• Haberler
  • Eko-Öykü
  • Garsonluktan Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Garsonluktan Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Garsonluktan savunma sanayiine uzanan bu devasa başarı öyküsünü Hayrullah Türker, Esnafhabertv.com'a anlattı.

Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'Esnafhabertv.com: Hayrullah Bey, sizi tanıyalım. Hayrullah Türker kimdir?

Hayrullah Türker: Efendim ben 1964 yılında Sinop Boyabat'ta bir esnaf çocuğu olarak dünyaya geldim. Dört kuşaktır Ankara'da ticaretle uğraşıyoruz. Tabii maceramız bayağı uzun. Bu 61 yıllık yaşamda, asıl mesleğimiz lokantacılıkla başladık. Benim dedem işte Ankara'nın o en eski ve en lezzetli yemeklerini yapan Mengenli ustaları tarafından yetiştirilmiş. Daha sonrasında da dedem iki tane oğlunu aşçı yapmış. Sonrasında da kendi lokantalarımızı kurmuşuz. Ben bu lokanta işinde üçüncü kuşağım, dördüncü kuşakta görmüştü. Fakat bu arada lokantacılığın yanında da tabii farklı sektörlerde görev aldık, bir iş yaptık. Hala da devam ediyoruz. Benden sonraki kuşak esnaflıkta beşinci kuşak oluyor.

Esnafhabertv.com: Esnaflık sizin için bir aile geleneği. Ticari hayata çocuk yaşlarda nasıl adım attınız?

Hayrullah Türker: Tabii ki... Ben Ankara Necatibey İlkokulu’ndan mezunum. Biz ilkokula giderken beslenme çantamıza yemek koymak için dedemden amcamdan alırdık. O arada amcam bunu görünce derdi ki, "Hak etmediniz sofraya oturmayın." Biz esnaflığı ve ticareti amcamızdan öğrendik ve bize bir iş yapmadan, bir işi bitirmeden asla yemek yedirmezdi. "Yemeyin derdi, işinizi görün, ondan sonra oturun yiyin" derdi. Ben ilkokul 4. sınıfa giderken ayakkabılara demir çakarak başladım ticarete, esnaflığa. Bir lokantamız vardı orada. Yine babam, amcam bir aileydik ama ben de kendi özgür paramı kazanmak istiyordum. Amcamın o sözleri beni biraz itiyordu. Yani öğrencisin, çocuksun, top oynayacaksın... Mesela ben bugüne kadar böyle mahallede çok rahatlıkla top oynamış değilim. Oynayamadık. Çünkü biz sorumluluk ve görev bilincini esnaf çocuğu olduğumuz için bize oradan verdiler. Hemen çantamızı, kitabımızı, defterimizi eve koyup hemen annem bizi "Doğru lokantaya gidin. Lokantada çalışacaksınız. Ondan sonracıma babanıza amcanıza yardım edin" diye gönderirdi. Hani tabiri caizse çekirdekten esnaflığa başladık.

Ayakkabılara demir çaktıktan sonra altı defa tezgahımı zabıtalar aldı. Yedincisinde gidip zabıtadan o limon sandıklarını ters çevirip tezgah yapıyorduk ona. Çivi demir koyuyorduk. Çok küçük çocuk olduğum için veli olmadan vermiyorlardı. Daha 12 yaşındaki bir çocuğa zabıtada çocuk diye vermiyordu tezgahlarımızı. Hatta yalvara yalvara amcama dedim "Şu tezgahımı bir kurtar benim" dedim. Amcam dedi ki "Bu iş senin işin. Taksi tutarsan seninle birlikte gideriz" dedi. Biz Bentderesi'nden Akköprü'ye taksiyle gittik. Oradaki tezgahlarımızın cezasını ödedik. Zabıta ceza kesiyordu, aldık geldik. Sonrasında da o işi bıraktım.

Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'Esnafhabertv.com: Sonra gazoz satma dönemi mi başladı?

