Oğuz Güler

Gübre yüzünden, King Kanununa göre enflasyon bizde 2026'da en az Yüzde 38 olur…

Oğuz Güler

Tarım ekonomisinin klasik yaklaşımlarından biri olan King Kanununa göre, üretim azalmasının fiyatlar üzerinde orantısız artış yapması bakımından bugün bu kanun yeniden önem kazanacak. Buna göre, tarımsal ürün üretiminin küçük oranlarda daralması bile fiyatlarda çok büyük sıçramalara yol açabilecek. Bu kanuna göre "üretim %10 azalınca fiyatlar %50 artar" tezini hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Bu ekonomik kurama göre üretimin %10 artması halinde ise fiyatlar %30 azalır.

Bu ay %30 diye açıklanan enflasyon rakamımız, tarımsal artıştaki %50 gibi artmaz. Çünkü gıdanın enflasyon içindeki baz etkisi %20 civarındadır. Sanayi rakamı ise sıkı para politikası yüzünden bu denli artmaz. Bizde enflasyon, basit hesaplamalara göre yıl sonu en az %38 civarı olur gibi duruyor. Bizdeki ilk etki faizleri bu ay belki ama önümüzdeki ay 100 baz puan artırarak kendini gösterecektir. Bu durum hükümeti seçim kaybetmeye doğru kesin olarak götürebilir.

Aslında gübre ihtiyacımızın karşılanmasında doğalgaza bağlı olmayan ve çok daha ucuz olan; bakteri ve fungus bazlı olduğu için ülkemizde de üretimi yapılabilen biyolojik gübreye %20 oranında yönelebiliriz. Bu durum bizde üre ve amonyak konusunda %20-30 rahatlama sağlayabilir.

2027 yılında da gübre ve akaryakıt etkisi kendini tam olarak gösterir ve bu rakam çok zor aşağıya çekilir. 2027'de %32 enflasyon rakamı bir başarıdır. Çünkü tedarik yüzünden esas enflasyon etkisi önümüzdeki yıl başlar ve 2027 yılı bir türbülans olur. Yani 2027 yılında tek haneli enflasyon hedefleyen hükümetimiz, dış etkenler yüzünden bunu başaramayacağı için seçimde ciddi bir kabus yaşar. Hatta Mansur Bey aday olursa hükümet ilk turda açık ara seçimi kaybeder. Ama dolmuşa bindirilen, dolmuştan indirilip durakta bekletilen ve otobüse bile alınmayan eski Keçiören Belediye Başkanı üzerinden işlem olursa bu da ters teper. Hükümetin tek ilacı TUDEM ve II. Lig Borsa gibi vizyoner projelerdi; onu ancak bunlar kurtarabilirdi ama akılları başka işlerde. O yüzden patron çemberindekilerin "milli lavanta kokusu" yüzünden katarakt ameliyatına akılları ermez bir akılda olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Savaşın küresel enerji girdi piyasalarında yarattığı sarsıntı, özellikle azot bazlı gübrelerin temel girdisi olan doğalgaz arzında ve akaryakıtta yaşanan aksaklıklar, üretim maliyetlerini hızla yukarı çekecek. Bu durum, başta üre ve amonyak olmak üzere kritik gübre türlerinde kısa sürede şu ara %60-100 fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Ancak mesele yalnızca fiyat artışıyla sınırlı değil. Tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar, bazı bölgelerde gübrenin fiziksel olarak bulunmasını da zorlaştırmıştır. Tarım üretimi doğrudan gübre ve mazot girdilerine bağımlı olduğu için bu şokun etkisi gecikmeli fakat çok daha büyük çaplı olacaktır. Çiftçiler daha az gübre kullanacağı için tarım üretimi azalacaktır.

Bu daralma, başta tahıllar olmak üzere temel gıda ürünlerinde yeni bir fiyat dalgasını tetikleyecektir. King Kanunu’na göre, üretimde %20’lik bir düşüş, fiyatlarda %100’e varan artış demektir. Daha derin bir arz daralması ise fiyatların katlanmasına yol açabilir. Dolayısıyla gübre fiyatlarındaki şu anlık %60’lık artış, aslında “öncü gösterge” niteliğindedir. Asıl etki, birkaç ay içinde hasat sonrası ve önümüzdeki yılın ürününde ortaya çıkacak; gıda fiyatları üzerinden olacakları o zaman göreceğiz.

Küresel ölçekte bakıldığında, bu gelişme tüm ülkelerin enflasyon dinamiklerini yukarı yöne taşıyacaktır. Ancak ürün fiyatları %50 artsa da “tüm dünyada enflasyon %50 artacak” gibi bir sonuç, ekonomik açıdan birebir doğru değildir. Etki ülkeden ülkeye değişecektir. Gıda ağırlığı ithalata bağımlı ve düşük gelirli ülkelerde enflasyon çok daha sert hissedilecek; gelişmiş ekonomilerde ise bu etki daha az olacaktır. Allahtan kuzey yarımkürede ekimler yapıldı ve taban gübresi atıldı. Şimdi daha az gübre gereksinimi vardır.

Türkiye açısından bakıldığında durum daha hassastır. Gübrede büyük ölçüde dışa bağımlı olan tarım sektörü, maliyet artışlarını doğrudan üretime yansıtacaktır. Bu da hem üretici fiyatlarını hem de tüketici enflasyonunu yukarı çekecek ve gıda enflasyonunu genel enflasyonun üzerine çıkaracaktır.

Sonuç olarak İran savaşı, sadece enerji piyasalarını değil, tarım ve buna bağlı enflasyon üzerinden tüm ekonomik dengeleri etkileyen çok katmanlı bir kriz üretecektir. Gübre fiyatlarındaki sert artış, King Kanunu’nun öngördüğü şekilde büyük fiyat dalgalanmaları yaratacaktır. Bu süreçte en kritik mesele, arz şoklarının ne kadar süreceğidir. Eğer savaş uzarsa ki uzayacağı anlaşılıyor, enerji piyasalarındaki belirsizlik devam ederse bugün gördüğümüz artışlar yalnızca bir başlangıçtır.

Ben pandemiden daha şiddetli sorunları getireceği için psikopat adam için "Trumpet" ismini ilk kullanan ve "Büyük Savaş Pandemisi" terimini ilk hafızalara yerleştiren biri olarak; hükümetimizin seçimlerde ağır bir yenilgiyi Mansur Bey'le yaşayacağını görebiliyorum. Bu yüzden önlem alsınlar diye biraz gazlı yazıyorum. Bu önlem alma işi, TUDEM ve II. Lig Borsa varken akıl görmez olmuş dedirtecek boyuta gelmez inşallah.

Yazarın Diğer Yazıları