Dastar Dokuyan Eller Var, Analardan Yağdigar

Dastar ustası olan Yadigar Özdeş ve eşi Macit Özdeş ile Dastar ustalığı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Dastar nedir, nasıl üretilir, ne kadar emek ister? Uzun yıllardan fazla emek veren ustalarımıza sorduk.

PAYLAŞ
Youtube Kanalı VİDEO
Esnaf Haber TV - iba

 Dastar eskiden kadınlar tarafından sıkça kullanılan “üstlük” adı verilen bir kıyafetti. Şimdilerde ise modern giyim alanında yeri kalmayan bir kıyafet.

Modern giyim alanı git gide çeşitlenmekte ve değişime maruz kalmaktadır. Yakın zamanda Şili’deki Atacama Çölü’nden gelen dev kıyafet çöplüğü görüntüleri, kıyafet modasının nasıl büyük bir hızla değiştiğini ortaya koyan en iyi örnek değil mi?
Muğla Fethiye'nin  otantik bir dağ beldesi Yeşi Üzümlü'de dastar dokuyan Yadigar Özdeş ve eşi Macit Özdeş…

Denizin Dibinde Dastar Üretimi 
Dastar ustası olan Yadigar Özdeş ve eşi Macit Özdeş ile Dastar ustalığı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Dastar nedir, nasıl üretilir, ne kadar emek ister? Uzun yıllardan fazla emek veren ustalarımıza sorduk. Onlar da Ahi düsturuyla sorularımıza ilgiyle yanıt verdiler. Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği ve Ahi Enstitüsünün projesin dahil olan www.esnaf esnafhabertv.com haber ekiplerimizin  yaptığı röportajla değerli okuyucularımız ile yaptığımız baş başa bırakıyoruz  

-Şimdi Beyefendi’ye “Tatile götür, denize götür diyeceğim” ama denizin dibindesiniz. Gider misiniz denize?
MACİT ÖZDEŞ: Gelirimiz kısıtlı, sıkıntılı… Bir emekli maaşımız var. 
YADİGAR ÖZDEŞ: Biz el gibi çıkıp bir yere gidemiyoruz. Fethiye’de turistlerin gezdiği yerleri bile bilmeyiz.
MACİT ÖZDEŞ: Sosyal çevremiz yok. Fethiye’ye bile inemiyoruz. Sürekli Üzümlü’deyiz. Kapı bekliyoruz. 2000 TL para alıyorum. 400 TL elektrik, 300 TL su parası…Bunun nesini dışarı harcayalım? Gelirimiz kısıtlı olduğundan dolayı bir sosyal yaşantımız yok. 


YADİGAR ÖZDEŞ: Biz sabahtan akşama kadar kapı bekliyoruz. Ben dokurum. Eşim kapı bekler. 
MACİT ÖZDEŞ: Bir yaz bitiyor, öbür yaz geliyor. Heykel gibi ben kapının yanındayım. Ben bu kapıyı bekliyorum.
YADİGAR ÖZDEŞ: Eşim bu gelemgenlerimi (bobinlerimi) yapmazsa ben zaten dokuyamam. Önceden dokuyordum, okuldan gelince oğluma sardırırdım. Emekli olunca da eşim yapıyor gelemgenlerimi. Eşimde gelengenlerimi yaparak yanımda yetişti.
-Eşiniz bu işi kaç yıldır yapıyor?
-YADİGAR ÖZDEŞ: Emekli olduğundan beri 26 senedir yapıyor. Bazen de bobinleri büyük sarıyor. Bunları azıcık küçük sar diyorum. Biliyorsan gel kendin yap, diyor. 
-O tezgâha geçebiliyor mu?
 YADİGAR ÖZDEŞ: Yok onu ben yapıyorum. O gelemgen yapıyor. Biz önce masır diyorduk şimdi sosyetikleşti bobin oldu. Önceden masır derdik. Bunun adı (tezgâhı gösteriyor) düvendi şimdi tezgâh oldu.
-O tezgah kaç yıllık?
YADİGAR ÖZDEŞ: 50 yıllık var.
-Satışlarınız nasıl?
-YADİGAR ÖZDEŞ: Satışlarımız yok. Bir tanıdık eş dost olursa oluyor. Bayramdan itibaren satışlar baya durdu. Bayramda birkaç tanıdık vardı. Onlara verdim birkaç parça. Bayram geçeli baya oldu.
-Turistlerden gelen yok mu?
YADİGAR ÖZDEŞ: Turist yok zaten hastalıktan dolayı.
-Sosyal medya hesaplarınız var mı?
YADİGAR ÖZDEŞ: Yok, ne arasın bizde çoğu geliyor. Diyor ki sizin internet hesabı gibi bir şeyiniz var mı? Yok diyorum. Orda bankamatik var alır gelirsiniz parayı.
-Aslen nerelisiniz?
YADİGAR ÖZDEŞ: Bizim soyumuzdan olan büyüklerimiz hep mezarlıkta. Herhalde biz buranın yerlisiyiz. Biz Yörük’müşüz, Üzümlülüyüz. Eşimle beraber doğup büyüme buralı yani.

