Bahçeli: Maduro'ya yapılan haydutluktur
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısına sert tepki gösterdi. Bahçeli, '21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur.' dedi.
SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme getirdiğini kaydeden Bahçeli, "SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır." diye konuştu.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:
21. yüzyılın ikinci çeyreğini Türk milletinin lehine çevirmek mümkündür. Terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle biliniz ki başaramayacağımız bir şey yoktur. Süper güç Türkiye'nin engellenmesi diye bir şey de söz konusu olamayacaktır.
Cırcır böceği gibi ötenler, kelebeğin ömrüne özenenler, daha ötesi sürünerek yaşamayı meslek edinenler, köfteden kahramanlık taslayıp yağmadan pay kapma hesabında olan akıl ve zeka özürlüsü gafil ve garabet yuvaları, serseri tabiatlılar size sesleniyorum, sizler uyumaya devam edebilirsiniz ama biz asla uyumayacağız, devamlı uyanık ve zinde kalacağız. Çünkü tehdit büyük, yaygın, yoğun ve küreseldir. İşte MHP, bu anlayış ve ahlaki nizam kapsamında şevkle, özveriyle, öz güvenle, öz disiplin içinde çalışıp sahadaki psikolojik üstünlüğünü korumaktadır.
"Haydutluk, korsanlık, insan kaçırma vakası!"
Bugünkü tablo iç karartan, iflasın kıyısında adeta can çekişen, hatta fiilen ve hukuken entübe edilen uluslararası müesses vicdanı içine kaydığı feci ortamla eklemleyerek tanımlasaydık acaba en isabetli tanımı nasıl yapardık? Yeni dünya düzeni masalını, azgınlaşan siyonist emperyalist küstahlığı, ahlak, adalet ve hukuk ölçeğinin evrensel parametreleriyle izah etmek kabil midir? Bal yapmayan arıların kovanı gibi uğuldayanların palavralarını bir kenara bırakırsak gerçekten bugünkü kaotik, despotik ve distopik dünyanın tanımı kolayca yapılacak cinsten değildir. Esasen uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibindedir. İkinci Dünya Savaşı'na müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir. Hukukun gücü yerine güçlülerin hukukunun amir olması yeni bir durum değildir. Bu nasıl olur demeyin maalesef olmuştur. Daha olacakların önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir. 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur.
Öncelikle seçimle göreve gelmiş, hukuken tescillenmiş devlet başkanı Maduro'ya yapılan saldırıyı nefretle, şiddetle sadece kınamıyor hepten lanetleniyorum. Bu ayıp bu ahlaki yıkım bu zalimlik bu hukuk tanımazlık bu insan hakları karşıtlığı, bu skandal eylem hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro'nun hataları, yanlışları, kanunsuz işleri varsa bile bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır. Venezuela örneği ne ilktir ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur. Bu olacak şey değildir, bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni sürüm ve eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle zorla lider transferi yapılmıştır.
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz'da casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan üzerimize salan ABD, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela'daki gece yarısı müdahalesi aynı projenin mahsülüdür. Tek fark birisi uyumamış ve direnmiş, diğeri uyumuş ve teslim olmuştur.
Trump'ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. ABD Başkanı'nın Venezuela'yı biz yöneteceğiz demesi enerji kaynaklarına çökme mesajı yinelenmiş, sömürgeciliğin yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığının dekoratif karanlık gücünü deşifre etmiştir. ABD'nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme, bir ülkenin neyi var neyi yoksa aşırmak ve el koymaktır.
Bundan sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız değilse de bir hayli zordur. Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir. Bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin hiçbir masum gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı Terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmamızdaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olamaz sözü.
Dünya çok cepheli, çok aktörlü, çok tehlikeli bir krizdedir. BM artık inandırıcılığını kaybetmiştir.
"At hırsızlığıyla doğal mineral hırsızlığı arasında fark yoktur"
Kan kokusu almış köpekbalığından tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. At hırsızlığıyla enerji ve doğal mineral hırsızlığı arasında fark yoktur. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi Trump yönetimine karşı harekete geçmelidir.
Hür dünya ABD'nin dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır. Demokrasi ve hukuk şerefine herkes, hepimiz, bütün insanlık sahip çıkmalıdır. Aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliği gelecekte korkunç hadiselerin mayasını çalacaktır. İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır.
ABD şu an kristal bir vazodur, düştüğü anda en az 50'ye parçalanır. Sultan Süleyman'a kalmayan bu dünya emin olunuz hiç kimseye kalmayacak, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkûm edilemeyecektir.
"SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması yanlıştır"
Bölgesel ve küresel manzaranın bozulan ve bulanan atmosferine karşı Terörsüz Türkiye'nin olgunlaşması için çalışmalarımızı sabırla devam ettiriyoruz. Büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma seferberliğiyle çevremize kazılan nifak çukurlarına inanıyorum ki düşmeyeceğiz. Suriye'de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG ve YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır.
SDG ve YPG'nin İsrail'in dümen suyuna girmesi bu siyonist alçaklık tarafından mazlum Abdi'in PKK'nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriye'nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin ön şartsız yanında durmalıdır.
Suriye'de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli çok ama çok ağır olacaktır.