Hayrullah Türker: Sonra gazoz satma işine geldik. Gazoz satmak için de sermayeyi rahmetli dedemden aldım. Dedem beş kasa bana o zaman —şimdi o marka yoktur zaten de reklam olmasın— "Meyko" diye bir gazoz vardı, Meyko’nun gazozu vardı. İşte kolası vardı, meyve suyu vardı. Onlardan beş kasa aldım. Onları efendime söyleyeyim Ulus'ta heykelin önünde kovayla sattım. Hatta bunu örnekleştirebiliriz. Bugün büyük iş adamlığı olan arkadaşlarımız ta esnaflıktan arkadaşlarımdır. Bir iki tane isim verebiliririm. Mesela geçen gün bir taziyede gelen Yakupoğulları’nın sahibi arkadaşım da benimle birlikte orada su satmış. Efendime söyleyeyim bizim tesislerde Recep vardır; ben mısır satarken o öbür tarafta bardak satıyordu halin önünde. Biz gerçekten hani ticarete çok küçük yaşta başladık. Annemizden, babamızdan, ustalarımızdan iş sorumluluğunun ne olduğunu onlardan öğrendik. Dolayısıyla ortaokul lise hayatımıza devam ederken hep çalıştık.

Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'Esnafhabertv.com: İlk ustanız dedeniz Mehmet Türkeş’ten bahseder misiniz?

Hayrullah Türker: Dedem Mehmet Türkeş, Çanakkale Savaşı’nı da görmüş. Atatürk'ü gördüğünü, Çanakkale Savaşı'nı gördüğünü size de şahitlik ettiğinizi çok iyi biliyorum. Çünkü onların da bir videosunu bundan çok uzun yıllar önce sizin bir televizyonda bölge müdürü olduğunuz zamanında çekmiştiniz hatırlıyorum. Bana Beykoz deri fabrikasında, ayakkabı fabrikasında çalıştığını o zaman da anlatmıştı size. Atatürk'ü gördüğünü ve Çanakkale Savaşı'nın 7 yıl falan sürdüğünü anlatmıştı. Tabii o dönemin insanları bambaşkaydı, onlar çok çalışkan insanlardı. Mehmet Türkeş 1950'li yıllarda Ankara'ya gelir. Üç kardeşten bir tanesi bu gurbette para kazanma görevini üstlenir. Diğer iki tanesi de köyde bizim Anadolu'da dediğimiz reçberlik yaparlar; tarımla, tarlayla, hayvancılıkla uğraşırlar. Ankara'da kazandıklarını köye gönderirler, orada birkaç tane daha hayvanımız olsun diye. Biz de 4 kuşaktır falan bu birlikteliği, beraberliği devam ettiriyoruz.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: Ofisinizde sakladığınız o meşhur örs ve çekiçten bahsedelim mi?

Hayrullah Türker: Ayakkabının kösele olması lazım buraya demir çakabilmek için şöyle alırdık. Tabii bende de böyle biraz solaklık vardı. Şuraya bir demir çakardık. Alırdık. Buradan demir çakardık. Şu yana bir demir çakardık böyle. Sonra bunu çıkartırdık. Şöyle alırdık. Şöyle... Buraya da tersten yaptığımızda buraya da bu şekilde çiviyle böyle demir çakardık. Efendim ben bunu ilk 1975-76 yılıydı, ilk para kazandım. Örsüm ve çekicim... O günden bugüne bunları saklıyorum. Yaklaşık 50 yıl olmuş herhalde. 50 yıldır bunları saklıyorum ve bunları hatıra olarak bırakıyorum.

Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'Esnafhabertv.com: Bir de işçi hakları ve misafirperverlik üzerine dedenizden kalan nasihatler var...

Hayrullah Türker: Rahmetli dedemin bana özellikle nasihati vardı; "Oğlum çalıştırdığınız işçinin alın teri kurumadan yevmiyesini verin" derdi. Gözü kalmasın. Ve gelen her insana da sofra serin yani izzet ikramda bulunun. Ben yaklaşık bu geleneği, bu sofra kurma geleneğini 40 yıldır devam ettiririm. Normal bir ofisim var burada ama benim her zaman mutfağımda misafirime ikram edeceğim yemeğim vardır. Lokantacılığı bıraktık tabii ama bu her zaman vardır bende. İsterseniz biraz sonra size eski gelenekten çorba da ikram edebiliriz.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: 1990 yılında Altındağ Belediyesi ile yaşadığınız bir ruhsat süreci olmuştu, o dönemden bahseder misiniz?

