasının kurucusu Selman Bilal ile ekonomim gazetesi yazarı Gila Benmayor konuştu. Selman Bilal'in hayatı, iş tecrübesi tam anlamıyla iş dünyasına  rol model olacak. Bu ne]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/bak-su-corumlu-nun-yaptiklarina/74044/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 03 Aug 2024 13:28:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Selman Bilal, eserlerini depolarda değil, bizzat sanat eseri olan B3 evinde ve ofisinde sergileyen bir koleksiyonerdir. Koleksiyonuna adını veren B3 evinde, mek&acirc;na özgü 76 sanat eseriyle yaşıyor ve sanatçılar bizzat evine gelip eserlerini yerleştiriyor. Aynı zamanda SAHA Derneği&#39;nin kurucusu olan başarılı iş insanı Bilal, koleksiyonunda yer alan tüm sanatçılarla tanışıyor ve arkadaşlık kuruyor.</p><p>Çorum&#39;da 1947 yılında temelleri atılan tekstil sektörünün önde gelen isimlerinden Bilsar&#39;ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Bil&#39;s markasının kurucusu olan Selman Bilal ile Şişhane&#39;deki ofisinde buluştuk. Bilal&#39;in sıkı bir iş birliği içerisinde olduğu mimar Han Tümertekin tarafından yenilenen Art Nouveau tarzı iki kapılı binanın bir tarafı Bilsart Sanat Galerisi&#39;ni ve sanat etkinliklerini ağırlayan mek&acirc;nı, diğer tarafı ise Bilsar Tekstil&#39;in ofislerini barındırıyor.</p><p>Selman Bilal&#39;in sanata olan ilgisi, çocukluğunda başlıyor. Çorum&#39;da, şirketin kurucusu ve çok ince bir zevki olan büyükbabasıyla birlikte geçen çocukluğu, onun sanata olan ilgisini tetikliyor. Lisedeki güzel sanatlar öğretmeni ise ona sanat ve sanat tarihine olan ilgisini kazandırıyor. Mimarlığa olan ilgisi de bu öğretmeninin yönlendirmesiyle başlıyor. Daha sonra yolları mimar Han Tümertekin ile kesişiyor ve birlikte B1 binasını inşa ediyorlar. Ardından, Assos&#39;ta Ağa Han Mimarlık ödülünü kazanan B2 evini yapıyorlar. Bu ev, uluslararası mimarlık literatürüne giriyor ve dünyanın en önemli binaları arasında sayılıyor. Son olarak, Arnavutköy&#39;de B3 binasını inşa ediyorlar.</p><p>Sanata ve koleksiyonerliğe olan yolculuğu, Venedik Bienali&#39;nde yaptığı ev gezisiyle ivme kazanıyor. Bienalde ziyaret ettiği evler, ona koleksiyonerliğin farklı yönlerini gösteriyor. Özellikle, köklü bir Venedikli ailenin evinde sanatçılarla birlikte yaşandığını ve koleksiyon geliştirildiğini görmesi, onun için ilham verici oluyor. Bu deneyim, Bilal&#39;in sanatçılarla birlikte yaşamayı ve sadece Türk sanatçıların işlerini almayı hedeflemesine yol açıyor.</p><p>Koleksiyonuna ilk eser olarak İlhan Koman&#39;ın minik bir heykelini ekliyor. Ayşe Erkmen&#39;in seramik karo duvarı ve İnci Eviner&#39;in &ldquo;Yeni Vatandaş II&rdquo; eseri gibi pek çok değerli eseri koleksiyonuna dahil ediyor. B3 evinin inşaatıyla birlikte koleksiyon da şekillenmeye başlıyor. Evin yapımı sürecinde, sanatçılarla birlikte eserlerin yerleştirilmesi üzerine çalışıyorlar. Genç sanatçılara da çokça yer açtığı bu koleksiyon, tamamen mek&acirc;na özel bir özelliğe sahip.</p><p>Bilsar ve Bilsart&#39;ın sanatla olan ilişkisi de dikkat çekici. Şişhane&#39;deki ofis, Art Nouveau tarzı iki kapılı binada yer alıyor olup, bir tarafı Bilsart Sanat Galerisi ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yaparken, diğer tarafı ise Bilsar Tekstil&#39;in ofislerini barındırıyor. Bilsart, dijital sanat ve video odaklı sergiler düzenliyor. 2018 yılından bu yana 130 sanatçının işini sergileyen Bilsart, video sanatına üretim desteği de veriyor.</p><p>Bilsar, sanatçılarla iş birlikleri yaparak tasarım satar hale gelmiş durumda. Her yıl dört, beş gömlek sanatçılarla birlikte tasarlanıyor ve bu ürünler koleksiyoner ürünleri olarak sınırlı sayıda üretiliyor. Bu iş birlikleri, tekstile yeni bir bakış açısı getiriyor ve ürünlere sanatın yansımasını sağlıyor.</p><p>Selman Bilal&#39;in sanatla dolu bu yolculuğu, sanatı sadece bir koleksiyon objesi olarak görmekten ziyade, onunla birlikte yaşama ve sanatçılarla birlikte çalışma arzusuyla şekilleniyor. Onun için sanat, yaşanmışlık ve duygusal bağlarla zenginleşen bir yolculuk. Bu anlayış, onun koleksiyonunu benzersiz ve özgün kılıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bak-su-corumlu-nun-yaptiklarin_1722680926_yU0Nv5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bak şu Çorumlu'nun Yaptıklarına ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bak-su-corumlu-nun-yaptiklarin_1722680926_yU0Nv5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çırak Arayan Ustam'a Çözüm Almanya'dan]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/cirak-arayan-ustam-a-cozum-almanya-dan/74011/</link>
            <description><![CDATA[Almanya'nın "dual eğitim sistemi" dünya çapında ör­nek gösterilen bir model. Bu sistem şunları içeriyor:

-Öğrenciler haftanın 3-4 gününü şirketlerde pratik eğitim alarak, 1-2 gününü ise meslek okullarında teorik eğitim görerek geçiriyor.

-Program genellikle 2-3.5 yıl sürüyor ve 300'den fazla mesleği kapsıyor.

-Öğrenciler eğitim süre­since maaş alıyor, bu da genç­ler için cazip bir seçenek oluşturuyor.

-Sistemin başarısı ra­kamlarla kanıtlanmış du­rumda: Almanya'da gençler arasındaki işsizlik oranı yüz­de 5.6 ile AB ortalamasının (Yüzde 15.2) çok altında.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/cirak-arayan-ustam-a-cozum-almanya-dan/74011/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 09:23:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> <strong>Almanya&#39;nın Dual Eğitim Sistemi Nedir?</strong></p><p>Almanya&#39;nın &quot;Dual Eğitim Sistemi,&quot; mesleki eğitimi hem okulda hem de iş yerinde entegre eden bir modeldir. Bu sistem, gençlerin mesleki becerilerini geliştirirken teorik bilgiyi pratiğe dökme fırsatı sunar. Almanya&#39;da çıraklık eğitimi olarak da bilinen bu model, ülkenin ekonomik başarısında önemli bir rol oynamaktadır.</p>Nasıl Çalışır?	<strong>Teorik Eğitim</strong>: Öğrenciler, haftanın belirli günlerinde meslek okullarında teorik dersler alırlar. Bu dersler, genel eğitim ve mesleki spesifik konuları kapsar.	<strong>Pratik Eğitim</strong>: Öğrenciler, haftanın geri kalan günlerinde ise bir işletmede çalışarak pratik beceriler kazanırlar. İşletmeler, öğrencilere gerçek iş ortamında uygulamalı eğitim verir.	<strong>Sertifikasyon ve Değerlendirme</strong>: Eğitimin sonunda, öğrenciler hem okulda hem de iş yerinde aldıkları eğitimden sorumlu kurumlar tarafından değerlendirilir. Başarılı olanlar, mesleki yeterlilik belgesi alırlar.<strong>Türkiye&#39;de Çıraklık ve Mesleki Eğitim</strong><p>Türkiye&#39;de çıraklık eğitimi, mesleki eğitim merkezleri ve meslek liseleri aracılığıyla verilmektedir. Ancak, bu sistemde teorik ve pratik eğitim arasında tam bir entegrasyon sağlanamamış durumda. Meslek liselerinde verilen eğitim çoğunlukla teorik bilgiye dayalı olup, öğrencilerin iş yerlerinde pratik deneyim kazanma fırsatları sınırlı kalmaktadır.</p><strong>Dual Eğitim Sisteminin Türkiye&#39;ye Uygulanabilirliği</strong>Potansiyel Faydalar	<strong>İstihdam Artışı</strong>: Dual eğitim sistemi, gençlerin mezun olduktan sonra iş bulma şansını artırır. Pratik deneyim kazanan öğrenciler, iş piyasasında daha rekabetçi hale gelirler.	<strong>Beceri Gelişimi</strong>: Öğrenciler, mesleki becerilerini gerçek iş ortamında geliştirirler. Bu, teorik bilgilerin pratik uygulamalarla pekişmesini sağlar.	<strong>Sanayi ve Eğitim İş Birliği</strong>: İşletmeler ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği, sanayinin ihtiyaçlarına uygun eğitim programlarının geliştirilmesini sağlar.<strong>Uygulama Stratejileri</strong>	<strong>Pilot Programlar</strong>: Öncelikle belirli sektörlerde pilot programlar başlatılabilir. Bu, sistemin adaptasyonu ve olası sorunların tespit edilmesi açısından önemlidir.	<strong>İşletmelerle İş Birliği</strong>: İşletmelerin dual eğitim sistemine katılımını teşvik etmek için vergi indirimleri ve diğer teşvikler sunulabilir. İşletmeler, eğitim sürecinde aktif rol alarak gelecekteki iş gücünü yetiştirme fırsatına sahip olacaklardır.	<strong>Eğitimcilerin Eğitimi</strong>: Meslek okullarındaki öğretmenlerin, dual eğitim sistemine uygun olarak yeniden eğitilmesi gerekmektedir. Bu, öğretmenlerin teorik bilgiyi pratik uygulamalara entegre edebilme yeteneğini artırır.	<strong>Yasal Düzenlemeler</strong>: Dual eğitim sisteminin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu, eğitim sürecinin standartlarının belirlenmesi ve işletmelerin sorumluluklarının netleştirilmesini sağlar.Sonuç<p>Almanya&#39;nın dual eğitim sistemi, Türkiye&#39;nin mesleki eğitimdeki sorunlarına etkili bir çözüm sunabilir. Teorik ve pratik eğitimi entegre eden bu model, gençlerin mesleki becerilerini geliştirirken iş piyasasında rekabetçi hale gelmelerini sağlar. Türkiye&#39;nin bu sistemi benimsemesi, eğitimde ve istihdamda önemli iyileştirmeler sağlayabilir. Ancak, bu sürecin başarılı olması için işletmeler, eğitim kurumları ve hükümet arasında güçlü bir iş birliği ve koordinasyon gerekmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cirak-arayan-ustama-cozum-alma_1722320612_P4uvhS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çırak Arayan Ustam'a Çözüm Almanya'dan ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/cirak-arayan-ustama-cozum-alma_1722320612_P4uvhS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ayakkabılık Sektöründe Kriz Büyüyor mu ?]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/ayakkabilik-sektorunde-kriz-buyuyor-mu/72915/</link>
            <description><![CDATA[Dünyada her yıl 28 milyar çift ayakkabı üretiliyor. Türkiye 357 milyon çift üretim ile Çin, Pakistan, Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerle rekabet etmeye çalışıyor. Bir yandan üretim maliyeti diğer yandan ithalat baskısı nedeniyle sıkıntı yaşayan ayakkabı sektörünü, rekabeti önce ‘içeride’ sonra da ‘yurtdışında’ kazanmak istiyor.

İstanbul Fuar Merkezi’nde geçen hafta kapılarını açan Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı (AYSAF) sona erdi. Fuar öncesi sektörün sorun ve beklentilerini Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Sait Vakkas Salıcı ile değerlendirdik. Yerli üretim ve yerli malı kullanımının önemini vurgulayan Salıcı, yerli üreticinin ancak tasarımla kendini geliştirerek yurtdışı ile rekabet edebileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/ayakkabilik-sektorunde-kriz-buyuyor-mu/72915/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 21 Nov 2023 16:30:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Sait Vakkas Salıcı, dünya gaztesinden Fikret  Çengel&#39;in sorularını cevapldı</p><p><strong>İthalatçılar içerde üretime başlayınca sayacı bulunamadı&rdquo;</strong></p><p>Türkiye&#39;nin 500 milyon çift ayakkabı üretme kapasitesi olduğunu kaydeden Salıcı, geçen yıl 347 milyon adet üretim yapıldığını bildirdi. Dünyada ise 28 milyar çift ayakkabı üretiliyor. Ayakkabı üretimin son yıllarda Şanlıurfa&#39;ya kaydırılsa da buradaki üretimin yetersiz ve yoğun istihdama dayalı olması nedeniyle verimsiz kaldığını not eden Salıcı, &ldquo;2014&#39;ten sonra kanun çıktı ithalata vergi kondu.Birçok ithalatçı üretici oldu. Ama altyapı ve fiziki şartlar konması lazımdı. Önce kanun çıktı sonra Urfa&#39;ya üretim altyapısı kuruldu. Önce altyapı kurulup istihdam için işgücü oluşturulup bundan sonra kanun çıkarılabilirdi. İthalatçılar içerde üretime başlayınca sayacı bulunamadı&rdquo; dedi.</p><p><strong>&ldquo;Fiyat artırmaya çalışırlar&rdquo;</strong></p><p> Son yıllarda uygulanan referans fiyat uygulamasına dikkat çeken AYSAD Başkanı Salıcı, &ldquo;Açık verilirse ve sektörü etkileyecek duruma gelirse yapılmalı ama fiziki şartlar da oluşturulmalı. Yan sanayi ürünü taban ve üst saya ithal geliyor. Bir tek işçilik burada oluyor.Adam fabrikam var diyor ama...&rdquo; diye konuştu.</p><p><strong>Tedarikçi Kendini Gelştirmedi</strong></p><p>İthalata yönelik düzenlemelere değinen Salıcı, &ldquo;Yetmedi bir daha yapalım deniyor. Ayakkabıda her seferinde böyle mi yapacağız? O zaman yerli üretici de nasıl olsa ithalat da gelmeyecek deyip fiyat artıracak. Kendini geliştirmeyecek alırsan al elimdeki bu mal diyecek.Türkiye&#39;den çekilen küresel markalara neden gittiniz diye sorduk; gitmelerindeki nedenler arasında fiyat yani maliyetler üçüncü sırada. Çünkü buradaki tedarikçi nasıl olsa geldiler diyerek kendini geliştirmedi. Ben bunu yapıyorum alırsan al dedi. Kapıların kapalı olması ve konteyner krizi vs. dönemi hep devam edilecek sanıldı. O tokluk döneminde &lsquo;fırsatçılık yapmayın&#39; dedik. Kaliteli ürün yapamadık. O dönem öyle yapmayanlar şimdi ayakta duruyor.&rdquo; ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Çin&#39;in yerini Vietnam alıyor</strong></p><p> &ldquo;En korkulu rüyamız Çin&#39;di. Şimdi değişti; Hindistan, Pakistan ve Vietnam&#39;a geçti.&rdquo; diyen AYSAD Başkanı Salıcı, &ldquo;Vietnam üretimde yüzde 2&#39;den yüzde 12&#39;ye geldi son 13 yılda. Çin&#39;in bir köyü gibi&rdquo; bilgilerini verdi. Son dönemde Nike&#39;a danışmanlık yapan bir iktisatçı profesörün ekranlarda ve köşe yazıların da ithalata yönelik kısıtlamalara ilişkin eleştirilerini sorduğumuz Salıcı, &ldquo;Yerli üretim için milli seferberlik yapalım. Özellikle ayakkabıdan başlayıp herkes dişini sıksın; ben yerli ayakkabı giyiyorum, desin. Yani ayağımız yere yerli bassın; ben yere yerli basma zamanı diyorum. Kamu otoritesi ise STK&#39;lara da iş düşüyor, ithalatçılar da bize baskı yapıyor diyor...&rdquo; diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ayakkabilik-sektorunde-kriz-bu_1700575844_weGvBP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ayakkabılık Sektöründe Kriz Büyüyor mu ? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/ayakkabilik-sektorunde-kriz-bu_1700575844_weGvBP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tekstilin Patroniçesi Gözünü Çorum'a Dikti]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/tekstilin-patronicesi-gozunu-corum-a-dikti/72908/</link>
            <description><![CDATA[Özellikle Avrupa olmak üzere dünya tüketicileri  giyimde Myraang, Ma Mulier markalarını çok iyi biliyor. Bu markaların sahibi bir Türk iş kadını...Ece Güneren Tütüncü... 2024 yılında  piyasalarda fırtınalar estirmeyi planlıyor. Gözühü ise annesinin memleketi Çorum'a dikti. Nedenini şöyle açıklıyor: Mevcutta Bursa ve İstanbul’da aile fabrikamız var. Ürünlerimiz Çorum’dan dağıtılsın gözüyle bakıyoruz. Çorum’da idare etmemiz daha kolay olabilir çünkü annem Çorumlu. Herkes kendi memleketine yatırım yapar.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/tekstilin-patronicesi-gozunu-corum-a-dikti/72908/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 11:41:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tekstil işiyle uğraşan babasının bir haftalığına yurtdışına gitmesiyle işlerin başına geçen Myraang ve Ma Mulier&#39;in Kurucusu Ece Güneren Tütüncü, kurduğu iki perakende markasıyla daha çok global arenada güçlenerek dünya markası olmayı hedefliyor.</p><p>İstanbul&#39;da 1993 yılında kurulan aile şirketinin birçok tekstil firmasına plise üretimi yaptığını söyleyen Güneren, &ldquo;Babam, 1 haftalığına yurtdışına çıkacağını söyleyerek, &#39;Sen de gelip işlerin başında dur&#39; dedi. Böylelikle işyerine giriş yaptım.Şu anda 14&#39;üncü yılın içerisindeyim. Aklımda hep kendi markamı yaratma hayalim vardı. Bu hayali de 2015 yılında Myraang, 2021 yılında ise Ma Mulier kadın giyim markalarını kurarak gerçekleştirdim. Myraang Türkiye&#39;de yok. Tamamen yurtdışı odaklı. Ma Mulier&#39;ı stilist Sevgin Şenlier ile birlikte yürütüyoruz. Amacım özellikle Ma Mulier&#39;i global arenada güçlendirerek dünya markası yaratmak&rdquo; diye konştu</p><p><strong>Global tarafta güçleneceğiz:</strong></p><p>Döviz kurunun her gün değiştiği Türkiye&#39;de ekonomik şartları da göz önünde bulundurduklarını ve Türkiye&#39;de şu anki ekonomik koşullarda güçlenmenin zor olduğunu ifade eden Tütüncü, &ldquo;Perakende de gerçekçi olmak lazım. Global tarafta güçlenip marka olmak istiyoruz. Çünkü tüm girdilerin hepsi dolar bazlı&rdquo; diye konuştu. Tütüncü, 2024&#39;ün ikinci yarısında erkek giyim alanında da aksiyon alacaklarını ifade etti.</p><p>Gözünü Çorum&#39;a dikti</p><p>İki markanın ürünlerini şu anda nakış, baskı, lazer kesim gibi kendi bünyelerinde yaptıklarını tüm işlemler bittikten sonra ise fason olarak sadece dikime gönderdiklerini belirten Tütüncü, &ldquo;Kalite kontrolü yine kendi bünyemizde yapıyoruz. Çoğu işlem zaten bizim işyerimizde yapılıyor&rdquo; diye konuştu. Fason dikimden çıkmak için Anadolu&#39;da bir tesis açmak planlarının olduğunu da ifade eden Tütüncü, Çorum&#39;da bir fabrika kurmayı ve üretimlerini orada yapmayı hedeflediklerini söyledi. Tütüncü, &ldquo;Mevcutta Bursa ve İstanbul&#39;da aile fabrikamız var. Ürünlerimiz Çorum&#39;dan dağıtılsın gözüyle bakıyoruz. Çorum&#39;da idare etmemiz daha kolay olabilir çünkü annem Çorumlu. Herkes kendi memleketine yatırım yapar.Bugün için değil ancak aklımızda böyle bir plan her zaman var&rdquo; diye konuştu. Şu anda sadece kadınlara yönelik ürün tasarladıklarını belirten Ece Tütüncü, erkek spor koleksiyon özelinde çok fazla talep aldıklarını söyledi.</p><p>Başta Türk Cumhuriyetleri, Afrika Ülkeleri, Amerika, İngiltere, Hollanda, Almanya, Rusya gibi 20&#39;nin üzerinde ülkeye ihracat yaptıklarını ifade eden Ece Güneren Tütüncü, &ldquo;Planlarımızda Ma Mulier&#39;i Avrupa&#39;da yaygınlaştırmak ve marka haline getirmek istiyoruz. Şu anda ilk hedefimiz bu. Özellikle Dubai&#39;ye girmeyi çok istiyoruz&rdquo; dedi. Güneren, cirolarının yüzde 95&#39;inin ihracat, yüzde 5&#39;inin ise perakende iç satıştan geldiğini söyledi.</p><p><strong>Avrupa&#39;da ve Nişantaşı&#39;nda mağaza açacak</strong></p><p> İlk başta hedeflerinin Amerika&#39;da mağazalaşmak olduğunu belirten Ece Güneren Tütüncü &ldquo;Şimdi ise Avrupa kolay geliyor.  Daha yakın olması, kolay ulaşım açısından ilk hedefim Avrupa olacak. Şu anda araştırma yapıyoruz. Hangi ülke mantıklıysa pilot mağazalarla yayılacağız&rdquo; ifadelerini kullandı.</p><p>Dünya Gazetesi&#39;inden Mehtap Halıcı&#39;nın haberine göre Mağazalaşma sürecine girmek istediklerini belirten Ece Güneren Tütüncü, şu anda Osmanbey&#39;de bir mağazamız var. Oradaki mağazamız toptan satış mağazası ama perakende mağaza olarak gelen müşterilerimizi reddetmiyoruz. O yüzden ilk hedefimiz Nişantaşı&#39;nda bir perakende mağazası açmak. Hem bildiğimiz muhit hem de bizim tarzımızı daha çok yansıtacak bir bölge&rdquo; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/tekstilin-patronicesi-gozunu-c_1700469697_jxSC7R.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tekstilin Patroniçesi Gözünü Çorum'a Dikti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/tekstilin-patronicesi-gozunu-c_1700469697_jxSC7R.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ağacın Ustası Anlattı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/agacin-ustasi-anlatti/72890/</link>
            <description><![CDATA[İskenderun'un 46 yıllık esnafı Hızarcılar ve Mobilyacılar Odası Başkanı Yılmaz Değirmen, ustalar konuşuyor programına katıldı]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/agacin-ustasi-anlatti/72890/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 17 Nov 2023 09:12:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Esnafhabertv.com: Sizi tanıyabilir miyiz?</p><p>Yılmaz Değirmen: İskenderun Hızarcılar ve Mobilyacılar odası başkanıyım. 58 yaşındayım, 48 yıldır bu işi yapıyorum. Son 1,5 yılda mobilyacılar odası başkanlığına aday oldum, başkan oldum. 1973 yılında ben o zaman 9 yaşındaydım, babamın yanında, babam böyle ağacı keserdi, tehlikeli olduğu için o kesim işini yapardı, bana da öğrettiği işler vardı. Ben de elde işlerdim torna makinasında. Evvelden sandık ayağı, dolap ayağı, komodin ayağı yapardık o zaman öyle giderdi çuvallarla, o zaman öyle başladı işte yıl 2023, o işi büyüttük hem mobilya hem mobilya boyama işi yapıyoruz. Bunun yanında da yaptığımız bu ağacı işleyip şu duruma getiriyoruz. Tokmak yapıyoruz, merdane yapıyoruz. Arkada gördüğünüz makineyi aldık, onunla şu dünyayı yapıyoruz, topları yapıyoruz.</p><p>Esnafhabertv.com: Ağaçla ilgilenmek nasıl bir tutku?</p><p>Yılmaz Değirmen: Şimdi ben mobilyacılık ta yapıyorum, mdf kestiğim zaman, ağaç kestiğim zaman içimde acayip bir huzur, acayip bir mutluluk oluyor, anlatamayacağım bir şey var içimde ağacı biçip işlediğim zaman.</p><p>Esnafhabertv.com: Bir marangoz ustası ağacı renginden, kokusundan bilir mi? </p><p>Yılmaz Değirmen: Bilirim evet, daha önce kereste değil de hızarlardan odun alırdık, babamla beraber giderdik, o ağaca baktığım zaman o hangi ağaç, bundan ne yapılır bilirim yani o çabuk çatlar, diğeri çabuk çürür,<br />kurtlanır onun gibi artık onu biliyoruz, o tecrübe ile gelen bir şey. </p><p>Esnafhabertv.com:  Niye gürgen?</p><p>Yılmaz Değirmen: Hem sert yani tatlı sertlikte, Türkiye&#39;de mobilyada özellikle gürgen tercih ediyorlar.</p><p>Esnafhabertv.com: Bu mesleğin püf noktaları ne, elbette öncelikle seveceksin ama doğayı da seveceksin gibi anlatır mısın?</p><p>Yılmaz Değirmen: Mesela baba nasihati, kaçakçıdan odun almıyoruz, adam gelir icabında ama almıyoruz. özendirmemek adına, ufak işler için buradaki hızarlardan alıyoruz, onlar orman dairesinden alıyor.Ordu&#39;dan, Karadeniz tarafından ağaç geliyor kamyon bazında, oradan alıyoruz keresteyi, Türkiye&#39;de kereste zaten Karadeniz&#39;de, özellikle kayın. Babam her zaman derdi ki hayat kısa, kimseyi kırdığına değmez, herkesin işini gör. Burayı da tutmamın asıl amacı torna olarak, mobilya olarak benim orada 12 tane işçim var, çalışıyor boyahanem ile birlikte, burada duruyorum babamın mesleğini devam ettirmek adına. Mesela geleni boş çevirmemek, bir balta sapı getirse, bir ufak bıçak sapı getirse onu yapıyorum yani. Ona zaman ayırıp o işini görmeye çalışıyoruz.</p><p>Esnafhabertv.com: Marangozluk nasıl bir meslek?</p><p>Yılmaz Değirmen: Dünyaya bir daha gelsem yine mobilyacı olurum, marangoz olurum, ağaç işinde çalışırım. İşi<br />seviyorum ve herkesin de sevebileceği bir meslek, bir şeyi imal etmek, onu bir şekle büründürmek, kullanılabilecek bir hale getirmek, birinin faydasına olacak bir şey yapmak güzel. Ben daha çok konik ayak yapıyorum ya da mobilya ayağı yapıyoruz bu sıra. Davul tokmağını yapıyoruz ama mesela adam gelip alacak, davulunu getirip burada çalmazsa vermiyoruz. Tokmağı da gürgenden ya da portakaldan yapıyoruz. Portakaldan daha iyi oluyor. Her ağacın kullanılacağı bir yeri var. Gürgen mobilyada iyi ama<br />gevrektir biraz çekiç, balyoz sapında olmaz. Onda dişbudak tercih ediyoruz. Mesela kuska yapıyorlar, su bardağı, kayısı ağacından olmalı, kayısı ağacı kuruyunca suyu emmez, diğer ağaçların hepsi emer, bazen çamdan yapıyorlar falan ağaç içine döktüğün suyu emer. Dut ağacından iyi tokmak olur, teknelerde kullanırlar, suya dayanıklıdır dut ağacı, mobilyada gürgen iyidir. Ekli parçalarda ıhlamur<br />ağacı iyidir çalışmaz, gürgen ek yapılınca çalışır. Ihlamurun, kızıl ağacın lifleri çok olduğu için ekli işlerde onlar tercih edilir. Bir gün bir yere mutfak ölçüsü almaya gidiyorum, binayı biliyorum ben orada başka işlerde yaptım,  mutfak bir senelik mutfak, yeni gelinin annesi, bende farkında değilim, bunu niye değiştiriyorsunuz, yeni mutfak dedim. Sus dedi bana, korktum, damat duymasın biz istiyoruz, damat istemiyor. değiştirmek. Bu da Ahiliğin verdiği bir şey, dürüst, doğru olmak, boşuna masraf etme, yepyeni bir<br />mutfak var demeye getirdik. Böyle bir azar işitmiştik müşteriden.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/agacin-ustasi-anlatti_1700201704_jGHVJw.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ağacın Ustası Anlattı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/agacin-ustasi-anlatti_1700201704_jGHVJw.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yarım Asırdır Ateşten Demiri Dövüyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/yarim-asirdir-atesten-demiri-dovuyor/72788/</link>
            <description><![CDATA[Yarım asırdır demiri ateşin koynunda çeliğe döndüren bir usta Mustafa Uyan... Adıyaman'da sıcak demir ustalığı yapıyor. Depremde enkazlara kazma başta olmak üzere alet yetiştirmek için gece gündüz çalıştı. Meslek hikayesini anlatıyor. Gençlere kulaklarına küpe olacak hikayesini esnafhabertv.com ustalar konuşuyor programında anlattı. ]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/yarim-asirdir-atesten-demiri-dovuyor/72788/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 19 Oct 2023 09:06:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Esnafhabertv.com:</strong> Sizi tanıyabilir miyiz?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Adım Mustafa Uyan, yaptığım meslek ocaklık, sıcak demircilik. Mesleklerin içinde en zor olanı, bunu her adam yapamaz. Onun için burada yaptığımız malzemeler, köylüye hizmet için yapılır. Mesela demirleri şekillendirme çok zor bir şey. 1970 senesinden bu yana amcamın yanında geldim çalıştım<br />demircilikte, çıraklık dönemi, kalfalık dönemi, ustalık dönemi o günden bugüne kadar getirdik. Tabi bunun içerisinde zorlu günlerimiz de oldu, iyi günlerimiz de oldu.</p><p><strong>Esnafhabertv.com:</strong> Kaç kuşaktır bu işi yapıyorsunuz?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> 1970&#39;den bu yana 3-4 kuşak eder. Çünkü ustalarımız vardı. Bizim ustalarımız Hıristiyanlardı burada. Benim amcam onlarla beraber çalışıyordu bende geldim, burada ben 15 sene onlarla beraber çalıştım. Tabi bu adamlar zaman içerisinde İstanbul&#39;a gittiler, Almanya&#39;ya gittiler, kimisi burada kaldı. Yaşlandık, bugün ben bu mesleği daha ne kadar yapabilirim ki, ben de yaşlandım. 3-4 kuşaktan bugüne kadar getirdik, birçok eleman yetiştirdik.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Eleman bulmakta zorluk çekiyor musunuz?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Çok zor, mesleğe rağbet yok. Bu meslek zorluğundan dolayı can çekişmekte, son kuşak biziz, ben bunu size ifade edeyim. Benden sonra yok ki. Türkiye&#39;nin her tarafında bütün demircilere sorun, hepsi aynı şeyi söyler. Çırak yok, bu yaştan sonra 65-66 yaşlarındayım, bilemedin 70 yaşına kadar yap, ondan sonra gücümüzün çok dışına çıkar. Kolay bir meslek değil, bir çeliği şekillendirmek için milyonlarca çekiç vuruyorsun, yapmak çok zor.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Bu depremden sonra siz ve esnaflar olarak neler yaptınız, zorlandınız mı?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Depremde yaşadıklarımız  anlatmak bile zor. O kadar çok şey gördük ki. Çok içler acısı durumlar yaşadık, hala o depremin stresini hepimiz yaşıyoruz. Deprem olduğu zaman çıktık, binaların altında kurtarın diyenler, eli dışarıda adamın çırpınıyor, çıkarmak zorundasın, çırpınıyorsun onu çıkaramıyorsun. Sen ona mı ağlayasın, kendi haline mi ağlayasın, kendi çocuklarına mı bakasın. Ha elinde hiçbir şey yok, geldik buraya, benim gücüm yetmedi, ben bir betonu kaldıramam ki, adamlar var, bağırıyor, sesleniyor ama yardım yok, gelen yok erken daha.</p><p>Yani devlet elinden geleni yaptı, yapmadı desek yalan, yaptı ama tam zamanında kavuşmadı. Çevre illerden geldiler, çok adam kurtardılar. E biz ne yapalım, mesela ben burada şu gördüğünüz, bakın bu depremden gelme buraya, verdik, arabanın içinde kalmış bu. Bunlarla demirleri kırıyorlardı, betonları kaldırıyorlardı.</p><p>Mesela balyoz, balyoz verdik, yardım ettik esnaf olarak, hep birbirimize yardımcı olduk. Yani diyelim ki biz bunları yapmasak belki de daha çok can kaybımız olacaktı. Ama Allah razı olsun, bütün çevre illerden hala daha yardım geliyor, hala yapanlar var.</p><p>Mağduriyet var mı, var, herkes mağdur. Mesela akşam yardım eden kişiydin, sabahleyin yardım edilen kişi oldun.</p><p><strong>Esnafhabertv.com:</strong> Peki, bu deprem üretimde sizin için sıkıntı yaşattı mı?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Tabii ki, şimdi biz bir kere 4 ay burada herkes kendi canının derdine düşmüş. Buraya gelip de bir şey alayım ya da yapayım, ya da satayım öyle bir şey yok. Zaten yapamazsın, adamın elinde bir kazması var, getiriyor, nasıl para alasın zaten mağdur olmuş, ekmek parası bulamaz, ben de onun gibiyim. 4 ay burada hangi esnaf deseki para kazandım, yalan söyler. Ben para kazandım mı, yok. Zaten memlekette adam kalmadı, hepsi kaçtı gitti. Enkazdan cenazelerini çıkaranlar, kurtarılanlar, adam evinin eşyasını alıyor ya da giyeceklerini alıyor, adam çekip gidiyor.</p><p>Öyle yapan da çok oldu ama burada gitmeyip de kalanlar da oldu. Fedakar kişiler burada kaldılar, öyle insanlar var yani. Ha arabası olmuş, imkanı olmuş, parası olmuş ona bir şey diyemem. Ama burada birçok insan fedakarlık etti.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Bu depremde Ahilik geleneğinin etkilerini gördünüz mü, dayanışmanın, Ahiliğin, törenin?</p><p><strong>Mustafa Uyan: </strong>Tabii ki, Ahilik demek zaten esnafların birleşerek, bir Ahi olarak yetişen, bir terbiye içerisinde yetişen Ahi, biz onun terbiyesini de biliriz, kuralını da biliriz. Onun için esnaflarınızın içerisinde Ahilik gereği demin dedim, kazma, balta yardımları verildi. Öyle değil mi, bunu gerektirmiyor mu? Mesela adam<br />Ahiliğe uymamış olsa, bu malzemeyi satar, parasını alır. Ama Ahilik gereği almaz çünkü o terbiyenin içinde yetişmiş bir insan.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Siz burada neler yapıyorsunuz, neler üretiyorsunuz?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Biz burada bir zamanlar 5 kişi çalışırdık. İnsan gücüyle şu balyozlarla, 3 kişi, 4 kişi çalışırdık, kazma yapardık, balta yapardık, nacak, satır yapardık. Hepsi el emeği, makine ile işi yok, fabrikadan çıkma falan değil, bunlar hep dövme. Bahçede çalışırlar, deminde söyledim, köylüye bir hizmet. Diyeceksiniz<br />ki eskisi gibi para kazanıyor musun, hayır, o geçti ama işte yapacak bir şey yok. Burada gelip iyi kötü yapıyorum, köylü de faydalanıyor, sende iyi kötü geçimini sağlıyorsun.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Buradan gençlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Ben birçok kanalda konuştum, bunları defalarca gündeme getirdim gençlere. Gençler, ne kadar okul okursan oku, ne kadar bilgili olursan ol, Ahiliğin verdiği terbiyeyi sen oralarda alamazsın. Bunu yaşaman için, çocuk yaştasın yine oku, gel bir ustanın yanında çalış, 5 yaş, 10-15-20 yaş, elinde bir altın bileziğin olsun. Mesleği öğren yine yapma, git öğretmen ol, git doktor ol ama ne olursan ol bu hayatın zorluklarını burada yaşayacaksın. Bir ustanın elinin altında çalışmanın ne olduğunu bileceksin ki ileride herhangi bir makamda, bir yöneticinin mutlaka elinin altında kalacaksın, bir büyük her zaman vardır. Ha sen burada bugün bir ustanın yanında çalışırsan, buranın terbiyesini alırsan, o gün için sana hiç zor gelmez çünkü sen bunları yaşamışsın. Mesela doktor olmuşsun ama başında başhekim var. Burada diyelim ki çocuksun, kalfan var, ustan var, onun üstü var. Burada tek kişi değilki, burada mesela en ufak bir şey de &lsquo;oğlum gel, bak bunu yaptın, bunu yapma&#39; der. O çocuk, o eğitimi çocuk yaştan alır. Yine oku, okumayın demiyoruz ki ama bu mesleği de yaşatmak için bir çaba gösterin ya, ne var ki. Yani bu meslek niye ölsün, bu meslek gibi burada semercilik var, tek kaldı. Nalbantlık tek kaldı. Hangi birini söyleyeyim, eskiden boyacılık vardı, elbiselere böyle bez vardı, kalıp basarlardı. O bezler, o çarşaflar çok mükemmeldi, şimdiki gibi o fabrikadan çıkanlar gibi değil yani. E niye onlar öldü, yazık, niye yaşatmadılar, hani zamanında olmuş olsaydı, yaşatsalardı daha iyi olmayacak mıydı? Mesela &hellip;.. vardı, bu memlekette çoktu, benim babam bana derdi ki, seni okutacağım subay olacaksın. Ya evet baba ama benim kafam ona çalışmıyor, okula, ama bak geldim hemen öğrendim. Bazı insanların kafası çalışır okumayı sever, bazı insan da sanatı sever, kafası sanata yatar. Sen kitabı ne kadar okursan oku kafana bir şey girmez. Ama sanata baktın mı, gördün mü hemen yaparsın çünkü senin kapasiten ona uyuyor yani. Yani olay bu, gençler bu mesleklerin hiçbirini boş bırakmasınlar. Az da olsa yapsınlar. Hiçbir şey yoksa ustadan bir şeyler öğrensinler. Bu gençler bunları yaşatsınlar, yazık bu meslekler ölmesin. Şimdi bazı pırıl pırıl gençler var, bir de bazı gençler var terbiyeden eser almamış, kalmamış da. Ya bu okul okumamış, okul okumuş hocayı hesaba almamış, zanaata gelmiş ustayı hesaba almamış, olur mu böyle bir şey? Bir insan bir ustanın yanına gittiği zaman onun terbiyesine uymak zorunda, bir insan okuduğu zaman okulun terbiyesine uymak zorunda. Gençler kendi kendiniz bilin, nasıl bir konumda olduğunuzu öğrenin, kendinize çekidüzen verin. Bir insan büyüğüne, küçüğüne saygılı olsun, küçükleri sevsin. Biz zamanında öyleydik. Biz okula gittiğimizde öğretmen gittiğinde vallahi ben onun önünden geçmezdim. Öğretmenimdi, utanıyordum yani. Şimdi öyle değil.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Peki bu mesleğinizin sırları nedir, bizimle paylaşabilir misiniz?</p><p><strong>Mustafa Uyan: </strong>Mesleğin sırrı çok zor olması, sırları ne olabilir ki, gelmişte geçmişte hep zorlukları yaşadık, iyisiyle kötüsüyle bugüne kadar geldik.</p><p><strong>Esnafhabertv.com: </strong>Deprem anında ya da sonrasında yaşadığınız bir olay, sizi etkileyen bir olay var mı?</p><p><strong>Mustafa Uyan:</strong> Şimdi depremden çıktığımız zaman, zaten sabah 4:16-17 sularındaydı, yağmur kar karışık, öyle bir hava soğuk, binalar yıkılmış, insanlar alttan bağıranlar, bizi kurtarın diyenler. Mesela ailesi kalmış dövünüp, ağlayanlar, çırpınanlar. Bunun karşısında bir insan olarak dayanamazsın ki, adamın gözleri<br />doluyor ağlıyor ya, onların feryadını görüyorsun. Allaha çok şükür benim yakınlarımda değil ama amcamın çocukları, halamın, dayımın çocukları, hepsi genç, 4 tane 5 tane çocuklarıyla beraber, pırlanta gibi çocuklar, hep gittiler. Hadi git de üzülme. Demin de ifade ettim, bugün hala ben kendimde değilim, adamın kendine gelmesi çok zor inanın. Akşam konteyner de oturuyorduk, etrafımızda komşularımız var, laf lafa gel konuştuk, ben hala kendimde değilim dedim. Bazen bazı şeyleri unutuyorum, en basiti burada anlatmam olur mu olmaz mı bilmiyorum da, geçenlerde benim bacanağın babası rahmetlik oldu.</p><p>Mustafa Uyan Depremi Anlatıyor</p><p>Ben, çocuklar kalktık, cenazeye, taziyeye gittik, hanımı unuttuk götürmedik, o da onun eniştesi ama unuttuk. Eve geldim, hanım dedi &lsquo;siz 2 gündür cenazeye gidiyorsunuz ben aklınıza gelmiyor muyum, beni götürmüyorsunuz?&#39; &lsquo;vallahi çok özür dilerim, ben bu depremin etkisinden ne yaptığımı bilmiyorum&#39; dedim.</p><p>O kadar ki bak geçen gün oturuyoruz yine bir salladı, iyi de salladı zaten ta Pötürge&#39;den başlamış buraya kadar, orada da yine bir stres yaşadık. İstesen de istemesen de yaşıyorsun, artık korkutmuş seni.</p><p>Allah yardım etsin, çok insanlarımız öldü, Çok malını mülkünü bırakıp gidenler oldu. Hırsızlar doldu buralara, gündüz gözüyle evlerin içine giriyor. Arkadaşın evini gündüz gelip arabaya yükleyip gitmişler.</p><p>Bunlar senin memleketinden mi diyeceksin, hayır dışarıdan gelenler, gelmişler almış gitmişler. Oğlanı yeni evlendirmiştim, kapısı kitli ama ev harap, gelmiş kapıyı zorlamışlar, kıramamışlar yani, kırsalar alıp götürecekler...</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yarim-asirdir-atesten-demiri-d_1703576679_KvEtoR.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yarım Asırdır Ateşten Demiri Dövüyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yarim-asirdir-atesten-demiri-d_1703576679_KvEtoR.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[''Ağzınız Bal Yesin, Paranızı Van Yesin'']]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/agziniz-bal-yesin-paranizi-van-yesin/71340/</link>
