Osmanlı ve Selçuklu'dan miras kalan sanata sahip çıkıyor

Osmanlı ve Selçuklu'dan miras kalan sanata sahip çıkıyor

İnci kabuğu ile süsleme sanatı olan, en yaygın ve gelişmiş örneklerinin bu topraklarda görüldüğü sedefçilik mesleğinin ustalarından Muzaffer Demir, sedefçiliğin geçmişten günümüze geçirdiği süreçleri ve farklılıkları www.esnafhabertv.com’a anlattı.

Youtube Kanalı VİDEO

VİDEOYU PAYLAŞ!

ESNAFHABERTV.COM: Bize kendinizden bahseder misiniz?

MUZAFFER DEMİR: Muzaffer Demir, 1965 Gaziantep doğumluyum.

ESNAFHABERTV.COM: Bu mesleğe ne zaman başladınız?

MUZAFFER DEMİR: Mesleğe sene 1971’de başladım. Babam Remzi Demir eski tüfek tamirleri ile bu mesleğe başladı. O zaman altı yedi yaşlarında oraya girdik şimdi 58 yaşındayım, hala devam ettirip daha çok yükseltiyoruz mesleğimizi.

ESNAFHABERTV.COM: Peki nedir sizin mesleğiniz, detaylı olarak açıklar mısınız?

MUZAFFER DEMİR: Bizim işimiz ilk zamanlar tüfek tamiri ile başladı, sonra bize gelen sedef kakma takunyanın tamiri ile sedefçilik yapmaya başladık. Sedefçilik de sedefi kullanamazdık nereden olduğunu da bilmezdik pijama düğmelerini plastikten kesip yapmış olduğumuz tüfeklerin üzerlerine işledik. Sonra sedefçilik de ilgi ve çeşit artınca bu tatlı sulardan çıkan istiridyeler, Kızıldeniz ve uzak doğudan gelen o sedefleri kesip kullanıyoruz.

İHRACAT İŞİ KALMAYINCA YERLİ PİYASAYA AÇILMAYA BAŞLADIK

ESNAFHABERTV.COM: Peki şu an meslek bazında gelişmeniz nasıl, tüfek ile başladığınızı söylediniz nasıl ilerliyor?

MUZAFFER DEMİR: 30 yıl önce bu iş çok daha iyiydi çünkü dış ülkelere ihracat yapıyorduk. Bir mağazada bitmiş ürünü dizme şansımız olmuyordu, hepsini sipariş olarak çalıştığımız için o zamanki devletimizin dış ilişkilerinden dolayı ihracat daha çoktu. Şimdi ihracat işi kalmayınca yerli piyasaya açılmaya başladık. Herkesin evinde kullanmış olduğu koltuklar, sehpalar ve kutular ile devam ediyoruz.

ESNAFHABERTV.COM: Bu sedeflerden bahsettiniz, çeşitleri nereden geliyor nasıl alıyorsunuz ya da size gelişi nasıl?

MUZAFFER DEMİR: Plastiklerimizi fabrikadan getirdik. İstanbul'dan onları alıp yapması çok kolaydı ama sedefi temin etmek zordu. Tatlı sularımız çok olduğu için barajı gölü olan her yerden midye çıkıyor ama bizim kullanmış olduğumuz tatlı su midyeleri, Malatya'dan çıkanlar. Bunların hem renkleri hem de kalitesi çok yüksek, bize onları köylüler topluyor. 2-3-5 ton olunca stok yapıyoruz. Zaten en çok sıkıntımızda o çünkü sedefin yanında bir sürü yardımcı maddelerimiz var mesela pirinç tel kullanıyoruz. Bu bir firmada bulunmazsa başka bir firmada bulabiliyorsun ama sedefin bulunması zor. Köylüler o suya girip onları çıkartıp getirmeseler biz o sedefi temin edemeyiz. Şu an onları kullanıyoruz, onların yanında bazı özel ürünlerimizde Kızıldeniz'den gelen renkli sedefler, onlar biraz daha pahalı dolar bazında tedarik ettiğimiz için.

