Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Sedefkar Muzaffer Demir'e 'Dünya Ahisi' Onuru: 'Sedef Kültür İşidir!'
Hoton Haber AjansıEditör

Sedefkar Muzaffer Demir'e 'Dünya Ahisi' Onuru: 'Sedef Kültür İşidir!'

Gaziantep'te 1966 yılında bir tüfek atölyesinde başlayan, pijama düğmelerinden sanat eserine uzanan yarım asırlık bir serüvenin kahramanı Muzaffer Demir, 'Anadolu'nun Ahisiyiz, Türkiye'nin Ailesiyiz' projesi kapsamında 'Unutulmaya Yüz Tutmuş Meslekler' kategorisinde ödüllendirildi.

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği - Ahi Enstitüsü tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi, Gaziantep’in yaşayan değerlerinden Devlet Sanatçısı Muzaffer Demir’i onurlandırdı. Türkiye’de bu alanda Devlet Sanatçılığı kimliğini alan ilk usta olan Demir, törende sedefçiliğin dününe, bugününe ve yaşadığı zorluklara dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Plastik Düğmelerden Devlet Sanatçılığına Mesleğe 1966’da babası Remzi Demir’in yanında tüfek tamiriyle başladığını anlatan Muzaffer Demir, sedefçilikle tanışma hikayesini şu sözlerle aktardı:

"O zamanlar sedefin ne olduğunu, nereden geldiğini bilmezdik. Tamir için gelen sedef kakmalı bir takunyadan sonra bu işe merak saldık. İlk yaptığımız tüfeklerin üzerine plastik pijama düğmelerini kesip işledik. O günden bugüne mesleğimizi en yükseğe taşımak için çalıştık. Bugün bu sanatta Devlet Sanatçılığı kimliğini alan ilk ustayım."

“Bir Lahmacuna Verilen Değer Sedefe Verilmedi” Gaziantep’in bu kadim sanata olan ilgisizliğinden sitem eden Demir, sanatın "kültür düzeyi" ile ilgili olduğunu vurguladı:

"Antep’te sedef kültürü yok, biz bu sanatı Osmanlı ve Selçuklu’dan alıp geliştirdik, şehre mal ettik. Ama Antep’te bir lahmacuna, bir kebaba verilen değer bu sedefe verilmedi. Antepli gider 1.000 TL’yi baklavaya verir ama 200 liralık ürüne değer vermez. Bu iş kültür işidir; değerini bilen dostlar kazanmak bizim için paradan daha mühim. Bu yüzden en büyük müşteri çevremiz İstanbul ve dışarıdadır."

Doğanın Sabrı: 10 Yıllık Ağaçlar, Kar Suyu Midyeleri Sedef kakma sanatının mutfağındaki zahmeti detaylandıran usta, kullanılan malzemelerin hikayesini paylaştı:

"Malatya’dan gelen tatlı su midyelerini kullanıyoruz. Köylüler suya girip çıkarmazsa biz bu işi yapamayız. Ahşap olarak 5-10 sene kurutulmuş ceviz ve gürgen kullanırız ki, yaptığımız kutu bir toruna 100 yıllık miras kalsın. Desenlerimizi elimizle çizer, pirinç tellerle nakşederiz. Renk verirken asla boya kullanmayız; nitrik asit sürer, pürmüzle yakar ve orijinal zeytinyağı ile besleriz. Ayçiçek yağı koysak ahşap kusar, ama zeytinyağı kalıcıdır."

“En Yeni Ustamız 20 Yıllık, Arkadan Gelen Yok” İnsan kaynağı ve ekonomik sıkıntılara değinen Demir, mesleğin geleceği için endişeli:

"Kendi çocuklarımızı bile zor çalıştırıyoruz. Asgari ücretler artınca verdiğimiz paralar gençleri tatmin etmiyor, fabrikaya gidiyorlar. Bizim en yeni ustamız 20 yıllıktır. Çevremizde onlarca atölye vardı, şimdi bir iki tane kaldık. Eskiden bir fiyatla 3 sene giderdik, şimdi maliyetler yüzünden haftalık fiyat değiştiriyoruz. Ama bu mesleğin sevgisi bizi devam ettiriyor."

“İki Yanlış Bir Nakış: Gönülden Çizilen Motifler” Sedefçiliğin bir kalıp işi değil, bir gönül işi olduğunu belirten Muzaffer Demir; "Bizde belli kalıplaşmış modeller yoktur. O anda aklına ne gelirse onu çizersin, ortaya bir motif çıkar. Bu iş kabiliyet işidir; insan kendini verirse bir yılda iyi usta olur, vermezse 50 yıl çalışsa usta olamaz. Halk eğitimdeki hanımları takdir ediyorum, bazen ustalardan daha güzel işliyorlar" diyerek sözlerini noktaladı.

Yeni Videolar