            <description><![CDATA[Yöresel Van kahvaltısının önemli temsilcilerinden Yusuf Konak, 1975 yılında kurduğu işinin Guinness rekorlar kitabına kadar giden yolculuğunu www.esnafhabertv.com’a anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/agziniz-bal-yesin-paranizi-van-yesin/71340/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 13:27:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >1957 yılında Van&#39;ın merkez köyünde doğan Yusuf Konak, sekiz çocuklu bir ailede dünyaya geldi. 1965&#39;te Süt Evi adı altında ilk işlerini yürüttüklerini söyleyen Konak, 1975 yılında kendi işini kurdu. Sloganlarının: &#39;&#39;Ben bak hele bak Yusuf Konak, eğitim şart yine Yusuf Konak, çak hele çak yine Yusuf Konak, number one, always one, ahirette iman, sen buna inan, ey Türkiye sloganımız, ağzınız bal yesin, paranızı Van yesin.&#39;&#39; Olduğunu, 1980 yılında bilmece, fıkra ve mani konseptiyle şahlanıp Van Güzel Kahvaltı ismini aldıklarını, bu isimden sonra işlerle daha fazla uğraştıklarını söyleyen Konak, 2000 yılında medya ile tanıştığını ve 2001 yılında ilk iftar programını yaptığını belirtti. Daha sonra Van Kahvaltısının Van Kültür Evi olmasıyla birlikte Van&#39;da işe başladıklarını belirten Konak: &#39;&#39;Van depremi oldu Ankara&#39;ya taşındık, 6-7 yıl Ankara&#39;da kaldık Ankara&#39;da aynı işi yaptık, Ankara&#39; da işimiz uçtu, sabah 06.00 akşam 18.00 gün boyu kahvaltı. İsmini de plaka 06 koyduk. Valisinden, A partisinden, B partisinden, C partisine bizi geri getirdiler, biz de tekrar adını değiştirdik. Van Güzel kahvaltı ile Van&#39;da devam ettik, şimdi &#39;dünyada Van, ahirette iman, sen buna inan&#39; sloganıyla çıktık. Bak hele bak, eğitim şart, işte Yusuf Konak. &#39;&#39; dedi.</p><p ></p><p ><strong>&#39;&#39;52 sene kahvaltı verildi Guinness&#39;e girdi&#39;&#39;</strong></p><p >Süt evinde taslara süt koyup ekmek doğradıklarını sonrasında yoğurt pekmezin dahil olduğunu, ilerleyen süreçte Van peyniri, Van cacığı derken tereyağı ve kaymak da koyduklarını belirten Konak, bu sayede işlerinin daha da açıldığını ve 1975 yılında isimlerini Konak Kahvaltısı Salonu koyduklarını belirtti. Konak: &#39;&#39; herkes sabah erken gelirdi bir kahve içerdi kahve altının altında bir mendilde çörek ile kete dersiniz, kete çörek ve ekmek peynir koyarlardı, kahve altı yani kahvaltı oradan çıktı. Bu kahvaltı Van&#39;la özleşti, Van markası oldu. 52 sene kahvaltı verildi Guinness&#39;e girdi. Bütün Vanlıların emeğidir bu. Türkiye&#39;nin emeğidir, 7&#39;den 70&#39;e herkesin desteği oldu. Bizlerin değil, biz burada vesile olduk. Tekrar süte dönüyorum, süt evde her çeşit yoktu, şimdi hamd olsun bütün kahvaltı çeşitleri on beşe yakın Van&#39;a has çeşitlerdir. Bizde diyoruz ki Van ürünleri tercih edelim. Van güzel, kahvaltı güzel.&#39;&#39; Şeklinde konuştu.</p><p ></p><p ><strong>Bak hele bak Yusuf Konak</strong></p><p >Askerliğini 1975&#39;te bitirdiğini, evliliğini de o sene içerisinde yaptığını, iş yerini de annesi ve eşiyle birlikte aynı sene kurduğunu, başarısını eşine borçlu olduğunu ve bir daha dünyaya gelse yine eşiyle evleneceğini söyleyen Konak vefat eden oğlu ve damadıyla ilgili de konuştu: &#39;&#39;Nur içinde yatsın kıymetli oğlum vardı Harun Konak, 2014 yılında vefat etti. Allah birini aldı oğlumuz Fariz&#39;i verdi, Fariz damadım işin başında. Her gün eşime bir yenilik yaptım, yenilikleri severdim, çok hareketliydim. Bak hele bak ne yaptı, bak hele bak nereye gitti, bak hele bak ne yaptı bak, hele bak ne getirdi, adım oldu Bak Hele Bak Yusuf Konak.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p ><strong>&#39;&#39;Başka Türkiye yok&#39;&#39;</strong></p><p >Türkiye&#39;ye çok büyük bir sevgisi olduğunu, başka bir Türkiye&#39;nin olmadığını söyleyen Konak: &#39;&#39;İnsan dürüst olacak, işler dürüst, aşlar dürüst, eşler dürüst olacak, yediğini yedirecek ve birlik beraberlik ile birbirimizi seveceğiz başka hayat çekilmez. Helalleşme de güzel, bir kusurumuz varsa helalleşeceğiz tabi, başka Türkiye yok. Esnaflar için de size garanti ediyorum hiçbir esnafın siyasetle işi olmaz, esnaf parti üstüdür, bizim partimiz olmaz. Bizim partimiz ekmektir, birlik beraberlik oradan gelir. Birbirimizi sevmek zorundayız, birbirimizi kucaklamak zorundayız. Esnaf, tüccar, sanayici ne ise kucaklaşacak. İşini iyi yapacak, hile yapmayacak dürüst ve mert olacak. &#39;&#39; İfadelerini kullandı.</p><p ></p><p ><strong>Eşimle evliyim ama işimle de evliyim</strong></p><p >Sekiz çocuğu okutup, büyüten babasının hala hayatta olduğunu, dünya tatlısı bir insan olduğunu, çok mert ve mütevazı olduğunu söyleyen Konak: &#39;&#39;Hepimize iş imknı verdi, okuttu. En önemlisi, babam hep derdi ki esnaf ol, dürüst ol, samimi ol, bu babamın sözüdür. Diğer kardeşlerim memur oldular, tek esnaf olan benim, bende işimi çok seviyorum. Tabiri caizse ben işimle evlendim, eşimle evliyim ama işimle de evliyim. Yanlış anlaşılmasın ben işimi aşkla yapıyorum. İşimle haşır neşirim, herkes işini sevsin. Burada düzgün bir para kazandığımız yok. Müşteriler ile ilgileniyorum, soru soruyorum, fıkra anlatıyorum, bilmece soruyorum ve mani okuyorum tanıyım tanımayım kesinlikle masasına gidiyorum, çok kıymet veriyorum. Onlarla bugünlere geldik.&#39;&#39; Dedi.</p><p ><strong>Malatya&#39;dan kayısı, Nazilli&#39;den incir, Manisa&#39;dan mesir macunu getiriyorlar</strong></p><p >Türkiye&#39;nin ve dünyanın her tarafından dostları olan Konak&#39;a sevgililer gününde erkekler, kadınlar çiçek, hediye gönderip kıyafet getiriyor. Malatya&#39;dan gelenlerin kayısı, Aydın Nazilli&#39;den gelenlerin incir, Manisa&#39;dan gelen müşterilerin de mesir macun getirdiğini belirten Konak: &#39;&#39;Her ilden kahvaltıya geliyorlar ellerinde hediye ile. Bu beni biraz kamçıladı daha da bağladı işime, daha çok sevdirdi ve coşkumu arttırdı. Bütün ümidimi müdavimlere borçluyum, eşime borçluyum anne ve babamın duasına borçluyum, perde arkasında Fariz ile çocuklarıma borçluyum.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p ><strong>&#39;&#39;Kadınlar başımızın tacı, gözümüzün ışığı, kadınlar bizim canımızdır, Allah canımızı korusun&#39;&#39;</strong></p><p >4 kızı ve 12 torununun olduğunu söyleyen Konak, kadınların eğitimine ve çalışma hayatına dahil olmalarına çok önem veriyor. Ülkemizde kız çocuklarının okutulmasının ve iş hayatında bulunmasının çok önemli olduğunu dile getiren Konak&#39;ın bu konuyla ilgili bir sloganı da var: &#39;&#39;Kadınlar başımızın tacı, gözümüzün ışığı, kadınlar bizim canımızdır, Allah canımızı korusun. Her bir kadın bir annedir, her bir kadın eştir, her bir kadın evin direğidir, her bir kadın bir akıl hocasıdır, her bir kadın bir deryadır onlara o gözle bakacağız. Çalışan kadınlarımız var bunu herkese de tavsiye ediyorum ve ricada bulunuyorum, herkes kadın çalıştırsın tabiri caizse tezghta kadın olsun, kadın eli olsun, kadın elinin olduğu bir yerde güzellik var marifet var, hoşluk var, saadet var ve gül kokar.&#39;&#39; Şeklinde konuştu.</p><p ><strong>&#39;&#39;Kadınla erkeği de ayrım yapmayalım bu saatten sonra, aynı pencereden bir bakalım&#39;&#39;</strong></p><p >Sözlerine herkesin işini sevmesi gerektiğini ve esnafın bir partisi olmadığını, esnafın hilekr değil dürüst olması gerektiğini dile getirerek devam eden Konak: Sözüm odur herkes yaptığı işi yapsın, yapamayacağı işe de girmesin. Derler ki elinin hamuruyla kadının işine karışma, kadınla erkeği de ayrım yapmayalım bu saatten sonra, aynı pencereden bir bakalım. Habibetullahın beş tane oğlu, beş tane kızı vardı. Benim de beş tane oğlum üç tane kızım var. Burada tekrar söylüyorum bütün başarım eşimindir, kızlarımdır. Akıl hocam kızlarımdır, onların marifetleri onların emekleridir. Ne olursunuz birlik beraberliğimizi yapalım başka Türkiye&#39;miz başka dünyamız yok. Van&#39;dan sevgiler selamlar, saygılar gönderiyoruz. Number one, always one duy da one inan, ahirette iman sen buna inan, Bak Hele Bak, çak hele çak, eğitim şart işte Yusuf Konak.&#39;&#39; Dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/agziniz-bal-yesin-paranizi-van_1672741624_x8vIFH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ''Ağzınız Bal Yesin, Paranızı Van Yesin'' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/agziniz-bal-yesin-paranizi-van_1672741624_x8vIFH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Kadınla Başladı, Bir Mahalle Kadına Ulaştı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/bir-kadinla-basladi-bir-mahalle-kadina-ulasti/71337/</link>
            <description><![CDATA[Pandemi sürecinde internetten izlediği videolar sayesinde peynire olan ilgisini keşfeden evli ve iki çocuk annesi Rezzan Bayram, şimdi Van’ın geleneksel otlu peynirini üretiyor, bir mahalle kadına destek oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/bir-kadinla-basladi-bir-mahalle-kadina-ulasti/71337/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 11:20:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Vanlı, evli ve iki çocuk annesi Rezzan Bayram emekli olduktan sonra pandemi sürecini değerlendirerek ikinci kez çalışma hayatına atıldı. Süt alanı peynir projesi gibi düşünceleri olduğunu dile getiren Bayram, bu projeyi hayata geçirmek için Haziran&#39;da ilk adımlarını attıklarını ve sürece başladıklarını belirtti. Pandemi döneminde evde boş vakitlerini internetten pasta börek yapımı videoları izlediğini belirten Bayram: &lsquo;&#39;Pandemi döneminde, her insana olumlu ya da olumsuz bir süreç yaşattı pandemi, yaşattığı olumsuzluklar ile birlikte ben bugüne baktığımda aslında benim için artı bir süreç olmuş, herkes gibi mutfağa bolca girmeye başladım YouTube&#39;dan ya da Instagram&#39;dan ne kadar pasta börek çörek tarifi var onları yapmaya başlarken önüme peynir yapımları geldi, ev koşullarında sirke ya da limonla peynir nasıl yapılır bilgileri, onları yaptığım zaman inanılmaz derecede keyif aldım peynir yaptım diye ama şunu da biliyordum, onlar gerçek peynir değil peynirimsi çalışmalardı, sonra bu bende hobi haline geldi, sık sık yapmaya başladım.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >&lsquo;&#39;Hayatımda yaşadığım en büyük heyecan en büyük keyif aldığım an o andı&#39;&#39;</p><p >Van otlu peynirini yapmayı çok istediğini ancak o dönemlerde nasıl yapacağını, otları nasıl temin edeceğini, sütü nasıl mayalayacağını bile bilmediği söyleyen Bayram, bir arkadaşı sayesinde yapım sürecini öğrendi. Arkadaşının peynirin yapımını annesinden öğrendiği ve öğretebileceğini söyleyen Bayram: &lsquo;&#39;Öncelikle süt teminine gittik, Van otlu peyniri koyun sütü ile yapılan bir peynir olduğu için, öncelikle koyun sütünü buldum arkasından sütü temin ettik arkasından arkadaşım sağ olsun ot çeşitlerini, keseleri, mayayı hepsini kendi getirdi ve o gün birlikte peynir yaptık, hayatımda yaşadığım en büyük heyecan en büyük keyif aldığım an o andı diyebilirim, o peynirin oluşumunu beklemek benim için gerçekten geçmeyen bir zamandı nihai onun sonucunu gördüğüm zaman gerçek bir peynir diye ayaklarım yerden kesildi ve ben bir hafta ortaklıkta ayaklar yerden kesik peynir yaptım diye çıldırıyorum ve herkese peynir yaptığımı söylüyorum çünkü mucizevi bir şeydi bana göre peynir yapmak, sonrasında ondan aldığım haz o kadar büyüktü ki en kısa zamanda tekrar yapmak istedim, derken haftada bir ya da 10 günde bir peynir yapmaya devam ettim, sonra sonuçlarını almaya başladım.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >1 yıl boyunca evde bir tek Van otlu peynirini konuştular</p><p >Lezzet testini ilk olarak aile üyelerinin yaptığını belirten Bayram, evdekilerin peyniri beğenmesiyle birlikte evde 1 yıl boyunca sabah akşam sadece Van otlu peynirini konuştuklarını ve eksikliklerinin ne olduğunu bunları nasıl düzeltebileceklerini gündem edindiklerini söyledi. Baharın gelmesiyle birlikte tuz oranında, ot çeşitliliğinde neler yapabiliriz diyerek reçete oluşturup AR-GE çalışmaları yaptıkların, yüzyıllardır bu lezzetin kadınlar tarafından yapıldığını ancak belirli bir ölçeklendirmesinin olmadığını bu yüzden yerel üretim yapan kadınlarla sohbet ettiklerini ve akademisyenlerden de destek aldıklarını belirten Bayram: &lsquo;&#39; Nisan ayında da otların çıkması ile birlikte ot toparlama ve onların ayıklanması, sarartılması gibi çok uzun ve meşakkatli bir süreç bu sürecin arkasından da baharın gelmesiyle Mayıs ve Haziranda da koyun sütleri çıkmaya başladı onun arkasından da otlarımız ile sütlerimizi buluşturmaya başladık ve o heyecan o keyif aslında hiç bitmedi tam tersine büyümeye başladı ama her bir gün yaptığımız bir peynirin tüm özelliklerini içeriklerini notlar alarak bir sonraki gün alacağımız ürünün nasıl bir sonuç verdiğinin hepsinin kayıtlarını aldık bir sonraki gün daha farklı bir deneme yapmaya başladık.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >Ot toplama sürecine bir kadınla başlayıp bir mahalle kadınla tamamladılar</p><p >Ot toplama sürecinin tamamının kadınlar tarafından yapıldığını söyleyen Bayram, otları ayıklayıp, salamurasını ve sarartmasını da onlarla birlikte tamamladıklarını söyledi. Bu sürece tek bir kadınla başladıklarını ve bir mahalle kadınla tamamladıklarını söyleyen Bayram: &lsquo;&#39;Önümüzdeki yine Nisan ve Mayıs ayları içerisinde bir mahalle kadına benim sözüm var otları sadece onlardan alacağım, onlarda o günü heyecanla bekliyorlar, öncelikle bir mahalle kadın çok güzel bir ifade onların duygusu da bana inanılmaz derecede enerji veriyor onların o yaklaşımlarını her hatırladığım da mutlulukla anıyorum, sonraki süreçte yine kadınlar süt boyutunda, bunlar yaylalarda otlayan koyunların çobanları var ama kadınlar yine ön planda ve Berivanlar o sütleri sağıyorlar onları sağdıktan sonra bize iletiliyor o sütler, sonrasında kendi iş alanımız içerisinde tabi ki de biz bu sene 250 litre gibi çok az bir limitle aile çalışması gibi yürüttük, bu süreç içerisinde de beş kadın üç erkek olarak faaliyetimizi devam ettirdik.&#39;&#39; Dedi.</p><p >Esnafhabertv.com: Soruma şöyle devam edeyim o zaman siz bir kadın girişimci olarak bu süreçte sizin için kadın olmanın herhangi bir zorluğu oldu mu, piyasanın içinde esnaf olarak zorlandığınız ya da tam aksine sizin için kolaylık olan bir kadın olmanın avantajı olan durumlar oldu mu bize bunlardan bahsedebilir misiniz?</p><p ></p><p >&lsquo;&#39;Erkeklerin çok fazla desteğini aldım&#39;&#39;</p><p >Van otlu peynirinin zaten yöresel olarak yapıldığında ağırlıklı olarak kadınların üretim yaptığını, bu yüzden erkekler tarafından da yadırganmadığını belirten Bayram: &lsquo;&#39;Şu ana kadar herhangi bir zorlukla karşılaştığımı söyleyemeyeceğim, belki çok fazla, henüz çok yeniyim, henüz piyasaya açılmışlığımız yok ama süt yeminden, ot yeminden ya da bu faaliyetten erkeklerin çok fazlaca desteğini aldım.&#39;&#39; Şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bir-kadinla-basladi-bir-mahall_1672734262_ni2vud.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Kadınla Başladı, Bir Mahalle Kadına Ulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bir-kadinla-basladi-bir-mahall_1672734262_ni2vud.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[‘’Baklavaya 1000 lira verir ama bizim 200 liralık bir ürünümüze değer vermez’’]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/baklavaya-1000-lira-verir-ama-bizim-200-liralik-bir-urunumuze-deger-vermez/71298/</link>
            <description><![CDATA[Selçuklu ve Osmanlı döneminden beri topraklarımızda süre gelen, 17. ve 18. yüzyıllarda altın çağını yaşayan sedefçiliğin günümüzdeki önemli ustalarından Muzaffer Demir, Esnaf Haber TV Youtube kanalındaki Ustalar Konuşuyor programına konuk oldu.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/baklavaya-1000-lira-verir-ama-bizim-200-liralik-bir-urunumuze-deger-vermez/71298/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 27 Dec 2022 16:34:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Sedefçiliğin baba mesleği olduğunu ve 51 yıldır bu mesleği yaptığını söyleyen Muzaffer Demir, ilk olarak tüfek tamiri ile başlayan sedefçilik serüvenlerinin zamanla sedef kakma takunya tamiriyle devam ettiğini söyledi. Sedefçilikte ilgi ve çeşit arttıkça tatlı su istiridyeleri, Kızıldeniz ve uzak doğudan gelen sedefleri de kesip kullanmaya başladıklarını belirtti.</p><p ></p><p >Eskiden ihracatın daha ön planda olduğunu, şimdiyse yerli piyasaya yöneldiklerini belirten Demir: &lsquo;&#39;30 yıl önce bu iş çok daha iyiydi çünkü dış ülkelere ihracat yapıyorduk. Bir mağazada bitmiş ürünü dizme şansımız olmuyordu, hepsini sipariş olarak çalıştığımız için o zamanki devletimizin dış ilişkilerinden dolayı ihracat daha çoktu. Şimdi ihracat işi kalmayınca yerli piyasaya açılmaya başladık. Herkesin evinde kullanmış olduğu koltuklar, sehpalar ve kutular ile devam ediyoruz.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >&lsquo;&#39;Lahmacuna bir kebaba ya da bir çorbaya verilen değer sedefe verilmedi&#39;&#39;</p><p >Sedefçiliğe baba mesleği olduğu için girdiğini belirten Demir, Gaziantep yöresinde sedefçiliğin gerekli değeri görmediğini, lahmacuna, kebaba ve çorbaya verilen değerin sedefe verilmediğini ancak Osmanlı ve Selçuklulardan sanat olarak geliştirip Antep&#39;e mal ettiklerini söyledi. Çabalarıyla birlikte Antep&#39;te baklava yerine daha kalıcı bir hediye olarak sedef kültürünü resmi kurumlar, özel şirketler ve müzelere de yavaş yavaş aşıladıklarını belirten Demir, müzelerdeki çoğu ürünleri de kendilerinin yaptığını söyledi.</p><p ></p><p >&lsquo;&#39;Baklavaya 1000 lira verir ama bizim 200 liralık bir ürünümüze değer vermez&#39;&#39;</p><p >İl dışı Kültür Bakanlığı Devlet Sanatk&acirc;rlığı kimliği almış ilk usta olan Muzaffer Demir: &lsquo;&#39;Antep&#39;te bir kişi gider bir tepsi baklavaya 1000 lira verir ama bizim 200 liralık bir ürünümüze değer vermez. Biz onun için daha çok dışarıya açılıyoruz.&#39;&#39; Antep&#39;te yeterli değeri görmedikleri için başka şehirlere açıldıklarını, kaliteli ürün yaparak bu meslek sayesinde sadece maddi kazan değil manevi olarak insan da kazandıklarını belirtti.</p><p >Maddi sıkıntılar arttıkça atölyeler kapandı</p><p >Sedefçiliğin yeterli rağbeti görmediğini, eskiden atölyesi olan herkesin maddi sıkıntılardan satıcılığa başladığını bu sebeple sadece iki üç tane atölye kaldığını söyleyen Demir, artık çocuklarını bile bu meslekte zor çalıştırdıklarını, talep azaldıkça çalışan sayısının da azaldığını, asgari ücret arttıkça verdikleri paranın çalışanları tatmin etmediği için fabrikalarda çalışmaya başladığını vurguladı.</p><p >&lsquo;&#39;Mesleği daha çok öldürmeye çalışıyorlar&#39;&#39;</p><p >Halk Eğitim merkezlerinde açılan kursların başına yer yer işi bilmeyen Suriyelilerin de konulduğunu söyleyen Demir: &lsquo;&#39;Halk eğitimlerde kurs açılıyor mesela bu işi yapan hakikaten bizim gibi kaliteli yapan ustalar da var onları tenzih ediyorum. Ama bu işi bilmeyen, çalışmayı sevmeyen kişiler usta öğretici olarak oraya gidiyor, orada mesela özellikle Suriyeliler geldikten sonra Suriyelilere istihdam yapılsın diye saatliğine 30 liradan 3 saatliğine 90 lira verip orada kişileri oraya topluyorlar. Yani bir şey öğretmeden ziyade bence mesleği daha çok öldürmeye çalışıyorlar, değerini düşürüyorlar, çünkü devletin burada parası da çarçur oluyor, bir kilo tel olmuş 300-450 lira oradaki kişiler bu işi sadece saati doldurmak için kullanıyor.&#39;&#39; Halk Eğitimde usta olan bir öğrencisiyle de konuştuğunu belirten Demir, Halk Eğitimde günlük iki kilo telin heder olduğunu, kendilerinin yeri geldiğinde 3 nakkaş ile 15 gün idare ettiklerini belirtti. Halk Eğitimlere karşı olmadıklarını ancak bu kadar çok olmasından dolayı eğitimde sıkıntılar olduğunu ve gerçek ustalardan ziyade ticari amaçla işi öğrenen bazı Suriyelilerin eğitim verdiğini söyledi. </p><p >Sedefçiliğe gönül verilmezse yapılamayacağını da söyleyen Demir, zaman zaman Halk Eğitimlerdeki ustaları ziyarete gittiklerini ve oradaki bazı öğrencilerin çoğu ustadan güzel iş çıkarttıklarını, bazı kişilerin doğuştan kabiliyeti olduğunu ve kendini yetiştirirse bir yılda bile usta olabileceğini ancak sadece maddi amaçla yaklaşan kişilerin ne kadar çalışırsa çalışsın usta olamayacağını da ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/baklavaya-1000-lira-verir-ama-_1672148073_bzE8iQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ‘’Baklavaya 1000 lira verir ama bizim 200 liralık bir ürünümüze değer vermez’’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/baklavaya-1000-lira-verir-ama-_1672148073_bzE8iQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mehmet Emin İnce: Ayakkabı sektörü altın çağını yaşıyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/mehmet-emin-ince-ayakkabi-sektoru-altin-cagini-yasiyor/71215/</link>
            <description><![CDATA[Gaziantep Ayakkabıcılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Mehmet Emin İnce, Gaziantep ayakkabı sektörünün Türkiye’nin en büyük 2. ayakkabı merkezi haline geldiğini Esnaf Haber TV’ye anlattı. Ayrıca faaliyette olan lise ve meslek yüksekokullarından geleceğin ustalarını yetiştirmeyi hedeflediklerini söyleyen İnce, üyelerinin devlet desteklerinden faydalanması için projeleri hızlı bir şekilde üyelere aktararak onların sektöre güçlü olarak girmeleri için desteklerinin tam olduğunu belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/mehmet-emin-ince-ayakkabi-sektoru-altin-cagini-yasiyor/71215/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 13 Dec 2022 11:17:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>&#39;&#39;Gaziantep ayakkabı sektörünü Türkiye&#39;nin en büyük 2. Ayakkabı üretim merkezi haline getirdik&#39;&#39;</strong><br>Yaklaşık 4,5 yıl önce göreve gelmiş olan İnce, yapmış oldukları projelerle Gaziantep&#39;i Türkiye&#39;nin en büyük 2. Ayakkabı üretim merkezi haline getirdiklerini, güçlü alt yapı, bilgi birikimi yüksek ustalar ve genç, dinamik girişimcilerle birlikte, Türkiye&#39;nin ayakkabı ihracatının %23&#39;ünü tek başına Gaziantep&#39;in elinde bulundurduğunu belirtti. Ayakkabı ihracatında da Türkiye&#39;de 2. Sırada olduklarını belirten İnce: &#39;&#39;Bulunmuş olduğumuz ayakkabıcılar sanayi sitesinde yaklaşık 1200 tane ayakkabı imalatçısı bulunmakta, bunun dışında Gaziantep&#39;te 5 farklı bölgede ayakkabı terlik ve yan sanayi üretimimiz devam etmektedir. Gaziantep olarak 400 tane terlik imalatçısıyla da Türkiye&#39;nin en büyük terlik üretim merkeziyiz.&#39;&#39; dedi.</p><p><strong>&#39;&#39;Gaziantep kabuğuna sığmayan kendini geliştiren güçlü bir yapıya sahip&#39;&#39;</strong><br>Türkiye&#39;de Gaziantep&#39;in rekabet edebilecek ülkeler ve iller arasında 17. Sırada yer aldığını söyleyen İnce Gaziantep&#39;te sürekli üreten, Ar-Ge&#39;ye önem veren, yeni ufuklara açılan ve dinamik bir bir sektörün temsilcileri olduklarını belirti.</p><p><strong>Bu yıl 85 firma ilk defa Afrika pazarında satış yaptı</strong><br>Afrika pazarında da olan Gaziantep ayakkabı sektöründe bu yıl 85 firma ilk kez Afrika pazarına satış yaptı.<br>Eğitime verdikleri öneme ve bu konuda Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanının da adeta önderlik ettiklerini söyleyen İnce:&#39;&#39; Paydaşlarımızla birlikte eğitimin önemli olduğunu, bununla ilgili yapılması gereken adımları attık. Şu an Gaziantep&#39;te bir meslek lisemiz, 2 meslek eğitim merkezimiz bir tane de 2 yıllık mesleki, meslek yüksekokulumuz faaliyetini sürdürmekte. Doluluk olarak şu an %100 seviyelerindeyiz bu arada ama kontenjan sayılarının daha artması içinde girişimlerimiz ve mesleği özendirici çalışmalarımız devam etmektedir. Okulumuzdaki bölümümüz üniversitede tasarım ve üretim bölümü, mesleki eğitim merkezlerimizde de sektörün ihtiyacı olan ara elemanların yetişmesi geleceğin markalarının ve ustalarının yetişmesi için devletimizin uygulamış olduğu programla bir gün çocuk gencimiz okulda eğitimini görmekte 4 günde işletme de mesleği öğrenmektedir.&#39;&#39; dedi.</p><p><strong>&#39;&#39;Gaziantep kendi kendine yeten bir il&#39;&#39;</strong><br>Gaziantep&#39;in kendine yeten bir olduğunu, bu yüzden çok şanslı olduklarını söyleyen İnce; Gaziantep&#39;te yapılan üretimlerin lojistik anlamında dünyanın her yerine gönderme imkanına sahip olduğunu, pandemi sürecinde Ayakkabıcılar Esnaf ve Sanatkrlar Odası olarak işlerin durma noktasına geldiğini, bu sebeple yurt dışındaki ayakkabı alıcılarıyla üreticilerini buluşturduklarını ve hedeflerine ulaştıklarını belirtti. Bu süreçte firmalarını e-ticarete yönlendiren İnce ve çalışma arkadaşları aynı zamanda tanıtım klipleri de çekerek Gaziantep&#39;i ve sektörü de tanıttı.</p><p><strong>Ayakkabı ve terlik sektörü altın çağını yaşıyor</strong><br>Pandemi sürecinde en büyük şanslarının Çin&#39;in önlemler nedeniyle dış ülkelere kapalı olması olduğunu belirten İnce, Rusya ve Ukrayna savaşından dolayı Avrupalı tedarikçilerin Rusya&#39;daki imalatçılarla olan siparişlerini iptal etmesiyle birlikte Türkiye pazarına dönmesini şu sözlerle değerlendirdi: &#39;&#39;Şu an kapora vererek mal yaptırabileceğiniz bu 1600 tane işletme içerisinde hemen hemen hepsi önümüzdeki sezonu dolu bir şekilde geçirmekte bulamıyorsunuz. Yine Rusya&#39;daki firmalar, Avrupa&#39;daki firmalar Çin&#39;deki ve Rusya&#39;daki yaşanan sıkıntıda dolayı Türkiye&#39;de ve Gaziantep&#39;te Kobi avına çıktılar, tabiri caizse ayakkabı sektörü, terlik sektörü altın çağını yaşamakta. Bizde şu an işletmelerimizi esnaflıktan çıkarıp Kobi kimliğine büründürüp kurumsallaştırma noktasında paydaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.&#39;&#39; dedi.</p><p><strong>Yılbaşında 880 bin m2 alanın temeli atılacak</strong><br>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı, Valisi, Sanayi Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Hazine Bakanlığının desteğiyle Türkiye&#39;de bir ilk olarak Ayakkabı İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin 880 bin m2&#39;lik alanının yılbaşında temeli atılacak. Yapılan temaslarla birlikte 2 yıl içerisinde projenin bitirilmesinin planlandığını belirten İnce, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin&#39;in Urfa yolu üzerine yapmış olduğu semt sanayi sitesi bölgesine de yeni bir ayakkabı sitesinin temelinin atılacağını da belirtti.</p><p><strong>&#39;&#39;Ensar kardeşliğini yerine getirdik&#39;&#39;</strong><br>Suriye&#39;deki iç savaştan kaçıp Türkiye&#39;ye sığınan meslektaşlarına Gaziantep olarak misafirperverliklerini gösterdiklerini ve Ensar kardeşliğini yerine getirdiklerini söyleyen İnce: &#39;&#39;Evimizi, ekmeğimizi, aşımızı paylaştık. Savaşın bir an önce bitip bu insanların tekrar Suriye topraklarına güvenli bir şekilde döneceklerini temin ederken, düşünürken, beklerken savaşın uzaması bu insanları burada çalışmaya mecbur kıldı. Bu insanlar çeşitli meslek dallarında çalışmaya başladılar. Bizim sektörde de yaklaşık 10 yıldır birlikte ortak bir şekilde çalışmalarımız devam etmekte. Bu çalışmaların sonucun da bu arkadaşlarımız daha sonra bu son özellikle 2-3 yılda kendi iş yerlerini açmaya başladılar şu an hem ülke ekonomisine hem istihdama katkı sağlamaktadır.&#39;&#39; Dedi.<br>İnce; 10.000 Suriyelinin topraklarına güvenle ve istihdam içerisinde dönmesi için devletimizin Karkamış Sınır Kapısına yakın olan Çoban Bey bölgesine sanayi sitesi yapımına başladığını, ilk ve ikinci etabın satıldığını, 3. Etabın da yoğun bir ilgi gördüğü için satıldığını söyledi. Ülkelerine dönmek isteyen Suriyelilerin güvenli bir şekilde gidip orada da üretimlerini devam ettirip yaşamlarını sürdüreceklerini düşündüklerini belirtti.</p><p><strong>Ayakkabı sektörü 2021 yılında ekonomiye 1 milyar 80 milyon dolar girdi sağladı</strong><br>Ayakkabı sektöründe kg/temel fiyatını arttırarak ülkemize daha çok katma değer sağlamak için çaba gösterdiklerine değinen İnce, Ayakkabı ihracatının cari fazla veren sektörlerden olduğunu, son 20 yılda hedef konulan 1 milyar doları 2021 yılında geçtiklerini ve 1 milyar 8 milyon dolarla ekonomiye katkı sağlandığını söyledi. </p><p><strong>&#39;&#39;Ayakkabı Mühendisliği bölümü açılması için gerekli çalışmalarımız başlamış durumda&#39;&#39;</strong><br>Sektörde çok iyi yetişmiş ve eğitim almış kişilere ihtiyaç olduğunu söyleyen İnce: &#39;&#39;Marmara Üniversitesi&#39;nde önümüzdeki yıl Ayakkabı Mühendisliği bölümü açılması için gerekli çalışmalarımız başlamış durumda. Burada yetiştirilecek gençlerimizi bu sektörde istihdam sağlayıp geleceğin markalarını, geleceğin üreticilerini, geleceğin ihracatçılarını geleceğin esnaflarını, geleceğin bireylerini bu sektörde görmek istiyoruz. Daha çok kadının bu sektörde istihdam sağlanmasını, kendi markasını yaratmasını, kendi işletmesini açmasını temenni ediyoruz.&#39;&#39; dedi.<br>Bununla ilgili kadınlara ekstra teşvik ve destekle çalışmalarını sağlamaya çalıştıklarını belirten İnce, devletin sağladığı 300 bin hibe desteğinin bu sektöre girecek daha fazla insan olacağını gösterdiğini ancak amaçlarının kayıt dışı ve merdiven altı çalışmayı önleyerek haksız rekabetin önüne geçmek ve güzel işler yapmak olduğunu söyledi.</p><p><strong>&#39;&#39;Tüm branşlarda her zaman elemana ihtiyacımız var yeter ki bu işi severek yapsınlar&#39;&#39;</strong><br>Sektörde kalifiye eleman sıkıntısı çektiklerini ancak devletin Meslek Eğitim Merkezleri açmasıyla birlikte şu an için Gaziantep&#39;te 75 tane Mesleki Eğitim Merkezi bulunduğunu ve 33 bin öğrenci olduğunu belirten İnce: &#39;&#39;Bu sayının artması en azından kalifiye eleman sorununu, işsizliği, genç işsizliği, eğitimli işsizliği önlemiş olacak. Sektörümüz her konuda istihdama açık bir sektör, tüm branşlarda her zaman elemana ihtiyacımız var yeter ki bu işi severek yapsınlar, bizim üyelerimize ve gençlerimize en büyük tavsiyemiz ilgi bilgi sevgi. Sevgi ile yapılan tüm işlerde başarılı olma şansınız çok yüksek, bu aileniz içinde geçerli, bu işiniz içinde geçerli.&#39;&#39; dedi.</p><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan esnaf için kredi paketi açıkladı</strong><br>İhracatın iyi gittiğini ancak kurlarda yaşanan artış nedeniyle malzemeye, tabana, deriye ham maddeye %100&#39;den %300&#39;e kadar zam geldiğini ve esnafın sermayesinin yetersizliğinin ortaya çıkmış olduğunu belirten İnce: &#39;&#39;Paraya ulaşma konusunda beklentilerimiz yüksekti. Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta esnafa yönelik bir paket açıkladı, işyeri edinme kredisine 1,5 milyon, araç edinme kredine 1,5 milyon, yeni iş kuracak genç kardeşlerimize 300bin, takipte borcu olana 100 bin yine esnaf kefalet kreşi ile vermiş olduğu Halkbank kredisini de 500 bine çıkardı. Takipteki borçlarda faiz oranı %4, genç girişimciye 0 artı hibesi var. Onun dışında yine esnaf kefaletten işini büyütmek için %7,5 gibi çok düşük faizli bir oran uygulayarak insanlarımızın daha iyi şekilde üretimlerinde daha güçlü bir şekilde sağlamlarına çalışacaklar inşallah başarılı olacağız.&#39;&#39; dedi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mehmet-emin-ince-ayakkabi-sekt_1671018141_cNmfu9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mehmet Emin İnce: Ayakkabı sektörü altın çağını yaşıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mehmet-emin-ince-ayakkabi-sekt_1671018141_cNmfu9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sanatçı Çorbacı Kelle Paçacı Remzi Usta]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/sanatci-corbaci-kelle-pacaci-remzi-usta/71204/</link>
