Vergi Yükü Garibana, Muafiyet Zengine
Öz Büro İş Sendikası tarafından düzenlenen vergi çalıştayında konuşan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Ayyıldırım, Türkiye'deki vergi sistemindeki adaletsizlikleri ve 'bonkörce' dağıtılan istisnaları çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi.
Haberin Özeti
- • Marmara Üniversitesi'nden Doç. Dr. Kadir Ayyıldırım, 10 milyar TL'lik Zeki Paşa Yalısı gibi değerli konutların tek mesken muafiyetiyle vergi ödemediğini açıkladı.
- • Lüks tüketimdeki vergi adaletsizliği vurgulandı; 12 milyon TL'lik ithal yata
Esnafhabertv.com okurları için hazırladığımız bu detaylı haberde, vergi sisteminin nasıl "dar gelirliyi sıktığını, imtiyazlı grupları ise nasıl koruduğunu" Ayyıldırım’ın analizleriyle aktarıyoruz. İşte vergi sistemindeki o çarpık tablo:
Yalıda oturana muafiyet, garibana "Değerli Konut" takibatı
Kadir Ayyıldırım, Türkiye’de servet sahiplerini vergilendirmek amacıyla getirilen "Değerli Konut Vergisi"ndeki büyük açığı, İstanbul’un en pahalı yalılarından biri olan 10 milyar TL’lik Zeki Paşa Yalısı üzerinden anlattı. Kanundaki "tek meskeni olanlar muaftır" hükmü nedeniyle, milyarlık yalıda oturan bir kişi vergi ödemezken; çok daha düşük değerli ancak birden fazla konutu olan vatandaşların vergi yüküyle karşılaştığına dikkat çekti. Bu muafiyetler nedeniyle 81 ilin sadece 6’sında bu verginin tahsil edilebildiğini belirten Ayyıldırım, Ankara gibi bir şehirde koca bir yılda sadece 7 milyon TL tahsilat yapılabildiğini vurguladı.
Milyonluk yata %8, yerli arabaya %80 vergi adaleti!
Lüks tüketimin vergilendirilmesindeki dengesizlik, çalıştaydaki en çok dikkat çeken konulardan biri oldu. Ayyıldırım’ın verdiği örneğe göre; 12 milyon liralık ithal bir yatın Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) sadece %8 iken ve gümrük vergisi %0 olarak uygulanırken, bir vatandaşın ihtiyaç duyduğu yerli ve mütevazı bir otomobilde ÖTV oranı %80’lere çıkıyor. Ayyıldırım, "Lüks tüketimi mi vergilendiriyoruz yoksa mali gücü yüksek olanları mı koruyoruz?" sorusunu sorarak tablonun vahametini ortaya koydu.
Futbol kulüplerinin vergi borçları nasıl "buharlaştı"?
Spor dünyasındaki vergi imtiyazları da mercek altına alındı. Ayyıldırım, futbolcuların ödediği stopaj vergilerinin hazineye gitmediğini, "altyapı geliştirme" adı altında 5 iş günü içinde kulüplere iade edildiğini açıkladı. Üstelik büyük kulüplerin milyonlarca liralık vergi borçlarının "uzlaşma" yoluyla nasıl silindiğini rakamlarla paylaştı:
Beşiktaş: 200 milyon TL'lik borç 16 milyon TL’ye indirildi.
Galatasaray: 198 milyon TL'lik borç 19 milyon TL olarak ödendi.
Trabzonspor: 160 milyon TL'lik borç 16 milyon TL'ye düşürüldü.
Ayyıldırım, "Sıradan bir vatandaşın borcu olduğunda gösterilmeyen müsamaha, milyon dolarlık bütçeleri yöneten kulüplere %90 oranında indirim olarak dönüyor" dedi.
Altyapı bahanesiyle vergi iadesi: Futboldaki çark
Futbol dünyasında uygulanan sistem, verginin hazineye hiç girmeden kulüplere geri dönmesi üzerine kuruludur.
5 Gün İçinde İade: Süper Lig’deki futbolculardan %20, alt liglerdekilerden ise %10 oranında vergi kesintisi (stopaj) yapılmaktadır. Ancak kulüpler bu vergiyi beyan edip ödedikten sonra, bu tutar 5 iş günü içinde "altyapıyı geliştirmek" şartıyla kulüplere iade edilmektedir. Yani futbolcudan kesilen vergi halka hizmet olarak dönmek yerine, doğrudan kulüp kasasına geri girmektedir.
Sonuçsuz Kalan Teşvikler: Ayyıldırım, "altyapı gelişsin" diye vazgeçilen bu vergilerin karşılığının alınamadığını rakamlarla ortaya koymaktadır. 2024 yılı verilerine göre; 19 Süper Lig takımındaki 112 altyapı oyuncusunun 90’ı, koca bir sezonda 100 dakika dahi süre alamamıştır.
Adalet Uçurumu: Bir yandan altyapıdan oyuncu yetişmezken, diğer yandan 5 milyon TL kazanan bir 1. lig futbolcusu sadece 500.000 TL vergi yükü taşırken (üstelik bu da kulübüne iade edilirken), aynı geliri elde eden bir ücretli çalışan 1,5 milyon TL vergi ödemek zorundadır.
Jokeyden %20, at sahibinden %2 vergi!
Vergi sistemindeki en absürt örneklerden biri ise at yarışları camiasından geldi. Bir jokey elde ettiği gelirden %20 oranında vergi öderken, o milyonluk atın sahibi "gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçi" sayıldığı için sadece %2 vergi ödüyor. Yani yanında çalışan jokey, patronundan 10 kat daha fazla vergi yükü taşıyor.