Anneanne Mirası Bir Gelenek 

-Çocukluktan bu yana senin ilk ustanız kim?
YADİGAR ÖZDEŞ: Benim ustam anneannemdi. 
Dastar ne demek?
YADİGAR ÖZDEŞ: Dastar eskilerin büründüğü işte. Bu örtülere dastar deniyor.     
Yani başörtüsü mü?
YADİGAR ÖZDEŞ: Eskiler iç çamaşırı yapıyorlarmış. Gecelik yaparlardı, uzun bir şekilde dikerlerdi. Eskilerin giydiği hep oydu. Ama şimdi asortikleşti. Atkı oldu, şal oldu, masa örtüsü oldu, fular oldu. Ama yine de bir şeyler başörtüsü oluyor.
İlkokula gittiniz mi?
YADİGAR ÖZDEŞ: Gittim tabii. 15-16 yaşımda da küçükken evlendim. Yazın tütün işlettik, kışın bez dokuduk. Öyle geldik bu zamana kadar.   
Eşiniz “Biz birbirimizi beğenerek evlendik” diyor. Doğru mu?
YADİGAR ÖZDEŞ: E tabii, öyle olmasa 15-16 yaşında evlenilir mi?
Kaçırmadı yani seni?
YADİGAR ÖZDEŞ: Yok kandırmış. 
Akrabalığınız var mı?
YADİGAR ÖZDEŞ: Uzaktan nenelerimiz tarafından var herhalde. Ama çok yakın bir akrabalık bağımız yok.
Ne zaman elinize aldınız bu dastarı?
YADİGAR ÖZDEŞ: Ortaokuldan sonra okulda ayrıldım. Ondan sonra dokumaya başladım. Bizim evde sürekli düven vardı. Bu tezgâha önceden düven derlerdi. Bende girerdim. Şimdi benim torun var, 9 yaşında. Bandanalar yapıyorum ben ona. O da satıyor. Geçen sene ayakları yetişmiyordu. Ben de yapacağım diyordu. Bu sene yetişiyor bayağı. Bir karış dokuyor ama düzgün dokuyor.  
Onunda tezgâhı var mı?  
YADİGAR ÖZDEŞ: Yok buna giriyor. Bizim bir tane küçük tezgâhımız var. Seneye ona tutuvereceğim. Diyor ki bana “Anneanne ben hâkim olacağım, emekli olunca da bunu yapacağım. Bunları bana vereceksin diyor. Küçük ama dokuyabiliyor.

Yarım Asırlık Ustalık Öyküsü!

Siz bunu 50 yıldır dokuyorsunuz. Bunun ipliği özel mi? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Bunu Denizli’den ham olarak alıyoruz. Ekmek unu ile pişiriyoruz. Akşamdan ıslıyorum, pamuk sarısı çıkıyor. Ekmek unuyla pişirip kaynatıyorum. Eşim günlerce gelemgen sarıyor. 40 tane bir gelemgeneye 3-4 tane diyet sarıyor. Günlerce onları diziyoruz, bahçede ağaçlara bağlıyoruz. Ağaçlara bağladıktan sonra bahçede demirler var. Demirlerde şu tezgahtaki ipliği yapıyoruz. Çözgü yapıyoruz, sonra şu tarağa bir bir düğümlüyoruz. Ondan sonra dokunacak hale getiriyoruz. 
Bu işlem yaklaşık olarak ne kadar sürüyor? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Bu en az 1 ay sürüyor. Haşlıyorsun, kurutuyorsun, burada sarıyorsun, çözgü yapıyorsun, doluyorsun… Baya zahmetli bir iş. Sonra bobinlerimi de eşim sarıyor. Onlarla dokuyoruz. Bir de şöyle saçak taktıklarım var. Onlar aynı bunun gibi uzun top halinde geliyor. Onlar bantlı oluyor ve bandından koparıp tarağa ekleniyorlar. İçinde de bobin halinde iplik var, onu atıyorlar. Onun gelemgeni yok, haşlaması yok, çözmesi yok. Ben ondan hiç yapmadım. Aynı parayı verelim ondan doku, deseler ben yine de yapmam.

 Eskiden kök boya da mı katıyordunuz?