            <description><![CDATA[Tarihi Osmanlı'ya dayanan kelle paça çorbasının Kahramanmaraş’taki 3. Kuşak temsilcisi Remzi Ulaş, sıradan bir kelle paça çorbacısı değil, aynı zamanda bir sanatçı. Artan kellelerle yaptığı sanat eserlerinden oluşturduğu müzeyi www.esnafhabertv.com’a anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/sanatci-corbaci-kelle-pacaci-remzi-usta/71204/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 16:15:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p ></p><p >Şu an 48 yaşında olan ve 25 yıldır bu mesleği yaptığını, doğduğu Kahramanlı mahallesinin de aşçıların mahallesi olarak bilindiğini belirten Ulaş, 25 yıl içerisinde tam 5 kez Türkiye&#39;nin en iyi çorbacısı ödülünün sahibi oldu.</p><p >Sanata olan ilgisi de mesleğiyle birlikte 6 yaşında başladı. Kahramanmaraş&#39;ın Osmanlı saraylarına 5 tane gelin gönderdiğini ve Osmanlı mutfağında da önemli bir yeri olduğunu belirten Ulaş, bu sebeple işini çok severek yaptığını ve Türkiye&#39;de bir ilke imza atarak kelle sanat müzesinin olduğunu belirterek: &lsquo;&#39;Bunların tamamı et yiyen hayvan ve 250 tane kellem var. Böyle baktığımız zaman aslında dondurma şehri, kelle paça şehri ve bir tarhana şehri. Bende bundan esinlenerek, kellenin etinden paça yapıyoruz, yoğurdu tarhana yapıyoruz ve sütten dondurma yapıyoruz. Ben bunu müzeleştirmek istiyorum inşallah.</p><p >&lsquo;&#39;İbrahim Tatlıses&#39;in müzikleri bana ilham veriyor&#39;&#39;</p><p >25 yıldan beri dükkanının sabah 6.00&#39;da açılıp gece 1.30&#39;da kapandığını söyleyen Ulaş, dükkanı kapattıktan sonra atölyeye gidip 4.30-5.00&#39;e kadar çalışıyor. Çalışırken mutlaka bir sese ihtiyaç duyduğunu belirten Ulaş: &lsquo;&#39;İbrahim Tatlıses&#39;in müzikleri ile sesi bana ilham veriyor, zihnimi açıyor ve beni tedavi ediyor öyle olunca zaman nasıl geçiyor bilmiyorum.&#39;&#39; Dedi.</p><p >Türkiye&#39;nin her ilçesinden turistler geliyor</p><p >Her birinin yapımının 12-13 ay sürdüğünü ve Türkiye&#39;de daha önce yapılmamış olan sanatı yaptığını belirten Ulaş, eserlerini görmek için Türkiye&#39;nin her yerinden turistlerin ve tur otobüslerinin geldiğini de belirtti. Yapım sürecinin tamamen doğal yöntemlerle ilerlediğini ve birçok alandan da ziyaretçisi olduğunu söyleyen Ulaş:&#39;&#39; Buraya gelen her kesimden ziyade, iş dünyası, siyaset, spor ben aslında toplumun tamamına hizmet ediyorum ama Kahramanmaraş&#39;a gelen devlet büyükleri, bürokratlarımız ve ünlülerimiz mutlaka beni bulur. Remzi Paça&#39;ya mutlaka gelir.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >Osmanlı&#39;dan kalan geleneği devam ettiriyor</p><p >Osmanlı&#39;da 2. Mahmut zamanında Osmanlı devletine gelen her yabancı misafirlere önce kelle paça çorbasının ikram edildiğini, dükkanının isminin Paça hane 1834 olmasının bu sebeple olduğunu söyleyen Ulaş, 2. Mahmut zamanından 2010&#39;a kadar bu geleneğin devam ettirildiğini ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Poyrazın da bunda emeklerinin olduğunu belirtti.</p><p ></p><p >&lsquo;&#39;Türkiye&#39;de ilk kelle sanat müzesi, kelle paça şehrine yakışan müzeyi kurmak istiyorum&#39;&#39;</p><p >Eserlerinde 25 yıllık emeğinin oluğunu, müzeleştirmenin hayali olduğunu ve eserlerine dünyanın birçok yerinden de talep olduğunu dile getiren Ulaş:&#39;&#39; Bir kere sanat müzesi olarak bu benim hayalim, projem bunu yetkililer ile görüşüyoruz. Büyükşehir Belediyesi olsun, diğer belediyeler olsun şu ana kadar olumlu cevap alamadım ama halen umudum var bunu Türkiye&#39;de ilk kelle sanat müzesi, kelle paça şehrine yakışan müzeyi kurmak istiyorum. Şu an bana satıyor musun dersen satmaya çalışırım ama bir hafta da bir şey kalmaz. Çünkü Fransa Paris&#39;ten, Kanada&#39;dan bile istek var.&#39;&#39; Dedi.</p><p >Kellelerden yaptığı sanat eserlerini almak isteyen çok fazla kişi olmasına rağmen hayalinin ilk önce Kahramanmaraş&#39;a kelle sanat müzesi açmak olduğunu belirten Ulaş, kelle paçanın coğrafi işaret belgesini de aldıklarını ve hayvanın etinden paça, yoğurdundan tarhana, sütünden dondurma yaptıklarını ve bu lezzetin dünyada eşi benzeri olmadığını da belirtti. </p><p >Ziyarete açık</p><p >Müzeyi merak edenlerin sosyal medyadan ulaştıklarını belirten Ulaş: &lsquo;&#39; Kelle sanat müzesi saat kaçta açılıyor, kaçta kapanıyor, ücreti nedir diye, soruyorlar. H&acirc;lbuki öyle bir şey yok, parasız tamamen kendi imk&acirc;nlarımla yaptığım salaş bir yerde gösteriyorum. Gündüz saatleri sabah 09.00 ile 18.00 arası herkes gelip ziyaret edebilir.&#39;&#39; Dedi.</p><p >&lsquo;&#39;Benden sonra yerime oğlum bakacak&#39;&#39;</p><p >Çıraklıktan eğitmek için artık kimseyi bulamadıklarını söyleyen Ulaş:&#39;&#39; 3 kızım bir oğlum var. Oğlum şu an asker, 14 gün sonra burada inşallah oğlum. Benden sonra yerime oğlum bakacak zaten başka kimse yok.&#39;&#39; Dedi.</p><p >&lsquo;&#39;Biz ete imzamızı attık&#39;&#39;</p><p >Sloganlarının &lsquo;biz ete imzamızı attık&#39; olduğunu belirten Ulaş çocuklara ve gençlere de birkaç tavsiyede bulundu: &lsquo;&#39; Her okula giden çocuklarımıza ve gençlerimize seslenmek istiyorum. Herkes işini severek yapacak. Polis işini severek yapacak, paçacı, usta, çırak, amele herkes isteyerek yaptığında ülkemiz daha güzel olur.&#39;&#39; Dedi.</p><p ></p><p >Çocukları ders çalışmamışsa, 1 saat TRT Belgeseli izletiyor</p><p >Pandemi sürecinde TRT belgesel sayesinde tarih, sosyal kültür ve fen gibi konulardaki belgesellerin kendine çok şey kattığını söyleyen Ulaş, çocukları derslerini yapmadıysa her gün 1 saat TRT Belgeseli izlettiğini ve yararlı çok fazla program olduğu için bütün çocuklara tavsiye ettiğini de söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sadece-corbasini-degil-sanatin_1670916493_d4D37a.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sanatçı Çorbacı Kelle Paçacı Remzi Usta ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sadece-corbasini-degil-sanatin_1670916493_d4D37a.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Van'ın  Gümüş İşçiliği Savat'ı konuşuyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/dunya-van-in-gumus-isciligi-savat-i-konusuyor/71145/</link>
            <description><![CDATA[esnafhabertv.com'un "Ustalar Konuşuyor" programında Van'ın binlerce yıllık gümüş işçiliği Savat'ı konu ediyoruz. Van'da  faaliyet gösteren Savat atölyelerin sayısı giderek azaldı. O atölyelerden birini yürüten aynı zamanda öğrenci de yetiştiren  Sadullah Özmen Vanlıların tanımamasına rağmen dünyanın bir çok yerinden sipariş aldığını belirtti. Van İŞGEM'de faaliyet gösteren Sadullah Özmen  mesleğinin sırlarını  anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/dunya-van-in-gumus-isciligi-savat-i-konusuyor/71145/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 02 Dec 2022 17:53:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p > </p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Bize kendinizden bahseder misiniz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Sadullah Özmen yaklaşık 20 yıldır bu meslek ile uğraşıyorum. Saat ve gümüş işlemeciliği, eğitimini aldıktan sonra kendi işyerimi kurdum 4-5 yıl üretim yaptıktan sonra yavaş yavaş eğitime yöneldim, birçok usta yetiştirdim burada kendi atölyemde yanı sıra Van açık ceza evinde de mahk&ucirc;mlara eğitim verdim. Orada da yılda yaklaşık 70-80 öğrenciye eğitim veriyorum. Bu yıl ki sezonumuz açıldı fakat biz daha kurs almadık önümüzdeki günlerde yine atölyemizde kurs açacağız yeni ustalar yetiştirmek adına.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Baba mesleği mi?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Hayır, ben 2000 yılında eğitim ile başladım, ardından yaklaşık üç yıllık bir eğitim aldım hem teorik hem uygulamalı olarak, sonrasında kendi işyerimi kurdum. Bundan önce de resim ve tablo, çizmekle uğraşıyordum.</p><p >1300&#39;LÜ YILLARIN SANATINI İCRA EDİYORUM</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Yaptığınız iş ile ilgili bilgi verir misiniz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Şu anda kendi atölyemde saat ve gümüş işlemeciliği, yani 1300&#39;lü yılların sanatını icra etmekteyim. Sıfırdan gümüşü eritiyoruz herhangi bir makine olmadan, tamamen el işi olarak çizimler yaparak özellikle Van&#39;a ait figürler çizerek savatla dolgusunu yaptıktan sonra, saat ve gümüş işlemeciliği adı altında çalışmalarımı sürdürmekteyim.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Genellikle hangi modelleri yapıyorsunuz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Model olarak saat eski bir sanat olduğu için bir de Van&#39;a has bir sanat olduğu için Van yöresine ait bitki olsun hayvanlar olsun kilise üzerindeki motifler olsun özellikle bunları biz çalışmaya, çizmeye çalışıyoruz. Tabi bu çizmiş olduğumuz figürler dışında müşterinin isteğine göre de çizimler figürler yapmaktayız. Şu anda görmüş olduğunuz bilezik yarı mamul şekilde, yarı mamul dediğimiz sadece çizim yapılmış daha sonra ısı yardımı, alev yardımı ile ısıtılarak üzerine savat sürme şeklinde sürülerek kazılan kanallara savat dolgusu yapılır. Zımpara yardımıyla yüzey temizliği yapıldıktan sonra desen ortaya çıkıyor, bu savat da dışarda bazen sürme ya da boya olarak biliniyor ama bu yanlış bilgidir. Gümüş var olduğu müddetçe savat orada kalıcıdır, özüne işliyor.</p><p ><strong>VANLIYA SORDUĞUNUZ ZAMAN SAVAT NEDİR, NASIL BİR ŞEY? ŞAŞIRIYOR AMA DIŞARDAKİ İNSANLAR DAHA İYİ BİLİYOR </strong></p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Türkiye&#39;de üretim ve istihdam sağlarken zorluklar yaşıyor musunuz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Evet Zorlukları oluyor. En başta tanıtım, savatı şu anda Van&#39;da ki insanlar bile bilmiyor. Dışarda yaşayan insanlar Van&#39;da yaşayanlardan daha çok içli dışlı, bir Vanlıya sorduğunuz zaman savat nedir, nasıl bir şey? Şaşırıyor ama dışardaki insanlar daha iyi biliyor. Bunun tanıtımı ve reklamı için zorluklar içerisindeyiz daha ileri düzeye ya da zirveye çıkarılabilir. </p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Yani bu iş baya eskiye dayanıyor?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Evet çok eskiye dayanır. Yaklaşık 2000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Söylediğim gibi tanıtım konusunda çok gerideyiz maalesef.</p><p >Y<strong>ETİŞTİRMİŞ OLDUĞUM KİŞİLERDEN 5-6 KİŞİ TEZG&Acirc;H SAHİBİ,</strong></p><p >ESNAFHABERTTV.COM: O halde savatın nesli tükeniyor diyebilir miyiz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Nesli zaten tükenmişti dediğim gibi 2000 yılı itibariyle biz eğitimini aldıktan sonra bizzat kendim atölyemde ustalar yetiştirmek adına eğitimler kurslar düzenliyoruz. Şu anda yetiştirmiş olduğum kişilerden 5-6 kişi tezg&acirc;h sahibi, tabi eğitmen olarak da yetişip kurumlarda ya da farklı yerlerde eğitim veren öğrencilerim de var ve öğrenci ya da usta yetiştirmeye de devam edeceğiz inşallah.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Yurtdışına ürün gönderiyor musunuz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: 2008 yılında ABD&#39;ye devlet kanalı ile görevli olarak tanıtım amaçlı gitmiştim. Orada herhangi bir satış veyahut da ürün gönderimi olmadı.</p><p ><strong>YETİŞTİRMİŞ OLDUĞUM KADINLAR ÇALIŞIYOR AYRICA KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMALARI BENİ DE MUTLU EDİYOR</strong></p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Kadın esnaf ve sanatk&acirc;rların üretim ve istihdam rolü nedir sizce?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Aslında biz burada öğrenci alımında en çok kadınlara önem veriyoruz. Çünkü bir erkeğin ustalığı herkes tarafından normal karşılanabiliyor ama bir kadının kendi saatini, gümüşü, bileziğini ve kolyesini yaptığı zaman daha ilginç oluyor. Benim öğrencilerimden yüzde doksanı kadındır. Yetiştirmiş olduğum kadınlar çalışıyor ayrıca kendi ayakları üzerinde durmaları beni de mutlu ediyor.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Yetiştirdiğiniz kadın çıraklardan tezg&acirc;h açan var mı?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Evet var, mesela bir tanesi benim kızım. Burada usta ve usta öğretici belgesini aldı. Aynı zamanda usta olarak çalışıyor maaşını da alıyor. Şu anda da İstanbul&#39;a gitti, gittiğinden beri de buradaki işlerimin aksadığını hissediyorum.</p><p >İNSANLARA EĞİTİM VERİP MESLEK ÖĞRETMEYE ÇALIŞIRKEN FARKLI ŞEKİLLERDE BANA DESTEK VERİLMESİ GEREKİYOR</p><p >ESNAFHABERTTV.COM:  Kızınız sizin eliniz kolunuzdu yani?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Evet, onun haricinde bir kadın daha var o da çalışıyor ama ben daha ileri düzeydeyim. Aslında bizim şu anda yapmış olduğumuz sanat üzerinde bütün özellik savat ve gümüşün özelliği elde işlenmesidir yani fabrikasyon değil. Fabrikasyon olarak yapıldığı zaman ise herhangi bir değeri kalmıyor. Onun özelliği el işi şeklinde yapılmasıdır. O yüzden benim makine ya da eleman desteğine olan ihtiyacımı yeterince karşılamadığımın farkındayım, ben burada eleman yetiştirirken ticari boyutunu bir tarafa bırakıp, insanlara eğitim verip meslek öğretmeye çalışırken farklı şekillerde bana destek verilmesi gerekiyor. </p><p ><strong>1300&#39;LÜ YILLARDA VAN KÜÇÜK BİR ŞEHİR KASABA KADAR İKEN 150 TANE ATÖLYE VARMIŞ. GÜNÜMÜZDE VAN BÜYÜKŞEHİR OLDUĞU HALDE ŞU ANDA BİR İKİ TANE ATÖLYE BULUNUYOR</strong></p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Buradaki ürün yelpazeniz nedir, satış durumu nasıl ilerliyor?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Buradaki çalışmalarımız göründüğü gibi atölye olduğu için eğitim sürecinde zaten üretim yapamıyoruz, eğitim ile uğraşıyoruz. Eğitime ara verdiğimiz zaman toptan olarak üretim yapıyoruz. Van, Van&#39;ın çevre ilçeleri ve illeri toptan olarak ürünlerimizi pazarlayıp satışını yapabiliyoruz. Savat ve gümüş işlemeciliği 1300&#39;lü yıllarında söylenen ya da kitaplarda yazılan bilgiler ile 1300&#39;lü yıllarda Van&#39;da 150 tane atölye varmış. O zaman belki Van küçük bir şehir kasaba kadar iken 150 tane atölye varmış. Günümüzde Van büyükşehir olduğu halde şu anda bir iki tane atölye bulunuyor. O yüzden bizim amacımız eğitimlerle kurslarla ustalar yetiştirip Van&#39;ın dört bir yanında savat ve gümüş işlemeciliğinin yaşatılması adına uğraş veriyoruz. İnşallah her yetiştirdiğimiz öğrenci birer tane atölye açar biz de onlara elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışırız.</p><p >İLHAM NE GELDİYSE, NEYİ GÖSTERDİ İSE O</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Savatta kullanılan motifleri herhangi bir kaynaktan mı örnek alıyorsunuz yoksa kafanıza göre mi şekillendiriyorsunuz?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Kafama göre ya da hiç bir yerden kaynak almıyorum. Elime alıyorum o an ilham ne geldiyse, neyi gösterdi ise öyle gidiyor.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Çok güzel bunların üzerine işlerken hangi malzemeleri kullanıyorsunuz tam olarak?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Çelik uçlu kalem var onları kazıyabilecek. Freze motoru var, freze motoru desteği ile de çizim yapabiliyoruz. Dövmesi için tamamen hep el işi olarak yapıyoruz herhangi bir makineden destek almıyoruz.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Çizim yaparken üstten bir şey çiziliyor mu yoksa direkt kalemle mi?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Normalde yeni başlayan kişi için belki kurşun kalemle bir karalama yapabilir ama ben direkt çizip, herhangi bir karalama yapmadan yanlışım da hiç olmadı.</p><p ><strong>SAVAT, KURŞUN, GÜMÜŞ, BAKIR VE KÜKÜRTTEN OLUŞUYOR.</strong></p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Üstündeki kısım yakma ile mi yapılıyor?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Ateş yardımı ile gümüşü ısıtıyoruz belli bir ısı aldıktan sonra savatı üzerine sürdüğümüz zaman kendisi kanallara yayılıyor.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Bu savat dediğiniz nedir tam olarak?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Savat, dört karışımda elde edilen bir alaşım. Kurşun, gümüş, bakır ve kükürtten oluşuyor. Tabi bunların belli oranları var aynı zamanda savatı döktükten sonra temizleme aşaması da çok önemli, iyi temizlenmediği zaman işlememizde yani gümüş üzerindeki pürüzü gösterir bize.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Yüzükler?</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Aynı şekil kolye, yüzük, bilezik içinde geçerlidir ama savatı sürmek bilezik de daha zor.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: Aslında zemin daha geniş olduğu için daha kolay olacağını düşünüyor insan.</p><p >SADULLAH ÖZMEN: Yok silindirik bir şekli olduğu için ateşte ısıtıp sürdüğümüz zaman kayma oluyor, su gibi dökülme oluyor ama kolye üzerinde düz bir zemin olduğu için rahat bir şekilde yayım sağlanıyor. Onlar kalıplardır, seri üretime geçtiğimiz zaman mumlar o kalıba enjekte ediliyor daha sonra alçıya alınıyor, alçı fırında pişiyor 750 derecede. Daha sonra gümüşte yeni aşamada farklı yerde eritiliyor. Vakum aracılığıyla döküm gerçekleşiyor, bir döküm de 100-200 tane parça birden çıkabiliyor ama biz onu tercih etmiyoruz el işi daha makbul olduğu için.</p><p >ESNAFHABERTTV.COM: O biraz daha basmakalıp sanırım? </p><p >SADULLAH ÖZMEN: Biraz daha, sonuçta o kalıpları elde yapıyoruz ama döküme girdiği zaman savat dediğim gibi elle işlenmesi gerekiyor. </p><p > </p><p ></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dunya-van-in-gumus-isciligi-sa_1669992794_zsnHKe.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Van'ın  Gümüş İşçiliği Savat'ı konuşuyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dunya-van-in-gumus-isciligi-sa_1669992794_zsnHKe.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Van Halı ve Kilimlerinin Tarihi Sırrı]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/van-hali-ve-kilimlerinin-tarihi-sirri/71104/</link>
            <description><![CDATA[Serhat Şehri Van'ın geçmişi binlerce yıl eskiye dayanan tarihi kilim ve halılarının sırrını Kenan Abi anlattı.  Dedesinden babasına ondan da kendisine   uzanan bu ustalık  Van'a gelen turistlerin  ilgisini çekiyor. Binlerce desen içinden 52 çeşit halı ve kilim  alıcılarını bekliyor. Görünen kilim ve halı ancak arkasında  emeğin sahipleri ise kadınlar... Kooperatifleşerek  tüketiciye uzanan tarihi  hazinelere ilmek ilmek nakış atıyorlar.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/van-hali-ve-kilimlerinin-tarihi-sirri/71104/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 26 Nov 2022 09:44:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ESNAFHABERTTV.COM: İlk başta kendinizi tanıtır mısınız?</p><p> KENAN ABİ : Üniversitesi mezunuyum. Üçüncü kuşak olarak bu işi yapıyoruz. Kendim 22 yıldır aktif olarak buradayım, daha önce biz çırak olarak çalışıyorduk, tabi şimdi usta olduk. </p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Baba mesleği mi?</p><p>KENAN ABİ : Babam ve onun babasından kalma. Dede mesleğimiz yani. Toplamda üç kuşak dersek 50-60. Yılındayız.</p><p><strong>VAN&#39; GELEN TURİSTLERİN UĞRAK YERİYİZ</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Bize işinizden bahsedebilir misiniz?</p><p>KENAN ABİ : Biz Türkiye ve Ortadoğu genelinde özelde de Van Bölgesinin el dokuma kilim üreticisiyiz aynı zamanda Türkiye Ortadoğu Avrupa ve Uzak Amerika&#39;ya kadar satış pazarlama yapıyoruz.  Van&#39;a gelen bütün yerli yabancı ziyaretçiler bizi ziyaret ederler hem bölgenin dokuma kültürü hakkında bilgi alırlar hem de alışveriş için buraya ziyaret için gelirler. İki temel grubumuz var halı ve kilim olarak yün ve ipek temel malzemesi kullanılmak üzere onları değişik teknik üretim yapmaktayız genelde kooperatif usulü çalışıyoruz. Yani evde mahallede kadınlar dokunmasını yapıyorlar. Daha sonra kooperatif usulü buraya getiriyorlar satış pazarlamasını yapıyoruz. </p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Ne zamandır buradasınız?</p><p>KENAN ABİ : 22 yıldır bu şubedeyiz yani bu konumdayız ondan önce şehir merkezinde idik, tabi şehir merkezi büyüdükçe trafik arttıkça sıkıntılar olduğu için 2000 yılından beri burada hizmet vermekteyiz.</p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Sektörde kilim ne kadar tercih ediliyor?</p><p> KENAN ABİ : Şu anda dokuma olarak kilim en eski üretim tarzı hali ile beraber ama halı renklerini desenlerini kıyaslarsak kilimdeki bizim kendi özgü desenlerinin motiflerimiz renkli kombinasyonlarımız daha çok tercih edilmesine sebep oluyor. Özellikle desen renk ve ebat çeşidi çok olduğu için kilimler daha çok tercih ediliyor.</p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Kilimlerin desenleri Anadolu için ne anlama geliyor?</p><p>KENAN ABİ : Şu anda Anadolu&#39;da binlerce yıllık ortak bir kültür var. Çok değişik kültürler çok değişik topluluklar yaşadığı için de kaynaşmış kültür ve kaynaşmış desenler var. Ama ortak olarak diyebilir ki Anadolu&#39;nun her yerinde hemen hemen her türlü ortak desene rastlayabiliyorsunuz. Van&#39;da gördüğünüz bir deseni Balıkesir&#39;de, Balıkesir&#39;de gördüğünüz bir deseni Kayseri&#39;de ya da Muğla&#39;da da görme şansınız var.<br>ESNAFHABERTTV.COM : Ürün yelpazeniz ne kadar geniş?</p><p>KENAN ABİ : Şu anda bu mağazada 52 tür halı kilimimiz var, yani türden kastım Kayseri yöresinin de var, Van&#39;ın da var Hakkari&#39;nin de var Edirne&#39;nin de var, sınırları aşan diğer bölgelerin de var, eskisi yenisi ipeği yünü büyüğü küçüğü dediğimiz zaman 52 çeşit tür ürünümüz var.</p><p>ESNAFHABERTTV.COM : En çok tasarlanan kilim hangisi?</p><p>KENAN ABİ : Biz genelde düz dokuma dediğimiz teknik ile yün üstü yani hem çözgüsü hem dokuması yün olan el eğirmesi kök bağı ipler kullanaraktan geleneksel motifleri işliyoruz. Ama geleneksel motifleri günümüze ayarladık nasıl ayarladık, renkleri biraz canlı hale getirdik daha renkli renk skalasını genişlettik. Dolayısıyla desenler daha çok karmaşık daha minik minik desenler iken onları biraz sadeleştirip daha büyük daha albenisi yüksek olan şekle dönüştürdük . Şu anda düz dokuma kilimlerimiz çok rağbette, ama onun dışında çift saygı tekniği dediğimiz hem halıyla kilim arasında bir tekniğimiz var. O bu bölgeye özgü onunla olan desenlere kilimleri özgü rağbet var. Aynı zamanda halı ve kilim aynı tezgahta dokunduğumuz yeni bir modelimiz var onlar baya revaçta.</p><p><strong>TEKNOLOJİ EL DOKUMACILIĞINI BİTİRDİ</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Günümüzde bu işi yapan sektörlerle ilişkileri neler?</p><p> KENAN ABİ : Günümüzde tabi Türkiye&#39;de eskiden yani seksenlerden doksanlara kadar el dokuma hemen hemen bütün yerlerde vardı. Yani bütün illerde el dokuma halı kilim üretiliyordu. Tabi teknolojinin gelişmesi ile köyden kente göç ile birlikte bu azaldı.  Çünkü sonuçta bu iş aileden anneden öğrendiğimiz bir şey evde dokuma varsa kız çocukları bunu görerek annesinden öğrenerekten, o da yetiştiği zaman büyüdüğü zaman dokuyarak öğreniyordu. Ama tabi günümüz koşullarında bu gittikçe azalıyor hem üretimin azalmasına sebep oluyor. Hem de hammadde en önemli olan şey yün, yani hayvancılık varsa o hayvancılıktan elde edilecek yünün eğrilmesi teknikleri boyanması boyanma gerektiren kök boya dediğimiz yani doğadan toplandığınız değişik bitkilerin köklerin veya kurutulmuş çiçekler ile elde ediliyor. Tabi doğadan koptukça üretim de koptu o yüzden şu an azalıyor ama tabi şu an dokumada makine dediğimiz yani yünden elde edilmiş makineden elde edilmiş bu olaylardan da çok ciddi bir üretim var onlardan da güzel hali kilimler elde ediliyor.</p><p><strong>ANADOLU&#39;NUN DESENLERİ ORTAK KÜLTÜRÜ YANSITIYOR</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Motifleri nasıl işliyorsunuz?</p><p> KENAN ABİ : Motifler dediğim gibi geleneksel motifleri kullanıyoruz ama dediğim gibi geleneksel motifleri daha sadeleştirerek ya da biraz değişime uğratarak günümüze uyarlıyoruz. Şu anda bizim yüz yılın üzerinde yani bir asırdan daha eski olan orijinal kilimlerimiz halılarımız var. Onları kataloglamış bulunmaktayız. O kataloglardan desenleri tek tek çıkartıp daha sonra günümüze uyarlıyoruz, ne yapıyoruz bir kaç farklı bölgenin kilimin deseninin renklerini desenlerini yeniden uyarlayıp desinatörler tarafından yeni tasarımlar yaratıyoruz ve onları üretiyoruz şu an.</p><p><strong>KOOPERATİFLERNDE KADINLAR ÜRETİYOR BİZ SATIYORUZ</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Hala kilim dokuyan kadınlar var mı?</p><p> KENAN ABİ : Tabi şu anda bizim kooperatifimizde aktif olarak 500&#39;ün üzerinde aile üretim yapmakta, Biz tezgahı hammaddeyi veriyoruz bayanlara, bayanlar evde hem çocuğuna bakıyor hem ev işlerini yapıyor hem de üretimini yapıyor. Kilimini ve halısını dokuyor günün iki üç saatinde boşsa yani zamanı varsa o anda halıyı kilimi dokuyor. Bir, iki, üç ay derken süresine ve kalitesine göre beş ayda dokuduktan sonra buraya getiriyor biz onun ücret tarifesini yapıyoruz ve ödemesini yapıyoruz.</p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Türkiye&#39;de üretimin artırılmasında esnaf ve sanatkarlık yapan geçici koruma statüsündeki sığınmacıların rolü sizce nedir yani halı dokumada onlarda var mı?</p><p> KENAN ABİ : Yani Türkiye&#39;nin değişik sektörlerde çalışan sığınmacı olduğunu biliyoruz özellikle tarım ve hayvancılık kısmında baya iş gücü olarak çalışıyorlar . Bu iş daha çok bayanlar tarafından yapıldığı için eğer dokuma biliyorsa onları tercih edebilirler, iş gücü olarak sağlanabilir. Özellikle farklı yörelerden başka ülkelerden gelmişler buna zenginlik katabilir hem desen anlamında hem teknik olarak hem de diğer farklı işlemeleri bunlar aslında bir zenginlik olabilir ülkemiz için.</p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Türkiye&#39;nin birlik ve bütünlüğünün korunmasında esnaf ve sanatlarının toplumsal katkısı nedir?</p><p>KENAN ABİ : Şu anda nihayetinde toplum üretecek ki üreten toplum refaha erişsin, refaha ulaşmış bir toplumun da kendi içerisinde hak hukuk adalet ne olacak daha kaynaşmış daha ileriye gidecek bir toplum olacak dolayısıyla üretim bir toplumun yegane refahını belirleyen şey. </p><p><strong>DÜZ DOKUMA KİLİMLERİMİZ   RAĞBET GÖRÜYOR</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Sizin göstermek istediğiniz şeyler var mı?</p><p> KENAN ABİ : Bizim dokumamızda kullandığımız ham maddelerimiz var tamamı kuzu yünü dediğimiz kök boya olarak kullandığımız kök boya dediğim gibi sonucu elde ediliyor. Ve şuna baktığınız zaman kök boyanın en büyük özelliği nedir, boyanırken ipin hiç bir tarafı tek ton olmuyor. Farklı farklı tonlarını elde edebiliyorsunuz bu da dokumaya ayrı bir güzellik katan bir şey, Mesela şurada gördüğünüz renklerde şu anda dokunmuş kilim dünyada görebileceğiniz dokumada ki en ince kilim yani ipin erimiş hli daha sonra dokunmuş halı ve kağıt gibi incecik bir dokuma, dünyada çok meşhurdur. Van kilimi bilinir, bütün literatürde de geçmiştir, bütün vizelerde mutlaka Van kilimi görürsünüz. Özelliği nedir, el eğmesi kök boya olması ve iki tarafın aynı anda kullanabilmeniz, normalde bütün dokumalarda tek taraflı kullanılır ama Van kiliminin her iki tarafını da kullanabiliyorsunuz. Bu yüzden çok meşhur ve talep görür.</p><p><strong>VAN KİLİMİ YÜZYILLARA MEYDAN OKUYOR</strong></p><p>ESNAFHABERTTV.COM : Peki başka bir renk daha gösterir misiniz?</p><p> KENAN ABİ : Bu da mesela farklı bir ton bu kırmızı gibi gözükmek ile beraber usta boyacı kırmızı da elde edebilir turuncu da elde edebilir kiremit rengi de elde edebilir bu kişinin tercihine bağlıdır. Kullandığı malzeme yün ile beraber kendi profesyonelliğini konuşturup çok farklı renkler çok farklı tonlar elde edebiliyor. Buranın en önemli özelliği de budur, yani şu an mesela bu gösterdiğim kilim yine Van kilimi diye geçer literatürde, yeni bir dokumamız o da yine el elemesi kök boya dediğimiz kilim şurada gördüğümüz kilimde eski orijinal Van kilimi dediğimiz, bakın dikkat ettiyseniz desenler renkler birbirini çağrıştırıyor. Ama bu yüz yaşının üzerinde ve orijinal Van kilimi dediklerimizin hepsi iki kanat yani iki ayrı parçadan oluşmaktadır, bunlar farklı zamanlarda dokunur daha sonra birbirine iliştirilerek dikilerek elde edilir. Gördüğünüz zaman saçakları bile ayrı bir özen ayrı bir dikkat ile dokunmuş, eğrilmiş renklere baktığınız zaman şöyle yüz yıl önceki bir renk ile yepyeni bir rengin ne kadar farklı olduğunu görüyorsunuz canlılığı, doğallığı, orijinalliği. <br>Esnaf Habertv&#39;ye teşekkür ederim.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bu-kilim-bu-hali-tarihi-van-ha_1669446707_2fqoXg.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Van Halı ve Kilimlerinin Tarihi Sırrı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bu-kilim-bu-hali-tarihi-van-ha_1669446707_2fqoXg.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Elli Yıldır Ağaç Çivi ile Ayakkabı Yapıyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/elli-yildir-agac-civi-ile-ayakkabi-yapiyor/70295/</link>
