Adıyaman'da 'Afetin Esnafı' Ödülü Mahmut Yücel'e: 'Biz Ona Deprem Değil, Kıyamet Diyoruz'
Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği - Ahi Enstitüsü tarafından düzenlenen ve İçişleri Bakanlığı'nca desteklenen 'Anadolu'nun Ahisiyiz, Türkiye'nin Ailesiyiz' projesi kapsamında 'Afetin Esnafları' kategorisinde ödüle, eşini ve yakınlarını depremde kaybeden, kendisi de enkazdan çıkan Adıyaman Madeni Sanatkarlar Esnaf Odası Başkanı Mahmut Yücel layık görüldü.
6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan illerden biri olan Adıyaman'da, hem kendi acısını yaşayan hem de esnafının yardımına koşan Mahmut Yücel, yaşadığı o dehşet anlarını ve sonrasındaki mücadeleyi Esnafhabertv.com'a anlattı.
'Adıyaman'da deprem değil kıyamet koptu'
20 yıldır oda başkanlığı yaptığını ve kendisinin de bir zanaatkar olduğunu belirten Mahmut Yücel, 6 Şubat gecesini şu sözlerle ifade etti:
'Biliyorsunuz 6 Şubat depremini yaşadık Adıyaman olarak. O felaketi, aslında biz ona deprem diyemiyoruz; Adıyaman'da kıyamet diyoruz. Çünkü kıyamet koptu o gece. Adıyaman belki dışarıda ilk zamanları 'bir şey yok' dendi ama en büyük can kaybını Adıyaman verdi. Çünkü Hatay'da, Malatya'da ikinci depremde yıkım oldu, insanlar dışarıdaydı. En büyük yıkım bizde birinci depremde, yani 04.17'de olan depremde yaşandı. Allah bir daha yaşatmasın.'
'Eşimi ve yakınlarımı kaybettim, 7 saat enkaz altında kaldım'
Depremde bizzat enkaz altında kaldığını ve ailesinden çok sayıda ismi kaybettiğini belirten Yücel, o süreci şöyle aktardı:
'Kendi eşimi kaybettim enkazın altında, kendim de 7 saate yakın enkazın altında kaldım. Ben çıktıktan sonra bir alt katta kendi evlatlarım, gelinim, torunum vardı; onları yaralı çıkardık, çok şükür iyiler. Ama abimi, abimin çocuklarını ve torunlarını kaybettik. Eşimi 4. gün, abimi ve çocuklarını 9. gün enkazdan çıkardık. Kendi ailemi çıkarttıktan sonra koşuyorum; yol boyundaki insanların enkaz altındaki seslerini duyuyorum. Çocuk, kadın, erkek sesleri... Rabbim o acıyı kimseye yaşatmasın.'
'-9 derecede ayakkabısız ve kıyafetsiz yardım mücadelesi'
Enkazdan çıktıktan sonra yaşadığı imkansızlıklara rağmen yardıma koştuğunu ifade eden Başkan Yücel:
'Enkazın altından çıktıktan sonra üzerimde bir tişört ve eşofman vardı. İki gün onunla beraberdim. Çocuklarıma, sevdiklerime, esnafıma, enkaz altında kalanlara yardım etmek için o kanla bürünmüş elbiselerle kaldım. Yoktu giyineceğimiz hiçbir şey. -9 derecede ayağımızda ayakkabı yoktu. Dışarıdan dostlarımız 3. günü yetiştiler; 'Başkanım ne lazım?' dediklerinde, 'Bize su ve üst baş getirin' dedim. Çünkü dayanacak gücümüz kalmamıştı.'
'Esnafın anahtarlarını mezarlarına bıraktık'
Esnaf camiasındaki kayıpların büyüklüğüne dikkat çeken Yücel, Adıyaman'ın kalkınması için verdikleri çabayı şu sözlerle özetledi:
'Esnafımızda yaklaşık 30'a yakın ailece kapısını kapatan, geride kimseyi bırakmadan anahtarlarını mezarlarına bırakan dostlarımız oldu. İçim yanıyor... Ama arkadaşlarımız ve esnafımız için ne yapabiliriz diye mücadele ettik. Valilikten aradılar, Esnaf Odalar Birliği Başkanımız Ziya Duran kardeşimizle ilk günden bugüne koşturduk. Bakanlarla, bürokratlarla görüştük. Esnafımıza çağrı yaptık; Adıyaman'ın kalkınması için sağ olan, sağlığı yerinde olan arkadaşlarımıza 'iş yerlerimizi açalım' dedik.'
'Adıyaman'da ilk hareketi otomotiv ve metal sektörü başlattı'
Şehrin yeniden ayağa kalkması için esnafın öncü olduğunu vurgulayan Yücel:
'Adıyaman'da ilk iş yerlerini açan bizim sektör oldu. Otomotiv metal sektörü oldu. İnsanları işlerine koşturduk. Evleri yıkılan çok esnaf arkadaşımız iş yerlerini açtı, sağ olan ailelerini buraya getirdi ve aylarca iş yerlerinde kalarak hizmet verdiler.'