Savaş, Avrupa Birliği (AB) hükümetlerinin %70’inin seçimi kaybetmesine neden olacak... Mevcut gerilimler, AB ve dünya genelindeki birçok hükümet üzerinde ciddi enflasyonist baskılar yaratacaktır. Özellikle gübre, doğalgazdan elde edildiği için -para olsa dahi- gaz ve mazot tedarikinde yaşanan sıkıntılar ve buna bağlı olarak gübreye erişimin zorlaşması, AB hükümetlerine seçimlerde büyük sorunlar çıkaracaktır. Enflasyonu %2 olan ülkelerde oranın %3’e çıkması, enflasyonda %50'lik bir artış anlamına gelmektedir.
Bahar gübreleri önceden hazırlandığı için bu yıl gübre krizi tam anlamıyla hissedilmeyebilir; ancak kuzey yarım kürede tahıl arzında büyük bir sorun yaşanmasa da mazot fiyatlarının etkisi kaçınılmaz olacaktır. Mazot ve gübre maliyetlerindeki artış, özellikle meyve ve sebze fiyatlarına yansıyarak pahalılığı halk nezdinde daha hissedilir kılacaktır.
Dünyada jeopolitik gerilimlerin yeniden yükselmesi, yalnızca güvenlik politikalarını değil, ekonomik dengeleri de derinden sarsmaktadır. Enerji arzına yönelik belirsizlikler, enflasyon üzerinde güçlü bir baskı oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu sürecin en kritik halkalarından biri doğalgaz ve ona bağlı gübre üretimidir. AB ülkeleri, uzun yıllardır sanayi ve tarım üretiminde dış kaynaklı enerjiye bağımlı bir yapıdadır. Doğalgaz bu sistemin merkezinde yer almakta; hem sanayi üretiminde hem de gübre sektöründe temel girdi olarak kullanılmaktadır. Özellikle azotlu gübrelerin üretiminde kullanılan, doğalgazdan elde edilen hidrojenin şu an için kesin bir alternatifi bulunmamaktadır.
Jeopolitik krizler nedeniyle doğalgaz arzında yaşanacak kesintiler ve fiyat artışları, gübre maliyetlerini doğrudan yukarı çekecektir. Bu durum, tarımsal üretim maliyetlerinin ve dolayısıyla gıda fiyatlarının artmasına yol açacaktır. Gıda enflasyonu ise toplum tarafından en hızlı hissedilen ve en hassas olunan alandır. Ayrıca savaş endişeleriyle artan navlun ve sigorta giderleri, sanayi ürünlerinde de ciddi fiyat artışlarını beraberinde getirecektir.
Doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş, birçok gübre tesisinin üretimi kısmasına veya durdurmasına neden olmuştur. Çiftçiler daha pahalı gübreye ulaşmak zorunda kalacak, bu da üretim maliyetlerini katlayacaktır. Avrupalı tüketici pahalı da olsa gübreyi tedarik edebilir; ancak savaş nedeniyle hasar alan tesislerin onarımı zaman alacağından üretim bu yıl kesinlikle azalacaktır. Üretim seviyesi eski haline dönemeyeceği için önümüzdeki yıl tarımda verim düşüşü kaçınılmazdır. Üretimdeki %10’luk bir azalma, ürün fiyatlarının %50 artması demektir. Bu fiyat artışları AB vatandaşlarını huzursuz edecek ve bunun faturası seçim sandığında hükümetlere kesilecektir. Bu nedenle AB hükümetlerinin %70’inin iktidarı kaybedeceği öngörülebilir.
Avrupa’da seçmen davranışı, özellikle enerji ve gıda fiyatlarına karşı oldukça hassastır. Hanehalkının temel harcamalarındaki artış, iktidara yönelik memnuniyetsizliği hızla tetiklemekte; fatura seçimlerde peşin olarak ödetilmektedir. Geçmiş kriz dönemlerinde yüksek enflasyonun siyasi dengeleri nasıl değiştirdiği defalarca görülmüştür. Enerji fiyatlarındaki artış sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda siyasi istikrarı etkileyen bir faktördür. Avrupa hükümetleri alternatif enerjiye yönelme, LNG tedarikini artırma ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırma gibi politikalara yönelse de bu çözümlerin kısa vadede tam etkili olması zordur.
Benzer bir durumun ülkemizde de ciddi seçim sonuçları doğurması olasıdır. Halkımız ekonomik olarak oldukça bunalmış vaziyettedir. Bu süreci; TUDEM ve 2. Lig borsa gibi projeleri hayata geçirerek, hem hizmet yönüyle hem de ekonomik bir rahatlama sağlayarak aşabiliriz.
Sonuç olarak; doğalgaz arzındaki sıkıntıların gübre ve tarım üzerinden gıda fiyatlarına yansıması, Avrupa’da enflasyonist baskıyı ve siyasi dönüşümleri beraberinde getirecektir. Hükümetlerin %70’inin değişeceği bu süreçte, Almanya gibi kilit ülkelerin en büyük kaybı yaşayanlar arasında yer alacağı görülmektedir.