            <description><![CDATA[Erol Hakan elli yıldır  ağaç çivi ile ayakkabı yapan Erol Hakan unutulmaya yüz tutmuş mesleğinin sırlarını  www.esnafhabertv.com'a anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/elli-yildir-agac-civi-ile-ayakkabi-yapiyor/70295/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jun 2022 11:47:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>50 YILDIR TAHTA ÇİVİLİ AYAKKABI YAPAN EROL HAKAN:</p><p>YANINDA 40 YIL ÇIRAK OLDUĞUM USTAM BABAM &ldquo;HER ŞEYİN İYİSİNİ YAPACAKSIN DERDİ&rdquo;</p><p>SORU:   Ustam kendinizi bir tanıtır mısınız?</p><p>Erol Hakan: Malatya&#39;nın Arapgir ilçesinde, tahta çivili ayakkabı imalatıyla uğraşıyorum. 65 yaşındayım. 50 yıldır bu işi devam ettiriyorum.</p><p>SORU:   Namınız nedir?</p><p>Erol Hakan: Kunduracı Erol.</p><p>SORU:   Ağaç çivili usta mı diyorlar?</p><p>Erol Hakan: E tabi, kunduracı Erol dedi mi herkes benim ağaç çivili ayakkabı yaptığımı bilir.</p><p>SORU:   Kunduracılık nereden geldi aklınıza diyelim?</p><p>Erol Hakan: Aklımıza gelmedi, gördüğümüz şeyle uğraştık. Babam ayakkabıcı, dedem ayakkabıcı, nesilden nesile gelerek babamın ayakkabıcı olması hasebiyle ilkokula giderken, benim okulum aşağıdaydı, oraya gidip gelirken devamlı dükkana gidip geliyorduk, bu işle devamlı iştigal ediyorduk yani. Ortaokulu bitirdikten sonra bilfiil babamın yanında çalışmaya başladım.</p><p>DERİYİ KENDİMİZ İŞLİYORDUK</p><p>SORU:   3.nesil kunduracısın?</p><p>Erol Hakan: Evet, aynen.</p><p>SORU:   3.nesil kunduracısın, eskiden bu malzeme, teknoloji bu kadar gelişmiş değil, tabakhaneyi de mi kendiniz yapıyorsunuz?</p><p>Erol Hakan: Yok, eskiden Arapgir&#39;de tabakhaneler vardı. İlkel usullerle deri imalatı yapılıyordu, derileri oradan temin ediyorduk. Biz deri imalatıyla falan uğraşmıyorduk, hazır yapılmış derileri alıp burada, dükkanımızda işliyorduk.</p><p>SORU:   Şimdi siz sayayı kesmeyi de bilirsiniz.</p><p>Erol Hakan: Ayakkabıyı baştan sona her şeyiyle yapıyoruz.</p><p>TÜRKİYE&#39;DE BİZDE SON ÖRNEĞİZ</p><p>SORU:   Şimdi bu ayakkabının merhalesini bir anlatır mısın? Şimdi ayakkabı ya bu, şurası sayası, şurası tabanı gibi, onu da bir söyler misiniz?</p><p>Erol Hakan: Söyleyeyim ama öncelikle tahta çiviyi söyleyeyim. Tahta çivililer dikiş makineleri olmadan önce, güçlü yapıştırıcılar olmadan önce Türkiye&#39;de yapılan bir iş kolu. Herkesin yaptığı bir iş kolu, şimdi her şey makineleşince, güçlü yapıştırıcılar çıkınca, fabrikalar çıkınca böyle el yapımı, geleneksel el sanatlarını yapan ustalar kalmadı, bitti yani. Türkiye&#39;de bizde son örneğiz. Çivi bulduğumuz müddetçe de biz bu işi devam ettirmeyi düşünüyoruz.</p><p>SORU:   Çivi özellikli bir çivi mi?</p><p>Erol Hakan: E tabii ki, sert bir ağaçtan yapılıyor. Türkiye&#39;de yapıldığı zaman fırınlanmış kayın ağacından yapılıyordu. Şu anda bu çivileri Almanya&#39;dan temin ediyoruz.</p><p>HERHANGİ BİR YIPRANMA OLMUYOR, GAYET SAĞLAM.</p><p>SORU:   Bu da kayın ağacı.</p><p>Erol Hakan: Kayın ağacı, huş ağacı, onlar sert bir ağaç.</p><p>SORU:   Yani bir ayakkabının ömrünü uzatıyor mu?</p><p>Erol Hakan: Tabii ki çok sağlam, kösele aşındıkça çivi de beraber aşındığı için herhangi bir yıpranma olmuyor, gayet sağlam. Ama demir çiviler öyle değil, demir çiviler köseleye çakılınca mutlaka köselede aşınma olunca alttan ayağa batma oluyor. Ağaç çivilerde yok.</p><p>SORU:   Şimdi babanız ustanız, usta çırak ilişkisine göre yetiştirildiniz, yani dükkana okuldayken geldiniz, gittiniz, babanızı seyrediyorsunuz, hedefinizde var mıydı bir kunduracı olmak? Bende bu işi yapacağım diyor muydunuz?</p><p>40 SENE ÇIRAKLIK YAPTIM</p><p>Erol Hakan: Valla hedefimde yok, öyle bir şey yoktu.</p><p>SORU:   Ne vardı hedefinizde?</p><p>Erol Hakan: Her şey, spor var, müzik var, tiyatro var, folklor var, her şey var, hayatımda her şey var. Ama babamın ayakkabıcı olması münasebetiyle işte devamlı dükkana gidip, geldiğim zaman bu işle iştigal oluyordum, mutlaka bir işler yapıyordum, bir işin ucundan tutuyordum. Bizim ayakkabı işinde bir herhangi bir meslekte ilk önce görerek, seyrederek, gözle bu işi yapmak lazım. Gözle yapamadıktan sonra, ben şu bıçağı alayım, şu köselenin kenarını keseyim, olmaz öyle bir şey. Mutlaka sayasını, derisini kesersin bir tarafını. Önce göz aşinalığı olması lazım ki, hangi iş olursa olsun, o işi yapabilesin.</p><p>SORU:   Ne kadar çıraklık dönemin geçti ustam, yani baban sen oldun diyene kadar?</p><p>Erol Hakan: Babam rahmetli olana kadar çıraktım hala,</p><p>SORU:   Allah rahmet eylesin, ne zaman vefat etti?</p><p>Erol Hakan: 2012,</p><p>SORU:   Kaç yıl çırak kaldınız o zaman?</p><p>Erol Hakan: Bir 40 yıl kalmışızdır. Ben ustaydım ama kendimi hala çırak görüyordum. Babam mutlaka yaptığım işe, ayakkabıya bakardı, şurası olmamış, burası olmamış diye ikaz ederdi.</p><p>SORU:   Beğenmezdi yani?</p><p>Erol Hakan: Aynen öyle, kolay beğenmezdi.</p><p>SORU:   İlk ayakkabınızı kime yaptınız?</p><p>Erol Hakan: Hatırlamıyorum valla çünkü devamlı ayakkabı yapıyorduk.</p><p>SORU:   Şimdi şöyle diyelim, babanız siz ayakkabı yaparken dedi mi ki oğlum Erol bak bu ayakkabıcılığın, kunduracılığın püf noktası var. Sayayı böyle keseceksin, şunu böyle yapacaksın, mesleğe ilişkin kulağınızda altın küpe olan tembihatlar ne?</p><p>Erol Hakan: Her şeyin iyisini yapacaksın derdi. Deriyi keserken mesela sayayı keserken adam bie şey olmaz bunu buraya keseyim diye bir şey olmaz derdi. Oradan 10 liralık bir kar elde edersin ama diğer taraftan da bir müşteriyi kaybedebilirsin derdi. Onun için her şeyin iyisini, derinin iyisini, köselenin iyisini, astarın da iyisini her şeyin iyisini, öyle tembih ederdi bize.</p><p>ARAPGİR DEĞİL YANİ TÜRKİYE&#39;NİN HER TARAFINA AYAKKABI GÖNDERİYORUZ.</p><p>SORU:   Müşteri memnuniyeti ön plandaydı.</p><p>Erol Hakan: Mutlaka, müşteri bir daha gelecek diye dükkana, bir daha gelsin diye, ayakkabıdan memnun olsun bir daha gelsin,</p><p>tekrar bizden ayakkabı alsın diye ona göre ayakkabı yapıyoruz.</p><p>SORU:   Mesela, 50 yıldır devamlı ayakkabısını sizden alan kaç müşteriniz var?</p><p>Erol Hakan: Onlarca, çok var, sadece Arapgir değil yani Türkiye&#39;nin her tarafına ayakkabı gönderiyoruz.</p><p>SORU:   Yani ayakkabı alan ünlülerde var?</p><p>Erol Hakan: Tabi, mutlaka.</p><p>SORU:   Hatta geçen bir siyasiye de ayakkabı göndermişsiniz?</p><p>Erol Hakan: Evet, bundan 15-20 gün önce Dışişleri Bakanımıza gönderdik, Mevlüt beye 3 çift ayakkabı gönderdik.</p><p>ADNAN KAHVECÇİ SAYESİNDE BİZİ TÜRKİYE TANIDI</p><p>SORU:   Daha önce müşteriniz miydi?</p><p>Erol Hakan: Hayır, yok müşterimiz değildi, ilk defa gönderdik.</p><p>SORU:   Rahmetli Adnan Kahveci bizim bu işi öne çıkardı. Bir bağ bozumu şenliklerinde bizim karşıda fırın var, orada peynirli ekmek yaptırmaya gelmişti. Bende böyle önlükle çıktım. Adnan kahveci Arapgir eniştesidir, Arapgir&#39;den evlidir. Sayın bakanım hoş geldiniz, gelin bir çayımı için dedim dükkana, bağ bozumu şenlikleriydi, bende bağ bozumu şenliklerinin tertip komitesindeyim. Geldi, birer çay içtik, ne yapıyorsun dedi. Bende yaptığım işleri falan gösterdim, belediyede bir toplantımız vardı, oraya gittim. Babam telefon etti ki acele dükkana gel. Şaşırdım, ne oldu, hayırdır? Çabuk gel dedi. Geldim, bütün gazeteciler, televizyoncular bizim dükkan dolu. Bağ bozumu şenliklerine gelen gazeteciler, televizyoncular, başlarında da Adnan bey, yaptığımız işleri çekiyorlar. Neyse gösterdik, konuştuk, ondan sonra bütün televizyonların, gazetecilerin, dergilerin, belgeselcilerin uğrak yeri oldu burası. Hala da devam ediyoruz, çalışıyoruz.</p><p>SORU:   Peki ünlendiniz, şöhret olmak size ne katıyor ustam?</p><p>Erol Hakan: Valla bir şey katmıyor, ne katacak, müşterilerimiz belki artıyor, tanıyanlar artıyor.</p><p>ARAPGİR DEĞİL YANİ TÜRKİYE&#39;NİN HER TARAFINA AYAKKABI GÖNDERİYORUZ.</p><p>SORU:   Şimdi alın teri, el emeği, ince ince işte ağaçtan çivili bir ayakkabı yapıyorsunuz, yani halk deyimiyle bu paranın %100&#39;ü helal, bu helal kazançla iki tane evlat büyüttünüz, torun büyütüyorsunuz, nedir bir esnaf ve sanatkar için bu özelliğin anlamı nedir?</p><p>Erol Hakan: Ya ben bu işi severek yapıyorum, hoşuma gidiyor, çalışmakta hoşuma gidiyor, boş durmayı sevmiyorum. Gelen insanlara hizmet etmek, Arapgir&#39;deki insanımıza hizmet etmek güzel bir şey. Bunu Arapgir&#39;de ebenden başka yapan kimse yok, ayakkabı tamiratı yapan kimse de yok. Ben yeni yapıyorum diye ayakkabısını tamire getiren bir insanın tamirini, hayır ben tamir yapmıyorum diyemiyorum. Nasıl diyeyim, adam alsın ayakkabısını Malatya&#39;ya mı götürsün, Elazığ&#39;a mı götürsün? Çevre ilçelerde de yok hiç yapan, onlarda bize geliyorlar, bana gönderiyorlar ayakkabılarını tamir etmem için, e bir hizmet ediyoruz yani.</p><p>SORU:   Kadın müşteriler ne yapıyor?</p><p>Erol Hakan: Kadın müşterilerimize ait yemenilerimiz var onları da yapıyoruz.</p><p>SORU:   Bunun adı yemeni mi, ayakkabı mı?</p><p>Erol Hakan: Yemeni.</p><p>GÜNDE BİR ÇİFT AYAKKABI YAPIYORUZ, SABAHTAN AKŞAMA KADAR BİR ÇİFT AYAKKABI.</p><p>SORU:   Yemeni ile ayakkabı arasındaki fark ne?</p><p>Erol Hakan: Yemenilerdeki derileri biz sertleştirmiyoruz, tamamen yumuşak yapıyoruz. Ayakkabı ve kundurularda deriyi sertleştiriyoruz. Deforme olmasın, çabuk bozulmasın diye sertleştiriyoruz. Her ikisini de kösele ve hakiki deriden imal ediyoruz, ayakkabılarımızın dış kısmı dana derisi, sığır derisi, iç kısımları keçi derisi, tabana koyduğumuz kösele de sığır derisi.</p><p>SORU:   Ayakkabının her tarafı mı deri ve ağaç?</p><p>Erol Hakan: Çivi ağaç, her tarafı deri ve kösele, suni malzeme yoktur. Günde bir çift ayakkabı yapıyoruz, sabahtan akşama kadar bir çift ayakkabı.</p><p>SORU:   Kendinize göre mi sipariş üzerine mi?</p><p>Erol Hakan: Sipariş üzerinde yapıyoruz, kışın mesela kışlık ayakkabı yapmıyoruz biz, kışında kösele yapıyoruz, yaza hazırlanıyoruz kışın, yapıp kutulara dolduruyoruz. Yazın hemen ayakkabı isteyen olursa, müşterilerimiz olursa onları veriyoruz.</p><p>SORU:   Sizde mi bu ayakkabıdan giydiniz yıllarca?</p><p>Erol Hakan: E tabii ki, yazın kendi ayakkabımızı giyiyoruz.</p><p>SORU:   Kendinize ayakkabı yapmak zor mu, hani derler ya terzi kendi söküğünü dikemez ama?</p><p>Erol Hakan: Yok, şuradan bakıyorum, hangisi ayağıma oluyorsa onu giyerim ben.</p><p>ŞU FALÇATAYI KULLANMA, BUNU GÜZEL KULLANAMAZSAN MUTLAKA AYAKKABININ BİR YERİNİ KESERSİN</p><p>SORU:   Şimdi bu sanatın, ustalığın, öngörüleri, öncelikleri, incelikleri nedir ustam? Herkes kolay kolay bunu alamaz, muhakkak bunun çok ciddi bir çıraklık evresi lazımdır.</p><p>Erol Hakan: Ayakkabıcılıkta el sanatı yapanların, makine ile yapanları demiyorum da, bıçak hakimiyeti, şu falçatayı kullanma, bunu güzel kullanamazsan mutlaka ayakkabının bir yerini kesersin. Bu da beceri istiyor, görmek, işe aşina olmak istiyor.</p><p>SORU:   Siz deri kesmeden önce ağaçta mı yapardınız bu işleri, nasıl bir antrenman yaptınız?</p><p>Erol Hakan: Hayır, yok direkt deriye başladım. Bir iki ufak tefek hatalarım olduysa da şimdi çok şükür.</p><p>SORU:   Kızar mıydı ustanız?</p><p>Erol Hakan: Kızardı babam, hata istemezdi işte, ayakkabı yaparken hata istemezdi. Çok titizdi.</p><p>SORU:   O babasından ne görmüş?</p><p>Erol Hakan: Babamın babası kalaycı, annemin babası ayakkabıcı, babam onların yanında küçükken çalışmış, işi öğrenmiş.</p><p>ÇIRAKLAR ASKERDEN GELDİKTEN SONRA DA USTALAR ONLARIN DÜKKANLARINI AÇARLAR, O İŞE DEVAM EDEN EDER,</p><p>SORU:   Peki, onun öğretisi babanıza neydi? Benim ustam bana şöyle şöyle derdi diye anlatır mıydı?</p><p>Erol Hakan: Dedem ayakkabıcı ama Köşger, o ayrı onlarınki dikişli alttan, babam onlardan da yapmış ama babam kunduracılığa heves etmiş, ondan sonra kunduracı çıraklığına gitmiş. Babamın 3 tane ustası vardı. Onların yanında yetişmiş, askere gidene kadar onların yanında çalışmış. Biz önceden geleneksel olarak bu el sanatları yapan ustaların yanında çocuklar, çalışanlar askere gidene kadar çalışırlardı. Askerden geldikten sonra da ustalar onların dükkanlarını açarlar, o işe devam eden eder, etmeyen etmez.</p><p>SORU:   Askerde de mi kundura yaptınız?</p><p>Erol Hakan: Hayır, yok söylemedim askerde kundura yaptığımı.</p><p>MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİ DÜŞÜNMEYEN ESNAF KAYBEDER.</p><p>SORU:   Neden?</p><p>Erol Hakan: Ne bileyim söylemedim, askerde de işim çoktu.</p><p>SORU:   Şimdi Ahilik kültürünün en önemli şeylerinden biri, kalitesiz ürün üreten, müşteri memnuniyetini kazanmayan veya müşterisini kandıran esnafı, loca toplanıyor, karar veriyor ve pabucunu dama atıyor.</p><p>Erol Hakan: Kaybeder, o adam kaybeder. Müşteri memnuniyetini düşünmeyen esnaf kaybeder.</p><p>SORU:   Siz ona nasıl bakıyorsunuz, para kazancından mı mahrum kaldı, insanın gönlünü mü kırdı?</p><p>Erol Hakan: İnsanın gönlünü kırdı paradan ziyade, memnuniyetsizlik o, insanın gönlünü kırıyor. Para 2.planda.</p><p>SORU:   O da suya atılan taş misali büyüyor.</p><p>Erol Hakan: Tabii ki aynen, bir işi yaptığın zaman ayakkabıyı alan insanın Allah razı olsun demesi lazım.</p><p>ÇIRAK BULAMIYORUZ MAALESEF</p><p>SORU:   Kaçta açarsın dükkanı, kaçta kapatırsın?</p><p>Erol Hakan: Valla önceden baya erken açıyordum ama şimdi biraz geç açıyorum yani, e biraz yaşlandık, 65 yaşımıza gittik daha, önceki gibi gücümüz kuvvetimiz yok.</p><p>SORU:   Bundan sonra ömründe Allah nasip ettiği kadar nedir hayalin, öngörün?</p><p>Erol Hakan: Hayalimiz, elimizde baya çivi var, önceden çivi bulmakta baya bir sıkıntı çekiyorduk, istedik bir 10 kutu çivi, sağ olsunlar yolladılar 20 kutu çivi, Allah canımızı sağ ederse, sağlığımızı da verirse, o çiviler bitene kadar bir 5-6 sene gider o çiviler, bu işi devam ettireceğiz. Ondan sonrada Allah kerim, bakalım.</p><p>SORU:   Çocuklarınızın hiçbiri merak saldı mı bu işe?</p><p>Erol Hakan: Büyük oğlum biraz yapar. En azından şu çivileri falan çakmayı bilir yani,</p><p>SORU:   Çırak bulabiliyor musunuz?</p><p>Erol Hakan: Hayır, çırak bulamıyoruz maalesef,</p><p>SORU:   Heveslenen olmadı mı?</p><p>Erol Hakan: Heveslenende olmadı, benim yanıma gelecek kişiye İşkur ücretini de ödüyor ama yine de maalesef kimse gelmedi.</p><p>ARAPGİR&#39;DE BU İŞİ YAPACAK İNSAN OLMAYINCA BAYA BİR SIKINTI OLACAK.</p><p>SORU:   Senin için nasıl bir duygu, nasıl bir üzüntü bu?</p><p>Erol Hakan: İyi bir duygu değil, baya bir üzüntü, sıkıntı, memleketimiz için sıkıntı, Arapgir&#39;imiz için sıkıntı, çünkü ben bir hafta önce yoktum Arapgir&#39;de, dışarı gitmiştim. Telefonda, ayakkabı isteyen, ayakkabısı sökülen, ayakkabısını yaptıracak olan beni arıyor. Başka bir alternatif yok. Arapgir&#39;de bu işi yapacak insan olmayınca baya bir sıkıntı olacak.</p><p>USTA, YANINDA YETİŞTİRDİĞİ ÇIRAKLARI MUTLAKA İŞ SAHİBİ YAPAR İNSANLAR, AHİLİK GELENEĞİ O, BU BANA RAKİP OLUR FALAN DİYE DÜŞÜNÜRSE O AHİLİK GELENEĞİNDEN ÇIKIYOR.</p><p>SORU:   Ahilik kültürü, Ahilik geleneği ile ilgili bir düşüncen var mı ustam ne dersin?</p><p>Erol Hakan: Ahilik geleneği bizim Arapgir&#39;de vardı. Bizde de vardı, bende de vardı. Benim yanımda çalışan bir çırağım vardı. O da hemen hemen askere gidene kadar benim yanımda çalıştı. Askerden geldikten sonra benim üst tarafta bir dükkan vardı, ona orayı tuttum. Bütün malzemelerini de verdim. Dedim sen burada otur bu işi yap, askere gittin geldin sen iş sahibi olacaksın, sen yapacaksın, burada çalış, yapmadı, o da yapmadı, çalışmadı. Şu anda da yurtdışında, orada çalışıyor. Ahilik öyle, yanında yetiştirdiği çırakları mutlaka iş sahibi yapar insanlar, Ahilik geleneği o, bu bana rakip olur falan diye düşünürse o Ahilik geleneğinden çıkıyor.</p><p>SORU:   Giderek zayıfladı mı bu kültür?</p><p>Erol Hakan: Her şey zayıfladı. O kültürde zayıfladı, her şeyimizde zayıfladı. Eski sevgi saygı yok. İnanç yok, yok yani.</p><p>SORU:   Şimdi ustam bizim kampanyamız var ya kampanya hakkındaki düşüncelerini alalım. Biz daha önce Hakkarili bir esnafla Edirneli bir esnafı, Artvinli bir esnafla Muğlalı bir esnafı buluşturduk, götürdük, videolarını çektik. Şimdi de Malatyalı bir esnafla Yalova, Siirtli bir esnafla da Tokatlı bir esnafı buluşturacağız. Bu proje ile ilgili düşüncen yani Dünya Esnaf Sanatkarlar Derneği&#39;nin bir projesi, ne düşünüyorsun?</p><p>Erol Hakan: Valla daha yeni ilk duyduğum bir şey ama gayet güzel bir çalışma, iyi olur inşallah. Bu işlerimizin tanıtımı amacıyla, oradaki insanların yaptığı işleri görmek amacıyla gayet güzel bir şeyler,</p><p>SORU:   Buradan Yalovalı esnaf ve sanatkarlara ne dersin?</p><p>Erol Hakan: Ne diyeyim, iyi çalışmalar diliyorum, kolay gelsin diliyorum. İşlerini gayet güzel, itinalı yapmalarını diliyorum. Arapgir&#39;den Yalovalı esnaf sanatkarlarımıza selam olsun. Onları da Arapgir&#39;e bekliyoruz, gelsinler misafir edelim inşallah. İşlerinde başarılar diliyorum, kendilerini Arapgir&#39;e bekliyorum, Arapgirimiz çok güzel, gelip gezsinler, misafir etmeyi bir borç biliriz kendilerine.</p><p>Anadolu&#39;nun Ahisiyiz, üreten Türkiye&#39;nin hizmetindeyiz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/elli-yildir-agac-civi-ile-ayak_1654332428_HM8aS0.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Elli Yıldır Ağaç Çivi ile Ayakkabı Yapıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/elli-yildir-agac-civi-ile-ayak_1654332428_HM8aS0.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Yazma Bir Yöreyi Temsil Eder. Bir Dili Vardır]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/her-yazma-bir-yoreyi-temsil-eder-bir-dili-vardir/70292/</link>
            <description><![CDATA[Saatli yazma, oraklı yazma, elmalı yazma, yarım elmalı yazma, drama... Yazmacılık diğer bir  bilinen ismiyle basmacılık alanında ün salmış devlet sanatçısı olmuş Ahmet Turan Yaşin mesleğinin inceliklerini esnaf habertv.com'a anlattı. Usta Gazeteci-yazar Fehmi Çalmuk'un fotoğraflarıyla bu röportajı sunuyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/her-yazma-bir-yoreyi-temsil-eder-bir-dili-vardir/70292/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jun 2022 09:14:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p ><strong>OSMANLI MİRASI YAZMACILIĞI GÜNÜMÜZDE YAŞATAN AHMET YAŞİN TURAN:</strong></p><p ><strong>&ldquo;HER YAZMA BİR YÖREYİ TEMSİL EDER. BİR DİLİ VARDIR&rdquo;   </strong></p><p > </p><p ></p><p >SORU:   Usta bize kendinizi tanıtır mısın?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: İsmim Ahmet Turan Yaşın, 1975 doğumluyum. Bu mesleği, dede mesleği olduğu için gönüllü olarak, seve seve yapıyorum. Sene 1962&#39;de babam çocukken Sivas Yıldızeli&#39;nden göçüp Tokat&#39;a gelmişler. Mesleğe başlamış, biz onun yanında yetiştik. İlk evimiz atölye halindeydi, o zaman atölyemiz yoktu, evin içerisinde üretim yapardık. Biz kirada oturuyorduk o zamanlar. 3-4 yaşından itibaren şunu getir, bunu götür atölyenin içerisinde mesleğin inceliklerini yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Askere gitmeden evlendim, askerden geldikten sonra, bir zamanlar bizim iş sekteye uğradığından yavaş yavaş azalmaya başladı. Artık yöresel kullanımı gitgide azaldığından bazı imk&acirc;nı olan arkadaşlar serigrafiye döndü, sektörlerini değiştirdiler ama biz hala el baskısında devam ettik. Bunun yanı sıra mesleğe devam ederken birkaç tane farklı sektöre, gıda sektörüne girdim. Hem atölyem devam ediyor hem gıda sektöründe işimi yürütüyordum. 2005-2006&#39;lı yıllarda girdiğim işlerde iflas ettim sektörden dolayı. </p><p >MESLEĞİMİ SEVEREK YAPTIĞIM İÇİN, MESLEKTE BANA KARŞILIĞINI VERDİ.</p><p > Soru: Peki İflas edince ne yaptınız ? </p><p >Ahmet Turan Yaşın: Ama tabi Yazmacılık devam ediyordu, atölyem kalmadı, bir süre farklı iş kollarında işçi olarak çalıştıktan sonra sene 2009-2010 gibi tekrar atölyemi açtım. Yavaş yavaş, seviye seviye yükselerek belli bir yere geldim. Mesleğimi çok seviyorum ve severek yapıyorum bir de dede mesleği olduğu için, babamınız yanında yetiştik. Bu zamandan sonra farklı bir mesleğe, yeniden bir şey öğreneyim, farklı bir meslek yapayım gibi hiç düşünmedim. Mesleğimi severek yaptığım için, meslekte bana karşılığını verdi. Birçok yurtdışı firmasına ürünler hazırlıyorum. Yeni koleksiyonlar çalışıyorum. Tabi eski yöresel yazmalar kalmasa da, aynı eski usulde, geleneksel halini bozmadan yaptığımız ürünler beğeni ve ilgi alaka görüyor ve kullanılıyor. Şükürler olsun bu günümüze, bu zamana kadar geldik. Bana dedemden kalan tek bir hatıra kalıp var, kalıpları tabi kendimiz yapıyoruz. Bizim 2020 yılında atölyelerimiz yandığından dolayı birçok kalıplar, ürünlerin tamamı yandı. Aşağı yukarı 80-90 yıllık, dedemin belki ilk yaptığı kalıplardan belki daha öncesinden elinde vardı, tek kalan kalıbım bu. Ama mesleğimi çok sevdiğim için sık sık yurtiçi, yurtdışı fuar, festivallere gidiyorum. Konya&#39;da bir yerde bir kalıp olduğunu duydum, baskı kalıbı. Tabii ki meslek 1950&#39;lerde oralarda da yapılırmış çünkü fabrikalar yoktu, tekstil yoktu, herkes elle, el emeğiyle bir şeyler yapmaya çalışıyordu. 1960 yılında mesleği terk etmiş birilerinin yakınlarıyla irtibat kurdum. Kalıpları da muhafaza etmişler, onları aldım, diyebilirim ki en yenisi 80-90-100 yıllık. Bunları da tabi gelen misafirlerime gösteriyorum. Koleksiyonuma ekledim. Şimdi o kadar güzel bir şey ki yapım olarak, şu anda günümüzdeki teknolojiyle dahi yapılamayacak şeyler. Yapılsa da aynı randımanı vermez. Ben bir hata yaptım, bu her bir kalıp deseni bozmayacak şekilde, yapraklarının içerisine, bunu yapan usta kendi kaşesini, imzasını atmış. Bende imzalı çalışmak hoş olmaz diye, ilk etapta tabi yanlış düşünmüşüm, bozdum. EO diye üzerine marka açmış ustası, böyle bir sanat, dediğim gibi günümüzde teknolojiyle dahi bu şekilde bir ürün meydana getirmek mümkün değil. Adamlar zamanında yapmış, yaptığının da hakkını vermişler. Mesleğini dört dörtlük icra etmişler. </p><p >BU MESLEKTE USTAYIM DİYEN BİR İNSAN KALIBINI KENDİSİ OYAR,</p><p >SORU:   Bunlar ne ağacından yapılıyor?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Ihlamur ağacı, şimdi ben bu meslekte ustayım diyen bir insan kalıbını kendisi oyar, kendisi yapar. Baskısını kendisi yapar. Tasarım olayı kişinin iç dünyasını yansıtır, öyle diyeyim. Yani geleneksel, belli klişe ürünler haricinde diğerleri yeni yapılan ürünler kişinin kendi iç dünyasını yansıtır. Boya olayı derseniz, farklı farklı karışımlardan, birçok farklı boya kullanıyoruz. Basit bir kimyagerlik gerektiren bir şey, öyle rastgele, ben yaptım oldu, diye bir şey olmuyor. Günümüzde de dediğim gibi, abartı olmasın el baskısı olarak bu işi geleneksel halde devam ettiren usta kalmadı diyebilirim. Belki tek bir elin parmağını geçmeyecek kadar, onlarında çoğu artık üretim yapmıyor. Bazıları serigrafiye geçti ama insanlarımızda geleneksele, doğala dönüş olduğundan birçok insan bir yerlerden birkaç kalıp temin edip, boya temin edip, ben baskıcıyım, ben yazmacıyım diyen, Türkiye&#39;nin de farklı yerlerinde ustalar var. Benden talep ediyorlar, ustacım kalıp yapıyor musun, yapıyoruz, boyanız var mı, var, hemen birkaç litre boya, birkaç tane kalıp, bu arkadaşlarda yeni yeni sektörde yerlerini alıyorlar.</p><p > </p><p ></p><p >KULLANDIĞIMIZ AKRAMİN BOYALARI, GAZ YAĞLI BOYA YAPIYORUZ,</p><p >SORU:   Boyayı nereden yapıyorsunuz?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Kullandığımız tekstil boyası, doğal olmasına dikkat ediyorum. İçinde kimyasal yok desem yalan olur ama zararlı olan hiçbir şey yok. Kullandığımız akramin boyaları, gaz yağlı boya yapıyoruz, patını da kendimiz yapıyoruz, kendimiz hazırlıyoruz. Renklerde de tekstilde kullanılan normal akrilik boyalarla hazırlıyorum. Şimdi gaz yağı koku yaptığından artık gaz yağının yerini tutan farklı ürünler kullanıp, gaz yağı genelde kullanmıyorum. Ama tüm renk boyalarını, elvan çalıştığımız dediğim, bir ürünün önce kara kalemini çalışırsın, içine aynı şekilde ahşap kalıplarla renklendirme şekline, sanatına elvan baskı denir. Bunlarında dediğim gibi boyalarını kendimiz yapıp aynı şekilde devam ettiriyorum.</p><p >SORU:   Bastığınız kumaşın özelliği ne?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Kumaş türünün pamuklu olması yeterli, pamuklu kumaş ince olur tülbent, bir kalın olur namaz örtüsü, başörtüsü, onun bir daha dolgunu kalın olur, tekstilde, kıyafette kullandığımız ürünler işte bluz, elbise, onun bir kalını dersek, Amerikan bezi tarzında, ham bezlerde işte sofra bezidir, masa örtüsüdür, ev tekstilinde kullanılan ürünlerdir. Ama bunların hepsinin pamuklu olması önemlidir.</p><p >MESLEĞİNE HİLE, HURDA KATMAYACAKSIN. YAPTIĞIN İŞE İHANET ETMEYECEKSİN.</p><p >SORU:   Ahilikte usta çırak ilişkisi çok önemli ustam, usta çırağı yetiştiriyor. Sizin hayatınıza da baktığımızda Ahilik geleneğinden faydalandınız mı?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Ahilik o kadar derin bir şey ki, yani başta dürüst bir insan olacaksın. Mesleğine hile, hurda katmayacaksın. Yaptığın işe ihanet etmeyeceksin. Yani Ahilik başlı başına dürüst bit insan diyeyim. Tabi bu sanat anlamında dürüst bir sanatk&acirc;rsan Ahiliğin birçok dalını yerine getirmiş oluyorsun. İşte mesleğinde boyasından kısarsan, baskısından kısarsan, nasıl diyeyim işine hile hurda kattığın zaman Ahiliği en baştan bozmuş oluyorsun. Eğer Ahiyim, Ahiliğe adayım diyorsan dürüst insan olman yeterli bence. Sanatın mertebeleri, aşamaları var. bu artık senin sanattaki ustalığın seviyen. </p><p >ÇIRAKLIK 3-5 YAŞLARINDAN İTİBAREN BAŞLAR</p><p >SORU:   Mesela, dedeniz, babanız hemen bu işe başlattı mı sizi? O süreçte nasıl öğrendiniz?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Şimdi tekrar başa dönelim, dediğim gibi ben babamın yanında yetiştim, dedemin sağlığına ve çalıştığına çok yetişemedim. Mevcutta oturduğumuz evi atölye olarak kullanıyorduk. Biz kirada oturuyorduk. Orada çocukken şunu getir, bunu götür, 3-5 yaşlarından itibaren başlar. Yetişecek çırak 8-10 yaşındaysa, baskı tezg&acirc;hının baş tarafına oturturlar, ustanın peçesini sürer, yani burada gözlemler. Usta nasıl çalışıyor, ne yapıyor, kalıba yeteri kadar boya, vermesi gereken kadar boyayı ayarladıktan sonra zaten sürekli de ustanın çalıştığı işi gözlemlediğinden yavaş yavaş artık kendisini yetiştirir. Basit olan işlerden artık ustası kani geldiyse kara kalem çalışmalarına, işte gel yavrum şunu yap, şunu sen bas diye, tabi onda da micaz varsa, kişide kendini yetiştirerek artık ilerleyen kademeli işlere doğru devam eder gider, usta yetişir. </p><p >SORU:   İlk yaptığınız baskıyı hatırlıyor musunuz?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: İlk yaptığım baskıyı hatırlıyorum daha doğrusu önceden bu kadar şey yoktu. Tekstildir, kıyafettir, böyle bir şeyler yoktu. Genelde eteklik kumaş çalışırdık. Burada göstereyim, bu tarz ürünlerin desenleri yuvarlak çiftin kumaşa baskı çalıştığımızda, bu çiftin bir kumaş, yuvarlak çalışılır. Ortası dörde katlandığında çok basit bir dikimi var. Hemen ortadan bir makas oyumu oyulduğunda, buraya lastik geçer, uçları kesilir, kloş etek olur. İlk çalıştığım ki o zamanlar çok fazla isteniyordu piyasada, bunlardan çalışmaya başlamıştım. </p><p >SORU:   Peki bu yaptıklarınızı sokakta, sağda solda gördüğünüzde nasıl bir duygu oluyor sizde?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Normalde sürekli karşılaşıyoruz, bir anımı anlatayım. Almanya&#39;da ramazan festivaline gitmiştim. Festivalde genç bir bayan omuzunda benim yaptığım çantayla gelince, hani burada Türkiye&#39;de karşılaşıyoruz ama orada daha farklı, duygusallaştım. Yani dünyanın her tarafında yaptığımız ürünler kullanılıyor. </p><p >SORU:   Yabancıların ilgisi nasıl?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Yabancıların ilgisi çok fazla, özellikle bizim ülkemizde daha yeni başladı, geleneksele, doğala dönüş yeni başladı ama bunu Avrupalı, kültürlü insan biliyor. Daha doğrusu pamuklu olması kumaşın, bunun zararlı olmadığını biliyor ve genelde tercihleri özellikle kıyafetlerde pamuklu olması. Bizim ülkemizde de yeni yeni doğala dönüş var. Dediğim gibi ben aşağı yukarı 10-15 civarı ülkeye, farklı tarzlarda etkinliklere gittim. Kültür Bakanlığıyla bazılarına bireysel, bazılarına özel davetlerle gittim. Gittiğimiz yerlerde de ürünlerimiz çok fazla ilgiyle karşılanıyor. İnsanlarda doğal olduğunu bildiği için alıyorlar. </p><p ></p><p >EKMEĞİMİZİ MESLEĞİMİZDEN ÇIKARTIYORUZ. </p><p >SORU:   Bu usta-çırak ilişkisi başta olmak üzere mesleğin zorlukları ya da sorunları neler, mesela çırak bulabiliyor musunuz yetiştirmek için?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Özellikle bizim mesleğimiz bir sekteye uğradı diyelim. 97 yılında, 87 yılında aldığımız arsayı, rahmetlik Recep Yazıcıoğlu, kendisini rahmetle anıyorum. 84 yılında Tokat valisiydi. Tokat valisi olduğu süre zarfında mesleğimize sık sık gelir giderdi. Bir vali gibi değildi yani bir büyük, bir önder, yanında koruma yok, hiçbir şey yok, ziyaretlerimize gelirdi. Dışarıdan gelen misafirlerini getirir, işte oradaki mesleği gösterir, insanlara bir yön vermeye çalışırdı. Valilik bünyesinde il dışındaki, fuar, festival, etkinliklere buradaki ustalarımızı yönlendirdi. Meslek dışarıda tanındıkça farklı bir boyut, farklı bir yön kazanmış oldu. Bu arada yaptığı bir iyilik daha 87 yılında, Tokat&#39;ın biraz daha şehir merkezi dışında, sanayi bölgesine yakın 15 dönüm arsa aldırdı. Parasını biz vermek şartıyla, yardımcı oldular. 87 yılında alınan arsa, 97 yılında yapıldı, binalarımız hazır hale geldi, 21 esnafla başlayan bir kooperatif, 97 yılında kendi yerlerimize taşındık. Rahmetlik Süleyman Demirel kendisi açılışını yapmıştı. Cumhuriyetimizin 75. Yılında açıldığı için 75.yıl Yazmacılar Sitesi diye adlandırıldı. Mesleğe iyiliği değil, biraz sektesi oldu. Çünkü şehir içinde bulunan handa çalışıyorduk. Dışarıdan gelen insanların gezmesi, ziyaret etmesi kolaydı. O zamanlar Avrupa&#39;dan gelen, hiç gelmese belki haftada 1-2- otobüs Almanya&#39;dan farklı yerlerden turistler gelirdi. Nasıl gelirdi, ne yapardı bilmiyorum ama gelirdi, bunlar gelmeyince biz şehir dışında kaldık. Meslek tabi yeniden sekteye uğradı. Ben o dönemlerde yeni bir iş arayışına, işimiz devam ederken tatmin edici bir iş olmuyordu. Gıda sektörüne yöneldim, o da bizim işimiz olmadığı için belli bir süre sonra iflas ettik. Ama şehir merkezinde tuttuğum atölye, bugüne kadar hala da devam ediyorum, şükürler olsun ekmeğimizi mesleğimizden çıkartıyoruz. </p><p >ARTIK USTA ÇIRAK OLAYI TAMAMEN BİTTİ.</p><p >SORU:   Burası ne?