Birleşmiş Milletler Başkanı António Guterres, enflasyon dünyada %3,8’den %4,4’e çıkacak dedi. Enerji ve gıda üzerinden tüm dünya enflasyonlarının olası artışını açıkladı. Yani ortalama her ülkenin enflasyonu, normal enflasyonlarına göre %15,8 artacak dedi. Buna tam doğru diyemem. Bizde son 12 ayın enflasyonu 30,87 ama Guterres’in uzmanlarına yaptırdığı tespitlere göre bu %36 olacak demektir. Ben geçen hafta bu rakamı %38 civarı diye köşemde yazmıştım. Ha %36, ha %38 ne fark eder; ama bizde sıkı para politikası yüzünden Guterres’in ortalamasının yanındayız ve olması gereken bu iki rakam. Ama davul tozu, minare gölgesi ve baston dâhil etmeden hesapladığım ve BM’den 2 puan fazla hesapladığım %38 rakamını devletimiz %27-28 olarak çıkaracak. Şu an ilk 3 ayın enflasyonu 10,04’tü. 4. ay Nisanda %3 civarı olacağı açıklanacak sanırım yarın. Nisan dâhil yarın son 4 ayın enflasyonu %13 civarı olacak.
Bu sanal başarı, başarı değildir. Oysa bu işi yerli ve milli projelerimle on binlerce iflaslar olmadan başarabiliriz. Ciddi kaynak bulup yatırım yapınca artan üretim bolluğunun getireceği ucuzluk ile enflasyon zaten kolay düşürülür. Kuracağımız 2. Lig Borsa ile 2 bin üst ölçekli KOBİ’miz dünyada bir ilk olan 2. Lig Borsa’da piyasaya 50-60 milyar doların katma değeri ile her yıl devlete 15 milyar $ kaynak bulma sinerjisi; ezilen emekli, dul ve asgari ücretliye devlet desteği sağlayabiliriz. Bu 15 milyar $, yani 680 milyar TL demek ve işte zam ve vergi getirmeden kaynak. Nasıl Erzurumspor Süper Lig’e çıktı ise borsada da 2. Lig’den BİST’e yükselme yolu olur.
Turizme Dayalı Ekonomi Modeli-TUDEM’i devreye sokarak her yıl 30 milyar €, yani 35 milyar $ direkt sahaya sıcak olmayan para girdirerek; Sayın Şimşek’in Carry Trade ile 2 yıldır dövize ortalama %20’ye yakın faiz vermekten TUDEM’le kurtulup dövize %2,5-3 faiz vererek döviz bulabilir, insanımızı maaş yönü ile ferahlatıp ülkemizi şantiyeye döndüebiliriz. Almanya’da pandemide 4 € olan ekmek arası dönerin 7-8 Euroya çıkması 3 ay boyunca hükümeti kaosa girdirdi. Sadece Almanlara değil, AB hükümetlerine pandemide 1-2 euronun hesabını sorgulattı demek yanlış olmaz. 3-4 € zammı sokaklara taşıyan Avrupalının bedava konaklayacakları tatil yeri bulmaları, bizim ekonomimizi uçuracağını söylemesi sevindirici.
TUDEM 2 yılda cari açığı sıfırladığı gibi sahada herkesin cebine giren 35 milyar doların sinerjisi ve vergi olarak %50 devlete kaynak oluşturması; 17,5 milyar $, yani 790 milyar TL bütçeye katkısı devletimizi yönetenlerce önemsenmemesi demek ki bağımsız değilin ispatı. İşte 2 yılda cari açığı kapatan ve 1,6 trilyon lira vatandaşı vergi ve zamla boğmadan denk bütçe bu iki yolla başarılabilir. Ama hain Haçlılardan ABD ve İngiltere, "Kılcallarımızdaki mülk ve banka hesaplarını senin önüne koymam mı?" diyor. Bu durumu hâlâ anlayamadı benim salak kafam.
Sadece sıkı para politikası, King Kanunu sonucunu ne yapsalar değiştiremeyecek. King Kanunu’na göre üretim %10 azalırsa o ürünün fiyatı %50 artar, nokta. Bu olgu doğru ama bunu bekleyip görelim. 2027’de enflasyonumuz sıkı para politikası ve mısır püskülü sepete dâhil edilip sonucunda on binlerce insan ve firmamızın batmasını doğurarak %18 ve 2028 yılı ortalaması %12 ile sonuçlanacak diye şimdiden yazayım. BM Türkiye’de %36 olur demiş, ben 2 hafta önce davul tozu olmazsa %38 olur demişim.
Aslında çok zarar gören gaz ve petrol tesislerinin aylar, hatta 1 yıl sürecek onarımları olduğunu unutmayalım. Körleşen kuyuların ise haftalar, aylar süren çalışma ile devreye gireceğini de bilelim. Çiftçi yüksek fiyat ve tedarik nedeniyle gübre kullanımını azaltır veya geciktirir. Bu durum verim düşüşüne yol açar ve birim ürün maliyetini artırır. Tedarik zincirindeki aksaklıklar da süreci derinleştirir. Savaş ve jeopolitik riskler deniz taşımacılığı, sigorta maliyetleri ve teslim sürelerinde artışa neden olur. Bu da ithal maddelerin maliyetlerini yükseltir. Sanayide üretim maliyetleri artarken, firmalar bunu fiyatlara yansıtır. Böylece hem maliyet hem de beklenti kanalıyla enflasyonlar kalıcı hale gelir, bunu unutmayalım.
2027’ye girerken baz etkisi devreye girer ve sıkı para politikası sürerse enflasyon da düşer; ancak tarımda toparlanma zaman alacağı için düşüş sınırlı olur ve yılsonu davul tozu sayesinde enflasyon yaklaşık %18 seviyesi olabilir. Seçim yılı 2028’de ise enerji ve tedarik zinciri normalleşirse fiyat artışları daha kontrol altına girer. Bu çerçevede 2028 sonu enflasyonu yaklaşık %12 civarında gerçekleşebilir. Ama hükümet vatandaşın cebine el attıkça, trafik cezaları ile vergi toplama baskılarını devam ettirdikçe seçimi asla kazanamaz. Tabii bu adayları görmeden erken bir tahmin desek de 2. Lig Borsa’yı ve TUDEM’i devreye girdirmeyen ve millilik görüntüsünü bırakan bu hükümet bindiği dalı kesecekse bananeeee yaaa.