YADİGAR ÖZDEŞ: Annemler katıyordu, ben de yaptım. Evlendikten sonra mesela süt sarısı kuzu yünü boyardım, ama şimdi yapmıyorum. Artık bunları bırakma zamanım geldi. 
Sen bu işi bıraktığın zaman kim devir alacak?  
YADİGAR ÖZDEŞ: Kimse devir almayacak. Benim bir kızım var, İstanbul Bakırköy’de hâkim.  Bir de oğlum var, minibüs şoförü.  
Yadigar Hanım sizin bırakmaya gönlünüz de razı gelmiyor gibi. Ama sağlık durumunuz mu engel oluyor?
YADİGAR ÖZDEŞ: Gönlüm razı gelmiyor. Evet, ayaklarımda sıkıntı var. Ama yapabildiğim yere kadar bu işi yapacağım. 
Halk eğitim merkezinden size teklif filan geldi mi?
YADİGAR ÖZDEŞ: Ben halk eğitim merkezi türü yerlere ne bez verdim ne dastar verdim ne de bir şey gördüm. Ancak tanıdıklarım geliyor, ürünlerimden alıyorlar. İşimde iyi olunca tanıdıklar da beni tercih ediyorlar. 
Bu tezgâhta günde kaç saat geçiriyorsunuz?  
YADİGAR ÖZDEŞ: Benim belli bir saatim yok, fırsat buldukça işimin başındayım. 

Dokuma İşinin Gecesi Gündüzü Yok! 

 

Dükkanınızı kaçta açıyorsunuz?
YADİGAR ÖZDEŞ: Kapımı kalkınca açarım, gece yatana kadar da açık durur. Fırsat buldukça buraya girerim. Eskiden çocuklarım küçükken geceleri çok dokurdum, şimdi yapamıyorum. 
İplikleri birbiriyle buluşturuyoruz ve ortaya muazzam bir desen çıkıyor. Bu işlemleri yaparken ne düşünüyorsunuz?
YADİGAR ÖZDEŞ: Genelde desenleri, iplikleri, kime ne satacağımı, sattıklarımın yerine hangi ürünleri koyacağımı düşünüyorum.  
Bunları işlerken hiç şarkı filan söylemez misiniz?
YADİGAR ÖZDEŞ: Yok söylemem. İçim sönüktür, yaradılıştır. Annem vardı, rahmetli olalı 2-3 sene oldu. Çok şen şakrak, ölüyü güldürür türden bir kadındı. Ama ben babama çekmişim, hiç öyle değilim. 
Bu nedir? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Üzümlü dastarı dedikleri aslında bu. Bundan masa örtüsü, atkı, bez, namaz örtüsü oluyor. 
Bunun dokuması ne kadar sürüyor?
YADİGAR ÖZDEŞ: Bunun dokuma süresi, işlemeye bağlı olarak 10-15 gün sürüyor. Yaparken 4’er iplik şeklinde geçiriyorsun, sayıyla atıyorsun, sırasını sayıyorsun.     
Siz aynı zamanda bir esnafsınız. Esnaflık hakkında ne söylersiniz? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Her gelen müşteriye işimi anlatıyorum, dağıtıyorlar düzeltiyorum, çıkartıyorum, gösteriyorum, anlatıyorum. O nedenle müşteriyle iletişimim iyidir.  
Müşteriyi nasıl karşılarsınız, nasıl anlatıyorsun? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Ustalaştım artık biliyorum. Müşteri gelince alır mı diye umutlanıyorum. Bazıları alıyor bazıları almıyor. Ben alana da almayana da bir davranıyorum. Bazen almak zorunda değilsin de derim. 
Sloganımızı söyler misiniz?  
YADİGAR ÖZDEŞ: Anadolu’nun Ahisiyiz, dört bir koldan Türkiye’yiz.
Bu sanatı kaç yaşında öğrendiniz, aileniz ne zaman Yadigar sen artık usta oldun, dediler?
YADİGAR ÖZDEŞ: Bu işin içinde olduğumuz için sen oldun, diyen olmadı. Ama zamanla oluyorsun işte.  
Senin bu örgülerde bir imzan var mı?      
YADİGAR ÖZDEŞ: Yok, ben böyle dokurum, müşteri bulursam da satarım. Beni tanıyanlar arar, sorar, gelir zaten.  
Size ait bir desen var mı? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Hepsi zaten bana ait, ben yapıyorum.
Bunları hiç kopyaladılar mı?  
YADİGAR ÖZDEŞ: Vardır ama farkı da muhakkak olur.      
Buraya gelen genç kızlara ne nasihat ediyorsunuz? 
YADİGAR ÖZDEŞ: Genç kızlar gelmiyor ki. Gençler bakmıyor bile. Nadiren geldiklerinde bakın bandanalar var, diyorum. Telefonla oynuyorlar, bir ilgileri yok. 
Evet gençlerin bu tip şeylere ilgisi yok. Ne yapacağız bu gençleri?
YADİGAR ÖZDEŞ: Sence yeni nesillerde böyle bu motifleri çıkaracak olan var mıdır? Bunların çoğu büyüklerimden kalan tasarımlar ve bana ait olan motifler. 
Sloganımızı söyler misiniz?
YADİGAR ÖZDEŞ: Anadolu’nun Ahisiyiz 4 bir koldan Türkiye’yiz.