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Burası, Türkiye&#39;nin 2.büyük hanı, İpekyol&#39;u üzerinde bulunan Taşhan, Voyvoda Hanı diye geçiyor, daha önce tarihte böyle adlandırılmış. Çırak olayına gelince eğitim sistemi farklı farklı yönlere girince, özellikle 12 yıllık bir eğitim sistemi olunca, bizim çırak bulma imk&acirc;nımız tamamen sıfırlandı. Önceden İlkokulu bitiren veya okuyamayan çocukları, hadi sen okuyamıyorsun, seni bir ustanın yanına vereyim, Tokat&#39;ta da bir sektör halindeydi Yazmacılık. Normal Gazioğlu İşhanı&#39;nda atölyeler yetmiyor, herkes evinde, bahçesinde farklı yerlerde atölyeler vardı. Türkiye&#39;nin her tarafına yöresel ürün, yöresel yazma diyeyim daha doğrusu, kullanıldığından gidiyordu. Sonra bu olaylar öldü. Eğitin sistemi 12 yıla çıktığında bugün 6 yaşında okula başlayan bir insan, 12 senede eğitim görüyor veya görmüyor, sonuçta okumak zorunda, 18 yaşında, şimdi 18 yaşında bir personel, okuldan mezun oluyor ama ne bir şey öğrenebilmiş ne kendine bir şey katabilmiş ne de eğitimine devam edebilmiş. Yani sözde lise mezunu bir insan, geliyorlar iş var mı, var canım, kaç lira vereceksin, dediğim gibi biz mesleği zoraki bir yerlere götürmeye çalışırken, bugün 18 yaşındaki bir insanı tatmin edecek bir maaş veremezsin. Daha öncesinde İlkokulu bitiren, okumaya niyeti olmayan bir insanı babası getirir, benim çocuğum bir sanat öğrensin, bunu alın yanınıza yetiştirin yani bir babanın göremediği terbiyeyi, saygıyı, sevgiyi öğretir, mesleğinden de ne öğretebilirse, öğrenir, kendinde kabiliyet varsa belli bir süre sonra atölyesini kurar, bu meslekte devam ederdi. Ama dediğim gibi şimdi 18 yaşındaki bir insan geldiğinde ne mesleğe hevesi var ne arzusu var ne öğrenme yetisi var. Geldiğinde öğrenecek bile olsa bizim onu tatmin edecek, bugünkü şartlarda söylüyorum, bir asgari ücret 4.250 lira, ben şükürler olsun gerçi o kadar şey değil ama bazen oluyor ki bir asgari ücreti kendimize bile çıkartamıyoruz. Gel gör ki bugün çalıştırdığın çırağa, bir asgari ücret vereceksin, sigorta yaptıracaksın, o insanı yetiştireceksin. Onun için artık usta çırak olayı tamamen bitti. Dediğim gibi mesleğimiz de bırakmaya hiç niyetim yok. 10 yaşında kızım var, en küçük çocuğum, mesleğime çok hevesli çünkü uzun süre yanımda kaldı. Çalışırken sürekli yanımda bulunduğundan mesleğime hevesli, onu yetiştirip bu mesleğimi benim adıma devam ettirmesini çok istiyorum. </p><p >SEVEREK İSTEYEREK YAPTIĞI BİR SANAT DALI ÇÜNKÜ SANAT ALTIN BİLEZİKTİR</p><p > SORU:   Eskiden Osmanlı padişahları yetiştirilirken bir sanat öğretilirmiş,</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Takıdır, kolyedir veya marangozdur, bir elinde on marifet gibi, mutlaka her padişahın yöneldiği, yaptığı, severek isteyerek yaptığı bir sanat dalı çünkü sanat altın bileziktir. Bugün sen öğren, bil, yapma, dediğim gibi ben iflas ettiğimde, o zamanlar sanatımla alakalı, paraya dayalı olduğu için bugün bir atölye açmak, yeni yer yapmak kolay değil. Mesleğim şoförlük, şoförlüğü iyi bilirim bu da bir meslektir. Yani iyi derece yapıyorsan, kamyon kullandım, tır kullandım, evimin geçimini temin ettim. Yani sanat olarak bakarsak gerçekten şoförlük te bir sanat. </p><p >SORU:   Burada satış yapıyor musunuz, bu Taşhan&#39; da?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Tabii ki, ama Taşhan&#39;ın sezonu 5-6 aydır. Yani burada kışın çoğu insan dükk&acirc;nını dahi açmaz. Ama benim atölyem olduğu için hem çalışıyorum, gelen insanlarda ürünlerden talep ederse burada satışta yapıyoruz. </p><p ></p><p >SORU:   Size özel sipariş vermek isteyen, ben şöyle bir şey istiyorum diye gelen oluyor mu?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Oluyor, günümüzde sosyal medya üzerinden oluyor, yaptığım ürünleri ben sosyal medyada paylaştığım zaman, bende evime bir perde istiyorum ya da şöyle bir yere şu ölçülerde ürün istiyorum diye sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorlar, onlara da yardımcı olmaya çalışıyorum ve yapıyorum. </p><p >HER BİR YAZMA BİR YÖREYİ TEMSİL EDER</p><p >SORU:   Yazmanın bir dili var mı? Yazmacılık dili? Hani bu nedir, namazda kullanır, örtüde kullanır, matemde kullanır? Yazmaların dilinden bahseder misin?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Her bir yazma bir yöreyi temsil eder. Şu elimdeki Elmalı Yazma, genelde rengi itibariyle Tokat&#39;ın Zile yöresinde kullanılır. Kenarlarına pul işleme yaparlar. Aynı yazmanın yarım elmalısı, bugün anası babası olmayan yetim olan bir kız bir evden yetim olarak çıktığında onun başına yarım elmalı bağlarlarmış. Şimdi her bir yazma yöreyi temsil ettiği için zamanında yapılmış, işte saatli yazma, oraklı yazma, elmalı yazma, yarım elmalı yazma, drama, Bartın, fulyalı dediğim gibi örtünme oranı çok olduğu için eskiden herkesin bulunduğu yöreyi temsil eden rengi ve deseni itibariyle yöresel bir yazması vardı. O yörenin bir dili vardı. </p><p >OSMANLILAR, VERGİDEN DOLAYI VEYA SARAYA ÇALIŞTIKLARINDAN DOLAYI BİR ŞEKİLDE YAZMACILIĞI TOKAT&#39;LA SINIRLANDIRMIŞLAR.</p><p >SORU:   Tokat için Yazmacı&#39;lığın önemi nedir? </p><p >Ahmet Turan Yaşın: Önemi, ta ki Osmanlılar zamanında meslek çok gelir getirdiği için, birçok ürün de saraya çalışıldığı için Tokat&#39;la sınırlandırılmış ki dışarılara çıkmasın veya bir söyleme göre de bilgi alma olayı dağılmasın diye Tokat&#39;la sınırlandırılmış. Sonradan farklı ustaların göç etmesiyle veya farklı bir yere gitmesiyle, mesela Kastamonu, Kastamonu&#39;nda da şuan Valilik ve belediyenin biraz destekleriyle, Tokat&#39;tan usta götürdüler, yetiştirdiler orada yeniden canlandırdılar. Ama eskiden yapılırmış, Beypazarı&#39;nda, Kastamonu&#39;da, Konya&#39;da, İstanbul&#39;da, buralarda da yazmalar yapılırmış. İlk başta, öncesinde Osmanlılar, dediğim gibi vergiden dolayı veya saraya çalıştıklarından dolayı bir şekilde bunu Tokat&#39;la sınırlandırmışlar. </p><p >EL BASKISINDA ARALARINDAKİ MESAFE NE DİYEYİM İŞTE 1 SANTİMSE 1 SANTİM, 1 MİLİM OYNAR BELKİ İLERİ GERİ OLUR</p><p >SORU:   Müşteriler bunları el baskısı olduğuna  neden inanmıyor ?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Şimdi bir usta olarak biz bunu çalışıyoruz, müşteriye açtığımız zamanlar bunun el baskısı olduğuna inanmıyorlar işi bilmeyen insanlar, bunun muntazam dizaynı, desenlerin yerleştirilmesi, aralarındaki eşitlik, buna inanmıyorlar ama tabi biz üzerine marka ve logoyu bastığım için o da tabi birbirinin farklı yerlerindedir. Yine de yaptığım şeyi, Ahmet Turan Yaşın diye basıyorum. Bunu da hep aynı yere basmıyorum tabi, birinin bir tarafına, birinin başka tarafına ki bilsinler. Serigrafi olsa noktası, virgülüne kadar aynı yerde olur ama bunları dizayn etmek o kadar kolay, o kadar güzel bir şey ki, usta olan bir insan artık kalıp alıştığında, kumaşın üzerine gidip kendisi yerini buluyor. Aralarındaki mesafe ne diyeyim işte 1 santimse 1 santim, 1 milim oynar belki ileri geri olur ama bununda özelliği budur, bu şekilde çalışıyorum. </p><p >SORU:   Ünlülerden, meşhurlardan sizin müşteriniz var mı? Sizin yaptıklarınızla ilgili yorumları olanlar?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Öyle bir ortam olmadı yani sohbetlerimiz oldu, gittiğimiz etkinliklerde de mesela Arif Sağ ustama güzel bir masa örtüsü hediye ettim, Coşkun Sabah&#39;a gittiğimizde bir masa örtüsü hediye ettim. Gittiğimiz yerlerde bunun gibi hediyeler sunuyoruz da bayan olup biraz daha üzerinde kıyafet ya da o tarz bir şeyler olacak ki evinde kullanmak yerine, bunu da beğenerek kullanacağına eminim ama onlarla da öyle bir ortam olmadığı için kimseyle bir diyaloğum olmadı.</p><p >Anadolu&#39;nun Ahisiyiz, Üreten Türkiye&#39;nin Hizmetindeyiz.</p><p > </p><p ></p><p >TOKAT&#39;IN OLMAZSA OLMAZ MESLEĞİ YAZMACILIK, </p><p >SORU:   Basmac &lsquo;lığın bu proje kapsamında Tokat&#39;ı temsil etmesi, seçilmesiyle ilgili düşünceniz nedir?</p><p >Ahmet Turan Yaşın: Baskı zaten Tokat&#39;a özgü bir meslek olduğu için illaki Tokat seçilecekti. Böyle bir meslekte Tokat&#39;ın olmazsa olmaz mesleği Yazmacılık, kardeş il olarak ta Siirt&#39;in seçilmesi bizi mutlu etti. Mesleğimize verilen değer, daha doğrusu insanların mesleğimizi ön plana çıkartması, duyarlı olması, bu şekilde yayılmasına yardımcı olması bizi sevindiriyor. </p><p >Siirt esnafına, Tokat&#39;tan Tokat esnafları olarak selam ve saygılarımı sunuyorum. </p><p > </p><p>  </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/her-yazma-bir-yoreyi-temsil-ed_1654323248_WQLbD9.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Yazma Bir Yöreyi Temsil Eder. Bir Dili Vardır ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/her-yazma-bir-yoreyi-temsil-ed_1654323248_WQLbD9.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir İli Tanıtan En Güzel Damak Tadı Yalova Sütlüsü]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/bir-ili-tanitan-en-guzel-damak-tadi-yalova-sutlusu/70290/</link>
            <description><![CDATA[Yalova'nın il olmasıyla birlikte il ile bütünleşen tatlı yaparak markasını kazanan "Yalova Sütlüsü" tatlısını ilk gün yaptığı lezzetle ile üretmeye devam eden Ömer Koyuncu www.esnafhabertv.com'un sorularını cevapladı işte o röpörtaj]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/bir-ili-tanitan-en-guzel-damak-tadi-yalova-sutlusu/70290/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 03 Jun 2022 19:06:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p ><strong>Bir İli Tanıtan En Güzel Damak Tadı Yalaova Sütlüsü</strong></p><p>Ömer Hamurcu 'Bir Müşteri Geliyor, Tatlı Yiyor, Eğer O Mutlulukla Çıkıyorsa En Büyük Kazanç'</p><p>SORU: Kendinizi tanıtabilir misiniz?</p><p>Ömer Koyuncu:  1992&#39;de Yalova&#39;ya geldim. !992&#39;den bu yana Yalova&#39;da esnaflık yapıyorum. </p><p>SORU: Esnaf tabiri olarak tatlıcı mısınız, baklava ustası mısınız? <br>Ömer Koyuncu:  Çocukluktan Antep&#39;te bu mesleğe girdim. Antep&#39;te bu mesleği, baklavacılık mesleğini öğrendikten sonra Ankara&#39;ya askerliğe, askerlikten sonra Yalova&#39;da kendi işimi kurdum, kendi işimle de devam ediyorum. </p><p>SORU: Kaç yıl oldu bu alanla ilgili çalışalı?</p><p>Ömer Koyuncu:  Yalova Sütlüsü ile ilgili derseniz 10, 13 yaşından bu yana 56 yaşındaysak, böyle 40 yıldır neredeyse bir meslek hayatımız vardır. </p><p>SORU: İşiniz nimetle yani un, yani her un baklava unu değildir. Her şeker tatlı şekeri değildir. Araya katılan diğer malzemeler yani bunun hüneri nedir burada?</p><p>Ömer Koyuncu:  Kesinlikle, baklava deyince zaten baklavanın hammaddesi Antep&#39;te üretilen unlar, şuan Türkiye&#39;nin her yerinde baklavacıların kullandığı unlar. Bu baklavanın kalitesini arttırıyor ve o çıtırtı, hani o ağzınıza alınca ters çevirince ağzınızda erisin diyorsunuz ya o undan kaynaklanıyor. Nişastası, unu birçok şeyi Antep&#39;ten geliyor. Diğer unlarda olur fakat bizde bir söz var, kız olur da anası gibi kıvıramaz denir. Diğer unlar arasında öyle bir fark var yani. Onun için Antep baklavası Antep unu ve nişastasıyla olur. </p><p><strong>SİZ DOĞRUSUNU YAPARSANIZ, TEZGAHA KOYARSANIZ PARA KENDİLİĞİNDEN GELİYOR</strong></p><p>SORU: 13 yaşından beri mesleğin içindesiniz, ustanızdan kulağınıza küpe olan çok önemli bir nasihat var mı?</p><p>Ömer Koyuncu:  İşinize saygı, düzgün yapacaksınız, insanları kandırmayacaksınız, bildiğiniz şekilde, doğru şekilde yapacaksınız, tezgahınıza koyacaksınız, parayı daha sonra düşüneceksiniz. Çünkü neden, siz doğrusunu yaparsanız, tezgaha koyarsanız para kendiliğinden geliyor.</p><p><strong>EĞER BİR BAKLAVA IŞIL IŞIL PARLIYORSA O KATKILI BİR ÜRÜNDÜR.</strong></p><p> SORU: Beyinsel olarak ta, tıbbi olarak ta tatlı yemenin insan fizyolojisine katkılarını bütün doktorlar söylüyor. Şimdi siz ustasınız, sizin yaptığınız bir tatlıyı insan yedi, sizdeki haz ne, sizde bıraktığı bir keyif var mı usta olarak sizde?<br>Ömer Koyuncu:  Şimdi şöyle var, baklavadaki olay şöyle, tabi hammaddeler pahalı olduğu için bir yağ 2-3 defa kullanılabiliyor. Bu boğaz yanması diyorsunuz, midem yandı diyorsunuz, diyelim bir tepsiye 600 gr yağ gidiyor bunun 50 gr kadarı tekrar fırından çıktıktan sonra süzülür, hiç yağ kalmaması gerek ki soğuk havalarda şekerlenmeye meydan vermesin, oluşmasın diye. Şimdi bunu ne yapıyorlar, biriktiriyorlar ikinci defa kullanılıyor. Bu da ne yapıyor, hem kanser olayının arttırılması, ikinci defa 320 dereceye girip ısınıp ta tekrar kullanmak kanserojen oluyor. Şimdi ne yazık ki birçok firma o şekilde kullanıyor. Yani atık yağ olarak ayırmıyorlar. Bir bu, ikincisi şeker, şimdi şeker olayını düzgün yapamazsınız ne yapıyorsunuz, ek ürünler kullanıyorsunuz. Dediğimiz gibi genetiği değişmiş ürünler, o da nedir, nişgoz yani mısırdan elde edilen şuruplar, bunu kullandığınız zaman tatlı daha akışkan olur, şekerlenme olayı olmaz bir de canlı durur. Vitrinlere bakın eğer bir baklava ışıl ışıl parlıyorsa o katkılı bir üründür. Hazır şurup kullanılmıştır. Gerçek şekerde tatlı biraz mat kalır. Buna dikkat etmek gerekiyor. </p><p><strong>BİR MÜŞTERİ GELİYOR, TATLI YİYOR, EĞER O MUTLULUKLA ÇIKIYORSA EN BÜYÜK KAZANÇ</strong></p><p>SORU: Tüketicilerin tatlı yedikten sonra o mutluluğu size ne anlatır, ne ifade eder?</p><p>Ömer Koyuncu:  Tatlı her zaman için insanlara mutluluk verir. Buraya bir müşteri geliyor, tatlı yiyor, eğer o mutlulukla çıkıyorsa en büyük kazanç zaten o kazançtır, o mutluluktur yani onun için bu tatlı yalnızca insanların mutluluğu değil, birde bunu gelişim çağındaki çocuklara yediriyor. Çocukların mutluluğunu da düşünmeniz gerekir, en çok seven de çocuklar oluyor. Onu da düşünerek onların mutluluğu bizim mutluluğumuz oluyor mesleki olarak yani. </p><p><strong>BİR ROMAN, ŞİİR YAZMAK GİBİ, AKLINIZA GELİYOR, İMALATA GİRİYORSUNUZ, BİR AVUÇ UNLA YOĞURUYORSUNUZ</strong></p><p>SORU: Nerden çıktı bu Yalova Sütlüsü?</p><p>Ömer Koyuncu:  Yalova Sütlüsü, Yalova il olduktan sonra Valilik, yerel yönetimler toplanıyor, burayı markalaştıracak bir ürünümüz olması gerek diyorlar. O görevde bize verildi o zaman, tabi o zaman Yalova&#39;ya geleli 5-6 yıl oluyor. Yalova&#39;yı henüz tanıyamamışken bu görev veriliyor. O zaman vali beye dedim, ne yapabilirim ben, valla bu iş sende dedi, ne yaparsan yap dedi, öyle başladı serüven. Tabi bu bir roman, şiir yazmak gibi, aklınıza geliyor, imalata giriyorsunuz, bir avuç unla yoğuruyorsunuz, deniyorsunuz çünkü ilk önce hayalini kuruyorsunuz. Kafanızda tasarlıyorsunuz her şeyiyle, bu kafanızdaki, hayalinizdeki tasarladığınız olayı da pratik olarak yiyorsunuz. Gerçekliğine kavuşturmaya çalışıyorsunuz, ha bunu yaparken yapıyorsunuz, birçok insana tattırıyorsunuz, onların düşüncesini alıyorsunuz.</p><p><strong>AKŞAM AĞIR YEMEKLERDEN SONRA HAFİF BİR, İNSANA GÜÇ VERİYOR GİBİ BİR TAT BIRAKIYOR.</strong></p><p>SORU: Bir ar-ge dönemi mi gelişti bunu yaparken?</p><p>Ömer Koyuncu:  Kesinlikle, </p><p>SORU: Kaç yıl?</p><p>Ömer Koyuncu:  Düşünün yani, 1997&#39;den günümüze geliyoruz, şu anda coğrafi konum işareti ile 6-7 yıldır tamamen Türkiye&#39;de tanınır hale geldi. Biz bunu yaparken bütün Marmara bölgesinde, İstanbul&#39;da 5 yıldızlı otellere gittik, orada şeflere tattırdık. Düşünceniz nedir, bunun hakkında ne düşünüyorsunuz, eksiği nedir, fazlası nedir, neye benziyor gibi fikir alışverişinde bulunduk. Onların düşüncelerini, buradaki müşterilerin vermiş olduğu tepkileri de göz önünde bulundurarak, bunları harmanladık ar-ge&#39;yi geliştirerek bugünümüze geldi. Bunun tabi, damla sakızı, tahin, çikolatalısı, klasik, birçok çeşidi var.</p><p>SORU: Kaç çeşidi var?</p><p>Ömer Koyuncu:  Şu anda ürettiğimiz 6 çeşit var. En çok tutulan hem klasik hem de damla sakızlısı ama tahinlisi de mükemmel oluyor. Akşam ağır yemeklerden sonra hafif bir, insana güç veriyor gibi bir tat bırakıyor.</p><p><strong>ATEŞ GÖRMEDEN BUHARDA KENDİ KENDİNE PİŞİYOR. DÜŞÜNÜN 40 KAT HAMUR HİÇBİR RENK ALMIYOR, HİÇBİR HAMUR TADI ALMIYORSUNUZ</strong></p><p>SORU: Şimdi tatlıyı tatmamış insana Yalova Sütlüsünü anlatacaksınız, öyle bir tatlı ki baklavaya benziyor mu, güllaca benziyor mu, şuna benziyor mu, nasıl tariflerdiniz? Bu tatlının özü ne?</p><p>Ömer Koyuncu:  Tabi, güllaç apayrı bir olay, nişastadan yapılan hamurunu sütle ıslayarak tepsiye döşüyorsunuz. Bunun hamurunu Hindistan cevizi ile elde ettiğimiz su ile yoğuruyoruz. Sütle yoğuruyoruz. Daha yumuşak daha kıvam ve lezzet olarak, 2.si bir buçuk saat buharda pişiyor. Yani ateş görmeden buharda kendi kendine pişiyor. Düşünün 40 kat hamur hiçbir renk almıyor, hiçbir hamur tadı almıyorsunuz bundan. 2.si yağ ve şeker olayının düşük olması, günümüzde insanlardaki şeker, kolesterol derken zaten bunun doğal bir ürün olmasını tasarladık biz. Şuruplu tatlılara oranla %80 oranında daha az şeker ve %80 daha az yağ bulunmaktadır. Onun için bütün mevsimsel meyvelerle tüketebilirsiniz. Örneğin, bir dilim alın, portakalı doğrayın, portakalın suyuna bandırarak yiyin, kavunla, karpuzla, elmayla, çilekle hangi ürün olursa, bu yanıyla da besleyici bir özelliği vardır.</p><p>SORU: Şimdi burada ana maddelerden biri süt değil mi? Bu süt tedarikini nasıl sağlıyorsunuz? Burada dikkat ettiğiniz neler var?</p><p>Ömer Koyuncu:  Tedarik güvenilir firmalardan, pastörize süt çünkü diğer açık sütlere şu anda cesaret edemeyiz, bir hayvandaki bir hastalıktan falan onun için pastörize süt kullanıyoruz. Daha garanti oluyor ki bilinir firmalardan alıyoruz, tedarikini yapıyoruz. 2.si içerisine zaten fıstık, ceviz istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Çikolatalıda, çikolata fındık kullanıyoruz, ceviz kullanırsanız çok güzel olur. Hindistan cevizi kullanıyoruz, bir de buğdayı, ata tohumundan elde ettiğimiz buğday, suni gübrelerden değil de doğal gübrelerle yetişmiş, burada bizim çiftlikler var, oradan tedarik ederek, öğüttürüp elde ettiğimiz un ile yapıyoruz. </p><p>SORU: Bunun püf noktası nedir?</p><p>Ömer Koyuncu:  Bunun püf noktası pişirme derecesi ve ısı ayarı, tepsi fırından çıktıktan sonra ısı ayarı. Şimdi bu ısı ayarını sağlayamazsanız sütü fazla çekmez, sert bir ürün olur, o zaman neye benzediği bellidir, baklavada da böyledir, baklavayı baklava yapan iki şey vardır. İstediğiniz kadar kaliteli malzeme kullanın şeker veya pişirmeyi düzgün ayarlayamazsanız, o baklavadan, baklavalık bir şey bekleyemezsiniz. Bunda da öyledir, pişirme ve piştikten sonraki soğuma zamanı yani sütün sıcaklığı ve tepsinin sıcaklığı çok önemli, onu kaçırdığınız an ürün kendini belli ediyor, hemen tepkilerde alıyoruz.</p><p>SORU: Üretim hacminiz nedir?</p><p>Ömer Koyuncu:  Kilo hesabı satıyoruz, günlük 300 tepsi civarında üretim kapasitemiz var ki bunu da pandemiden dolayı geliştiremedik. 2 yıl bizi baya geriye attı, aklımızda seri üretime geçmek için bir planımız vardı. </p><p>SORU: Soğuk tüketilen bir tatlı mı, hani koruması diğer tatlılar gibi değil.</p><p>Ömer Koyuncu:  Tabi, soğuk tüketim ve en azından 2 gün içinde tüketilmesi gereken bir tatlıdır. </p><p><strong>YAZAR GİBİ, BİR KAĞIT KALEM TAŞIR GİBİ SİZDE NEREDEYSE İMALATI YANINIZDA TAŞIYACAKMIŞ GİBİ BİR ŞEY OLUYOR</strong></p><p>SORU: Bu tatlıyı yaparken ne gibi zorluklarla karşılaştınız ar-ge aşamasında?</p><p>Ömer Koyuncu:  Düşünüyorsunuz, tasarlıyorsunuz, gecede olsa o fikri hemen uygulamak istiyorsunuz. Deniyorsunuz, ürünü yapıp ortaya koyuyorsunuz. Bakıyorsunuz hayalinizdeki ürün oldu mu olmadı mı, yolda giderken aklınıza geliyor, dönüp gidiyorsunuz. Tasarlarken anında yani bir şey yazar gibi, bir kağıt kalem taşır gibi sizde neredeyse imalatı yanınızda taşıyacakmış gibi bir şey oluyor.</p><p>SORU: Sanatçı yönünüz bu işte eser burada yani geceleri böyle bulmuşsunuz.<br>Ömer Koyuncu:  Kesinlikle, diyoruz ya Yalova&#39;nın tadı, Yalova&#39;nın tatlısı diyoruz, simgemizde budur. İstanbul&#39;a da yakında bir şubemiz açılacak Koşuyolu&#39;na kısmetse, oradan artık yavaş yavaş, altyapıyı da genişleterek, tabi fazla genişlemekte iyi değil. Ürün kalitesini düşürmeden, ürün kalitesini arttırarak gitmek gerekiyor. Onun için aheste gitmek daha güzel. </p><p><strong>SÜRÜMÜ ARTTIRARAK, SATIŞI ARTTIRARAK MALİYETİ DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORUZ</strong></p><p>SORU: Ürünün kalitesini arttırın da maliyetler arttı. Tüketici artık 1 kilo almak yerine yarım kilo almayı tercih ediyor. </p><p>Ömer Koyuncu:  Biz bunu, sürümü arttırarak, satışı arttırarak maliyeti düşürmeye çalışıyoruz. 1 kilo tatlı satmakla 100 kilo tatlı satmak arasında, aynı malzemeyle, aynı personelle çıkartabiliyorsunuz. Ha 10-20 tepsi yapmışsınız ha 100 tepsi, biz satışı hızlandırarak ürün maliyetini düşürmeye çalışıyoruz onun için kısmetse İstanbul&#39;da böyle bir şube açıyoruz. O şube üzerinden adım adım İstanbul&#39;da daha iyi bir pazar, daha geniş bir pazarla ürünü ideal fiyatından götürmeye çalışıyoruz ki şimdi en düşük fiyatlı tatlılardan birisidir, herkes tatsın diye. Herkes tatsın, herkes yesin diye bunun fiyatını biraz uygun tutuyoruz. <br>SORU: Şimdi bu artan maliyet, pandemide zorluk çektik dediniz ya bu süreç zor mu geçti, esnaf sanatkarlar açısından?</p><p>Ömer Koyuncu:  Bu süreç tabi zor ama dediğim gibi alternatif arayışına girdik. Artık insanlar evden çıkamıyor, biz insanlara gitmeye başladık. Biz insanlara ulaşmaya başladık, Bursa&#39;ya kadar yani, nereden isterlerse bu arada geniş yelpazeye açıldık. O arada iyi, verimli bir dönem geçirdik pandemi döneminde. </p><p>SORU: Hayat hikayenizi şöyle anlattınız, bir ustanın yanında, ustaların yanında yetişe yetişe, Ahilik kültürünü öğrene öğrene geldiniz. Şimdi Ahilik kültürünü soracağımda bir de artık siz ustalar çırak bulabiliyor musunuz?</p><p>Ömer Koyuncu:  Maalesef, </p><p>Ş<strong>İMDİ TEKNOLOJİDE DE ARTIK MAKİNELEŞME DÖNEMİ BAŞLADI, REÇETEYLE. BUNUN TEK SAKINCASI VAR, MESLEKLERİN KAYBOLMASI.  </strong></p><p>SORU: Hadi kalfayı vazgeçtim, o süreci biraz anlatabilir misiniz?</p><p>Ömer Koyuncu:  Tabi bizim çıraklık dönemimizde biz, örneğin ben terör zamanında 5 km yere 12 yaşında koşarak gidiyorsun, imalatın kapısında bekliyorsun ki ustan seni erken geldi, kapıda bekledi, seni görecek ki sana bir iş öğretsin. Şimdi bırakın onu, çırakları bulup getirip çalışacak ortam bulamıyorsun. Şimdi herkes çocuğum okusun diyor da, bu işi yapacak insanlarda lazım. Gerçi şimdi teknolojide de artık makineleşme dönemi başladı, reçeteyle. Bunun tek sakıncası var, mesleklerin kaybolması. Reçete ile verirsin artık, sizde gelin ben 1 hafta içerisinde sizi usta yaparım. Makine açıyor, şimdi usta hamur nasıl açılacak değil de, makineyi nasıl kullanacak onu öğretiyoruz. İşte şu makine şöyle çalışıyor bunu böyle kullanacaksınız, şunu böyle kullanacaksınız diye mesleğin dışında makine kullanmaları öğretiyoruz. Dilim makinesi nasıl kesiyor, nasıl kullanacaksınız, hamur açma makinesi bunları yapıyoruz, bu acı bir olay, sektör bitiyor. </p><p><strong>BİZİM YAŞLARDAKİ İNSANLAR ARTIK KAYBOLDUĞU ZAMAN BU MESLEKTE KAYBOLACAK.</strong></p><p>SORU: Zamana meydan okuyan bir mesleki gelişim var.</p><p>Ömer Koyuncu:  Kesinlikle, bir o bir de bizim yaşlardaki insanlar artık kaybolduğu zaman bu meslekte kaybolacak. Türkiye&#39;de baklava üretecek firma kalmıyor çünkü fırın elektrikli, makinede elektrikle çalışıyor. </p><p>SORU: Hiç kimse artık eliyle hamur açmadığı gibi merdanesi, oklavasıyla taş fırını da yok ki.<br>Ömer Koyuncu:  Yok ki yapsın, anca annelerimizin yaptığı bayramlarda yediğiniz tatlılar var ya onlara kalır bu işler. Köylerde falan o annelerde giderse, o annelerde biliyor mu bilmiyor mu onu da bilmiyorum ama o da sakıncalı bir şey. </p><p>SORU: Evdeki bayram tatlılarını siz mi yapıyorsunuz?</p><p>Ömer Koyuncu:  Biz yapıyoruz maalesef. Şimdi tabi ortamın müsait olması gerek. Evde kolay kolay hamur açılamaz. Çünkü hamur sert yoğuruluyor, 30-40 gr halinde yumaklarla merdaneyle açacaksınız sonra pazı haline gelecek kocaman oklavalarla açacak bir mermer ortam olması gerekiyor. Evde o ortamı bulamazsınız. Ha evde kadayıf yaparsınız, künefe yaparsınız geçiştirirsiniz. </p><p><strong>GELECEKTE BU İŞLERİ YAPACAK İNSANLAR ADINA GÜZEL BİT YAPIT, GÜZEL BİR ÇALIŞMA</strong></p><p>SORU: Şimdi bizim projemiz Dünya Esnaf Sanatkarlar Derneğinin Ahi Enstitüsünün projesi, projemizin adı, Anadolu&#39;nun Ahisiyiz, üreten Türkiye&#39;nin hizmetindeyiz. Şimdi sizde üretiyorsunuz, insanlarla istihdam yapıyorsunuz, katkı sağlıyorsunuz, bu projemiz hakkında düşüncelerinizi alalım.</p><p>Ömer Koyuncu:  Projeler, gelecek nesile aktarmak adına, artık gelecekte bu işleri yapacak insanlar adına güzel bit yapıt, güzel bir çalışma. İnşallah başarılı olursunuz, inşallah gelecek nesile bunları bir arşiv olarak saklarız veya onlara da iletiriz. </p><p>SORU: Şimdi üstadım, Malatya&#39;ya buradan ne söylemek istersiniz?</p><p>Ömer Koyuncu:  Malatya&#39;ya selam, çok sevdiğimiz, komşu şehrimiz, hemşerilerimiz. Onların kayısısıyla, Yalova Sütlüsünü birleştirerek güzel bir ürün ortaya çıkartabiliriz. Ortak çalışma yapabiliriz. Onlara selam söylüyoruz. Malatya&#39;da buluşmak üzere, onları da Yalova&#39;da misafir etmek üzere diyorum.</p><p>SORU: Yalova&#39;dan Malatya&#39;ya selamlar mısınız?</p><p>Ömer Koyuncu:  Yalova&#39;dan Malatya&#39;ya selamlar olsun. </p><p>Ömer Koyuncu:  Anadolu&#39;nun Ahisiyiz, üreten Türkiye&#39;nin hizmetindeyiz.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bir-ili-tanitan-en-guzel-damak_1654272391_OU2w7n.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir İli Tanıtan En Güzel Damak Tadı Yalova Sütlüsü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bir-ili-tanitan-en-guzel-damak_1654272391_OU2w7n.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arapgir Belediyesi'nde Bir Heykeltıraş İnsanların Hayatlarına Dokunuyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/arapgir-belediyesi-nde-bir-heykeltiras-insanlarin-hayatlarina-dokunuyor/70174/</link>
            <description><![CDATA[Arapgir Belediyesi  bir çok belediyeden farklı olarak eski bir ilk okulu sanat atölyesine dönüştürerek insanların hayatlarına dokunmaya çalışıyor. esnafhabertv.com'un ustalar konuşuyor programına katılan  Furkan Ekici bir heykeltıraş.... "insanlar evlerinde halı dokurlarmış, ahşap oyarlarmış, taş oyarlarmış" diye anlattığı yukarı  fırat havzasında  öğrencilere ağaç oymadan heykel yapımına,  çömlek işçiliğinden  resim çizimine kadar değişik alanlarda hizmet veriyor.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/arapgir-belediyesi-nde-bir-heykeltiras-insanlarin-hayatlarina-dokunuyor/70174/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 18 May 2022 12:40:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><br />ESNAFHABERTV.COM: Bize kendinizi tanıtır mısınız?<br />Furkan Ekici-İsmim Furkan Ekici, Malatya&#39;nın Hekimhan ilçesinde doğdum. Resim öğretmeniyim ama ana branşım heykel. 6 sene oldu Arapgir beldesinde çalışıyorum. Belediye başkanımızın sanata karşı büyük bir ilgisi var. Burada hem heykel hem ahşap boyama hem taş oyma velhasıl Arapgiri süslüyoruz. Arapgir&#39;de sanatsal şeylerin daha çok olmasını istiyoruz. Hem tarihi hem doğası hem de turizme katkısıyla bu ilçede sanatında ön planda çıkmasını arzu ediyoruz. Bunun için hem belediye başkanımız Haluk Cömertoğlu, Kültür müdürümüz Mesut bey ve biz elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. </p><p>İNSANLAR EVLERİNDE HALI DOKURLARMIŞ, AHŞAP OYARLARMIŞ, TAŞ OYARLARMIŞ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Burada Arapgir&#39;de özellikle geleneksel anlamda ve buradaki sanatla ikisini mi karıştırıyorsunuz, nasıl bir sanat anlayışıyla eserler üretiyorsunuz?</p><p> Furkan Ekici: Şimdi şöyle, burada daha önceden insanlar evlerinde halı dokurlarmış, ahşap oyarlarmış, taş oyarlarmış. Ve insanlar burada bazı figürlere kendilerince bazı anlamlar yüklemişler. Bazı modellere manalar yüklemişler. Biz bu manaları kaybetmek istemiyoruz. Çünkü insanlara dokunuyor, sanat toplum için olmuş oluyor. İnsanlara gerçekten dokunuyor. Bunları modernize ederek, güncel sanatla buluşturarak hem konaklarımızda hem uygun bulduğumuz, insanların güzel gördüğü alanlarda bunları sergiliyoruz. Bunlarla ilgili önümüzdeki süreçte, biraz önce bahsettiğim, insanların hayatları var dediğim motiflerde, sanatlarda bu konuyu daha detaylı bir şekilde müze haline getirmeyi düşünüyoruz. Tabi bunlar uzun süreçli işler ama biz mücadele veriyoruz. </p><p>İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNUYORUZ.<br />ESNAFHABERTV.COM: Bunlar sadece sergi amaçlı mı yoksa ticari işlerde yapıyor musunuz?</p><p>Furkan Ekici: Şimdi şöyle, burada Arapgir Belediyesi El Sanatları Atölyesinde hem lise hem üniversite öğrencilerini yetiştiriyoruz. İnsanların hayatlarına dokunuyoruz. İnsanlar buraya gelip istediği branşta eğitim alabilip ve bununla satış yapabiliyorlar, ürün pazarlayabiliyorlar. Onların yaptığı ürünleri biz alabiliyoruz. İnsanlara burada,  bu atölyelerde katkılarda sunuyoruz tabi. </p><p>YUKARI FIRAT HAVZASININ ÖN PLANAN ÇIKMASINI İSTİYORUZ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Atölye ile gelecek planlarınız da var mı, buradaki üretim burada mı kalacak yoksa burayla ilgili bir düşünceniz bir ideal var mı?</p><p>Furkan Ekici: Belediye başkanımız Haluk Cömertoğlu genelde Arapgir demez, Yukarı Fırat Havzası der. Şimdi biz bu havzayı çok önemsiyoruz. Başkan bey zaten özellikle bu havzanın ön plana çıkmasını istiyor. Çünkü anlatmışlardır, ben çok girmeyeyim o konulara, tarihiyle, doğasıyla, geçmişiyle burası çok köklü bir medeniyet aslında, medeniyetlere ev sahibi olmuş, çok büyük insan yetiştirmiş, gerçekten kadim bir kültürü var. Ve biz sadece Arapgir olarak görmüyoruz, yanımızda Kemaliye&#39;de var, her yere yardımcı olmayı planlıyoruz, düşünüyoruz. Bu atölyede gelecekte engellilerle bir iş yapmayı düşünüyoruz. Onlarla sanatı buluşturmayı düşünüyoruz. Kendi atölyemizi büyütüp, branşlarımızı çoğaltıp, dışarıdan ya da Arapgir&#39;den hocalarımızla tekrar yolumuza devam etmek istiyoruz tabi.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu bina ne olarak kullanılıyor?</p><p>Furkan Ekici: Burası Cumhuriyet İlkokulu, çok tarihi, köklü bir okul, <br />burası daha önce İlkokul olarak kullanılmış daha sonra terk edilmiş. Yani binada çok uygun değil birde şehre biraz uzak. O yüzden terk edilmiş, yeni yapılara göre uygun değil, okul ortamlarına göre uygun değil. Ama çok güzel bir dokusu var, eskiden insanlar geldiğinde hatıraları canlanıyor. Eski okulları anlatıyor.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Buradaki sanatsal faaliyetler, esnafla ilişkiniz nasıl?</p><p>Furkan Ekici: Şöyle, zaten ağaç işliyoruz, marangozlardan temin ediyoruz, marangozlar bizden temin ediyor bazen, mesela sıcak demirciler, bizde sıcak demir yapıyoruz, sürekli ortaklaşa işler çıkartıyoruz. Bizim yapamadığımız yerde yaşlı ustalarımızdan bilgi alıyoruz, bize bir şeyler katıyorlar. Bizimde yeni, güncel malzemelerle kalıpçılıktır, yeni tarz şeyleri onlara anlatmaya çalışıyoruz. Birbirimize faydamız oluyor elbette. </p><p>HOROZ ŞEKERİ BİLE ARAPGİR&#39;DE ÜRETİLİRMİŞ.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki bu Ahilik diye bir kavram var duymuşsunuzdur. Arapgir&#39;de Ahilik merkezlerinden birisiymiş, Ahilikle ilgili ne dersiniz, işte günümüzdeki esnaf ahlakı, ticaret ahlakı, sanatçı, zanaatçı, bu konulardaki düşünceleriniz nedir, ne söylemek istersiniz?</p><p> Furkan Ekici: Şöyle, zaten ahlak genel bir tabir, bu her dine göre ahlaksızlık, ahlaksızlıktır yani. Ahlakın temel kuralları vardır. Bu her dinde de böyledir, her mezhepte de böyledir. Bir mezhep başka bir mezhep yanlış olanı kabul etmez yani. Esnaf ahlakı da bambaşka bir şey tabi, Ahilik te bunun için özellikle doğmuş. Bir kurallar biçimi Ahilik, Arapgir&#39;de de çok fazla sanat var aslında, biz günümüzde azalsa da, geçmişte çok fazla misal Horoz şekeri bile Arapgir&#39;de üretilirmiş. Kumaş yine öyle, Manusa kumaşları biliyorsunuz. Burada ben Ahiliği, geçmişte değil de günümüzde olarak, mesela buradaki esnaflara gittiğim zaman ustalara, günümüzde gördüğüm, onun kalıntılarını gördüğüm şeyler var. Onlardan bahsetmek istersem Erol Çoban tanışmışsınızdır, sıcak demir ustasıdır kendisi, ben yanına ilk gittiğim günlerde sanırım benden kaynaklıydı, biraz aksi yaklaştı bana karşı, daha sonra çalışmaya başladım yanında yani gidip yardım etmeye başladım. Benim azmimi ve çalışkanlığımı görünce kendisi daha fazla yardımcı olmaya başladı bana. Oturup sorduğumda dedi ki ya biz eskiden böyle değildi. Yani biri gelip ben şunu bilmiyorum hadi şunu yapayım, hadi şunu yapalım, eskiden bir emek harcanırdı, sanat var evet, bir sanat yapacağız, bir şeyler üreteceğiz ama bunun ahlakı da önemli. Oturup konuştuğumda sürekli bunlardan bahsediyordu. Gördük ki bunun burada köklü bir geçmişi var.</p><p> . <br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/arapgir-belediyesi-nde-bir-hey_1652866845_PhKqBM.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arapgir Belediyesi'nde Bir Heykeltıraş İnsanların Hayatlarına Dokunuyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/arapgir-belediyesi-nde-bir-hey_1652866845_PhKqBM.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyanın Sayılı  Damascus Ustası Konuştu]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/dunyanin-sayili-damascus-ustasi-konustu/70167/</link>
            <description><![CDATA[Dünyaca ünlü Damascus yani Şam Çeliğinin Türkiye'deki sayılı ustalarından biri olan Devlet 
 sanatçısı Yusuf Bayyiğit Malatya'da üçüncü kuşak usta olarak ateşin bağrından çıkardığı demiri döve döve çeliğe döndürüyor. Kat kat demirin birbiriyle kaynaşmasını ateşin karşısında günlerce  çekiç sallayarak gösteriyor. 