LAHMACUNA BİR KEBABA YA DA BİR ÇORBAYA VERİLEN DEĞER SEDEFE VERİLMEDİ

ESNAFHABERTV.COM: Türkiye'de bu meslek şu anda ne kadar rağbet görüyor?

MUZAFFER DEMİR: Kendimizi söylemeyeyim de baba mesleğimiz diye girdik biz, dört kardeşiz kardeşlerimizin ikisi devlet memuru oldu, kardeşimin biri de ayrı bir meslekte. Bu meslekte özellikle benim çok emeğim var, bunu takdir edende var etmeyende var. Bu meslek için şunları söyleyebilirim ki bir lahmacuna bir kebaba ya da bir çorbaya verilen değer sedefe verilmedi ama bu meslek atalarımızdan gelen bir meslek. Gaziantep'in kültüründen gelen bir şey değil, ben bunu birkaç sizin gibi ziyaret edenlerle de paylaştım. Şimdi bazı yörelerde mesela Isparta'da benim bildiğim bir kız, halısını kendisi dokurmuş hiç dokumazsa, bir tane seccade dokurmuş ama bizim Antep'te sedef kültürü yok. Osmanlı ve Selçuklulardan sanat olarak geliştirdik, Antep'e mal ettik o yüzden emeğimiz çok bu işte. Sonra bu işleri bir kilo baklava ile kıyaslandık, resmi kurumlara özel şirketlere dedik ki hediye verecekseniz bizim bu ürünlerimizden verin. Bunlar daha kalıcı ve ilgi çekici şeyler böyle böyle bu işi resmi kurumlar olsun belediyeler olsun hediye bazında alıştırdık. Şimdi şükür müzelerdeki çoğu ürünler bizim buradan yapılıp gidiyor. İşlerimiz bir telefona bağlı bir telefon geliyor iki ay o işle uğraşıyoruz. Şu an ekonomik durumdan dolayı sıkıntılarımız var çünkü zamlar çok, malzemelerimizin fiyatı da arttı. Eskiden bir etiket vurduğumuz malı iki sene üç sene aynı fiyattan satardık şimdi bir haftada fiyatlarımız değişiyor. Sıkıntılarımız dışında bu mesleğin sevgisi bizi devam ettiriyor.

ANTEP’TE ÇOK AZ İNSAN SEDEFİ TANIYOR

ESNAFHABERTV.COM: Bu sedefçilik geleneğinin Gaziantep'te önemi nedir, gelinlik kızlar kadınlar eskiden düğünlerde anılırdı, şimdi burada kullanılır bu sedef nerede kullanılır, ne yaparsın bu sedefle, ne yapılır, ne yapılmaz buna nasıl bakmak gerekir bu sedefçilik işine sen dedin ki nemli bezle silmediği…

MUZAFFER DEMİR: Evet sedefler şöyle abi şimdi sedefler dediğim gibi az önce de bahsettim hakikaten Antep'te çok az insan sedefi tanıyor, ben Antepliyim ama Antep'in bu işe ilgisi olmadığı için çok takdir etmem. Çünkü Antep'te yani insanlar ev araba sevdalısı, altın sevdalısı bu işe ben birazda şöyle bakıyorum, biraz kültür işi yani biraz kültür düzeyi yüksek olan kişiler bizim işimize değer veriyor.  Antep'te bir kişi gider bir tepsi baklavaya 1000 lira verir ama bizim 200 liralık bir ürünümüze değer vermez. Biz onun için daha çok dışarıya açılıyoruz yani en başta da bizim biliyorsunuz Türkiye'nin merkezi İstanbul en çok müşteri çevremiz İstanbul'da biz onun için yaptığımız ürünleri düzgün kaliteli yaparsak müşterimiz mesela benim 10 senelik olan müşterim var. Yani 10 sene önce bir ürün almış üç sene sonra yanına başka bir aksesuar alıyor üç sene sonra başka bir aksesuar alıyor bizim dediğim gibi il dışında kültür bakanlığı devlet sanatkârlığı kimliğini alan ilk ustayım ben, onların bizi davet ettikleri festivallere gidiyoruz fuarlara oralarda da çok çevremiz oldu, bu işin güzelliği sedefçiliği hakikaten çok güzel yapıyoruz ama değerini bilen insanlarla da olunca onları da kazanıyorsun yani sadece bir ürünü satıp maddi olarak değil de manevi olarak o kişilerden de biz dostluk kazanıyoruz, müşteri çevremiz artıyor onun için Antep ile ilgili alakalı değil sadece bu kültür Osmanlı'dan gelen bir sanat.

