Belediyeler elbet hizmet aracıdır ama üretim aracı da olmalıdır. Dünyada belediyeler çöpten enerji elde ediyorlar ama bizim ve tüm Avrupa’nın; kanatlı ve balık yemini, çöpteki organik atıkları böcek ve larva üretimine dönüştüren böcek çiftlikleri kurmaları gerekir. Çöpe atılan meyve, sebze ve diğer organik atıklarla sıfır malzeme maliyetli böcek ve larva üreterek; %65’i protein olan tavuk ve balık yemi ile şu an tamamen dışarıya sattığımız protein hazinesini üretmeliyiz.
Oysa mısır ve soyada protein oranı %40 ve %50’dir; tarlada yetişirken tohumu pahalıdır, ekonomisi çok masraflıdır, domuz ve ekolojik tehlikeler yüzünden üretimi risklidir. Oysa böcek ve larva konteynerde bile yetişebilir. Zaten Asya’da insan gıdası da olan bu olguları üreterek, yıllık 2 milyar dolarımızın soya ve mısır almak için dışarı gitmesini engelleyip cari açığı azaltırız. Kanatlı ve balık üretimimiz, ucuz yemi bulan belediyeler sayesinde ucuz gıdaya da ulaşınca bu sektörlerin maliyet girdisi azalacak, böcek ve larva yatırımları artacaktır; böylece 3-4 milyar dolarlık dış satımı da başarırız. Bu çok gereklidir.
Bu fikir nereden geldi derseniz; Kızılay’daki iş yerimden, kayınpederi rahmetli İlhan abiden bildiğim ve sonrasında İstanbul 23. Tümen’de beraber yedek subaylık yaptığım Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun seçim öncesi arsasını belediyeden verip İstanbul’dan bir holding ile böcek ve larva üretimi yapma yatırımı, o anki hengâmeye kurban oldu. Kesimoğlu bu projede sadece temel atsaydı seçimi yine kazanırdı ama ben yakın arkadaşı olarak zaten mahalli politikaya girmesini, genel merkezi boş bırakmamasını öğütlüyordum ama olmadı. Muharrem goşistinin öğütleri, genel merkezi ele geçirme malaklığı olmasaydı şimdi Özgür Bey yoktu ve o anki muhalif kanat partinin hâkimiydi.
Antalya’da böyle bir çiftlik var ve iç piyasaya böcek ve larva vermeden tüm ürettiklerini konteynerler dolusu AB’ye satmakta. Bu işi öncelikle Trakya’da niye yapalım istedim? Çünkü AB’ye coğrafya olarak daha yakın, ondan. Onlara sadece böcek satmak değil; evet böcek isteyene böcek ama bu böcekten palet yem üreterek üretime ikinci bir katma değer katıp 1 milyar dolar daha fazla dış satım yapmış olmalıyız. Antalya’da gelişen böcek ve larva çiftlikleri, tarım ve hayvancılıkta yeni bir kırılma noktası oluşturdu. Organik atıkların büyük kısmını değerlendiren bu sistem, çöpteki biyokütleyi yüksek değerli proteine dönüştürüyor. Özellikle larvaların içeriğinin yaklaşık %65’inin protein olması, onları kanatlı ve balık yeminde güçlü ve ucuz bir alternatif hâline getiriyor.
Dünyada protein açığı için ciddi et talebi var. Balık ve kanatlılara çok ucuz ve yüksek protein kaynağı olan böcek ve larva paleti ile protein açığı kapatılabilir. Ucuz ve karbon salınımı nötr olan bu yola dünya hızla yönelmelidir. Böcek ve larva ortalama %65 protein içerir ve tüm beslenmeleri bedava belediye çöp atığı gıdaları ile olabilmektedir.
Böcek ve larvalar şehir atıkları ile kolay çoğalıyor. Bunlar 1 kg canlı ağırlık için en fazla 2 litre su ile %65 protein içeren yem olabilmektedir. Bunlar kapalı alanlarda üretildiği için tarlada yetişen soya ve mısır proteinine ihtiyaç azalır. Bu yüzden tarlalar boşa çıkar. Palet yemde kullanılan protein kaynağı balık üretimine de ihtiyaç kalmaz; hayvan yemine katılan bu balıklar insan beslenmesine ayrılır. Tavuk ve balık hazır yemi için proteini %40-50 olan soya ve dane mısırı tarlada yetiştirmek yerine; çöple beslenip çok az su tüketen, ucuza mal olan böcek ve larva işinde biz merkez olmalıyız. Böylece bol proteinli böcekler binalarda yetişerek ciddi miktarda tarla boşaltılır ve bu boşalan tarlalara açlık için ürün ekilir.
İşte sığırlardan beklenen protein ihtiyacı; böcekle beslenen tavuk, hindi, kaz, kanatlı ve balık ile kapanır. Her yıl sığırlardan dolayı %3 oranında sera gazı salınıyor. Bill Gates ekibi bu salınımı azaltan yemin, rafta arpadan yetişen RAYEY yani taze çim olduğunu ispatladı. Ama Bill Gates, böceklerden protein ve suni et üretme ayakları yüzünden Hollanda’daki çiftçileri şişledi. Ey Bili bili Gates, senin önerin yeşil yemin az gaz ürettiğini öğret ki çiftçiler sokaklara inmesin. Kendini sorgulatma! Silüetine bile sahtekâr dedirtme.
Geleneksel yem üretiminde kullanılan soya, mısır ve balık unu gibi girdiler hem ithalata bağımlı hem de yüksek maliyetlidir. Çöpteki atık gıdalar ise sıfır maliyetlidir. Buna karşılık böcek temelli üretim, atıkları proteine dönüştürdüğü için yem maliyetini ciddi şekilde düşürecektir. Bu da üreticinin en büyük gider kalemi olan pahalı yem sorununu azaltır. Organik atıkların çöp sahaları yerine ekonomiye kazandırılması, hem metan salınımını azaltarak küresel ısınmayı yavaşlatır hem de döngüsel ekonomi sağlar.
Sonuç olarak böcek ve larva üretimi; düşük maliyetli yem, atık yönetimi ve sürdürülebilir tarımın kesiştiği stratejik bir alandır. Türkiye gibi hem tarım hem hayvancılık ülkesi için bu hamle, önümüzdeki dönemde rekabet gücünü artırabilecek önemli bir fırsat. Bu yüzden belediyelerimiz Hoton Medya’ya müracaat ederek bu çöpten altın elde etme konusu için temas kurabilirler. Belediyeler sadece insanına hizmet etmekle kalmamalı; üretime katkı yaparak, yerel istihdam ile yeni gelir kapıları açmalı ve dengesiz göçü azaltmalıdırlar. Belediyeler organik atıktan milyarlar kazanabilir, hizmetlerini giderek artırabilirler