esnafhabertv.com'un ustalar konuşuyor programına konuk olan Yusuf Bayyiğit Şam çeliğinin hikayesini, ustalık birikimini anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/dunyanin-sayili-damascus-ustasi-konustu/70167/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 18 May 2022 11:07:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ESNAFHABERTV.COM: Bize kendinizi tanıtır mısınız, kimsiniz, nasıl geldiniz bu günlere?<br>Yusuf Bayyiğit: İsmim Yusuf Bayyiğit, 1964, Adıyaman&#39;a bağlı Gerger ilçesinin Güzelsu köyünde doğdum. 1969 yılında ekonomik nedenlerden dolayı tüm ailemiz Gerger bölgesinden Malatya Merkez&#39;e yerleştiler. Malatya Merkez&#39;de baba, dede, büyük dede mesleği olan Sıcak Demircilik mesleğini burada devam ettirdiler. 100 yıldan fazladır Sıcak Demircilik mesleğini sürdürmekte olan atalarımızdan şuan itibariyle son kuşak olarak Sıcak Demircilik mesleğini devam ettirmekteyim. Şimdi Şam çeliği, burası aslında çok önemli yani bizim meslekte sadece dışarıdan görüldüğü gibi ekonomik nedenlerle, hani bir örsün üzerinde bir orak, balta, çapa, kazma, keser yapmaktan ziyade, ben çok net bir şekilde hatırlıyorum, babam, amcam, dedem bunların hepsi aynı iş yerinde çalışırlardı. Hatta benden büyük olan amca çocukları da çalışıyordu. O dönemlerde dedem Şam Çeliğinden bahsederdi.</p><p><br><strong>DAMASCUS YÖNTEMİYLE O SABAN DEMİRİNİN ÜZERİNE KAT KAT FARKLI ÇELİKLERİ KOYARLARDI, BUNLARI OCAKTA ERİME DERECESİNE GETİRİP DAHA SONRA ÖRSÜN ÜZERİNDE EN AZ 3-4 KİŞİNİN BİRLİKTE BALYOZ DARBELERİYLE ONLARI VURUP, BİRLEŞTİRİRLERDİ.</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: O günün şartlarında Şam Çealiği Yapmak Zor değil miydi ? </p><p>Yusuf Bayyiğit:  Ancak o yıllarda bizimkilerin, benim büyüklerimin yapmış olduğu Şam Çeliği, bugün günümüzdeki yapılan yöntemden biraz daha farklıydı. Neydi amaç, durum şuydu, o yıllarda elektrik olmadığı için yani ben 1960&#39;lı 50&#39;li yıllara hatta evvelki dedem onun büyüklerinin yaptığı demircilikte tamamen, elektrik olmadan, o demirciler bir demiri uzatmaları gerektiği zaman örnek vereyim mesela bir saban demiri ucunu düşünün sürekli toprakla temas halinde sürtünmeden dolayı bu aşınırdı, kısalırdı. Onun üzerine bir kaynakla malzeme kaynatıp onu uzatma şansları olmadığı için bugün günümüzde benim yapmış olduğum Damascus yöntemiyle o saban demirinin üzerine kat kat farklı çelikleri koyarlardı, bunları ocakta erime derecesine getirip daha sonra örsün üzerinde en az 3-4 kişinin birlikte balyoz darbeleriyle onları vurup, birleştirirlerdi. Yani eriyik vaziyetteki demirler darbelerle birleşip tek parça olurdu. Daha sonra sağlı sollu bunu dövüp uzatırlardı ve tekrardan kullanıma geçerdi. </p><p><strong>DAMASCUS&#39;U YAPABİLMEK İÇİN TAM MANASIYLA RUHLA YAPMAK LAZIM.</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Sizin yaptığınız  Damascus çeliği farklı mı ? </p><p>Yusuf Bayyiğit:  Ancak günümüzde benim yaptığım Damascus biraz daha farklı, ben şu anda dünyadaki birkaç kişiden biri olduğumu söyleyebilirim. Çünkü Damascus&#39;u öyle her ben demirciyim diyen bunu ukalalık anlamında konuşmuyorum, her ben demirciyim diyen Damascus&#39;u yapamıyor. Yani Damascus&#39;u yapabilmek için tam manasıyla ruhla yapmak lazım. Tamamen ateşe, demire, derecelere, darbelere hükmetmek lazım, bunlardan birinde küçük bir olumsuzluk, küçük bir başarısızlık yaptığın anda o yapmış olduğunuz onlarca belki de yüzlerce kat çalışma tamamen çöp olup gidiyor. Onun için Damascus yapmak çok özel bir şeydir. Bugün günümüzde Türkiye&#39;de büyük şehirlerde Damascus satışı yapan arkadaşlarımız var. Bunların tamamına yakını dışarıdan getirdikleri ucuz ve kalitesiz Damascus&#39;ların satışını yapmaktalar maalesef. Benim yaptığım kalite, benden malzemeyi alıp kullanan insanlar tarafından son derece takdir görüyor. Ülkemizde ve yurtdışında şunu da ifade edeyim ben, Amerika&#39;daki History Channel yayınında Türkçe adı ateşten doğan diye bir program var, orada demircileri yarıştırıyorlar. O yarışmadaki yarışmacılardan birisi benden bahsetti. Yani dünyada Damascus&#39;u yapan birkaç kaliteli ustanın olduğunu, bunlardan birinin de Türkiye&#39;de Bayyiğit olduğunu söyledi. Tabi bu bana büyük bir gurur verdi. 51 yıllık mesleğimi, çocukluk yıllarımda bakın İlkokul 1.sınıf, 2.sınıftan itibaren ben demirciliğin içindeyim. Ancak bildiğiniz gibi zanaat değil, seri üretim değil bir üründe tamamen sanatla, bugün benim tasarladığım, benim yaptığım onlarca, bana ait ürünler var. Bugün üniversitelerde birçok akademisyen hocalarımız, Güzel Sanatlar Fakültesindeki hocalarımız, profesör hocalarımız buraya gelip, buralarda yaptığım çalışmaları çok büyük bir takdirle ifade ediyorlar. Ve yaptığım çalışmalardan dolayı birçok ulusal ve yerel basında konu oldum, görsel ve yazılı olarak olmaya da devam ediyor. </p><p><br><strong>FARKLI BOYUTLAR, FARKLI DİZİLİMLER VE SIKIŞMALAR OLUŞTURUP, ORTAYA MÜKEMMEL BİR ÇELİK ÇIKIYOR. BUGÜN ÖZELLİKLE SON YILLARDA DAMASCUS&#39;A ŞAM ÇELİĞİ DE, DAMASCUS&#39;UN DİĞER ADI ŞAM ÇELİĞİDİR.</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bilimsel anlamda, akademik anlamda size bu yaptığınız kılıçlarla ilgili nasıl fikirler verdiler, mesela sıradan bir kılıçtan bunun farkı ile ilgili neler söylemek isterdiniz?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Şimdi Damascus çeliği iki farklı karbon çeliği, bakın şimdi ben onu şöyle izah etmeye çalışayım. Yumuşak çelik ve sert çelik, düşük karbonlu çelik ve yüksek karbonlu çelik, bunlar eşit ebatlarda kat kat üste konulur. Biri yumuşak biri sert çelik, A.B.A.B. olarak daha sonra bu çelik eritilip dövüldüğü zaman o yumuşak olan çelik, sert olan çeliğin kırılmasını engelliyor, onu tutuyor. Sert olan çelikte yumuşak olan çeliğin eğilmesini engelliyor, dolayısıyla her ikisinin sürekli yoğrulmasından dolayı ortaya inanılmaz bir mukavemet çıkıyor. Hatta Damascus yönteminde çünkü binlerce on binlerce çekiç ve balyoz darbesiyle oluşuyor bir kılıcın yapımı, en az birkaç on bin tane. Yani 20-30 bin tane çekiç darbesinin değdiğini net bir şekilde söyleyebilirim. Şimdi doğada çelik diye bir maden yok. Doğada demir madeni vardır. Demir madeni potalarda eritilir, içine kullanım alanına göre karbon, silisyum, mangan, magnezyum, sürtünmeye karşı, darbeye karşı dayanıklı olabilmesi için, içine bu tür maddeler belli oranlarda katılır. Ancak her türlü çeliğin içeriği, o içyapısını oluşturan moleküllerin dizilimleri hepsi üçgen vaziyettedir. Demiri ısıtıp dövdükçe yüzlerce, binlerce çekiç darbesi vurup, demiri dövdükçe bu üçgen yapılar, dizilimler dörtgene dönüşüyor, kareye dönüşüyor. Daha fazla dövdükçe beşgene dönüşüyor, daha fazla dövdükçe altıgene dönüşüyor. Yani o dizilimler farklı boyutlar, farklı dizilimler ve sıkışmalar oluşturup, ortaya mükemmel bir çelik çıkıyor. Bugün özellikle son yıllarda Damascus&#39;a Şam Çeliği de, Damascus&#39;un diğer adı Şam Çeliğidir. Şam Çeliği de tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de çok güzel talepler, çok güzel ilgi görmeye başladı. Bu tabi son derece mutlu ediyor beni. Türkiye&#39;nin birçok ilinde benden bu çeliği satın alıp kendilerine Damascus bıçak, kılıç yapan birçok müşterimiz var. Tamamen özel bir çelik olduğunu söyleyebilirim.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Hani dediniz ya üçgenden, dörtgene, beşgene dediniz ya sizin kılıçlarda bu sekizgen, dokuzgen olur mu, ilgimi çekti de?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Hayır, şimdi bu konuştuğum ifadeleri ben söylemiyorum, bunlar tamamen akademik bilgiler yani benimde okuduğum kitaplardan edindiğim bilgiler bunlar, yani öyle yazıyor, bugün mesela demirin içyapısı ile ilgili yazılan makaleler var.  </p><p><strong>KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN MESLEKLERDEKİ GİBİ BİZDE MAALESEF ÇIRAK BULAMIYORUZ</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Ustam yaptığın bu işin sanatla ilişkisi hakkında ne dersin? Hani bu sadece teknik bir iş mi, bunun sanatsal yönü ile ilgili ne demek istersin?<br>Yusuf Bayyiğit: Evet, şöyle bir şey, yani birçok meslekte olduğu gibi Sıcak Demircilikte de yani yapılabilirse elbette birçok sanatsal eylem, sanatsal birçok çalışma yapılabilir. Yani benimde yaptığım gibi yani şurada örneklerim vardır, şimdi senin hayat düşüncen, felsefen yani ben bir şeyler yapmak istiyorum bunu demircilik mesleği ile en hakim olduğum konu üzerine yansıtmaya çalıştığım onlarca ürünüm vardır benim. Şöyle diyelim kılıç, bıçak hatta kamp baltaları nacaklarında onlarca bana özel tasarım ve bana özel çalışmalar vardır yani daha önce kimsenin yapmadığı formda, kimsenin yapmadığı şekilde birçok çalışmam var. Kaldı ki aslında akılda, düşünce olarak çok çok fazlası var ama yoğun çalışmalardan dolayı maalesef fırsat bulamıyorum onları gerçekleştirmeye. Ancak şöyle söyleyeyim, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Selahattin Gürkan&#39;ın da dikkatini çekmiş olmalıyım ki bana Malatya&#39;daki merkezde bulunan Sanat sokağında bir yer tahsis etti. Orada tamamen mesleğimle ilgili sanatsal çalışmalar üzerinde yoğunlaşacağımı ifade edebilirim. Bununla birlikte şunu da ifade etmek isterim. Çırak olayı, mesleğimizde, birçok kaybolmaya yüz tutan mesleklerdeki gibi bizde maalesef çırak bulamıyoruz. Ancak o sanat sokağında beni son derece heyecanlandıran durumlar oldu. Sayın Belediye Başkanımız Selahattin Gürkan&#39;a buradan ben bir kez daha teşekkür etmek istiyorum, bana orada yer tahsisinden ziyade, Meslek Okulları Metal bölümü öğrencilerinden birkaç tane öğrenciyi çırak olarak yetiştirmek için tahsis edeceğini söylediler. Bu durumu heyecanla bekliyorum. </p><p><strong>AHİLİK HEYKELİNİN GÖRDÜĞÜMDE AKLIMA DEDEM GELİR</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu meslekte usta çırak ilişkisi çok mu önemli? Hani bizde Ahilik kültürü var ya?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Kesinlikle çok önemli, bir kere Ahilik mantığı, biz öyle büyüdük. Yani biz babalarımızdan, ha bizim ustamız babamızdı, amcamızdı, dedemizdi. Ben çok net hatırlıyorum, 70&#39;li yılların başlarıydı, ortalarıydı, dedem aynı o Ahi Evran&#39;ın Malatya&#39;da bir heykeli var, inanın ki o heykelde olduğu gibi dedem beni dizine oturturdu, bak oğlum derdi, ocakta demiri böyle ısıtacaksın, çekici bu şekilde vuracaksın, eğer şu şekilde ısınırsa böyle gireceksin derdi. Resmen bu şekilde bana, ben o heykeli her gördüğümde aklıma benim dedem gelir. Ve dedem bunu bana bir kez yapmadı, bunu bana onlarca kez yaptı. Babam, amcam mesleği, görselin yanında oturur, böyle bir ders verir gibi bize Sıcak Demircilik mesleğini anlatırlardı. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şeyi merak ettim, bu mesleği öğrenmek için gelip size ustam bana da öğretir misin diye gelenler oluyor mu?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Şuan söz konusu bile değil ancak geçmişte oldu. Dediğim gibi yarım asırdır ben bu işi yapıyorum. Yetiştirdiğim ustalar var benim, şu anda 2 tanesi Malatya merkezde Bakırcılar Çarşısı, Demirciler çarşısı dediğimiz bir bölge var, o bölgede yetiştirdiğim 2 kişi Sıcak Demircilik mesleğini devam ettiriyor. Yine 1-2 kişi daha vardı, onlarda farklı sebeplerden dolayı, sanırım ekonomik nedenlerden dolayı farklı işlerde çalışıyorlar. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şimdi bu demircilik sanatını icra ederken, bu geçmişten günümüze kadar gelirken, Devlet sanatçısıyım dediniz ya o alana nasıl girdiniz? Neden ihtiyaç duydunuz?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Şimdi şöyle bir şey, dediğim gibi yaptığım işler son yıllarda özellikle benimde beklentilerimin üzerinde ilgi çekmeye başladı. Teknolojinin itibarsızlaştırdığı, önemsizleştirdiği, değersizleştirdiği mesleklerin içinde yer alan Sıcak Demircilik daha sonradan yapmış olduğum sanatsal çalışmalarla dikkat çekti. Dikkat çekince çevremdeki insanlar, Kültür İl Müdürlüğümüz olsun böyle bir müracaatımızın böyle bir hakkımızın olduğunu söyledi. Müracaatımızı yaptık, Ankara&#39;ya çağrıldık. Ankara&#39;da belli bir görüşmeden geçtikten sonra bu unvan bize verildi. Şu anda o kartı gururla cebimde taşıyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı devlet sanatçısıyım. </p><p><strong>TÜM DÜNYADA DOMASCUS&#39;TA TÜRK BURGUSU OLARAK BİLİNEN BİR YÖNTEM VARDIR.</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şimdi bu film ve dizilerden özellikle görüyorsunuz kılıç işte, tarihi filmlerde, bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz, onlardan istekler oluyor mu?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Şöyle söyleyeyim, tabii ki görüştüklerimiz oldu ancak o tür filmler için tamamen seri üretim yani teknolojinin üretmiş olduğu lazer kesimlerle kesilen kılıçlar ve bunlara çok ucuz bir şekilde yapılan kabzalarla belli üretimler yapılıyor. Bizim burada yaptığımız dövmeyle, bugün orijinal bir Domescus&#39;un yapım süresi çok yoğun çalışmakla birlikte 20-30 ay arasında sürüyordur, benim 3 ayda yaptığım çalışma vardır. 3 ay süren bir çalışmayla Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#39;a bir kılıç yaptım. Net 3 ay sürdü. Çünkü tamamen iğneyle kuyu kazıyorsunuz. Tamamen el işçiliği, ben 15 gün boyunca her iki yüzeyinin biz perdah diyoruz buna, zımparalamasını yaptım. O kabza işidir, saptır, balçaktır bunların hepsi öyle özel ki Türk Burgusu yöntemiyle yaptık. Tüm dünyada Domascus&#39;ta Türk Burgusu olarak bilinen bir yöntem vardır. Yani bu yöntemi yapan en iyi kişilerden biriyim ben, o yöntemle Sayın cumhurbaşkanımıza yaptığım kılıcın, Cumhurbaşkanlığı müzesinde olduğunu biliyorum. <br> </p><p><strong>TRENİ KAÇIRMAYALIM, MESLEKLERİMİZE DEĞER VERELİM</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Ustam senin söylemek istediğin son sözün nedir, ne söylemek istersin?</p><p>Yusuf Bayyiğit: Elbette ki var. Şunu söyleyeyim, ekonomik olarak şükürler olsun bir ihtiyacım yok. Ben bu yaştan sonra bu mesleğe tamamen böyle sanatsal olarak neler yapabilirim, neler üretebilirim diye yani gelecek kuşaklara neleri aktarabilirim, bakın şimdi tekrar söylüyorum, ukalalık yapmıyorum, bugün benim kardeşim, dayım, dayımın çocukları demirci, babam, dedem demirciydi tüm yaşamları boyunca, dedemin babası demirciydi. Ve bunların bu mesleği yaptıkları coğrafyada, bölgede demircilik inanılmaz bir değer sayılan, değer gören bir meslekti. Ancak günümüzde maalesef teknoloji mesleğimizi yok etti. Ben bunun için inanın yıllardır çırpınıp duruyorum. Müracaat etmediğim hiçbir kurum kalmadı. Bakın bu mesleği sürdürelim, benim kimseden beklentim, kimseden hiçbir şekilde bir çıkarım, bir amacım yok. Kimseden para istemiyorum, kaldı ki bu iş ben cebimden para harcamaya razıyım. Yeter ki bu mesleği gelecek kuşaklara ciddi bir şekilde aktaralım. Bir parça kamudan destek istiyorum, bir parça yetkililerden destek istiyorum, defalarca birçok kurumun kapısına gitmeme rağmen her şey sözde kaldı. Şuan ciddi anlamda bir tek Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu konudaki adımları var. Bu beni son derece mutlu ediyor. Eğer bunu yapamazsak ben bu heyecanımı yitirdiğim anda demircilik sadece bir parça demirin ucunu kaynatmak değildir. Bir örsün üzerinde iki tane demiri ısıtıp vurmak değildir. Demircilik tamamen sanata döndürülebilir. Bakın büyük şehirlerde yurtdışından benim burada yaptığım çalışmaları görmeye gelen insanlar var. Öğretim üyeleri, hocalar, geçenlerde Düzce Üniversitesinin hocalarından biri benden aldığı tüm bilgileri kaynak yaparak, kaynak göstererek bir makale hazırladı ve yayınlandı. Yani istiyorum ki faydalı bir şeyler yapalım, biz bu şekilde duyarsız olursak ve duyarsızlığımızı bu şekilde devam ettirirsek ben şunu çok net şekilde söylüyorum, gelecek yıllarda, önümüzdeki 10 yıl, en fazla 30 yıl sonra Sıcak Demircilik ve benzeri meslekler için biz yurtdışından usta ithal edeceğiz, eğitmen ithal edeceğiz. Maalesef treni kaçırmayalım, mesleklerimize değer verelim, şahsıma hiçbir şey istemiyorum. Mesleğin gelecek kuşaklara mutlaka aktarılması lazım. </p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dunyanin-sayili-damascus-ustas_1652863025_Hl2Tb0.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyanın Sayılı  Damascus Ustası Konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dunyanin-sayili-damascus-ustas_1652863025_Hl2Tb0.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aman Dikkat ! Bu Kebap Müptela Yapar]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/aman-dikkat-bu-kebap-muptela-yapar/70166/</link>
            <description><![CDATA[Siirt'in ünlü büryan kebabının 32 yıllık ustası Murat Kayaalp'e göre büryanı bir yiyen müptelası oluyor. www.esnafhabertv.com'un ustalar konuşuyor programına konuk olan Murat Kayaalp  adım adım  kebabının yapılışını anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/aman-dikkat-bu-kebap-muptela-yapar/70166/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 18 May 2022 08:39:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ESNAHABERTV.COM: Ustam sizi bir tanıyalım.</p><p>Murat Kayaalp: Ben Murat Kayaalp, yaklaşık olarak 32 yıldır Büryan sektöründeyim ve 14 yıldır Bahattin Erçelik ile beraber Bahattin Büryan sanatını işletmekteyiz. Yani, Büryan kebabını işletmekteyiz.</p><p><strong>BÜRYAN BİR KÜLTÜRDÜR</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Bu Büryan Kebabı işini nasıl öğrendiniz, hemen böyle 1-2 yılda mı öğreniliyor yoksa çıraklık süresi ustalık süresi ne kadar sürüyor?</p><p>Murat Kayaalp: Benim çıraklık sürem fazla sürmedi çünkü okulu bırakıp Ortaokul 2&#39;de başladım bu işe ben, yani yaklaşık 32 yıl oldu. Küçüktüm, böyle merdivenlerimiz vardı bizim tahtadan, böyle terasa dama çıkan bir merdivendi ben çok iyi hatırlarım onu. Kimsenin rahatsız olmaması için ben ayakkabımı çıkarıp o merdivenlerden yalınayak inip kapının önüne çıktığım zaman o ayakkabıyı giyerdim. Yani evdeki anam olsun babam olsun kardeşlerim olsun rahatsız olmamaları için gecenin 2&#39;sinde, çünkü bu iş, bu Büryan bir kültürdür. Bir ustanın gece 2&#39;de kalkması lazım, 01.30- 2.00 arası kalkması lazım</p><p><strong>YAYLA YAYLA MEZRA MEZRA  KUZU ARIYORUZ</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki bu işin incelikleri nedir? Nelere dikkat etmek lazım? </p><p>Murat Kayaalp: Büryan kebabını yapabilmemiz için en önemli şey eti temin etmek, etin kaliteli olması lazım yani sütten kesilmiş kuzular olması lazım, et toplamış kuzular olması lazım. Bunları temin etmek için yayla yayla, mezra mezra gezip Büryana elverişli kuzuları alıp kasap dükk&acirc;nlarına gönderiyoruz. Oradan da şuan mezbahalarımız kapalı olduğu için orda kesim yapılıyor. Buttan ayrılıyor, geri kalan kısımları gönderiyorlar bize. </p><p><strong>BÜRYANIM YAĞSIZ OLMUŞ DİYE KIZARLARDI</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki hayvanın her yerinden Büryan kebabı oluyor mu?</p><p>Murat Kayaalp: But hariç yani butları da Büryan kebabı oluyor. Butları kullanmamamızın sebebi millet en çok yağlı Büryan yerdi eskiden yani o kültür bugüne kadar devam ettiği için butları pek kullanmıyoruz rahatsız oldukları için. Yani gelen müşteriler hep yağlı Büryan isterlerdi. Büryanın da 4&#39;de 3&#39;ü yağlı kaşita dediğimiz kısım, tandırda güzel kızarıyor o kaşita dediğimiz kısım, altı yağlıdır. O lezzetli tarafı oluyor, lezzetli olduğu için eski müşterilerimiz gelip yedikleri zaman altını biraz yağsız gördükleri zaman hemen bağırıp, çağırırlardı, &lsquo;Ya benim Büryanım neden yağsız&#39; diye. Şimdi de biraz zıttı gibi olmuş, yani 5-6 yıla kadar o butları da kullanacağımızı tahmin ediyorum. </p><p>ESNAHABERTV.COM: Yani ağzının tadını bilen onun yağlısını yer?</p><p>Murat Kayaalp: Tabi, Büryanın yağlısı çok lezzetlidir.</p><p><strong>GECE 01.30 PİŞİRMEYE BAŞLIYORUZ</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki pişirmesi nasıl oluyor, pişirme şekli nasıl? </p><p>Murat Kayaalp: Şimdi öncelikle etlerimiz 16 saat dinleniyor. Dinlendikten sonra işleme başlıyoruz. Gecenin 1.30&#39;unda geliyoruz. Tandırımızı bir gün önceden meşe ağacından kara fırına bıraktığımız odunları alıp tandıra daldırıyoruz odunları. Tandıra attıktan sonra bir gazete parçasıyla tandırı yakıyoruz. Tandır yanıp köz haline gelene kadar biz etimizi yıkıyoruz, etin kanlı bölgeleri oluyor, o kanlı bölgeleri yıkıyoruz. Daha sonra kemikli ve kemiksiz olarak bunları ayırıyoruz. Kaburga, omurga kısımlarını bakır kazana bırakıyoruz, çengelde asılı olan et ise kemiksiz kısmı kalıyor. </p><p>ESNAHABERTV.COM: Sonra tandıra mı atıyorsunuz?</p><p>Murat Kayaalp: Hocam bunlar hemen pişip dağılıyor, dağılmaması için bunları bağlıyoruz. Yani her gün bu işlemi yapıyoruz. Bağladıktan sonra tandırın da kıvamını yakaladıktan sonra tandır bazen sıcak olur bazen soğuk olur, soğuk olunca bir miktar daha odun atarız üstüne, sıcak olunca dinlenmeye veririz. Yani tandırın kıvamı çok önemli, bir usta için iyice odun atacak, o odunlar iyice yanacak, tandırın ısısı iyi olacak. </p><p><strong>BÜRYAN KEBABI TAMAMIYLA DOĞAL ORTAMDA PİŞİYOR. </strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki ısındıktan sonra ne yapıyoruz?<br />Murat Kayaalp: Şimdi tandır 3 metre derinliğinde 1 metre çapında ama içindeki özelliklere bakın, o tuğlanın renk değişimi var. Mesela kırmızı tuğlalar beyaz oluyor. Beyaz olduğu zaman o tandırın güzel ve Büryana elverişli olduğu hale geldiğini anlıyoruz. Tabii ki bunu biz kafamızdan tasarlıyoruz elimizde daha teknoloji yok. Büryan kebabı tamamıyla doğal ortamda pişiyor. </p><p><strong>BÜRYAN KEBABININ PÜF NOKTASI BUHARLA PİŞMESİDİR.</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Tuğlalar nereden geliyor?</p><p>Murat Kayaalp: Tuğlalarımız ateş tuğlasıdır. Biz bunları İstanbul&#39;dan temin ettik tandırımızı yaptığımız zaman, tabi etrafında da cam, çakıl, tuz var, bunlarda tandırın içini sıcak tutuyor. Çünkü Büryan kebabının püf noktası buharla pişmesidir. O buhar ısısının en az 250 derece üstü olması gerekir. Çünkü bakır kazanımızı sarkıttıktan sonra üstündeki kemiksiz etleri de birbirine temas etmeyecek şekilde tandıra daldırdıktan sonra bunlar zaten birbirine temas etmiyor, üstten damlayan yağlarla alttaki kemikler pişiyor. Alttan oluşan buharla bu sefer üstteki etler pişiyor. 250 derece tandıra attığımız etleri kapağı kapatıp külden yapmış olduğumuz hamuru sıvadıktan sonra tamamen buhara kalıyor artık. O 250 derece zaman geçtikçe yavaş yavaş düşmeye başlıyor. 250 derece içerde ilk önce etleri kızartıyor daha sonra da yavaş yavaş yumuşatmaya başlıyor. Yani Arapça dediğimiz kaşita kısmı, yani zaten Büryan kelimesi Farsçadan türemiş bir kelime, etin kızartılmış anlamını taşıyor. Herhangi bir eti istiyorsanız fırında, kara fırın olsun tandır olsun nerede olursa olsun o et kızardığı zaman ona Büryan diyoruz biz. Ve Büryan kebabımız o kadar lezzetli ki, öyle hafif bir yemektir ki, yani belki dersiniz niye böyle. Bunu tandıra attığınız zaman mesela 100 kg ette 4&#39;de 3&#39;ü fire veriyor. 4&#39;de 1&#39;i kalıyor. </p><p>ESNAHABERTV.COM: Usta kaç saatte pişiyor?</p><p>Murat Kayaalp: Şimdi Büryan etlerimiz yaklaşık olarak gece 1.30&#39;da geldik, tandırımızı yaktık, etlerimizi attık ve pişim aşaması da yaklaşık olarak 2 saat, 2 saat 10 dakika bazen 2 buçuk saati bulan etimiz oluyor. Bu belirttiğim gibi tandırın kıvamına bağlı, ateşin ısısına bağlı. Bunu dengeliyoruz ve kaç saatte pişeceğine de biz ustalar olarak, yani iyi bir usta bunu anlar, kavrar ve kararını verir. </p><p><strong>BÜRYAN  İNSANI DİNÇ TUTUYOR</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki çıkartmayı nasıl yapıyorsunuz, servisi nasıl yapıyorsunuz?</p><p>Murat Kayaalp: Şimdi Büryan kebabımızı yaptık, servise sunuşu şu şekilde oluyor. Bilindiği üzere asırlardan beri Siirt&#39;te Büryan yapılıyor. Bir de kervancılar vardı, alışverişler hep kervancılar üzerinden oluyordu. Bu kervancılar memleketimize geldiği zaman 1-2 gün konaklarlardı. Ve memleketimizden gitme saatleri 4.30-5.00 arasıydı. Bunlar sabah namazını kılarlar sonra gelip Büryan yerlerdi. Büryan kebabı da insanı tok tutuyor, dinç tutuyor, insanın direncini yükseltiyor. Neticede et ve etin 4&#39;de 3&#39;ü fire veriyor, bütün toksinlerini aşağı bırakıyor sadece lezzetiyle beraber sırf et kalıyor. Bunu yağı ne zarar verir vücuda bunun etinde baharat falan hiçbir katkı maddesi yok. Doğal ortamlarda pişiyor. Yani insanı gerçekten dinç tutuyor.</p><p><strong>GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDEKİ KUZULARDA BÜRYAN KEBABINA ÇOK ELVERİŞLİDİR</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Peki, bu Büryanı Siirt&#39;in dışında da sizin gibi kaliteli yapan bir yer var mı?</p><p>Murat Kayaalp: Şimdi et çok mühim, önemli püf noktası ettir Büryan kebabının yani bizim bu Güneydoğu Anadolu bölgesindeki kuzularda Büryan kebabına çok elverişlidir. Mesela İstanbul&#39;da, başka memleketlerde de yapan oluyor ama bir türlü bu kıvamı, bu lezzeti yakalayamıyorlar.</p><p>ESNAHABERTV.COM: Siz başka yerlerde Büryan yediniz mi?</p><p>Murat Kayaalp: Tabi başka yerlerde yedim. </p><p><strong>BENİM ÖYLE MÜŞTERİLERİM VAR Kİ HAFTADA 2-3 DEFA BÜRYAN YEMEDİKLERİ ZAMAN DAYANAMIYORLAR</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Notunu verdin orada?</p><p>Murat Kayaalp: İşte dediğim gibi mesela bizin Ankara&#39;da Siirt Günleri&#39;miz vardı, 4-5 günlük festival. Buradan gittik, orada bunu kim yiyecek falan yani orada fazla bir rağbet olmayacağını düşünüyorduk. Ama gittik, bir baktık tayin çıkmış Siirt&#39;ten gitmiş oraya, Siirtli vatandaşlarımız birbirine söylemiş, bir baktık kuyruk oldu orada. 400 kg&#39;lık et götürmüştük oraya bir baktık 2 saatte tükendi. Ne yapalım ne edelim, Siirt-Ankara uzak, kalktık İstanbul&#39;dan et istedik. Eti istedik ama gerçekten buradaki et ile oradaki et arasında çok büyük bir fark var. Buradaki lezzet bambaşka yani her şeyi yerinde yiyeceksiniz diyorlar ya, ülkemiz çok güzel bir ülke aslında, gittiğimiz her yerde ayır bir kültür var, ayrı bir patentli yemekler olsun, var yani. Siirt&#39;e geldiğinizde yıllardır buranın bir kültürüdür Büryan öyle ki bir insan yediği zaman müptelası oluyor. Benim öyle müşterilerim var ki haftada 2-3 defa Büryan yemedikleri zaman dayanamıyorlar. Öylelerini gördüm, mesela buradan tayini çıkıp giden polis memurları olsun, öğretmenler olsun hani 4 yıl şartlı görevler oluyor ya gelip bu lezzetli Büryanı yiyip gidecekleri vakitte derler, yani biz gidip başka yerde nasıl bu Büryanı yiyeceğiz. Gelin orada da açın diyorlar bize.<br />ESNAHABERTV.COM: Unutamadığın anıların var mı bu 30-35 yıllık hayatın sürecinde, Büryan yaparken ya da servis ederken, müşteriyle ilgili memnun müşteri olur ya da cins müşteri olur, böyle anılarınız var mı?<br /> Murat Kayaalp: İllaki insanın başına geliyor. Şimdi bir gün sabah Büryanı çıkarmışım, eleman yok yalnız tek başınayım. Bir baktım müşterilerden baskın yemişim tabi bunu pişiriyorsun, asıyorsun, sabahın köründe de çıkarıyorsun 5&#39;de, bir batım müşteriler bir doldu içeriye, bir değil iki değil üç değil baktım bütün masalar dolmuş. Bir taraftan Büryan ver, bir taraftan çay ver, bir taraftan salatasını ver, oradan kalktı biri bana küfür ediyor. Adam düşünmüyor, bunun tek başına yaptığı işe bak diye, yine iyilikle, özveriyle karşılık verdik, yatıştırdık yani, gitti. Başka bir anımı daha anlatayım. Gençtim, yaşım 18&#39;di tabi o zamanlar yine gecenin 2&#39;sinde ya polis var ya sarhoş var ya da temizlik işçisi var. Tandırın kıvamı gelmişti Büryanı atmam lazımdı, etlerimde 100 kiloyu geçiyordu. Ne yapayım ne edeyim, kimsede yok, bulamıyorum kimseyi, atmam da lazım, tevekkül ettim. Bizim burada bir zatımız var, Şeyh El Hazin, o zaman öyle bir dua ettim. Dedim, yarabbi Şeyh El Hazin hatırına bana güç kuvvet ver, bu etleri atayım diye, gücüm yetmiyor ona, kaldıramam yani ben onu, ya bir kaldırdım, etleri attım, inanamıyorum ama kaldırdım, tandırın içinde bir kelebek gördüm ve öyle çıktı uçtu. O anımı hiç unutamıyorum.</p><p><strong>USTANIN AHLAKINI ALMASI LAZIM</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Bu ahilik kavramı var hani Doğu&#39;da yani ustalar çıraklarını yetiştiriyor. İşte edep ahlak öğretiyor. Esnafın ahlaklı olmasını istiyor, ticareti ahlaklı yapmasını istiyor. Ahilik Anadolu&#39;da yaygın bir kavram, bu ahilik ile ilgili ne dersin. Bu ahilikten yola çıkıp ticarette ahlakın, dürüstlüğün, işini yapmanın önemi nedir? Bununla ilgili ne söylemek istersin, gençlere nasıl bir nasihat vermek istersin?</p><p>Murat Kayaalp: Bu zamanda eleman yetiştirmek çok zor, bizim zamanımızda bizi bir yere gönderdikleri zaman, bir yerde çalıştığımız zaman eti sizin, kemiği benim denirdi. Ama şu anda o yok. Ailelerde yok o duygu. Misal oğlunu gönderecek bir ustanın yanına, hangi meslekte olursa olsun o kavram kalmamış. O kavram kalmadığı için de gitgide herkes evladına oku diyor, o şey kalmadı yani, ondan sonra gelip çalışanda o günkü şartlar, koşullar neyse yani şuan ticareti para için yapıyorlar. Çalışmayı da para için yapıyorlar yani meslek öğrenmek adına hiçbir şey yok. Benim gençlere tavsiyem, gidip çalıştıkları yere sadık olmaları lazım evvela, ellerini harama uzatmamaları lazım, yaptıkları işin püf noktasına inip ustam ne yapıyor acaba diye onu öğrenmesi lazım. Ustanın ahlakını alması lazım, misal ben gecenin 2&#39;sinde geliyorsam, bu işi öğrenmek isteyen elemanın da o saatte gelmesi lazım, karşılık beklemeden çünkü ben karşılık beklemeden bu işe giriştim. Hiçbir karşılık beklemeden yaptım.</p><p>ESNAHABERTV.COM: Bu işi yapmanın zevki özellikle müşterinin size memnuniyetini belirtmesi herhalde size doping etkisi yapıyordur, sevindiriyordur sizi?</p><p>Murat Kayaalp: Şimdi bildiğiniz gibi sosyal medya var, bütün yorumlar oradan yapılıyor. Gerçekten biri bizim hakkımızda kötü bir şey yazdığı zaman çok çok üzülüyoruz. O hatayı düzeltmeye çalışıyoruz. Biri de iyi anlamda konuştuğu zaman da çok mutlu oluyoruz. Ve işimizi daha çok severek yapıyoruz gerçekten.</p><p><strong>BÜRYAN SİİRT&#39;İNDİR.</strong></p><p>ESNAHABERTV.COM: Bitlis&#39;te de Büryan Kebabı yapılıyor, Siirt Büryan Kebabı ile Bitlis Büryan Kebabının arasındaki fark nedir?</p><p>Murat Kayaalp: Biz, Bitlis&#39;in ilçesiydik yani Türkiye&#39;de yaşıyoruz. İlçe geliştiği zaman il oluyor, bizde ilçeydik, bugün bir ilçede bir kültür varsa şimdi Bitlis Büryanı denilebilirdi o zamanlar Siirt&#39;ten çıktığı için, bir Arap kültür yemeğidir bu, Arap yemeğidir. Buranın %80-90&#39;ı zaten Arap&#39;tı. Farsçadan türemiş bir kelime diyoruz Büryana, Büryan Siirt&#39;indir. Nasıl ki Batman Petrol, çıkış yeri neresi Batman, Batman&#39;da kaldı. Kömür Şırnak&#39;ta çıkıyor, Siirt&#39;in ilçesi, o zaman Siirt kömürü diye geçiyordu ama şimdi Şırnak kömürü diye geçiyor. E Büryan da Siirt&#39;in yani başka söylenecek tarafı yok yani. <br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/aman-dikkat-bu-kebap-muptela-y_1652856535_F9HfJV.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aman Dikkat ! Bu Kebap Müptela Yapar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/aman-dikkat-bu-kebap-muptela-y_1652856535_F9HfJV.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlığa İyi Gelen Bıttım Sabununu Bilir misiniz ?]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/sagliga-iyi-gelen-bittim-sabununu-bilir-misiniz/70165/</link>