ESNAFHABERTV.COM: Çırak yetiştirdiniz mi?

MUZAFFER DEMİR: Hayır şimdi kendi çocuklarımızı bile zor çalıştırıyoruz çünkü biraz satış düşünce düşüyor yani talep azalınca çalışan da azalıyor.

KENDİ ÇOCUKLARIMIZ BİLE BU İŞE ÇOK SICAK BAKMIYORLAR

ESNAFHABERTV.COM: Sanatı devam ettirecek çıraklar yetiştiriyor musunuz, artık yeni ustalar çıkıyor mu?

MUZAFFER DEMİR: Hayır, zaten biz kendi yakınlarımız ile çalışıyoruz bizim en yakın ustamız yirmi yıllıktır. Yani şimdi çok ilgi yok kendi çocuklarımız bile bu işe çok sıcak bakmıyorlar, zaten yapan atölye bazında da çok kişi kalmadı önce bizim bulunduğumuz bu çevre ve sedef deyince herkes bu bölgeyi söylerdi şimdi herhalde iki üç tane atölye dışında kalmadı, herkes satıcılığa başladı.

ESNAFHABERTV.COM: Yani rağbet görmüyor?

MUZAFFER DEMİR: Yani mesela bir yer açılıyor oraya mesela bir emekli öğretmen gidip dükkân açıyor sadece satıcılık yapıyor. İmalat çok azaldı ama işte dediğim gibi insanlar fabrikaya gidiyor asgari ücretler artınca verdiğimiz paralar tatmin etmiyor onun için üretimde biraz sıkıntılar yaşıyoruz çünkü çalıştıramıyorsun insanları, biz gene kendi çapımızda bizim gibi bu mesleği seven biz yaşlılarla ustalarla devam ettiriyoruz

İŞİ BİLMEYEN, ÇALIŞMAYI SEVMEYEN KİŞİLER USTA ÖĞRETİCİ OLARAK HALK EĞİTİME GİDİYOR

ESNAFHABERTV.COM: Peki bu şekilde ilerlemeye devam edebilecek mi bu meslek, siz yaşlılar ve insanlarla?

MUZAFFER DEMİR: Bizim bize zararı olan bu halk eğitimler var mesela tabi bu konumuzla alakalı mı bilmiyorum ama halk eğitimlerde kurs açılıyor mesela bu işi yapan hakikaten bizim gibi kaliteli yapan ustalar da var onları tenzih ediyorum. Ama bu işi bilmeyen, çalışmayı sevmeyen kişiler usta öğretici olarak oraya gidiyor, orada mesela özellikle Suriyeliler geldikten sonra Suriyelilere istihdam yapılsın diye saatliğine 30 liradan 3 saatliğine 90 lira verip orada kişileri oraya topluyorlar. Yani bir şey öğretmeden ziyade bence mesleği daha çok öldürmeye çalışıyorlar, değerini düşürüyorlar, çünkü devletin burada parası da çarçur oluyor yani şimdi bir kilo tel olmuş 300-450 lira oradaki kişiler bu işi sadece saati doldurmak için kullanıyor. Orada benim yetiştirmiş olduğum bir usta ile bir sohbetim oldu usta günlük iki kilo tel eder oluyor mesela alıp çöpe atıyoruz iki kilo tel ile biz gün geliyor 3 nakkaş ile 15 gün idare ediyoruz. Halk eğitimler yapılsın biz buna karşı değiliz ama bir şehirde 20 tane 30 tane halk eğitim olmaz ki her belediye bir yer açıyor bir tane de işi sevmeyen adamı onun başına getiriyor 15-20 tane de Suriyeli getiriyorlar bunlara meslek öğretmiş. Kim gelmiş oradan öğrenmiş de yanıma gelmiş de çalışmış hakkını vermemişim istihdam sağlanmıyor sadece o yapılsın iş bitsin anlamında onun için baya bizde de kaliteli ustalardan ayrılıp da gidip orada burada sigorta için asgari ücretlerin parasına göre gidenler var ondan dolayı da zaten bizim sıkıntımız var.