Hayrullah Türker: Hiç unutmuyorum dükkan açtık, müracaat ettik. Tabii babayla soy ismimiz farklı olduğu için, bizim de soyismin orijinali Türkeş olduğu için bize o günün küşat müdürü tam 45 gün sonraya randevu verdi. Şart vermedi. Sonrasında ben tabii o zaman çok iyi hatırlıyorum CHP belediyesi vardı. Ali Rıza Koç diye bir belediye başkanı vardı. O 45 gün bekledikten sonra yine bana ruhsatımı vermediler. Sonra ben bir tane akrabam Çankaya ilçe başkanlığı yapmış bir akrabama gittim dedim ki, "Dayı bize bu küşatı vermiyorlar." Dayının oradaki tavrı benim hayatımda dönüm noktası olmuştur. "Bana ne kardeşim senin küşatından, senin küşatınla mı uğraşacağım?" dedi. 8 tane masa var, sekiz tane de aile var; bunu nasıl yaparız diye çaresiz kaldığım noktada, "Git nasıl çözüyorsan çöz" dedi. Tabii mayamızda da biraz siyasete yatkınlık varmış. O tarih itibariyle ben siyasete de girdim. Siyasete girdikten sonra da tabii bazı kapılar açıldı, bazı kapılar kapandı. Dostlar, arkadaşlar edindim ama hiçbir zaman siyaseti amaç olarak değil de araç olarak kullandım. Amacım olmadı. Güzel dostlar kazandık. Hala o günden tanıdığımız arkadaşlarımla yaklaşık abartmasız bir 40 yıllık dostluğum devam ediyordur.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: Soyadı değişikliğinizin o meşhur ve biraz da trajik hikâyesi nedir?

Hayrullah Türker: Soyadı değişikliğinin hikâyesi biraz komik biraz da trajedi. 1964 doğumluyum dedim ya; 1984 yılında Kasım ayında askere giderken eskiden askerlik şubelerine giderdin, sülüslerin hazırlanırdı. Bana 3 gün mühlet verdiler. Hatta ben Yukarı Ayrancı'da bir süpermarketimiz vardı, orayı kapattım. Gece saat 11'de eski terminalden Adana Osmaniye 39. Piyade Tümeni’ne gittik. Herkes zarflarını veriyor. Orada eskiden yazıcılar dolduruyordu sülüsleri. Benim "Türkeş" olan "Ş" harfini "R" gibi yazmış. Oradaki okuyan yazıcı da "Hayrullah Türker" dedi; ben de "Benim" dedim. Türkeş demeye cesaretimiz yok, sırada 700-800 kişi var. Sonrasında ben de "Böyle olsa ne olur" dedim. Cahiliz ya, hukuku bilmiyoruz.

Sonrasında bir gün Ankara'daki eve polisler gelmiş, "Asker kaçağı oğlunuz var" demişler. Babam demiş ki "Benim oğlum 10 aydır asker." Ben o sırada Ankara'da Merkez Komutanlığı askeriydim, inzibat olarak yapıyordum askerliği. Sonra karakola gittim. Orada başkomiser Necip Gültekin diye Bolulu bir abimiz vardı. Oğlu da arkadaşımdı, hala görüşürüz. Dedim "Ne yapacağız Necip abi?" Dedi ki "Sen Hayrullah Türker'im diyorsun ama kayıtlarda Hayrullah Türkeş var, o asker kaçağı. Sen bu devletin yatağında yatmışsın, yemeğini yemişsin. Devlet senden yediğin ekmeğin parasını alır, askerliğini de saymaz. Bir de dolandırıcılıktan hapse atar." Ne yapmamız lazım? Yıldırım Bölge’deki askeri savcılığa müracaat ettim. Orada mahkeme kararıyla Türkeş olan soyadımı Türker olarak değiştirmek zorunda kaldım. Allah da nasip etti, Alparslan Türkeş'in partisi Milliyetçi Hareket Partisi'nde de siyaset yaptım.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: Ahilik geleneği sizin başarı yolculuğunuzda nerede duruyor?