            <description><![CDATA[www.esnafhabertv.com’un ustalar konuşuyor programına katılan  Siirt'li Ömer Şendur bıttım sabunu imalatının sürecini anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/sagliga-iyi-gelen-bittim-sabununu-bilir-misiniz/70165/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 18 May 2022 08:21:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Siirt Eruh&#39;lu Ömer Şendur değirmencilik yapan dedesinden kalma bıttım sabunu imalatını üçüncü kuşak olarak hem de çıraklığını çocuklarının yaptığı bir aile üretimiyle devam ettiriyor. Ömer Şendur &ldquo;Sağlığa çok faydalıdır hem cilt için hem saç için&hellip;Mesela kellik sorunu olanlara sade bıttım sabunu gider. Bunun hem cilde hem saça çok faydası var. Millet hem sabundan hem bizden çok memnundur. Bir kere alınca tekrar gönderiyoruz&rdquo; diye konuştu.</p><p>www.esnafhabertv.com&#39;un ustalar konuşuyor programına katılan  Ömer Şendur bıttım sabunu imalatının sürecini şöyle anlattı:</p><p>&ldquo;Bıttım Defne sabununu köyde yapıyorum kendi imalatım. Dedemden öğrendim. Kendimiz değirmenciydik orada yapıyorduk, onlardan da bize kaldı. Menengiç topluyoruz, menengiçi ve değirmene götürüyoruz. Değirmen arıtıyor, yağı süzülüyor ondan sonra kaynatıyoruz sabun yapıyoruz. &ldquo;</p><p><strong>Yurt içi ve dışından Talep Yağıyor</strong> <br />Şendur konuşmasına şöyle devam etti:</p><p>&ldquo;Bende her çeşit mevcut. Gül var, Katran var, Zeytinyağlı, Bıttım Defne, Bıttım Sade var, Lavanta var. Müşteri çok memnun, tekrar istiyorlar biz onlara kargo ile gönderiyoruz. Türkiye&#39;nin her tarafına gönderiyoruz. Türkiye&#39;nin her tarafına gönderiyoruz. Ancak Yurtdışına göndermiyoruz. İstiyorlar da biz göndermiyoruz&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sagliga-iyi-gelen-bittim-sabun_1652851313_APcNtm.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlığa İyi Gelen Bıttım Sabununu Bilir misiniz ? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sagliga-iyi-gelen-bittim-sabun_1652851313_APcNtm.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyanın Her Yerinden Aranan  Siirt'li  Terzi: Ahmet Alak Usta]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/dunyanin-her-yerinden-aranan-siirt-li-terzi-ahmet-alak-usta/70161/</link>
            <description><![CDATA[Elli beş yıllık terzi Ahmet Alak, Siirt'in  dünya çapında tanınan terzisi..."Ustam Okul gibiydi" diyerek ustasını anlatan Ahmet Alak, tarihi şal şepik kumaşını diken ender terzilerden biri...www.esnafhabertv.com'un ustalar konuşuyor programına konuk olan Ahmet Alak ile yaptığımız röportajı yayın yönetmeniz Fehmi Çalmuk'un fotoğraflarıyla sunuyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/dunyanin-her-yerinden-aranan-siirt-li-terzi-ahmet-alak-usta/70161/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Tue, 17 May 2022 16:32:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ESNAFHABERTV.COM: Ustam bize kendinizi tanıtır mısınız?</p><p>Ahmet Alak: Ben Ahmet Alak, benim babamın ismi Mehmet&#39;ti. Biz Pervari, Okçular Köyünden gelmişiz hatta ben burada doğmuşum. O zaman burada fazla köylü yoktu. Tabi burada büyüdüğüm zaman 7-8 yaşına geldiğimde babam cezaevine düşmüştü. Bizim yukarı mahallede bir ev vardı, bizim Siirt Araplarda, Saraçoğlu diyoruz biz ona, ben o zaman güzel bir şeydim, elbiseler falan eski olabilir ama şirin, mavi gözlü falan, bir gün rahmetli anama dedi bu çocuğu götür, onların dükkanı da çarşıda zaten eskiden Siirt&#39;te çarşı bu taraftaydı. O tarafta bir şey yoktu, Atatürk heykeli vardı başka bir şey yoktu. Bana bir gün gösterdiler alıştım, yemeği götürüyordum ama yere de döküyordum. Bir şey demiyorlardı. Tabi Arapça da bilmiyorum, Kürtçe biliyorum, Türkçede biliyorum. </p><p>O ZAMAN TERZİLİK EL İŞİYDİ HEP ELLE ÇALIŞIYORDUK.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Terziliğe nasıl başladın? </p><p>Ahmet Alak: Bir gün bana dedi ki oğlum gel bizim yanımızda çalış, terzi olursun, efendi olursun, gelir misin benim yanıma? Dedim evet gelirim. Onun bir tane kilolu kardeşi vardı, onun pantolonunu getirip söktüler. Bana diktirdiler. Gittiler çarşıdan ayakkabı aldılar, o yukarı çarşıda hepsi ayakkabıcıdır. Yavaş yavaş öğrendim, tabi büyüdüm, bende onlara saygı gösteriyordum. Gel bizimle yemek ye diye çağırıyorlardı, zorla yemek yediriyorlardı, utanıyordum. Bir şey lazım olunca eve getir götür, bir gün dedi ki hele bunun parmağını bağlayın, bağladılar, pantolon parçalarını yavaş yavaş yapmaya başladım. Ama çok istekliyim, o zaman çok terzi vardı. Sonra makine arkasına otur dediler. Ayak makinesi, yavaş yavaş çalıştım, öğrendim. Bir gün ramazandı, sahura kadar 25 pantolon çıkardım ama benim yardımcım vardı. 5 kiloluk ütü vardı, kömürlü ütü, onunla çalışmışız, bazen elektrik kesiliyordu biz o ütüyü yakıyorduk kömürle. O zaman terzilik el işiydi hep elle çalışıyorduk. Büyüdük tabi, köylere gidiyorum, geliyorum, terziler benim yanıma gel diyorlardı, yok diyordum, haftalıkta fazla almıyorduk. Pantolonları bitiriyordum 25 lira veriyorlardı. Sonra kalktım kendime dükkan açtım. Bir makine bir yerden borç aldım, çalıştım. Sonra askere gittim geldim, </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Seni yetiştiren ustaların?</p><p>Ahmet Alak :Vefat ettiler, biri Antalya&#39;da tuhafiye açmış. 20-25 sene onların yanında kaldım. </p><p>55 SENEDİR BU TERZİLİĞİ YAPIYORUM</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Onlar dükkan açtığın zaman sana gelip hayırlı olsun dediler mi?</p><p>Ahmet Alak: Dediler, askerden geldiğim zaman baktım hepsi bu yöresel kıyafetlerden giyiyorlar. Buna Şal u Şepik diyorlar, bu bizim bu taraflara mahsustur. Eskiden bunlar pahalı olduğu için, zaten eskiden fazla kumaş yoktu, Amerikan bezi, kaput bezi giyiniyorlardı. Tabi bizde bulduk, kestik diktik. Irak&#39;tan bir model vardı bende, ondan diktirdik. Şırnak&#39;a gittim tabi bizim köyde de Ermeniler vardı, gel dedi sana göstereyim, eskiden Şal u Şepil altından bele bağlıyorlardı, onları giydik, sonra bana gösterdi. Sonra geldim onları yapmaya başladım. Ben o zaman 7-8 yaşındaydım, 55 senedir bu terziliği yapıyorum. Birkaç sene önce Avrupalılar gelmişti, onlar atölye açıp çalıştılar sonra hepsi Avrupa&#39;ya gitti, makinelerin hepsi burada duruyor. Kimsede yok burada çalışacak.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Kumaşın özelliği ne ustam?</p><p>Ahmet Alak: Bunun özelliği, bu hayvanın tiftiğidir. Biz buna Şal u Şepik diyoruz, Kürtçede, Türkçede Şal u Şepik denilir. Bu tiftik keçinin, biz ona Kürtçede Kür diyoruz, iki çeşit keçi var bakın orada fotoğrafları var o keçilerdir. Yumuşaktır, tiftik ayrıdır, keçinin sert siyah ipi ayrıdır. Ankara&#39;da tiftik keçisi çok var hepsi beyazdır, onları getirtiyorduk mesela burada da vardı. Kadınlar taraklarla temizliyorlar, bunları Eruh&#39;ta diktiriyorlardı, desen veriyorlardı bunlara, hakiki ipti onlar şimdi 60 milyara gelmez onlar. Şimdi de gençler yeni şeyler yaptırıyor işte bu, bundan diktirdiler, dedim bu ne şimdi, beğenmedim. Eskiden kök boydan yapıyorlardı bozulmuyordu, bu boya.</p><p>ESKİ SANATKARLAR KALMAMIŞ. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki sizin rahmetlik ustanız ahilikten bahsediyor muydu?</p><p>Ahmet Alak: Birkaç sene önce bizim başkan geldi buraya dedi ahilik diye bir şey var, zaten eskiden öyle bir şey yoktu, sonra Bakanlıktan bunu gönderdiler. Kesiyoruz, biçiyoruz dikiyoruz tabi ustalık var bunlarda şimdi sanatkar kalmamış, eski sanatkarlar yok, makine olmuş. Her şey öyle, kebapçı olsun, terzi olsun, berber olsun eski sanatkarlar kalmamış. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki eskiden ahilikte çırak ustanın yanında yetişiyordu, şimdi durum nasıl, senin var mı çırağın, kalfan?</p><p>Ahmet Alak: Kalfam kardeşim vardı, memur oldu, emekli olmuş. Birkaç tane vardı, askere gittiler, bazen bıraktılar eskidendi.</p><p>USTAM AYNI OKUL GİBİYDİ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Ustanızın size nasihatleri var mıydı?</p><p>Ahmet Alak: Benim ustam her zaman nasihat ediyordu. Şimdinin okulu bizim çıraklık, kalfalık dönemimize benzer. Camiye gittiğin zaman hele bir iki defa geç gelsin, bir yere gittiğin zaman, konuştuğun zaman aynı okul gibiydi. Kimsede çıt yok, biraz sağlam olmak önemlidir. Dükkanın anahtarını veriyordu, evine yolluyordu. Benim ustam eskiden ağalar, vali, kaymakam, memur, eskiden burası kazaydı, hepsi ustamın yanına gelirdi. İyi bir ustaydı benim ustam Saraçoğlu, meşhur bir terziydi. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Unutamadığınız sözleri var mı?</p><p>Ahmet Alak: Zaten onun hiçbir sözünü unutmuyorum. Şimdi söylediğim zaman ağlama geliyor bana. Şimdi ustam babalık yaptı, öğretti bunu bana, besledi, evinde yatırıyordu ama çocuğu yoktu. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu ahilikte ticaret ahlakı çok önemli, dürüst iş yapmak,</p><p>Ahmet Alak: Tabi,</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Siz yılın ahisi seçilmişsiniz, nasıl oldu bu?<br />Ahmet Alak: Millet onu bilmiyor ki, benim müşterimin hepsi özeldir. Bir kere geldi mi bir daha başka yere gitmez. Adana&#39;da olsun, hep göç olmuş ya, ben 9 senede Adana&#39;da dükkan açıp çalıştım. Sonra buraya geldim şimdi bir oğlum oradadır, fabrikatör orada.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu meslekte konfeksiyon, hazır kalıp yapıyorlar ya ceketi, pantolonu, yani siz böyle elle yaptığınızla o fabrikasyonu karşılaştırdığınızda ne demek istersiniz yani insanlar neden buraya gelip te elde dikilen elbiseyi tercih ediyor?</p><p>ŞİMDİ BEN BİR YERDE BİR MODEL GÖRDÜĞÜM ZAMAN KAFAMA YAZIYORUM, KALIBINI KESİP KALDIRIYORUM, BİR GÜN BAKARSIN LAZIM OLUR. </p><p>Ahmet Alak: Şimdi o ayrıdır, bazen konfeksiyonu giyemiyorlar, ben her şeyi dikiyorum ama ceket dikmiyorum. Benim ki yöresel kıyafetler, şalvarların modelleri değişiktir, yelekler değişiktir. Yaşlısı var, genci var, düğünlerde giyilen kıyafetler var. Sanatçılar var, Nevruzda giyiyorlar. Ama sanat çok mühimdir, şimdi ben bir yerde bir model gördüğüm zaman mesela Hakkari&#39;de değişik bir model giymiş, hoşuma gider onu dikmesem olmaz. Kafama yazıyorum, kalıbını kesip kaldırıyorum, bir gün bakarsın lazım olur. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu sanatçılardan ünlüler var mı müşteriniz, gelip elbise isteyen alan?<br />Ahmet Alak: Düğünlerde Kürtçe şarkı söyleyenler var. Ama öteki sanatçılar yok. Düğünlerde davul zurna çalanlar var, ağalar var, şimdi bir kumaş var bende, onu Hindistan&#39;da yapıyorlar onu Irak&#39;tan getirttik. O da aynı Şal u Şepik gibi tiftiktir. Diktiğimiz zaman birisi ellemese Şal u Şepik der. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu kumaş neden bu kadar pahalı?</p><p>Ahmet Alak: Şimdi bu kumaşa neden pahalı diyorsun da dokumaya gelmeden bu ip bir ayda oluyor. 2-3 ay bir Şal u Şepik le uğraşıyoruz, kurtarmıyor da, pahalıdır ama hep el dokumadır. Şimdi eski Siirt battaniyesi var mı, gittim birisinden aldım, 50 senelik olanın tiftiği nerde bunun ki nerde. Uşağın tiftiği, ipi makinede yapıp getiriyorlar. Eskiden burada kadın Koçerler vardı, taşla yapıyorlardı.<br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dunya-nin-her-yerinden-aranan-_1652795624_An37Cx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyanın Her Yerinden Aranan  Siirt'li  Terzi: Ahmet Alak Usta ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dunya-nin-her-yerinden-aranan-_1652795624_An37Cx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Müziğin Felsefesini yapan  Zurna Ustası Oktay Dursun]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/muzigin-felsefesini-yapan-zurna-ustasi-oktay-dursun/70129/</link>
            <description><![CDATA[Yolunuz Tokat'a düşerse  yıllar önce kurumaya bıraktığı onlarca kiloluluk ağaçları kucaklayıp tornanın başına  götürüp şekil veren onları yöresine göre insanın ruhuna üflenen  çeşit çeşit zurnalar haline getiren Oktay Dursun'a bir uğrayın. Karşınızda yalnızca  müzik aletleri yapan bir usta değil bir  müzik felsefecisi bulacaksınız. www.esnafhabertv.com'un ustalar konuşuyor programına konuk olan Oktay Dursun'un  fotoğraflarını  Fehmi Çalmuk çekti.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/muzigin-felsefesini-yapan-zurna-ustasi-oktay-dursun/70129/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Fri, 13 May 2022 17:07:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ESNAFHABERTV.COM: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ustam?</p><p>Oktay Dursun -Tabii ki, öncelikle Hoş geldiniz. İsmim Oktay Dursun, 8.24.1977 doğumluyum. Bu mesleğe annemin babası rahmetli oldu, Duran Atılgan&#39;dan aldım. Tabirde hata olmasın Zurnacı Duran diye adlandırılan bir ustaydı. İlkokuldan çıktıktan sonra girdim bu işe, dedemin teşvikiyle, yapacaksın oğlum, güzelsin oğlum tabii ki motive ederek, bir yerlere geldik. 6-7 sene bilfiil kalfalığım sürdü. Askerden geldikten sonra 3 sene sonra rahmetli oldu. Bilfiil bu işin içine girdim. İyi bir ustaydı, iyi bir öğreticiydi. Dedem olmasından gurur duyuyorum. </p><p>BUNU GURURLA SÖYLÜYORUM. AMA DEDEM TELLİ ZURNAYA VERMİŞTİ ÖMRÜNÜ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Dedenizle böyle ilginç, size mesleği öğretirken, meslek ahlakı açısından, ustalık açısından, verdiği nasihatler nelerdi, yaşadığınız ilginç hik&acirc;yeler size verdiği dersler?</p><p>Oktay Dursun -Tabi, bunu da şöyle özetleyeyim. Dedemin bakış açısı işini seven kalite üretir, kalite üreten dünyayı yönetir, diye bir başlıkla çıkmıştı. Dedem Tokat telli zurnasında çok iyi bir ustaydı. İnanılmazdı, yani bir asır sonrası da gelmeyecek, bir asır öncesi de yoktu ki ben onun torunu ve çırağı olmama rağmen, bunu gururla söylüyorum. Ama dedem telli zurnaya vermişti ömrünü, yani bir Sivas, bir Erzincan veya başka bir bölgenin veya Ege zurnasından zayıftı. </p><p>DEDEM USTAM &ldquo;SOYUMUN YÜZ AKISIN, HER BÖLGEYE ZURNA YAPABİLECEK KAPASİTEDESİN&rdquo; DEDİ. YA YÜZ KARALIĞI ?</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela siz ustalığa ne zaman adım attınız? Bu dükk&acirc;n ne zamandan beri var?</p><p>Oktay Dursun -2002 Mart 26 dedemin vefatıyla her şey bana kaldı. Yani o zamanlar tabi ağaç nasıl gelir, ne zaman kesilir bu konularda tecrübem vardı ama o kadar değildi. Ama iş başa düşünce, her şeyinizle tamamen sahadasınız. Sahada olmak tabii ki güzel bir şey, tecrübe, tecrübe zamanla. Dedemle unutamayacağım bir şey, dedem dedim ya iyi bir ustaydı. Dedem, dedesinden devralmış. Bizde babadan oğula geçmemiş, dedem annemin babası, onun da annesinin babasından geldiği söyleniyor, tabii ki görmedim. Yine diyorum, telli zurnada alternatif çıkmadı, çıkmayacak ustalıkta. Dedem, Allah rahmet eylesin, dedemin işe bakış açısı farklıydı. İyidir, kötüdür tartışılır veya tartışılmaz bilemem ama bir gerçek var, iyi bir ustaydı. Ne zaman buraya gelsem, ne zaman bir telli zurna özel siparişi alsam, dedemle konuşurdum. Dedemle unutamayacağım en büyük anım, dedem düğüne gidecekti, düğünlere gidip çalıyordu dedem aynı zamanda, o yüzden çok iyiydi. Bir gün burada aynı mek&acirc;nda, değişen bir şey yok, dedem otururken yanından geçiyorum, kolumdan tuttu. Dedem solak çalışıyor ve kuvvetli bir insandı. Dedem bana dedi ki sen soyumun yüz akı olacaksın. Sağ ol dede dedim. 2-3 dakika geçti, sen soyumun yüz karasısın derdi bana. Ya dede karar ver, yüz akı mıyım, yüz karası mıyım? Dedem dedi ki yüz aklığın şuradan gelecek Oktay, ben deden, ustan, biz telli zurnada çıkabileceğimiz en üst seviyelere çıktık. İkimizde, ustamda bende düğünlere gidiyor, çalıyorduk. Senin yüz aklığın, sen her bölgeye zurna yapabilecek kapasitedesin dedi. Ne demek bu dedim. Yani bir Kırıkkale&#39;den zurna siparişi geldiğinde istemeyeceksin, Sivas&#39;tan geldiğinde istemeyeceksin, Ege&#39;den veya Erzincan&#39;dan sipariş geldiğinde istemeyecek kapasite var sende dedi. Tabi bu 99 tarihleri falan, doğru mu ama o şartlarda da pekiyi değildim. Zaman gösterdi, dedemin dediği çıktı. Yüz karalığın da dedi, biz zurna çaldık. Dedem de bende, 3.göbeksin sen soyda dedi. El verdiğim kişi sen olacaksın dedi. Sen zurna çalamıyorsun, yüz karalığın buradan geliyor dedi. Ve nitekim bugün yine ruhu şad olsun, bugün bakıyorum da dedem gerçekten haklıymış. </p><p>2026 YILINA HAZIRLIK YAPIYORUM</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu telli zurna dediğin nedir? Yani göstererek anlatır mısın?</p><p>Oktay Dursun -Burada yapılan her zurna ağaçlar için geçerli, kütük olarak getiririz, çiviyle yararız. Çiviyle yarmamızdaki sebep te bazen kabuk altı ağaçta büküklük olur. Buna halk dilinde, Anadolu dilinde burgaç diye adlandırılır. Kesinlikle tercih etme ve kullanma şansın söz konusu bile olmaz bu ağacı. Ama ağaç, bahçenin yüzünü alıyorsunuz içinden çıkıyor, odun ediyoruz. Ağacı hızardan geçirdikten sonra kaba halde, şu elimde tuttuğum kara erik, bahçe kara eriği, 20 aylık falan, ağacın kurtardığı boy, bazen ağacın bedeni 1 metre gelir, bazen 80 gelir bazen 1.30 gelir. Ebata göre kesersin. Yani şu mesela hem Tokat, hem Sivas tipi için ideal bir ağaç. Biçtikten sonra tutkallarız, hızar talaşını üstüne serperiz, kurusun diye, bu şekilde kaldırırız. 20 ay bekledikten sonra ana kordon deliği diye adlandırdığımız girişi burası, deliğini deleriz. 20 aydan sonraki pozisyon, ağacın yüzünü sıyırırız, tutkalını falan kaldırırız, güneşe çıkartmamak kaydıyla, bazen ağacın boyu 55, bazen 50 yani duruma göre değişebiliyor, pozisyonuna göre, galak kısımlarını geniş bırakırız. Alacağımız sipariş doğrultusunda ağacın boyunu keseriz, 47 altı ya da 48-50 alacağımız sipariş doğrultusunda yol alırız. Telli zurnanın ayrıcalık ve özelliklerinden biri, mesela bu elimde tuttuğum bir telli zurna, şu kargacık diye adlandırıyoruz bunu, bölgeden bölgeye ismi değişir. Zurnanın siparişini aldıktan sonra elimde tuttuğum delikli zurna, zurnanın çekimini yaparız sonradan, müşteri ince mi ister veya telli zurna tabiriyle karınca belli, kız belli diye adlandırdığımız, şu şuan örnek veriyorum, düz bir modeli, yani fiziken karakteri yoktur, karakter meselesi yoktur. Zurnayı yaptıktan sonra cilasını vururuz, gomalak cila, natürellik tabi her şeyden önce ön planda, zurnanın telini çekeriz. Dil diye adlandırdığımız bazen şimşir bazen abanoz bazen daha değişik ağaçlar da kullandığımız oluyor. Telli zurnayı yaptıktan sonra bazen müşterilerden şöyle bir şik&acirc;yet oluyor, telinde gevşeme oluyor. Bu telli zurnanın kaderinde vardır. Kuruduğu zaman gevşer, ıslandığı zaman düğün esnasında gerilme yapar. Bu da sıralamasından kaynaklıdır. Şöyle bir soru işareti de olabiliyor. Acaba usta ağacı yaş mı yaptı, hayır, yaş ağaç çalışma gibi bir şansımız yok. Kapıda ağaç bedenlerimiz var, örnek veriyorum 2026 yılına hazırlık yapıyoruz. Yani dinlendirerek gelmek zorundayız. Bizi biz yapanlardan biri de bu, ağaca fazla ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü şuan 10 yıllık ağaç stoku mevcut. </p><p>BİR TELLİ ZURNANIN ÖMRÜ 20 SENE NET VARDIR. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Normal zurnalar telli değil, bunun telli olmasının sebebi nedir?</p><p>Oktay Dursun -Telli olmasının sebeplerinden biri ağaçta yarılma oranı çok düşüktür. %5-6 gibi bir oran oluyor, bu da imalatçının hatasından kaynaklı olan bir şeydir. Ağaç ta yaştır, rutubet oranı, nem oranı biraz fazla olduğu zaman yarılma yapabiliyor. Yarılmasın diye zurnayı telliyoruz. Diğer zurnalardan ağırlığı mevcuttur. Ses tonu da mahal anlamda kız sesi diye adlandırılır. Kara ses olarak fa diyez, sol, gibi bu aralarda gidiyor. Önceden fa idi şimdi boylar düştü. Zurnaya, ağaca sahip çıkması içindir. Bir telli zurnanın ömrü 20 sene net vardır. Bakımına göre de değişiyor tabi.</p><p>İŞİNİ SEVEN KALİTE ÜRETİR, KALİTE ÜRETEN DÜNYAYI YÖNETİR </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bunu çalan ustalardan size nasıl dönüşler oluyor? Bu zurnaları dinleyen insanlardan dönüş oluyor mu?</p><p>Oktay Dursun -Şöyle izah edeyim, en başta da anlattım ya, işini seven kalite üretir, kalite üreten dünyayı yönetir diye, örnek veriyorum, bir bölgeye zurna yaparsın mesela Ordu&#39;ya, Ordu&#39;da çalan arkadaşlar yan yana gelir, sesini dinler, bir bakar veya bu Ordu değil de İstanbul&#39;da veya İzmir&#39;de, burada dinlerler. Dinledikçe hangi ustanın yapımı? Oktay. Beğenirler, sipariş gelir. Ha yaptığımız ürünlerde bazen </p><p>YÖRENİN TAVRI, YÖRENİN EZGİLERİ HANGİSİYLE TAMAMLANIYORSA O ZURNA İYİDİR. AKSAKLIK TA OLABİLİYOR Kİ MALIMIZIN ARKASINDA DURMAK ZORUNDA KALIYORUZ TABİİ Kİ. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela bu zurnalar içinde ses bakımından sence Türkiye&#39;de insanların en çok beğeneceği, düğünlerde en çok çalınan zurna hangisi?</p><p>Oktay Dursun -Şimdi bu da yöreye göre değişen seslere sahip. Mesela, Ege yöresi, Ege&#39;de yörenin tavrı olduğu için, Efe Zurnası diye adlandırdığımız bu zurna. Ege&#39;ye bu zurnayı yollamış olsanız mümkün değil. Yörenin tavrı, yörenin ezgileri hangisiyle tamamlanıyorsa o zurna iyidir. Mesela, Tokat&#39;ta bu zurnanın kullanım alanı sıfırdır. Ama telli zurnayı yine süs için alanlar oluyor, bakan oluyor, fizikine, karakterine ama seslerinin hiçbiri birbirini tutmuyor. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki, siz yaptığınız bir zurnanın çalındığı bir düğüne gittiğinizde neler hissettiniz?</p><p>Oktay Dursun -Ya tabii ki gurur verici, onur verici bir şey, gidiyorsunuz, ustayla karşılaşıyorsunuz, selamünaleyküm, aleykümselam, usta herhangi bir sıkıntı var mı, yok usta, işin gücün rast gelsin. Böyle kelimeler tabii ki iş için motive ediyor. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: İnsandaki etkisi nasıl bu zurnanın?</p><p>Oktay Dursun -Şimdi duygulu bir anında dinlersin, oturur ağlarsın. Neşeli bir gününde dinlersin, oynarsın. Yani bu insandan insana, bölgeden bölgeye değişen bir figür mü diyelim, tabir mi diyelim bilemiyorum. </p><p>ÇOK İYİ BİR DAVULCU, ÇOK İYİ BİR ZURNACI YAN YANA GELDİĞİNDE BOCALAYABİLİYOR.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Zurnada peşrev olmaz derler, duydunuz mu?<br />Oktay Dursun -Şimdi bazı şeyler rivayettir, onu da şöyle özetleyeyim ben, özür diliyorum tabirde hata olmasın. Sinek mundar değil, mide bulandırır kelimesinden yola çıkıldığında sineğin mundar olmadığı beyan ediliyor. Mundar olmayan her hayvan dinimizce yenir. Ama sinek yenmiyor. Ustasından ustasına, eğitmenden eğitmene değişebiliyor bazı şeyler.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu zurna çalanlarla davul çalanlar arasında bir uyum bazen oluyor bazen olmuyor. Zurnanın kalitesini biraz da o uyum mu gösteriyor davulcuda?</p><p>Oktay Dursun -Şöyle izah edeyim onu da, atıyorum 5-10 sene yol almış bir davulcu bir zurnacı, birbirini tamamlamış, açığını kapatabiliyor. Şimdi çok iyi bir davulcu, çok iyi bir zurnacı yan yana geldiğinde bocalayabiliyor. Yani örnek veriyorum, Çorum&#39;dan çok iyi bir üstat, iyi güzel bir davul çalan, ritimci bir arkadaşımız gelse, yörenin bazı tavırları oluyor, Tokat&#39;la, Reşadiye tavrı birbirini tutmaz. Zurna tavrı bile tutmuyor. Aynı telli zurna ama tutmuyor. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şimdi bu zurnanın yurtdışında yayılma durumu var mıdır, olur mu, yurtdışında tutar mı ya da var mı meraklıları?</p><p>Oktay Dursun -Tabii ki gurbetçilerimiz hat safhada, 30-40 tane kadar çıkışını yaptığımız oluyor. Mesela bir Erzincanlı üstat veya bir Sivaslı üstat, Messenger üzerinden irtibata geçiyoruz, istediği özellikleri sayıyor veya davul olabiliyor. Yabancılardan da alan, mesela geçen Avustralya&#39;ya gönderdim, Kanada&#39;ya gönderdim. Belçika&#39;da var, Irak, İran kökenli çalan icracılar var. Tunuslular var. Yani kendi bölgelerinin tavırları var, onların resimlerini çekiyorlar, seslerini dinletiyorlar, belli bir yere getirebiliyoruz bunu. Gurbetçi çalan üstatlarımız, arkadaşlarımız da mevcuttur.</p><p>HAYATTA EN NAMLI İLİŞKİ, USTA ÇIRAK İLİŞKİSİDİR.</p><p> ESNAFHABERTV.COM: Ahilik kültüründe usta çırak ilişkisi önemli, ustanın çırağa öğretmesi, tabi bir meslek ahlakı görecek, Ahiliğin özelliği o, sakat iş yapmayacaksın. Hani pabucu dama atılmak deyimi var ya Ahilik&#39;ten kalma bir deyim. Adam kötü bir iş yapmışsa hemen onun pabucunu dama atıyorlar, ustalık yapamaz artık diyorlar. Bu konuda neler söylemek istersin?</p><p>Oktay Dursun -Şöyle özetleyeyim, sene 95 veya 96, Portekizli bir araştırmacı gazeteci yazar gelmişti buraya, bizim resimlerimizi çekti. Bize resim gönderir misin dedim, tercümanı vardı. Ok dedi, aradan 2-3 ay geçti, rahmetli dedem sandalyede oturuyordu, dizimi yere koydum. Dedem elini omuzuma atmıştı, resmimizi çekmişti. Resimler gelince arkasında İngilizce mi bilemiyorum, g&acirc;vurca bir yazı yazıyordu. Rahmetli dedem dedi ki, Oktay bunun arkasında ne yazıyor, Valiliğe Turizme götür de Türkçesini öğrenelim dedi. Arkasında şöyle ilginç bir yazı yazıyordu, hala bende duruyor resim. Hayatta en namlı ilişki, usta çırak ilişkisidir. Kralla, prense saygılarla yazmıştı. Dede böyle yazmış dedim. G&acirc;vuru görüyor musun dedi, 40 yıl düşünsek bizim aklımıza gelmez, g&acirc;vur dersin değil mi dedi.<br /> <br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/muzigin-felsefesini-yapan-zurn_1652450862_BVxNCH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Müziğin Felsefesini yapan  Zurna Ustası Oktay Dursun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/muzigin-felsefesini-yapan-zurn_1652450862_BVxNCH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mesci Mamoş: Dürüst Olacaksın, Olmazsan Kaybedersin]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/mesci-mamos-durust-olacaksin-olmazsan-kaybedersin/70062/</link>
            <description><![CDATA[www.esnafhabertv.com'un "Ustalar konuşuyor" programına konuk olan Mamoş lakaplı Mehmet Kuşdoğan'ın sesi eklenince muhabbete diyecek olmaz. Ahilik muhabbet demektir.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/mesci-mamos-durust-olacaksin-olmazsan-kaybedersin/70062/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Thu, 05 May 2022 12:23:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya&#39;ya yolunuz düşerse kunduracılar çarşısında Mesci Mamoş&#39;a uğrayın...Mesh ve yemeni üreten Mesci Mamoş&#39;un sohbetine doyamayacaksınız.</p><p>Bir de sohbete Mesci Mamoş lakaplı Mehmet Kuşdoğan&#39;ın sesi eklenince muhabbete diyecek olmaz. Ahiik muhabbet demektir.</p><p>www.esnafhabertv.com&#39;un &quot;Ustalar konuşuyor&quot; programına konfuk olan Mesci Mamoş lakaplı Mehmet Kuşdoğan&#39;ı ziyarete Malatya  Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Evren ve Malatya Ayakkabıcılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Bülent Karakoç da teşrif etti. </p><p>Mesci Mamoş lakaplı Mehmet Kuşdoğan&#39; &quot;Daima dürüst olacaksın&hellip;Dürüst doğru bir şey yapacaksın. Yanlış bir şey yaparsın kaybedersin. Ben ustamın ayağının etrafını süpürürdüm. Temiz görünsün, pis görünmesin diye&quot; diye konuştu. </p><p>Sektörün giderek kayşbolduğunu belirten Mesci Mamoş, çırak bulmakta zorluk çektiğini belyirtirken  &quot;Çırak geliyor şimdi  ne kadar vereceksin diyor. Ne vereceksin diye başlarsa o işi belleyemez. Ben 15 sene çırak çalışmışım&quot; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mesci-mamos-durust-olacaksin-o_1651743101_ClUtbX.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mesci Mamoş: Dürüst Olacaksın, Olmazsan Kaybedersin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mesci-mamos-durust-olacaksin-o_1651743101_ClUtbX.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalaycılık Öldü Diyenlere İnsanlığı Yeter]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/kalaycilik-oldu-diyenlere-insanligi-yeter/70028/</link>
            <description><![CDATA[Kimileri kalaycılık mesleğinin öldüğünü düşünebilir ancak bu haberi  okuyup videoyu izlediğinizde Arapgir'li Mevlit Kızılbağ'ın bağları ve bahçeleri olmasına rağmen dükkanını ısrarla neden açık tutarak insanlığın ölmediğini öğreneceksiniz. ne diyelim 'Helal sana be Usta'