ESNAFHABERTV.COM: Abi bu sedef sanatına nasıl bakılacak?

MUZAFFER DEMİR: Bir de imalatını söyleyeyim o zaman, kullanmış olduğum şeyleri dersen ben sana hepsini izah ederim. Şimdi biz ahşap olarak biz hep şeyden baktık ama esas ürünün imalatından söyleyelim bizim kullanmış olduğumuz ahşaplar ceviz ağacı ve gürgen ağacı bazı yerlerde kayın derler bunların beş sene on sene kurutulmuş olması makbuldür ki bu kalıcı olsun. Çünkü bize bazı ürünler geliyor dedesinden nenesinden kalmış bir tane takunya bizim yapmış olduğumuz bir kutu niye birinde bir elli sene yüz sene bir torununa kalmasın. Biz bunu düşünerek kullanmış olduğumuz ahşaplar ceviz ağacıdır, ceviz ağaçları mesela bu tornada yapılan bir üründür, bazıları da mobilya imalatında çatılan bir sehpanın bir sandalyenin çatıldığı atölyelerde çattırıyoruz, onlar çıktıktan sonra desenler şu görmüş olduğunuz desenler kalemle önce bir çizilir. Çizildikten sonra bunun üzerine şu anda görmüş olduğunuz pirinç derler buna tabi gümüş altın alpaka alüminyum tellerde kullanıyoruz şimdi genelde kullandığımız bu pirinç teller bu telleri işledikten sonra sedefleri şu şekli boşaltılıyor sedef kakma dediğimiz ora boşaltılıyor. Bu tatlı sulardan çıkan midyelerden kerpeten ile kırıyoruz onları bir midyeden bir tane iki tane yerine göre büyüklüğe göre sedef onları da bu bıçakların yapılmış olduğu zımpara taşları onlarda elmas taş kullanıyoruz çünkü zımpara bu taşı yemiyor. Çünkü sert sedefleri kırdıktan sonra bu boşalan yerlere elmas taşla zımpara ile tıraşlıyoruz onu tıraşladıktan sonra yerine alışıp alışmadığını kontrol ediyoruz yapıştırmak için de ahşabın sıfır zımpara tozları birikir, bizlerde o tozlarla beyaz tutkal karışımı macun yaparız o macunu buraya yerleştirip elmas taşta yapılan sedefi buraya yapıştırırız. Kışın 48 saat yazın 24 saat kurumaya bırakırız ondan sonra bir kalın bir ince zımpara ile bunu tertemiz ederiz renk verme aşamasında da biz kesinlikle boya kullanmıyoruz nitrik asidi bir pamukla süreriz boya üzerine böyle koyu tonlu bir şey istersek onu pürmüz ile yakıyoruz. Yaktıktan sonra orijinal zeytinyağı özellikle zeytinyağı yani buna ay çiçek yağı filan koyarsak bu zamanla kusuyor ahşaptan çıkıyor, zeytinyağını sürdükten sonra üzerine bir kalın bir ince zımpara vuruyoruz. Eskiden mobilyacıların kullanmış oldukları gomalak cila dediğimiz ispirto ile yapılan Hindistan'dan gelen bir madde onu katıp pamukla bunun üzerine sürüp cila işlemi öyle bitiyor. Açık tonlu olanlara kesinlikle pürmüz kullanmıyoruz ya güneşte kurumaya bırakıyoruz ya da tüp ile kurutup o şekli veriyoruz.

ÇOK GÜZEL NAKIŞ İŞLEYEN BİR USTA SEDEF YAPMASINI BİLMEZ

ESNAFHABERTV.COM: Bunları nasıl çiziyorsunuz?

