Sanırım olabilecek savaş kaçınılmaza doğru gidiyor. İran "savaş asla istemiyorum" dese de bu geri adım onun sonu olacak. Çünkü ABD ve İsrail haftalarca İran'ı vuracak. İran tarumar olacak. Ama İran ön alır saldırırsa gidişat değişir. "İlk yumruğu atan kavgada öne geçer" denir, buna yanlış denemez. İran ABD’nin saldırmasını beklememeli. Daha önce ABD’yi ilgilendirmeyen 12 gün savaşında "Bana sebepsiz saldırdın, şimdi de haksız yere davranarak savaş çıkaracağım diyorsun, buyur ilk yumruk benden" demeli. Tabii ki sonuç savaşa evrilecekse. İran savaşı kaçınılmaz görürse şok bir hamle ile ABD uçak gemisini batırmaz ise İran 4’e 5’e bölünür. Burada dünyanın EŞKIYA başı ABD’yi faka bastırmaz ise İran yerle yeksan olur ve bölünür.
İran ABD’yi gafil avlayarak uçak gemisini ve bazı gemilerini batırır ise tüm ABD ayağa kalkar ve "savaşmayın" der; hatta askerleri de "savaşmayacağız" diyebilir. Bu arada Çin ve Rusya 50’yi geçen kargo uçakları ile İran’a malzeme aktardı. Bu takviyeler ABD için kötü sürprizler demektir. Çin çok öne çıkmadan pislik ABD’nin çuvallamasına yardımcı olacağını düşünüyorum. İran’a destek devletler ABD’ye had bildirerek onun dünya hâkimiyetini kırmaktan yanalar. ABD hegemonyasını yerle bir edip rezil olması için ilk yumruk gerekiyor.
Kurgusal senaryoda ABD’nin beklenmedik bir askeri darbe aldığı ve ağır kayıplar verdiğini düşünelim; böyle bir olayın etkisi öncelikle askeri alandan çok toplumun zihninde hissedilir. ABD kamuoyu uzun süre savaşları çoğunlukla uzak coğrafyalarda, vekalet savaşları ile sınırlı kayıplar vererek teknolojik üstünlük ile deneyimlediği için ani ve sembolik bir kayıp ile uçak gemisini kaybederse ulusal özgüven üzerinde sarsıcı bir etki yaratır. Özellikle olay televizyonlara ve sosyal medyaya çarpıcı görüntülerle yansırsa, durum kolektif travma duygusunu tetikler. İlk aşamada şok ve bilgi kirliliği hâkim olur; medya çelişkili bilgiler verir, uzmanlar kötü senaryolar üretir ve kamuoyu belirsizlik içinde yön arar. İşte İran ön alarak baskın çıkarsa belki ABD’yi rezil ederek başka durumlarda yoğurdu üfleyerek yemesini sağlar. Tıpkı Çin uçakları kullanan Pakistan'ın Hindistan'ı öpme örneğini burada Çin'in sürpriz malzemeleri sağlayabilir.
Şokun ardından “Nasıl oldu?” sorusu sorulurken siyasi sorumluluk tartışmaları başlar. Muhalefet yönetimi zafiyetle suçlar, iktidar ise güvenlik tehdidinin büyüklüğünü vurgulayarak daha sert politikaları savunabilir. Bu noktada kamuoyu ikiye bölünür: Bir kesim güçlü ve hızlı bir karşılık isterken, diğer kesim yeni bir geniş çaplı savaşa girmesinden endişe edebilir. İran savaş olacaksa ön alarak kargaşa olmasını sağlamalı.
Asker ailelerinin ve gazilerin sesi artar; kayıpların insan hikâyeleri ulusal hafızada derin iz bırakır. Okullar ve şehir merkezlerinde savaş karşıtı gösteriler ortaya çıkar. Aynı anda sosyal medyada yoğun milliyetçi kampanyalar da yükselir. Bu çelişkili dalga, Amerikan demokrasisinin tipik kriz dinamiğini yansıtır: Güçlü tepki ile sorgulayıcı refleks yan yana ilerler.
Ekonomik piyasalarda ilk etapta sert dalgalanmalar olur; savunma hisseleri yükselirken genel endeksler düşebilir. Petrol fiyatları ve ekonomide güvenli liman arayışları kamuoyundaki kaygıyı derinleştirir. Ekonomik yansıma, gündelik hayatı etkilediği ölçüde siyasi baskıyı artırır. Seçim takvimi yakın olduğu için kriz bu hıyar adama seçim kaybettirir. Trump'tan kurtulma senaryosunu devreye girdirir Pentagon.
Uzun vadede ise olayın çerçevesi önemlidir. Eğer savaş sınırlı kalır ve diplomatik çözüm üretilirse toplum zamanla normalleşebilir. Çatışma genişlerse —ki genişler— kamuoyunda yorgunluk ve maliyet sorgusu olur. ABD toplumu tarihsel olarak hem güçlü askeri karşılıklar verebilmiş hem de uzun savaşlarda ciddi iç bölünmeler yaşamıştır. Bu nedenle kurgusal bir askeri şok, kısa vadede birlik ve sert tepki doğurabilirken, orta vadede siyasi kutuplaşmayı ve savaşın anlamına dair derin tartışmaları beraberinde getirir.
Sonuçta böyle bir senaryoda asıl belirleyici olan askeri olayın kendisinden çok, liderliğin krizi içinde çuvalladığı ortaya çıkınca ABD’nin artık her şeye pislik olmaması gerektiği ortaya çıkar. ABD kamuoyu güçlüdür ama travmaya karşı duyarsız değildir. Trump'ın 'savaşları bitireceğim' dediği halde savaşması sonrasında hesap soran bir toplumsal refleks geliştirince, tüm dünyanın ders çıkarmasını sağlar belki de.