Yazım, İran ile ABD arasında doğrudan bir savaşın çıkacağı varsayımına dayanmaktadır. Çin, aralık ayında İran’dan 5 yıllığına 400 milyar dolarlık petrol anlaşması yaptı. İran petrolünün yüzde 80’ini Çin aldığı için bu tedarikin artık kesilmesi gerektiğinden, İran’ı kontrole almakla olacağı için savaş ihtimali yüksektir. 400 milyar dolar işini yazan, çizen olmadığı için işin nasıl patlak verdiği ilk sitemizden öğrenilecek. Çin'in petrol stokları 72 günlük. ABD, Venezuela işiyle Çin'in petrol konusunda ilk tedarik zincirini kontrole aldı.
Venezuela zaten Çin'e uzak olsa da ucuz petrol yönü ile ABD; İran'a yakın olması yüzünden galonu 5 dolar aşağı petrol tedarikini aksatarak Çin'in ucuz petrole ulaşmasını engellemeyi düşünmekte. ABD, 12 gün savaşında petrol sahaları ve tesislerini vurmayı akıl etmemişlerdi. Şimdi Çin yüzünden tüm dünya petrolünü kontrole alarak Çin'in ilerlemesine sekte vurmayı akıl ettiler. Bu yüzden bu savaş uranyum zenginleştirme olgusu değil, petroldür.
Bence Çin'in milli güvenlik sorunu olan petrol tedarik güçlüğü hedefini birkaç yıl aksatmak ABD'nin en önemli amacı. Çin'in petrol tedariki içerideki üretim zincirinin aksamasını sağlayıp Çin'i bölmeye oynadığı ortada. Ancak bu tarafta da ABD saldırısı İran'da safların sıkılaşmasını sağlayacak; bu ikilem belki de İran'ın bölünmesini uzatacaktır. Çin'de bölünmenin ise ileride ne olacağını kestiremiyorum. Ama Çin’de kısmi baskı olsa da emperyalist ülkelerin oyununa gelmez ve onlar da ABD’ye rağmen saflarını sıklaştırmalı; ama Çin'in bölünmesi tümü hain Batı ve hain NATO’nun işine gelmektedir.
Çatışma sanırım olacak ve ilk günlerinde askeri denge klasik güç tablolarının ötesine geçecektir. ABD mutlak teknolojik üstünlüğüne rağmen sahada beklemediği bir dirençle karşılaşacaktır. Bunda özellikle Çin teknolojisi ABD’yi zorda bırakacaktır. Savaşın karakteri konvansiyonel değil, sistem bozucu ile olacaktır.
Çin’in altı gün boyunca İran’a gönderdiği 18 nakliye uçağı, savaşın seyrini doğrudan değil, dolaylı biçimde değiştirecektir. Bu sevkiyatlar silah yığınından ziyade elektronik harp araçları, sensör, haberleşmeyi kesme ve veri altyapısı köreltme odaklı olduğundan neyin ne olacağını göreceğiz. Geçen yılki Pakistan-Hindistan savaşında havadaki tüm Hint uçaklarını Çin malı uçakları olan Pakistan 5 dakikada yok edince dünya şaşırdı, savaş bitti. O yüzden ABD’nin bu savaşta tuzak kurduğu Çin yüzünden zorda kalacak. ABD’nin uydularını, haberleşmesini ve Körfez'deki hava sahası ve radar bozma aletlerini İran'a verdiği için İran ilk etapta zarar görse de kısa süre sonra ABD'ye haddini bildirecektir. Savaşın ilk şokunu yaratan unsuru da Çin nakliye uçaklarının getirdiği yeni nesil araçlar yapacaktır.
ABD’de askerlerin eyaletlerde pervasızca insan öldürmesinin üstüne İran konusunda başarısızlığı onları bölünmeye hazırlayacaktır. Bu durum ABD için askeri değil, psikolojik bir eşik olacak. Bu arada İran'ın binlerce füzeyi yağmur gibi donanma ve Körfez'deki üslerine yollayacağını göreceğiz. Yüzlerce kamikaze dron ve bomba taşıyan hızlı küçük botlarla ABD’ye ciddi sıkıntı vereceğini düşünüyorum. İran hipersonik füzeleri elbet devreye girecektir. Hürmüz çevresinde yaşanan deniz çatışmaları sembolik bir kırılma yapacak. ABD’nin uçak gemisinin devre dışı kalması, birkaç eskort gemisinin kaybedilmesi, 4-5 tane petrol tankerinin vurulması, askeri dengeden çok kamuoyu dengesini etkileyecektir. ABD tarihinde uçak gemileri yenilmezlik sembolüdür. Bu sembolün zedelenmesi, savaşın iç politik baskısını ortaya çıkartacaktır. Zaten Çin uçak gemisini vurmaya oynayacak. İran devleti için mesele toprak savunması değil, rejim savunması ve devamlılığıdır. Bu hedefe ulaşıldığı sürece askeri kayıplar şehitlikle küllenecektir.
ABD açısından ise durum tersinedir. Saha üstünlüğü olsa bile savaşın siyasi getirisi TRAMPET için ara seçimde açık ara yenilgi ile sonuçlanacaktır. Savaşta diplomasi devreye girecek ve savaş bitecektir. Türkiye, Arabistan ve İngiltere arabulucu rolü üstlenecek ve bu üç aktör, çatışmanın bölgesel yangına dönüşmesini engelleyecektir. ABD bu çatışmadan askeri olarak değil, stratejik olarak ders alacaktır. Teknolojinin mutlak üstünlük olmadığını, sistem bozucu kapasitenin büyük güçleri de sarstığını göreceğiz.