Pilot ve kaptanlara vergi yok, kapıcıya var!
Sektörel muafiyetlerin ulaştığı boyutu anlatan Ayyıldırım, pilotların gelirlerinin %70’inin, gemi kaptanlarının ise %100’ünün vergiden muaf olduğunu belirtti. Bir pilotun bu istisna sayesinde yılda yaklaşık 1 milyon TL daha az vergi ödediğini ifade eden Ayyıldırım, madalyonun diğer yüzünü şu acı örnekle gösterdi: "Apartmanda çalışan kapıcı vergi ödemezken, iş hanında çalışan kapıcıdan vergi alıyoruz. %80 engelli olan bir vatandaştan bile yılda 5 bin TL vergi almaktan vazgeçemiyoruz ama yat sahibinden vazgeçiyoruz."
Dijital bahşişe istisna, garsonun bahşişine takip
Son dönemde popüler olan sosyal medya yayıncılığına da değinen Doç. Dr. Ayyıldırım; internet ortamında (TikTok, YouTube vb.) bağış veya hediye alanların 5,3 milyon TL’ye kadar kazançlarının vergiden istisna edildiğini, ancak fiziksel olarak çalışan birinin aldığı bahşişin "ücret" sayılarak vergilendirilmek istendiğini söyledi.
Havada kalan vergiler: Pilot ve kabin memuru istisnası
Vergi kanunlarındaki en büyük "bonkörlüklerden" biri havacılık sektöründe yaşanmaktadır. Ayyıldırım’ın aktardığına göre, pilotların ve kabin memurlarının ücret gelirlerinin %70’i vergiden istisnadır.
1 Milyon TL’lik Kayıp: Örneğin, brüt 400.000 TL geliri olan bir pilot, bu istisna sayesinde yıllık yaklaşık 250.000 TL vergi ödemektedir. Eğer bu istisna olmasaydı, ödemesi gereken tutar yaklaşık 1.250.000 TL olacaktı. Bu durum, devletin her bir pilot için yaklaşık 1 milyon TL vergi gelirinden vazgeçtiği anlamına gelmektedir.
"Ayağın Yerden Kesilmesi" Şartı: Bu istisnadan balon pilotları da faydalanabilmektedir. Ancak dikkat çekici bir ayrıntı olarak; İHA (İnsansız Hava Aracı) pilotlarının bu istisnadan yararlanma talebi, "yerde oturdukları" gerekçesiyle reddedilmiştir. İstisnadan faydalanmak için fiilen havada olma şartı
30 milyon TL'lik taksi plakasına sıfır vergi!
Ayyıldırım, gayrimenkul satışlarındaki sıkı takibin aksine, ticari plaka satışlarındaki devasa muafiyete dikkat çekiyor. Bir vatandaş 3 milyon TL’ye aldığı konutu 5 yıl dolmadan satarsa "değer artış kazancı" vergisi ödemek zorundayken; 30 milyon TL değerindeki bir taksi plakasını satan kişi, bu kazancın tamamı için vergiden muaftır.
Kuyumcular asgari ücretin altında kazanç beyan ediyor
Vergi sistemindeki beyan dengesizlikliğini çarpıcı bir veriyle açıklayan Ayyıldırım, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın verilerine atıfta bulunarak; Türkiye’deki kuyumcuların aylık ortalama beyan ettikleri matrahın sadece 16.000 TL olduğunu belirtiyor. Bu rakam, beyan dönemindeki asgari ücretin bile altındadır.
Milyonluk mevduata 30 yıldır süren "sıfır stopaj" kıyağı
Halkın küçük tasarrufları vergilendirilirken, büyük sermayenin mevduat kazançları korunuyor. Ayyıldırım, 1994 yılından beri uygulanan bir kurala göre, bir yıl vadeli mevduat faizlerinde stopaj oranının %0 olduğunu ve tutar ne olursa olsun bu gelirin beyan edilmediğini vurguluyor.
Apartman kapıcısına muafiyet, iş hanı kapıcısına vergi!
Ayyıldırım, kanunlardaki "hassas terazi"nin dar gelirli aleyhine nasıl işlediğini şu örnekle özetliyor: Meskenlerde (apartmanlarda) çalışan kapıcılar vergiden muaftır. Ancak bir iş hanında aynı işi yapan kapıcı, yıllık yaklaşık 42.000 TL vergi ödemek zorundadır. Üstelik devlet, %80 engelli olan bir vatandaştan bile yıllık 5.000 TL vergi almaktan vazgeçememektedir.
İnternetten gelen "hediye" muaf, garsonun "bahşişi" takipte!
Sosyal medya fenomenlerine (YouTuber, TikToker vb.) büyük bir imtiyaz tanınmış durumda. İnternet üzerinden "bağış" veya "hediye" adı altında gelir elde edenlerin 5,3 milyon TL'ye kadar olan kazançları vergiden istisnadır. Buna karşın, fiziksel olarak hizmet veren bir garsonun aldığı bahşişin "ücret" sayılarak vergilendirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Sonuç
Kadir Ayyıldırım’ın sunumu, Türkiye’de vergi sisteminin "mali gücü yüksek olanlara karşı bonkör, düşük gelirli ve ücretlilere karşı ise son derece hassas ve sıkı" bir yapıda olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Ayyıldırım, gelir vergisinin "artan oranlı" olma özelliğini yitirdiğini ve tamamen kolay yoldan vergi toplama aracı olan "tevkifat" (kesinti) sistemine dönüştüğünü vurguladı.
Bakmadan Geçme