esnafhabert.com'un özel röportajı]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/kalaycilik-oldu-diyenlere-insanligi-yeter/70028/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sun, 01 May 2022 10:06:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dile kolay 1960  darbesinin olduğu gün 14 yaşında kalaycı ustası Basri Odabaşı&#39;nın yanına çırak olarak giren Mevlit Kızılbağ, darbenin acısının halen iliklerine kadar hissediyor: </p><p>&ldquo;Kalaycılığa14 yaşında başladım. 60 İnkılabında başladım. Cuma günü darbe oldu. dükkanları saat 11&#39;de kapattırdılar. Coplarla kapattırdılar. Cuma namazını kıldırmadılar yani Arapgir&#39;de o zaman. İnkılap oldu, hükümet yıkıldı tabi o zaman, yani öyle hayatlar yaşadık. İşte Menderes&#39;i birkaç sene sonra astılar. İş elime yakışmış, usta olmuştum.  Aynen devam ediyor.&rdquo; </p><p><strong>KALAY KOLAY KOLAY ÖLMEZ</strong></p><p>Çocuklarının kalaycılığı tercih etmediğini söyleyen  Mevlit Kızılbağ &ldquo;Ustam Basri ustaydı, Basri Odabaşı.9 sene çalıştım, askere gittim, geldim, açtım dükkanı. Basri ustanın yanında, devamlı orada çalıştım. Askere gittim, geldim, ortak olduk. Ondan sonra ayrı dükkan açtım, şahsıma ait işyeri. Çıraklar yetiştirdim ama hepsi vazgeçtiler, yapan yok yani benden başka. Biz işte bu meslekle haşır neşir olduk.&rdquo; Derken kalaycılıkla iliği şunları söyledi:</p><p>&ldquo;O zamanlar bakır kap çoktu, meslek geçerliydi. Oonun temizlemesi var, ocakta ızdırıyorsun, kalaylıyorsun onun faydalı tarafları çok. Bakır kabı kalaylamazsan zehirler, insanı öldürür. 5-6 senede bir, yani kıymetsiz o ne kadar kullanırsan kullan kalay ölmez. Şimdi bitti. Çeşitli çelik eşyalar çıktı, alüminyumlar, şunlar bunlar, öldü meslek. Yani bir kıymeti kalmadı ama bakır tabii ki kıymetli, altınla aynı ayar gidiyor. Kalayı İstanbul&#39;dan getirtiyorduk yine aynı İstanbul&#39;dan başka yerde yok. Bu hükümet malı, devlet döküyor, hilesini hurdasını neyse yapıyor ama devlet kanalından oluyor yani bu dışarıdan geliyor, gemilerle geliyor kalaylar, kalay tüccarları var, alıyorlar banka döküyor, bunlara teslim ediyor. Mesela şuan bizim kullandığımız kalay Naci&#39;nin. Naci isminde bir tüccarın kalayı&rdquo;</p><p><strong>HEP ARAPGİR...MEMLEKETİMİZ NİLYE TERK EDELİM Kİ ?</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Hep Arapgir&#39;de mi yaptın bunu?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Hep Arapgir, benim için başka yer yok.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Gidemedin mi, yaşayamam mı dedin Arapgir dışında?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Yaşardık ama gitmedik, terk etmedik, memleketimiz, niye terk edelim ki. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Sen memlekete baktın, memleket sana baktı mı?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Burası baba vatanı, malımız var, mülkümüz var işte burada haşır neşir olduk.</p><p><strong>ÜZÜM BAĞLARIM VAR BENİM </strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Kalaycılığın dışında var mı başka geçim kaynağın?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Var tabii ki, üzüm bağlarım var benim, onlarla uğraşıyorum. Çocuklar çalışıyorlar. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Ne yaparsın üzümden, pekmez?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Yok, pekmez değil bizimki hep sofralık. Siyah üzüm, Arapgir&#39;in üzümü meşhurdur. Bilmeniz lazım. Şimdi piyasada üzüm 1 liraysa, bizimkisi 2 lira. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Özelliği nedir?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Özelliği tadı başka, üzerinde siyah bir duman oluyor, hiçbir yerde olmuyor mesela biz buradan çubuğunu İstanbul&#39;a gönderiyoruz, bizim üzüme benzemiyor. Ankara&#39;da var, hiç benzemez. Ben Malatya&#39;ya giderim, Malatya&#39;da bile olmaz. Allah tarafından işte buranın ki öyle oluyor. </p><p><strong>KALAYCILIKTA GÖNÜL EĞLİYORUM</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela dükkan üzümü alır mısın burada?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Yok ya ne dükkanı, benim bağım çok, bizim geçim oradan, şimdi kalaycılıkta bir şey yok. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Ama kalaycılığa da devam ediyorsun?</p><p>Mevlit Kızılbağ: Ya dükkana geliyorum, gönül eyliyorum. Namazımı kılıyorum, geliyorum, ekmek alıyorum,  Ben bu işi Allah rızası için yapıyorum. Yoksa bunun parası için  değil. Başka kimse yok ya&hellip;. Ya Malatya&#39;ya gidecek. Elazığ&#39;da kalmış 1 kişi var sırada 2 kişi başka yok&hellip;Yani benim ihtiyaçtan dolayı yapmıyorum kalaycılığı&hellip;</p><p><br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kalaycilik-oldu-diyenlere-insa_1651388795_pbsJrq.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalaycılık Öldü Diyenlere İnsanlığı Yeter ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kalaycilik-oldu-diyenlere-insa_1651388795_pbsJrq.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolonyaya Kadın Eli: Yalova kolonyası]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/kolonyaya-kadin-eli-yalova-kolonyasi/70027/</link>
            <description><![CDATA[Yalova Kolonyalarının hikayesi aslında Yalova'nın il olma serüveninin en önemli hikayelerinden biridir. Birbirinden  farklı kokuda ve isimdeki  kolonyalar belki de Yalova'nın farkını da ortaya koyuyor. www.esnafhabertv.com'un bu röportajını okuyup videosunu seyrettiğinde 12 yaşından bu yana babasının yanında bu işe başlayan Arzu İnan Dilsizoğlu'nun anlatımıyla babadan evlada kalan mirasın yalnızca dükkan olmadığını ahilik geleneğinin nasıl da yaşatıldığına şahit olacaksınız.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/kolonyaya-kadin-eli-yalova-kolonyasi/70027/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sun, 01 May 2022 08:25:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong> 32 YILDIR  YALOVA GECELERİNİ  SATIYORUZ</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Kolonyanın adı nedir, marka, bize tarif edebilir misiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Yalova Geceleri, 1990 yılında satışa sunduğumuz, babamın 3 yıl üzerinde Ar-ge yaparak 90 yılında satışa sunduğu ama 95&#39;te iyi sonuçlar alarak, 95&#39;e kadar satış yapıp, 95&#39;te marka tesciliyle birlikte, 95&#39;ten beri ürünümüzü satıyoruz. </p><p><strong>HEP BABAMI İZLERDİK, GÖREREK DAHA İYİ ÖĞRENDİK</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Siz çocukluğunuzda dükkana gelir miydiniz? Burada mıydı dükkan gerçi bilmiyoruz ama o çocukluğunuzdan bize bahseder misiniz? Babanız bu işi yaparken siz ne yapardınız, o günlerden biraz bahseder misiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Aslında hep içindeydik yani içine doğduk. Bu dükkan değildi, bu bulunduğumuz dükkanda 40 yıldır buradayız. Biraz daha yakın bir bölgedeydi, orada babam üretirken hep babam 'beni izleyin derdi. Ben size bir şey anlatmayacağım, siz benim sürekli arkamda olun, bir gölge olun, bu şekilde daha iyi öğrenirsiniz, görerek daha iyi öğrenirsiniz&#39; derdi. Çocukluğumuzda hep babamla birlikteydik zaten. Satış aşamasında, üretim aşamasında, </p><p><strong>BABAM YALOVA&#39;NIN İSMİNİ DUYURMAK İSTEDİ</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela okulda arkadaşlarınızdan bir farkınız var mıydı, kolonya götürme gibi ya da sunma gibi, arkadaşlarınızın öyle bir ilgisi olur muydu?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Onlarla birlikte büyüdüğümüz için onlarda işin içindeydi aslında, arkadaşlarımızda bizimle birlikte çalışıyordu zaman zaman, satış kısmında, kendimiz böyle işyerinin önünde küçük sepetler yapıp satış yapardık. Kendi paramızı kazanmaya çalışırdık yani, o çok zevkli gelirdi bize küçücük paralar, o şekilde ama tabi arkadaşlarımız arasında bir farklılığımız oluyordur. Çünkü Yalova&#39;da başka bir kolonya üreticisi de yoktu. İlkti, babam 1960 yılında Kemal İnan, Trabzon&#39;dan Yalova&#39;ya geliyor, kolonya işini, burada o zaman çok az bir esnaf var, bu işe, üretime başlıyor. Yalova&#39;nın adına hiçbir şey yok, Yalova ile ilgili hiçbir şey yok. Yalova Gecelerini, Geceleri ismini de dikkat çeksin diye koyuyor. &#39;Yalova&#39;nın adı duyurulsun, hem de Gecelerini koyalım da dikkat çekici bir isim oldun&#39; diye Yalova Geceleri ismi konuluyor. 7 çeşit esans var içerisinde, sadece ismi değil, sadece isimle kalamazsınız zaten, beğenilmeseydi, ikisi bir bütün. Hem isim hem ürün. İkisi de çok beğenildi, dikkat çekti, bugüne geldik. </p><p><strong>İNSAN KAZANMAK ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞEY</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Yalova ile özdeşmiş bir marka olmuş?  </p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Yalova&#39;yı çok seviyorum. Yalova&#39;ya kattıklarımızı seviyorum. Yalova&#39;nın bize kattıklarını seviyorum. Sadece maddi anlamda değil, maddi kazançtan bahsetmiyorum, insan kazanmak çok önemli bir şey. Yalova Geceleri ile birlikte, Yalova&#39;nın adını duyurmaktan gurur duyuyoruz. </p><p><strong>DÜRÜSTLÜK ÖN PLANDAYDI, KALİTEDEN ÖDÜN VERMEYİN DİYORDU</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki, babanızın bu markayı oluşturma süreçlerinde nelere şahit oldunuz, özellikle size verdiği nasihatler var mıydı ya da sizin oradan gördüğünüz aldığınız, terbiye, ticaret ahlakı bunlarla ilgili neler söylemek istersiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Tabi dürüstlük ön plandaydı her zaman babam için, ahlaklı çalışmamızı söylüyordu yani iş ahlakı çok önemli, &#39;hiçbir zaman kalitenizden ödün vermeyin&#39; diyordu. Bu konuda hiç ödün vermedi kendisi de, bizde aynı çizgide devam ediyoruz. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela annenizin desteği nasıldı? Anneniz ev hanımıydı herhalde?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Evet, babama hep destekti. </p><p><strong>BABAM OLMADIĞI ZAMAN ANNEM DÜKKANI İŞLETTİ</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Baktığınızda markanın tüm oluşum süreçlerinde özellikle babanızın vefatından sonra mı yoksa öncesinde mi işi aldınız? Bu süreci anlatır mısınız? Dükkanı komple sizin işletmeniz, işleri devralmanız ne zaman oldu, nasıl oldu o süreci anlatır mısınız?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: 2010 yılına kadar hep babamla birlikte, kardeşlerimle beraber çalışıyordur. 2010 yılında babam rahmetli oldu, ondan sonra işi devralıp biz devam ettik. Annem tabii ki destekçiydi her zaman hatta babam eskiden böyle dağıtıma giderdi. Kamyonumuz vardı, büyük bir kamyonumuz, onunla tüm Türkiye&#39;yi gezerdi. Babam gittiği dönemde annem işyerinde dururdu. O şekilde destek oldu. Bize de her zaman duacı bir insandı, çok duacıydı. Allah rahmet eylesin. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Evet Arzu hanım, bu Ahilik bağlamında özellikle firmanızda ustalık çıraklık ilişkiniz onlarla ilgili neler söyleyebilirsiniz bize?</p><p> Arzu İnan Dilsizoğlu: Biz babamla usta çırak ilişkisi ile büyüdük. Her zaman dürüst olmayı, güzel ahlaklı olmayı, kaliteden hiçbir zaman ödün vermemeyi öğretti. Bu da Ahilik çerçevesi içinde olan bir gelişim diyelim. </p><p>K<strong>AYBEDEREK DEĞİL DAHA KAZANARAK GİTTİK</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bir bayan olarak ticaret hayatında yaşadığınız zorluklar, bir üreticisiniz aynı zamanda bu konuda neler yaşadınız, neler söylemek istersiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Aslında çok zorluk olmadı çünkü hazır bir tezgah vardı. Kemikleşmiş bir müşterimiz vardı. Onun üzerine biz bunu daha katarak gitmek istedik. Kaybederek değil daha kazanarak gittik. O yolda ilerledik. Beni çok zorlayan bir şey olmadı çünkü bu hamurla büyüdük, işin mutfağındaydık zaten. </p><p><strong>TÜM TÜRKİYE&#39;YE VE YURTDIŞINA DA, YALOVA GECELERİ ARTIK BİLMEYEN YOK.</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu kolonyanın Yalova&#39;ya kattıkları, hani bir marka yapılır da o marka üzerinde espri yapılır, şarkı yazılır, şiir yazılır, böyle bir etkisi vardır. Sizin markanız Yalova&#39;ya ne kattı, Yalova sizin markanıza ne kattı, neler söylemek istersiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Yalova Geceleri deyince insanlar farklı bir şey düşünüyor tabi, o biraz espri kısmı ama ben Yalova&#39;ya çok şey kattığını düşünüyorum. Bu anlamda da gurur duyuyorum. Yalova&#39;nın ismini biz kolonyamızla duyurduk. Tüm Türkiye&#39;ye ve yurtdışına da, Yalova Geceleri artık bilmeyen yok. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Peki bu eşinizin, ailenizin, çocuklarınızın işyerine katkıları neler, onlarla ilgili ne anlatmak istersiniz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Eşim bana çok destekçi, her konuda destekliyor. Hatta birlikte de çalışıyoruz. Emekli olduktan sonra beraber çalışmaya başladık. Yakın bölgelere dağıtım işiyle ilgileniyor. Büyük oğlum kimya mühendisliği okuyor, o inşallah daha farklı gözle bakarak daha ileri noktalara getireceğine inanıyorum. </p><p><strong>ALMANYA&#39;DAN ÇOK TALEP VAR</strong></p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela burada satış politikası olarak, internet veya dağıtım ağı burada nasıl durumdasınız?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: İnternet sitemiz var, kargoyla kapıda ödeme şeklinde çalışıyoruz. Her yere gönderiyoruz, yurtdışına çok gidiyor. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Dağıtım pazarlamayı nasıl yapıyorsunuz?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: İnternet sitemiz var. yalovaningeceleri.com.tr kargoda kapıda ödeme şeklinde gönderiyoruz. Instagram adresimiz var,  Yalova geceleri, facebook adresimiz var yine Yalovanın geceleri diye. Bu şekilde gönderiler var. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Böyle ilginç müşteri deneyimleriniz oluyor mu? Hayır dua eden veya ben şunsuz yapamam diyen?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Var, özellikle yurtdışından gelen müşterilerimiz, Almanya&#39;dan çok talep var, onlar o kadar alıştırmışlar ki, Alman komşularından bahsediyorlar. Parfüm gibi, onlara hediye götürüyorlar. Her sene gelip, alıp götürüyorlar, hediye götürüyorlar onlara. Onlardan çok iyi yanıt geliyor. </p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela bunu satın almak isteyen Yalova dışında, ne yapması lazım? Bilgi verir misiniz, nerden alınacak, nasıl alınacak? Mesela koklaması lazım değil mi? Mesela internetten alan bir ama Ankara&#39;da olan biri nasıl alabilir? Var mı oralarda?</p><p>Arzu İnan Dilsizoğlu: Şimdi bazı müşterilerimiz bizi arıyor, kokusunu bilmiyoruz, denemek istiyoruz diye, biz o zaman ücretsiz, küçük tester dediğimiz şeylerimiz var, onlardan kargoyla gönderiyoruz her çeşitten, sadece Yalova Geceleri yok zaten, Yalova Geceleri, Yalova Hatırası, Akdeniz Akşamları, Yalova Esintisi, Yalova Life, hepsi marka tescilli ürünlerimiz. Bütün ürünlerimizden gönderiyoruz, istediği ürünü seçiyor, genelde hepsi beğeniliyor zaten. Ama öncelik Yalova Geceleri,</p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yalova-nin-kokusunu-yasatan-ko_1651384359_EuM4x8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolonyaya Kadın Eli: Yalova kolonyası ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yalova-nin-kokusunu-yasatan-ko_1651384359_EuM4x8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Eruh'un Şal Şepik Kumaşı Dolar İle Yarışıyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/eruh-un-sal-sepik-kumasi-dolar-ile-yarisiyor/70020/</link>
            <description><![CDATA[Dünyaca ünlü  Şal Şepik kumaşına talepler arttı. Türkiye'de metresi 500 TL'ye satılan Şal Şepik  kumaşı yurt dışında metresi 150 ABD Dolarına satılıyor. Ustalar, Tarihi oldukça eski olan Şal Şepik kumaşının Eruh'tan giden ustalarının  Şal Şapik kumaşlarını üretip İngiliz Kraliyet ailesini yüzyıllar boyunca giydirdikleri ortaya çıktı.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/eruh-un-sal-sepik-kumasi-dolar-ile-yarisiyor/70020/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Sat, 30 Apr 2022 09:31:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünyaca ünlü tarihi şal şepik kumaşının imalatını Türkiye gerçekleştiren tek yer olan Siirt&#39;in Eruh ilçesinde Halk Eğitim Merkezi&#39;nin Müdürü Seyfettin Çelik, hedeflerinin her evde şal şepik tezgahlarının kurularak taleplere cevap vermek olduğunu  belirtti.</p><p>www.esnafhabertv.com&#39;un mikrofonlarına konuşan Seyfettin Çelik, eskiden cezaevi olarak kullanılan mekanın  şal şepik atölyesine tahsis edildiğini hatırlatarak &ldquo;İnsanların özgürlük beklediği bir mekanda şu anda s üretim yapmak onur verici bir durumdur&rdquo; dedi.</p><p><strong>İngiliz Kraliyet Ailesi&#39;nin Şal Şepik Ustaları Giydirdi </strong></p><p>Seyfettin Çelik &ldquo;Şal Şapik tam tarihi bilinmemekle birlikte insanlığın ilk yerleşim yerlerinden biri olan Mezopotamya topraklarında ilk dokunan kumaşlardan biri olarak bilinir&rdquo; Seyfettin Çelik &ldquo;Bundan 500-600 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu bölgeden Hollanda&#39;ya göç eden Süryaniler devletin onları sağlamış olduğu imkanlarla orada tezgahlar kurup bu Şal Şapik kumaşlarını üretip İngiliz Kraliyet ailesini yüzyıllar boyunca giydirmişler&rdquo; diye konuştu.</p><p>Seyfettin Çelik şöyle konuştu:<br />&ldquo;Yüzde 100 keçi kılından üretilir Hani onun yönünden üretilen kumaştan da var ama %100 tiftik kumaş üretilmiyor.   Şal Şapik çarşaf kumaşı aynı zamanda çok zahmetli bir dokuma ve değerli bir dokuma olmasının sebebi yazları serin kışları sıcak tutması yani kumaşın böyle bir özelliği olması. bu kumaş en   Eskiden kök bayanlarla hazırlanırdı Günümüzde hem kök boya hem de normal boyalar kullanılmaktadır. Ama orijinali kök boya ile boyanması lazım.&rdquo;</p><p><strong>Bir ceket kumaşı 7 Bin TL</strong></p><p>Bugün 2022 yılındaki fiyatları metre başı 500 liradır. Yurtdışında metre fiyatları 100-150 ABD doları arasıdır. Bir kumaşın hazırlanışı 15 gün gibi bir süre ister.15 gün içerisinde Yani bunun hazırlanışı var bunun ipini maliyeti var pahalı bir kumaş değil. Tamamen el emeği göz nurunun ve doğal bir kumaş Bu kumaştan ceketler erkekler için özellikle ceketler yelekler bayanlar için tunikler yine etekler üretiliyor. Üretilen kumaş 32 ile santim arası değişiyor: Bir erkek ceketi yaklaşık  12 metre kumaştan dikiliyor. Biri ceketin kumaş maliyeti kesin maliyeti 6000-7000 lira arasında değişmektedir. </p><p><strong>Taleplere yetişemiyoruz</strong><br />Seyfettin Çelik, yurt içinden ve yurt dışından gelen yetişemediklerini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p>&ldquo;Modacılardan talep var şu andaki tek sıkıntımız  modacılar yetecek kadar üretimimizin olmaması. Bunun için de çalışmalarımız sürmektedir. Takdir edersiniz modacıların istediği aylık en az en az 1000 metre kumaş bizim şu anda o kadar yani o kadar üretmemiz bu kadar yok. Bu nedenle  büyük fabrikalarına kumaş veremiyoruz. Hedefimiz her eve bir tezgah kurulmasıdır. Özellikte ev hanımıların bu işi evde sürdürmesi ve aile bütçelerine katkıda sağlanmalarıdır.&rdquo;  <br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/eruh-un-sal-sepik-kumasinin-me_1651304504_oV89Am.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Eruh'un Şal Şepik Kumaşı Dolar İle Yarışıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/eruh-un-sal-sepik-kumasinin-me_1651304504_oV89Am.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Sabuncu Baba'nın Sabunlarını Konuşuyor]]></title>
            <link>https://www.esnafhabertv.com/dunya-sabuncu-baba-nin-sabunlarini-konusuyor/70004/</link>
            <description><![CDATA[Tamamı elle üretilen sabunlarıyla dünya çapında ün kazanmış Sabuncu Baba, kozmetik altından  yapılan sabunuyla dikkatleri çekiyor. esnafhabertv.com'un özel röportajını  beğeninize sunuyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.esnafhabertv.com/dunya-sabuncu-baba-nin-sabunlarini-konusuyor/70004/</guid>
            <category domain="https://www.esnafhabertv.com/haberler/eko-oyku/">Eko-Öykü</category>
            <pubDate>Wed, 27 Apr 2022 14:13:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son yıllarda kabak bitkisinin liflerinden yapılan lifli sabunlar ise büyük ilgili görüyor. Yalova&#39;nın tanınmış markası  25 ülkeye  sabun ihracat yapar hale geldi. Babasından mesleği devralan Koray Erten babasının şu nasihatını  hiç unutmuyor:  &lsquo;oğlum işine sahip çık, eğer işine sahip çıkmaz, işini hafife alırsan daha çok sahip çıkan biri gelir, işini elinden alır. O yüzden ticaret sürekli pedal çevirmeye benzer, hep pedal çevirmeye devam et, pedalı bıraktığın anda bisiklete binmek gibi düşersin, devam edemezsin yoluna&#39;  </p><p>NEDEN SABUNCU BABA ?</p><p>Koray Erten: Sabuncu Baba, rahmetli babamın düşündüğü bir isimdi. Yani hem sabun, hem sabuncu hem de baba, üçü bir arada, son zamanlarda ben baba olduktan sonra, Sabuncu Baba artık ben değilim, sensin derdi. Bizde inşallah o isme layık olmaya ve daha ileriye götürmeye gayret edeceğiz elimizden geldiği kadar.</p><p>SABUNLARIMIZ TAMEMEN EL EMEĞİ İLE ÜRETİLİYOR</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu sizin sabunların diğer sabunlardan farkı ne?</p><p>Koray Erten: Bizim sabunlarımızın hepsi tamamen el yapımı, imalathanemizde hiçbir makine bulunmamakta, sabunun hazırlık aşamasından kalıba dökülmesi, kalıptan çıkarılması, paketlenmesi, etiketlenip sevkiyatına kadar her şey tamamen insan gücüne dayalı çalışmaktayız. Yoğun gliserin var sabunlarımızda, gliserinde cilde çok faydası olan bir meyveden elde edilen bir ürün. Mesela, kuru ciltler için yumuşatıcı etkisi var, nemlendirme etkisi var, cildi besleme özelliği var. Aynı zamanda gliserinle birlikte bitki yağları, çam sabununda çam yağı, defne sabununda defne yağı, bunları da kullandığımızda cilt için oldukça faydalı sabunlar üretiyoruz.</p><p>FORMÜLE  SEVGİMİZİ KATIYORUZ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela bunun formülü çok açık belli mi yoksa aile sırrı mı? Formülleri nasıl bunların?</p><p>Koray Erten: Başka bir üretmek isteyen insanda verdiğimiz zaman üretebilir ama aynı kalitede olur mu olmaz mı, onun içine tabi biraz aşkımız, şevkimiz, sevgimiz, ilgimiz, alakamız formülle birlikte bunlarda katıldıktan sonra sabunlar daha güzel hale geliyor.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu sabunların hammaddesi nereden, yurtiçinden mi, yurtdışından mı?</p><p>Koray Erten: Yani sabunların hammaddelerini genellikle yurtiçinden, kendi ülkemizin bitkilerinden kullanmayı tercih ediyoruz bulabildiğimiz kadarını. Zeytinyağı, defne yağı, çam terebentin yağı, ısırgan otu yağı, bunların hepsini kendi ülkemizden temin ediyoruz. Bazen müşterimizin istediği özel ürünlerimiz oluyor, burada olmayan ürünler, onları yurtdışından ithal ederek üretimde kullanıyoruz.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şimdi siz bunları yapıyorsunuz, tercih ederken zorlanıyor musunuz, mesela siz hangisini tercih ediyorsunuz?</p><p>Koray Erten: 30 seneden beri sürekli yeni ürünler çıkardığımız için bunların hepsi bizim çocuklarımız gibi hani biz dükkanda gözümüzü kapatıp hangisini alsak hepsini aynı sevgi ve beğeni ile kullanıyoruz.</p><p>25 ÜLKEYE İHRACAAT YAPIYORUZ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Yurtiçi, yurtdışı en çok nerelerde var? Yurtdışında var mı?</p><p>Koray Erten: Şimdi şuan itibariyle 25 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bunların başında en çok çalıştığımız ülkelerin başında Amerika ve Çin geliyor. Bunun yanında Arap ülkelerine de çok sevkiyatımız oluyor. Hepsinde ilgi alaka güzel</p><p>EN ÇOK LİFLİ SABUNLAR TERCİH EDİLİYOR</p><p>ESNAFHABERTV.COM: En çok hangi tip sabunları istiyorlar?</p><p>Koray Erten: Genellikle lifli sabunlar çok popüler, lifli, kabak lifli sabunlar, mesela bu lifler toprakta yetişen doğal bir ürün, aynı üzüm salkımı gibi toprakta kabakla birlikte yetişip, kuruduktan sonra kabağın dışındaki yapraklar döküldüğünde içinden bu şekilde lif çıkıyor. Bu da cilde çok fayda sağlıyor mesela içindeki lifler bu şekilde peeling yapıyor ciltte, gözenekleri açma etkisi var. Sivilce, akne, selülit, siyah nokta, bunları yok etmeye karşı daha faydalı. Tarihteki, dünyadaki en eski masaj ürünü. Dünya tarihine baktığınızda yani fabrikasyon bir ürün değil tamamen topraktan çıkan doğal bir ürün. Bununla birlikte yaptığımız lifli sabunlar, sabunun içine biz bu liflerden keserek böyle üretiyoruz. Onlara çok yoğun bir talep var şu anda.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Müşterilerinizden dönüşler oluyor mu, mesela yüzüm çok sivilceliydi faydalı oldu gibi, yani sağlık açısından?</p><p>Koray Erten: Tabi, o şekilde müşterimizden çok teşekkür alıyoruz. Hatta yakın zamanda bir müşterimizin babası 90 küsür yaşında yaşlı bir amcamız, kendisini bildi bileli, 50 senedir kaşıntı sorunu varmış, gitmedikleri doktor kalmamış cildiye doktorları, kullanmadıkları ilaç kalmamış, bizim sabunlarımızı kullandıktan sonra kaşıntısının tamamen bittiğini söyledi ve gözleri doldu, duygulandı bunu ifade ederken, çok teşekkür ettiler. Çok yakın bir tarihte hatta kendisi de burada ikamet etmekte.</p><p>BEĞENMEDİĞİM, KULLANMADIĞIM ÜRÜNÜ SATMIYORUM</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela onlar size bir miras bıraktı, esnaflık, onlardan aldığınız bir esnaf ahlakı var mı? Hani biliyorsunuz piyasada bazen çok bozuk iş yapanlar oluyor. Veya ahlaki, etik açıdan davranılmıyor. Mesela anne, babanızda gördüğünüz, bu anlamda aldığınız dersler var mı?</p><p>Koray Erten: Tabi onlardan aldığımız hayati önem taşıyan, bu anlamda ticari konuda daha edepli daha kuralına uygun yapmamız gereken işler olarak hepsinde var. Mesela önce bizim yaptığımız bir ürün, ne olursa olsun, sabun olur, kozmetik bir ürün, krem, şampuan, losyon vs. önce biz bunu kendimiz beğeneceğiz, kendi ailemizde, kendi çocuğumuzda kullanacağız ki sonrasında rafımıza koyabilelim, müşterilerimize gönül rahatlığıyla satabilelim. Bizim hoşumuza gitmeyen, kendimizin kullanmadığı bir ürün olursa onu hiç satışa bile sunmayıp direkt o ürünü eliyoruz mesela.</p><p>25 YILLLIK MÜŞTERİLERİMİZ VAR</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Satın almak isteyenler nasıl satın alacak?</p><p>Koray Erten: Satın almak isteyenler bizim kendi Web sitemizden de ulaşabilirler, bize de ulaşabilirler. Birçok müşterimiz toptan almak istiyor, bayilik, distribütörlük istiyorlar. Buraya gelip biz misafir ediyoruz onları, ürün çeşitlerine bakıp, fiyatlarını görüşüp anlaşmamızı sağlayıp, çalışmaya başlıyoruz. 25 sene önce çalıştığımız birçok müşterilerimizle şuan hala çalışmaya devam ediyoruz.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela bu yurtiçi, yurtdışı sabun üreticilerinde dikkatinizi çeken ya da gideyim, bakayım nasıl yapıyor diye böyle bir merakınız oluyor mu, araştırma, ar-ge geliştirme?</p><p>Koray Erten: Yani onların hepsi bizim meslektaşlarımız, diğer sabun üreticileri, birçoğuyla da tanışırız. Herhangi bir şekilde başkasının ürettiği bir ürüne kalkıp ta nasıl yapıyor ya da içine neler katıyor, nasıl bu hale geliyor diye düşünme, hiç o şekilde bir vaktimiz olmuyor. Biz kendi ürünlerimizi biraz daha nasıl geliştirebiliriz onun kaygısı içindeyiz.</p><p>DÖRT DÖRTLÜK SABUN ÜRETİYORUZ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Mesela bunları bilimsel yerlere verelim, onaylatalım gibi şeyleriniz oldu mu, mesela bunların patenti vs var mı?</p><p>Koray Erten: Tabi, ürünlerimizin patenti var, tasarımları da tescilli, isimleri de tescilli. Mesela Çin&#39;e mal gönderiyoruz, Çin özellikle gümrükte sıkıntı yaşadığın bir ülke, yani biz Çin&#39;iz, bizim üretim gücümüz, imalat güzümüz çok yüklü, sizin ürettiğiniz sabunu biz üretemiyor muyuz, bize nasıl sabun gönderirsiniz şeklinde, ürünü almadan önce çok ince bir şekilde ayrıntılı detaydan geçirerek alıyorlar. Ama çok şükür sabunlarımızın bütün tahlilleri, testleri, kalite belgeleri her şeyi tam, dört dörtlük olduğu için dünyanın her noktasına gönderebiliyoruz.</p><p>24 AYAR KOZMETİK ALTINDAN ÜRETİLEN ALTIN SABUN ÜRETİYORUZ</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bu dükkandaki ürünler kaç yıllık bir emeğin mahsulü?</p><p>Koray Erten: Bu dükkanda şuan 30 yaşında sabunda var. Benden birkaç yaş küçük sabunlarda var. 20-25 yaş, en yaşlısı şuan 30 yıllık. Elimizdeki ürün 24 ayar kozmetik altından üretilen altın sabun. Altında sonuçta topraktan üretilen bir maden ve cilt için çok faydalı bileşenler içermekte. Müşterimizin tercihine göre, isteğine göre çeşitli ürünlerden farklı ürünlerde işte altın sabun fason üretim de yapabiliyoruz.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Şöyle bir düşüncen oldu mu, ben İstanbul&#39;da olsaydım, 10 kat daha büyük olurdum gibi hiç düşündün mü?</p><p>Koray Erten: Yok, hiç düşünmedim yani şu ana kadar geldiğimiz yerden memnunuz. İnşallah yine bu şekilde devam etmeyi sürdürürüz.</p><p>TİCARET SÜREKLİ PEDAL ÇEVİRMEYE BENZER,</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Anne, babanızdan meslek ahlakı, meslek adabı olarak, babanızın, annenizin güzel sözleri vardır, size nasihatleri vardır. Bunlardan hatırladıklarınız var mı?</p><p>Koray Erten: Evet, tabii ki o sözlerin her birisi bizim için çok kıymetliydi. Şimdi kayıplarından sonra çok daha değerli hale gelir oldu. Meğer bir cümleyle bize ne kadar çok şey anlatmaya çalışmışlar. İnsan kaybettiği zaman anlar oldu bunların kıymetini. Mesela babamın çok tekrarladığı bir söz vardı. &lsquo;oğlum işine sahip çık, eğer işine sahip çıkmaz, işini hafife alırsan sıkıntı yaşarsın. O yüzden ticaret sürekli pedal çevirmeye benzer, hep pedal çevirmeye devam et, pedalı bıraktığın anda bisiklete binmek gibi düşersin, devam edemezsin yoluna&#39; diye bana öğütleri vardı.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Annenizle ilgili bize anlatmak istediğiniz bir hatıra, bir anı var mı? Bu illa sabunculuk ile ilgili olması şart değil. Size hayat dersi ya da illa bir şeyler öğretmiştir.</p><p>Koray Erten: Rahmetli annemde babamda, ikisi de aşırı çalışkan ve disiplinli insanlardı iş hayatlarında ve özel hayatlarında. Mesela ben genç olarak 3&#39; müz bir yarışa çıkmış olsak ben yoruldum, biraz dinlenelim desem bile onlar yorulmaz devam ederlerdi. O kadar kendinde olan insanlardı.</p><p>İNSAN  BİLDİĞİ VE SEVDİĞİ İŞİ YAPMALI</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Anadolu&#39;da, hem esnaflık hem de edebi ve ahlakıyla yapmak. Ahiliği düşündüğünüzde, şimdiki esnaf ahlakını düşündüğünüzde neler demek istersiniz? Yani olumlu olan yönleri, olumsuz olan yönleri?</p><p>Koray Erten: Bence işini yapan herkesin bildiği işi yapması gerekir, bilmediği işi değil. Ve sevdiğiniz işi yapmanız gerekir. Eğer sevdiğiniz işi yapamıyorsanız da yaptığınız işi sevmeniz gerekir. Eğer yaptığınız işten mutlu değilseniz, sevdiğiniz işi de yapamıyorsanız hem hayat bir işkenceye döner hem de yaptığınız işte başarılı olamazsınız. Ben şuan sabahın erken saatinden akşamın geç saatine kadar çalışıyorum ama eve gittiğimde bir yorgunluk hissetmiyorum çünkü sevdiğim işle uğraşıyorum. Yani bir hobiyle uğraşır gibi, hobiye zaman ayırır gibi, bu şekilde olduğunda iş hayatında başarılı olabilir insanlar diye düşünüyorum.</p><p>ESNAFHABERTV.COM: Bize söylemek istediğiniz başka bir şey var mı? Bazen insan birileri gelse de şunu ben bir söylesem, anlatsan dediğiniz?</p><p>Koray Erten: Öyle konuşursam, programın akışı bozulur. Üç günlük dünya her şey boş diye başlarsak bu sefer kıymeti kalmamış olur. Söylemek istediğimiz şeyi düşündüğümüz zaman babam mesela işine çok aşkla bağlıydı. Sabah saat 6&#39;da işe başlayıp akşam 9-10&#39;a kadar bilfiil işle meşgul olurdu. Bazen özel hayatında ihmal ettiği şeyler olabilir insanın işiyle mücadele ederken ama benim tavsiyem sevdiklerimize zaman ayırmak gerekir yoksa zaman bizi sevdiklerimizden ayırıyor ister istemez. O aşamaya geliyoruz yani işimize tabii ki bağlı olup, iş zamanında iş yapmak, işimizin dışında da ailemizle, çocuğumuza, eşimize, sevdiklerimize zaman ayırabilecek şekilde disiplinli çalışma hayatı sürdürmekte fayda var diye düşünüyorum, kendi adıma.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dun-sabuncu-baba-nin-sabunlari_1651058010_NBSI9P.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Sabuncu Baba'nın Sabunlarını Konuşuyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.esnafhabertv.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dun-sabuncu-baba-nin-sabunlari_1651058010_NBSI9P.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Esnaf Haber TV ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Esnaf Haber TV</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>