DEM: Süreç belirsizliklerle yönetiliyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 'Türkiye'de yaşanan temel sorun barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal adımlarda karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor' dedi.
Partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Türkiye'de yaşanan temel sorun; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal adımlarda karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu, barışı ilerletmiyor. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz. Süreç; niyet beyanıyla değil, Meclis'ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılacaklar somut. İlk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor. Tekrar etmeye devam edeceğiz; Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.
Açıklamalarına yaşamını yitiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol ve TBMM Başkanvekili, DEM Parti İstanbul Milletvekili, İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'i anarak başlayan Hatimoğulları'nın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Hatay'da elektrik kesintileri hala devam ediyor"
"2025'te demokratik güvenceler tahrip edildi, insan hakları ihlalleri normal olarak görülsün istendi. Kadınlara yönelik şiddet hız kesmedi. Muhalif belediye başkanları ve yönetimleri tutuklandı, belediyelere kayyımlar atandı. İşçiler, emekçiler, gençler, doğa ve insan hakları savunucuları iktidarın şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Aradan 3 sene geçmiş olmasına rağmen depremin yaraları sarılmadı. İnsanlar hala deprem bölgesinde konteynerlarda yaşıyor. Onlar diyor ki 'Deprem bölgesini güllük gülistanlık yaptık.' Hatay'da elektrik kesintileri hala devam ediyor. Deprem bölgesinde mücbir sebeple ilgili beklenti hala devam ediyor.
AİHM kararları uygulanmadı. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Can Atalay hala hapiste. Buradan sevgili Yüksekdağ, Demirtaş, Leyla Güven ve Ayşe Gökhan şahsında bütün siyasi mahpusların yeni yılını kutluyorum. Selam ve sevgilerimizi gönderiyorum onlara.
"Dünya şahit; Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu"
Sayın Öcalan yaptığı çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK de çağrıya uyarak kendini feshetti ve silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını bütün dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya şahittir; Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu ve bu duruşunu da sürdürmektedir. Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandı diye ifade ettik ama iktidar ve devlet 2025'teki bu gelişmelere yakışacak bu adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadı. Artık adım atma zamanı. Biz kendimize güveniyoruz.
"Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalı"
Türkiye'de yaşanan temel sorun; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal adımlarda karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu, barışı ilerletmiyor. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz. Süreç niyet beyanıyla değil, Meclis'ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılacaklar somut. İlk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor. Tekrar etmeye devam edeceğiz; Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır.
"Komisyonun Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözemeyeceğinin farkındayız"
Partiler komisyona raporlarını verdi. Bundan sonra yapılması gereken şey ortak konsensüsle bir raporun açığa çıkmasıdır. Ortak rapor kırmızı çizgiler dayatmak yerine çözüme hizmet edecek bir perspektifle yazılmalıdır. Komisyonun Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözemeyeceğinin hepimiz farkındayız. Ama komisyon, Kürt meselesini şiddet zemininden hukuki ve bir siyasi zemine çekebilecek adımların atılmasını sağlamakla yükümlü. Bunun için ilk elden PKK'ye ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır. Kayyım rejimi derhal son bulmalıdır. Ahmet Türk'ün beraatine rağmen hala Mardin'de kayyımın görev sürecinin uzatılmış olması bu sürecin ruhuna ters düşmektedir. Demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı. İnfaz hukukunda kapsamlı, adil, eşitlikçi düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Bunun için çalışmalıdır komisyon ve Meclis.
Barış; oy hesabına, anketlere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değildir. Muhalefetin sorumluluğu ise seyirci olarak izlemek değil, demokratik çözümün bir parçası olmak olmalıdır. 2026'dan umudumuz: Barış kazanacak, demokrasi, emek kazanacak. Bu da halkımıza sözümüz olsun.
"Asgari ücreti 28 bin lira yapmak, ülkenin yarısını açlığa mahkum etmek demek; vicdansızsınız"
2026 yılı açlık yılı olacak. AKP hükümeti ne yaparsa yapsın politikaları dikiş tutmuyor. İktidar şunu bilmeli ki ekonomi veriler yığını değildir. Hangi veri yığınıyla ekonomi iyi gidiyor yalanına sarılabilirsiniz? Damat modeli çöktü, Türkiye ekonomi modeli de çöktü, Şimşek programı da çöktü. Bunun faturasını emekçiler ve yoksullar ödüyor. 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'na göre sosyal yardıma muhtaç aile sayısı 4 buçuk milyon. Yani yaklaşık 20 milyon kişi yardımla hayatını idame ettirebiliyor. Genel Sağlık Sigortası prim borcunu ödeyemeyen insan sayısı 9 buçuk milyona dayanmış durumda. Asgari ücreti 28 bin 75 lira yapmak, ülkenin yarısını açlığa mahkum etmek demektir. Vicdansızsınız.
"Artık sadece Orta Doğu değil, Avrupa da Amerika kıtası da harp meydanı"
Dünya, güç siyasetinin sert ikliminden geçiyor. Böyle dönemlerde içeride kavga eden ülkeler dışarıda savrulur. İç barış Türkiye halklarının güvenliğinin sigortasıdır. Artık sadece Orta Doğu değil, Avrupa da Amerika kıtası da harp meydanıdır.
"Venezuela'da yaşananlar narko-terör ve uyuşturucu ile mücadele ile normalleştirilmeye çalışılıyor"
ABD'nin Venezuela saldırısı, 21'inci yüzyılda emperyalizmin geleceği sınırları göstermektedir bize. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu korsanvari tutumu asla kabul etmiyoruz. Venezuela'da yaşananlar narko-terör ve uyuşturucu ile mücadele ile normalleştirilmeye çalışılıyor. Burada hedeflenen rejim değişikliğidir.
"Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor"
İran rejimi demokratikleşmeyi reddetti. Kadınlara saldırmaya devam ediyor. Milyonlarca insan, hakkını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir.
"MHP yöneticilerine sesleniyorum; tehdit dili bölgeye barış getirmez"
Kürtler size ellerini uzatıyor. Farklıları yok sayan Şara rejimini Kürt'e karşı öne sürmekten vazgeçin. Biz bir kez daha diyoruz ki, 'Tehdit dilinden vazgeçin.' Suriye halklarının bize ihtiyacı var, tehditlere değil. MHP yöneticilerine de sesleniyorum, tehdit dili bölgeye barış getirmez.
Önceki gün Şam yönetimi, özerk yönetim ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu toplantılardan çözüm çıkmasını ümit ediyoruz. Sayın Öcalan'ın da dediği gibi Türkiye bu toplantıda çözümcül bir rol oynamalıdır.
"10 Ekim Gar Katliamı, Suruç, Reyhanlı ve daha nicesinin hakkı ile soruşturulmamasıyla IŞİD'in Türkiye'deki varlığının önü açıldı"
Suriye'den Türkiye'ye yaklaşan esas tehlike görülmelidir. Bu tehlike IŞİD'dir. Yalova'daki çatışmada hayatını kaybeden polislere ben bir kez daha rahmet diliyorum. 10 Ekim Gar Katliamı, Suruç, Reyhanlı ve daha nicesi hakkı ile soruşturulsaydı bugün IŞİD'in bu şekilde Türkiye'nin dört bir yanına üslendiğini görmeyecektik, bu engellenecekti ama ne yazık ki bilerek bunun önü açıldı. Suriye'deki Kürtleri tehdit etmek IŞİD'i cesaretlendirmektedir. Bölge Türkiye için beka sorunu değil, IŞİD'e karşı bir duvardır. IŞİD tehdidini önemseyin."