MUZAFFER DEMİR: Bizde şöyle yani bu meslekte enteresandır sıfırdan büyük bir ürünü alıp da sıfırdan bitiren usta çok nadir. Bu işte ben yanımda çalışan eski ustalarıma hep derdim ki, bir işin her şeyini mesela çok güzel nakış işleyen bir usta sedef yapmasını bilmez, sedefi çok güzel yapan birisi temizlik yani bunun silim işini bilmez. Onun için benim tavsiyem onlara derdim ki sen burada üç sene beş sene çalışacaksın yarın kendi işini açtığında bir ürünü aldığında sen bunu sıfırdan yapabilmelisin. Onun için bu yedi sekiz işlemden geçtiği için sedef işleyen usta farklı, tel işleyen usta farklı, çizim işini yapan farklı. Onun için zaten ürünlerde de şekiller kesinlikle Osmanlı'nın ve Selçuklu da kullanılan şekillere göre ama bizde şöyle bir tabir var iki yanlış bir nakış yani kutuyu eline aldığında belli kalıplaşmış bir model çizmiyoruz biz buna onanda aklına ne geldiyse onu çiziyorsun, ortaya güzel bir motif çıkıyor.

ESNAFHABERTV.COM: Peki tüm süreci öğrenmeleri gerektiğini söylediniz anladığım kadarıyla.

MUZAFFER DEMİR: Evet.

İNSAN KENDİNİ YETİŞTİRİRSE BİR YILDA İYİ BİR USTA OLABİLİR

ESNAFHABERTV.COM: Bu süreç onlar için nasıl ilerleyecek diyelim hiç bilmeyen biri öğrenmek istiyor bu sanata kendini adamak istiyor şu an hem imkân var mı hem de bu süreç ne kadar uzun?

MUZAFFER DEMİR: Bu iş biraz da o kişinin kabiliyetine bağlı yani yanında on sene çalışan adam, iki sene önce giren ondan daha becerikli olur. Çünkü o kendini öğrenmeye adadı öbürü öğrenmemeye sadece çalışıp buradan belli ücret aldığı için, onu öyle düşünürsen bu işi öğrenmek çok zor ama şimdi biz bazen Halk Eğitimlerde hocalarımızı gidip ziyaret ediyoruz, bakıyoruz. Orada hakikaten sizin gibi hanımefendiler, bayanlar var samimi söyleyeyim bizim çok ustadan daha güzel işliyorlar. Ben bunu takdir ediyorum o konuda, bu iş kabiliyet işi yani insan kendini yetiştirirse bir yılda iyi bir usta olabilir ama adam 50 sene çalışır usta olamaz o farklı bir şey.

ESNAFHABERTV.COM: Yani bu iş böyle gidiyor öyle mi?

MUZAFFER DEMİR: Tabi tabi sevemezsen bu işi öğrenemezsin.

ESNAFHABERTV.COM: Nasıl korunuyor?

MUZAFFER DEMİR: Bunların özel hiçbir bakımı yok. Bizim tavsiyemiz bunları nemli bez ile silmeme tavsiyemiz var. Şimdi mesela özellikle büyük parçalarda sehpa koltuk evde kullanılan ürünlerde, herkesin evine bir temizlikçi geliyor onlar tabi bilinçsizce bu adam işine gidiyor o evde bunu nemli sile sile, bir sene sonra adam bize geliyor diyor benimkinin uçtan teli kalktı. Sedefler şey olmaz telde o da diyoruz nemli siliyor musunuz diyor ki bizim evdeki temizlikçi siliyor onun için buna çok dikkat edilmesi lazım yoksa özel bir bakımı yok. Bir sehpa aldım bir sandalye aldım bunu kullan üzerine bir çay da dökülür kahve de dökülür onun sonu değil yani onu bir kurularsınız leke olur mesela, çay lekesi, kahve lekesi ona bir iki damla zeytinyağı döküp üzerini bez ile silersen eski görünümünü alır. Yani onun için özel bir bakımı yok, sadece bizim tavsiyemiz nemli bez kullanılmasın.

Kadın erkek ahinin hedefi Türkiye'nin birliği üretim istihdam seferberliği, sedefçilik sanatını Esnaf Haber TV'ye anlattım, bu röportajı sağladığınız için Esnaf Habere teşekkür ederim bize bu imkânı sağladığınız için Ahi Enstitüsüne ayrıca teşekkür ederim.