Hayrullah Türker: Ahilik geleneği bir defa ahlaki bir durumdur. Ustasından aldığı eğitimi başka kuşaklara taşıma sanatıdır. Biz büyüklerimizden gördüğümüzü çocuklarımıza ve torunlarımıza aktarmaya gayret ediyoruz. Mesela ahilik geleneğinde bir ustanın yanında çırak lafa giremez. Benim büyüklerim "Bir aileyi çok iyi tanımak istiyorsan çocukların fotoğrafını iyi çekin" derdi. Eğer o çocuk annenin babanın sözünü kesip devreye giriyorsa o ailede gelenek görenek fazla yürümüyor demektir. Biz büyüklerimizin yanında kimsenin lafını bölmedik. Edep, terbiye, ahlak bunlar çok önemli. Bir de büyüklerimden şunu öğrendim; "Ahdi vefası olmayan adamın imanı olmaz." Bunu hep düşünürüm. Geldiğimiz sokaklardan, o yaşadığımız yerlerden kimlere dokunamadık diye geri dönüş yapıp gönüllerini almaya, helallik almaya hep dikkat etmişimdir.

Esnafhabertv.com: 2025 yılı "Başarı Hikâyeleri" ödülünü almak sizin için ne ifade ediyor?

Hayrullah Türker: Bu benim için çok önemli, şerefli ve onurlu bir görevdir. Beni seçtikleri için komiteye, yönetim kuruluna, başta bu organizasyonda büyük emeği geçen Sayın gazeteci Fehmi Çalmuk Beyefendi'ye ve emeğe geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Onlar layık görmüşler. Bizden sonraki gelecek nesillere bir şeyler aktarabildiysek ne mutlu.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: Hayek Şirketler Grubu’ndan ve gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?

Hayrullah Türker: Ben Hayek Şirketler Grubu başkanıyım. 2026 yılı itibarıyla artık yönetim kurulundan ayrılıp bunu kardeşlerime ve evlatlarıma devrettim. 1997 yılında Zeki Bey Şirketler Grubu’nu kurdum. 2002'de Hayzeki'yi kurdum. Çeba markası dahil yaklaşık 10-11 tane marka kurduk. Su arıtma sistemleri ve Hayzek terliklerini toplumumuza kazandırdık. 61 yaşımıza girince "Artık gençler bayrağı siz elinize alın" dedik. Benden 7 yaş küçük kardeşim, oğullarım ve yeğenlerimle birlikte bu süreç devam edecek. Bana da "Artık sen dinlen" dediler.

Esnafhabertv.com: Bir rol model olarak çocuklara ve gençlere tavsiyeniz nedir?

Hayrullah Türker: Ben çocuklara doğru yatırım yapılmasını tavsiye ederim. Para her şekilde kazanılabilir ama iyi eğitimli çocuklar yetiştirmek lazım. Benim üç tane çocuğum var; üçü de üniversite mezunu. Bir tanesi doktor, diğerleri iş adamı. "Bir lisan, bir insan" felsefesiyle çocuklara iyi eğitim vermek gerekiyor. Biz gurbet çocuklarıyız, tutunabilmek için mücadele ettik. Bu vatan için, bayrak için üretmeye, istihdam sağlamaya çalıştık. Zaman zaman 300-500 insana ekmek verdik. Yaklaşık 60-70 tane ülke gezdim. Vatanına, bayrağına bağlı çocuklar yetiştirilirse geleceğe daha umutla bakılır.Garsonluktan  Zeki Bey Şirketler Grubu Başkanlığına... Hayrullah Türker 'Hayrullah Ahde Vefası Olmayanın İmanı Olmaz'

Esnafhabertv.com: Ofisinizdeki o özel hatıraları bizimle paylaşır mısınız?

Hayrullah Türker: Tabii... Mesela şu gördüğünüz terlikler 14 yıl fabrika işlettim, bunların her bir modelini geliştirmek 9 ayımı almıştı. 67'ye yakın modelimiz vardı ve her biri patentlidir. 20 yıl önce tasarladığımız plaj çantası, İtalya'dan getirdiğimiz ham maddelerle yapıldı. Şu daktiloyu askerde kullanmıştım. Hesap makinesi, hesap makineleri... Şu mesela benim eşimin rahmetli Döndü teyzesinin hediyesidir, 70 yıllıktır.

esnafhabertv

Bakmadan Geçme

Esnaf Haber TV - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0538 483 25 53
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!