Çadırda Çalıştık

-Macit Bey eşinizle hep bu işi mi yaptınız, başka geçim kaynağınız da var mıydı?
MACİT ÖZDEŞ: Hep iki işi birden yaptık. Hiçbir şeyimiz yoktu, sıfırdan başladık. Tütün işi geceleri işlenir, gündüzleri dizilir. Başka bir şeye vakit kalmazdı. Bu işi, kışın boş zamanlarımızda yapardık. Onda da eşime yardımcı oluyordum. Bizim işimiz çok zordu. Hiç uyku uyumadan, yemek yemeye zamanımız kalmadan uzun süre tütün işi yaptık. 
-Geçim sıkıntısı olunca mecbur iki işi birden yapmak lazımdı değil mi?
MACİT ÖZDEŞ: Hiçbir şeyimiz yoktu. Evimiz, yiyecek ekmeğimiz… Biz bir çadırda çalışmak mecburiyetinde kaldık. 
Emekli olduktan sonra mı bu işle ilgilenmeye başladınız? 
MACİT ÖZDEŞ: E tabii. Emekli olduktan sonra boş kalınca elimden geldiğince eşime yardımcı olmaya çalışıyorum.
-Şimdi ben bu işi yerinde gördüm. Bu işi görmeyen okuyucular için yaptığınız işi anlatır mısınız?
MACİT ÖZDEŞ: Eşim bu ipliklerin terbiyesini yani haşlamasını yapıyor. Eşim bu aşamaları yaparken ben de ona yardımcı oluyorum. İplikler büyük kazanlarda kaynıyor. Ben de o kazanları kaldır indir işlerine bakıyorum. Bu iplikleri haşladıktan sonra kurutuyoruz, kuruduktan sonra iş bana kalıyor. Şu elimdeki gelemgenlerden her bir gelemgende 3 tane çile sarıyorum, 20 tane gelemgen yapıyorum. 20 tane gelemgenin yapılması 1 ay kadar sürüyor. Bir de bahçede 130 santimetre kalınlığında 2 tane demir bulunmakta. 40 tane bir tarafa demir kazıklar çakıyoruz, 10 cm aralıklarla yapıyoruz bunu. Sonra karşılıklı 8-10 metre mesafeyle 2 tane büyük direk dikiyoruz ve sabitliyoruz. 10 tane gelemgeni bir ipe geçirip bu direklerin alt kısmına bağlıyoruz. Yine bir ipe 10 tane gelemgen geçirip direğin üst kısmına bağlıyoruz. Ondan sonra 20 tane olan gelemgenin hepsini tutturuyoruz, 8-10 metre yere götürüyoruz. Burada birinci kazıktan başlayarak dolana dolana bir ön bir arka doluyoruz. Bütün bu işlemler oldukça zahmetli ve yaklaşık 1 aya mal oluyor. Göründüğü gibi sadece dokunup geçilmiyor. Ayrıca o motiflerin birçoğu atalarımızdan kalma. Yılan yanışı, sülük yanışı gibi motifler onlardan kalma. Ama eşim, buradaki diğer bütün motifleri kendi yaratıyor ve her mekiği sayıyor. Bu beceri isteyen, sabır isteyen bir iş 
Bu süreçte eşinizin her zaman yanındasınız ama değil mi?
MACİT ÖZDEŞ: Ben tekim Üzümlü’de. Gece gündüz, 24 saat ayrılmayız birbirimizden. Yatakta, yorganda, işte, aşkta hiç ayrılmadık. Ben eşime devamlı bütün hizmetleri yaparım, ona yakın dururum. Kötü alışkanlığım yok, sigaram, kumarım, kahve hastalığım yok. 3 yıl oldu ben çarşıya çıkmayalı. Ben eşime çok yardımcı oluyorum. O şekilde bu hale geldik, hiçbir şeyimiz yoktu.      
Sloganımızı söyler misiniz?
MACİT ÖZDEŞ: Anadolu’nun Ahisiyiz, 4 bir koldan Türkiye’yiz.  
 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN