Ortadoğu’da dengeler bir kez daha sert biçimde değişti. ABD’den gelen son açıklama, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG yapılanmasını adeta iyot gibi açıkta bıraktı. Washington’un mesajı netti: “Artık size ihtiyaç yok.” Sanırım sebebi de ABD’nin gönderdiği paraların beklenen amaca hizmet etmediği ve bütçe açığının düşürülmesi olduğu anlaşılıyor.
Bu "kullanır atarım" açıklaması, ABD’nin bölgede uzun süredir izlediği “kullan–bırak” stratejisinin yeni bir örneği olarak okunuyor. Daha düne kadar “kara gücüm” dediği yapıyı, çıkarları değişince satan bir ABD profili ortaya çıktı. Ama bu satışın olacağını hep söylüyorduk. Burada savunma sanayiindeki başarının bir başka örneğini Sözcü yazarı Yılmaz Özdil’in “2 bakan ve MİT başkanının başarıları çok isabetli” mealinden konuşması doğrular açısından isabetliydi. Suriye PKK’sı, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle silahlandırılmış, eğitilmiş ve uluslararası meşruiyet algısıyla beslenmişti. Ancak sahadaki gerçekler değişti. DEAŞ tehdidi zayıfladı, İran-İsrail gerilimi öne çıktı, Rusya-Ukrayna savaşı ABD’nin önceliklerini yeniden şekillendirdi.
PKK olgusu aslında bir Kürt davası değil, ülkemizi zayıflatmak ve önünü tıkamak yoluydu. Çünkü PKK yöneticilerinin en üst yapısında kripto Ermeniler vardı ve savaşçıları aptal bizimkilerdi. Ermeniler, Kürtleri kendilerini katletmekle suçluyorlardı ama işin öyle olmadığı ve rövanş olduğunu daha önce yazmıştım. Ruslarla iş birliği yapıp doğudaki Kürt insanıma tecavüz edecek, ziynetlerini gasp edip masum Kürtleri öldürecek, sonra da Kürt davası diye "Kürdüm" diyerek Ermeni kriptolarla ülkemi bölecektin ama deniz bitti. Masken, "30 bin elemanım var" diye 90 bin parası aldığında bitmiş ama konjonktürden beslenen enayiler "belki" diye seninle yürüdüler hâlâ.
Washington artık Suriye’de yük taşımak istemiyor. Yeni denklemde Türkiye ile ilişkiler, İsrail’in güvenliği ve İran’ın çevrelenmesi daha kritik hale geldi. Bu tabloda PKK/YPG, ABD için faydalı bir aparat olmaktan çıktı. Bu, sadece bir veda değil; aynı zamanda sorumluluğu tamamen sahadaki aktör olan Türkiye’ye işi bırakma demek oluyor.
Tarih bu tür örneklerle dolu. Güney Vietnam, Afgan mücahitleri, Iraklı yerel unsurlar, Gürcistan ve Ukrayna’yı iki kez satmak... ABD, işi biten ortaklarını geride bırakmakta tereddüt etmediği genetik yazılımı olsa gerek. Suriye PKK’sı açısından bu açıklama, korumasız kalma riskini açıkça ortaya koyuyor. Şivan Perwer boşuna ağladı. Bir zamanlar "emperyalist hain" dediği devletten ağlayarak "desteğinizi çekmeyin, bizi satma" mealindeki davranışı, onun kara defterine iki satır rezalet olarak hatırlanacak. Apo'yu Fetullah ile değiştirerek satan devlet seni zaten satardı; bunu anlamamak ahmaklık değil de neydi? Burada hükümet ve ordumuzun izlediği politika zaman zaman zikzaklar da olsa sonuç pozitif oldu demek gerek. Artık PKK’ya ne uluslararası meşruiyet ne de kalıcı devlet desteği olmayacak gibi. Yeni yapıya evrilmesi de sonuç getirmedi. Sahada yalnız kalan her yapı gibi çözülme riskiyle karşı karşıya olduğundan PKK dağılma süreci tamamlanmak üzere. Bu gelişme, aynı zamanda bölge ülkelerine de mesaj niteliğinde: ABD ile kurulan ilişkiler stratejik değil, geçicidir.
Sonuç net: ABD çıkarı bittiğinde müttefiklik de biter. Suriye’nin kuzeyinde şimdi yeni bir dönem başlıyor ve bu dönemde dün “vazgeçilmez” denilen aktörler bugün yük olarak görülüyor. Ama Siyonist hainler rövanş almak isteyeceğinden sonucu net yazamıyorum. NOKTA.